SON DAKİKA

logo

Avukat dedektif gibi iz sürdü, müteahhidin savunmasını ‘Google Earth’ ile çürüttü

Adana’da depremde yıkılarak 82 kişinin ölümüne neden olan apartmanın karot örneklerinde beton yerine taş çıkarken müteahhidin, “C blok inşaatını 4. kattayken devraldım” iddiasını da avukat dedektif gibi iz sürerek çürüttü. 2000 yılındaki Google Earth görüntülerinde apartmanın C blok inşaatına başlanmadığını bulan Avukat Nazan Akça Subaşı, "Bu davanın benim için ayrı bir yeri var. O nedenle bu kadar uğraştım. Binadan alınan karot örneklerinde de binanın beton kalitesi C6 çıktı. C6 diye bir beton kalitesi yok" dedi.
Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat günü yaşanan depremlerde 11 şehir ağır hasar aldı. On binlerce insanın hayatını kaybettiği depremlerde Adana’da da 11 bina yıkıldı. Depremde merkez Çukurova ilçesine bağlı Huzurevleri Mahallesi’nde bulunan 14 katlı İhsan Bayram Sitesi’nin C Bloğu da yerle bir oldu. 1997 yılında inşa edilmesine rağmen, 26 yıldır ‘İskan izni’ verilmeyen binanın enkazından 82 kişinin cansız bedenine ulaşılırken, sadece 6 kişi hayatta kaldı.

Müteahhit ve inşaat mühendisine 22.5 yıl hapis cezası istendi
Adana Cumhuriyet Başsavcılığı bünyesinde oluşturulan ‘Deprem Soruşturma Bürosu’, İhsan Bayram Sitesi’nin yıkılan bloğuyla ilgili soruşturmasını tamamladı. Hazırlanan iddianame Adana 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi. Davanın tutuklu sanıkları müteahhit Celal Gül ve inşaat mühendisi Ferit Işık hakkında, ‘Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olmak’ suçundan 22 yıl 6’şar aya kadar hapis cezası istendi.

Müteahhitten ilginç savunma
Müteahhit Celal Gül, inşaatı 2000 yılında Ferit Işık’tan devraldığında C Blok’un 4, B Blok’un da 6. katta olduğu iddiasını mahkemede savundu. Ayrıca Celal Gül, 2006 yılında inşaatı tamamlanıp, 2007 yılında oturuma geçilen C Blok’un zemin katında düğün salonu için kolonlarla oynama yapıldığı, aynı binanın 6. katında da büyük bir tadilat yapıldığını öne sürdü.
İnşaat Mühendisi Ferit Işık da ifadesinde, “1985-86 yıllarında şirketi 4 ortağımla birlikte kurdum. Sonrasında diğer 3 ortak hisselerini devretti ve sadece ben, Mehmet Çelebi ile iki ortak olarak kaldık. 1999 yılında da Mehmet Çelebi ile anlaşmazlığa düşünce şirketi tasfiye ettik. İhsan Bayram Sitesi’nin bulunduğu araziye inşaatı yapmak için ‘İksa’ adlı firmamız üzerinden yapı ruhsatı aldık” dedi.

Avukat dedektif gibi iz sürdü
Celal Gül ve Ferit Işık’ın tutuklu yargılamaları devam ederken 82 kişinin hayatını kaybettiği sitede yakınlarını kaybeden Avukat Nazan Akça Subaşı dedektif gibi iz sürdü. Avukat Subaşı’nın araştırmasıyla dava dosyasına da giren delillere göre, o dönemdeki ‘Google Earth’ haritası müteahhidin iddialarını yalanladı. İhsan Bayram Sitesi’nin A Blok’unun temel seviyesinde B Blok’un inşaat halinde, C Blok’unda inşaatına başlanmadığı ortaya çıktı.

Kolon kesme iddiaları asılsız çıktı
Ayrıca alınan yıkılan apartmandan alınan karot örneklerinde binada yumurta büyüklüğünde taşların kullanıldığı, beton kalitesinin ‘C6’ olduğu öğrenildi. Binada ki kolon kesilme iddialarının da asılsız olduğu mahkeme tutanaklarına girdi.

“Müteahhit ve inşaat mühendisi suçu birbirine attı”
Konuyla ilgili Avukat Nazan Akça Subaşı, İhlas Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu. Subaşı, “İhsan Bayram Sitesi’nin C bloğu depremin ilk 20 saniyesinde yıkılan ve 82 kişinin enkaz altında can verdiği bina. İhsan Bayram Sitesi’nin müteahhidi Celal Gül ve İnşaat Mühendisi Ferit Işık 14 Şubat’ta yakalandı. Her ikisi de birbirine suçu atmaya başladı. Müteahhit ifadesinde, ‘Ben buranın inşaatına temelden başlamadım. C bloğun inşaatına başladığımda ilk 4 katı yapılmıştı. Temel çürük olduğu için bina yıkıldı. Benim yaptığım diğer bloklar yıkılmadı’ ifadelerini kullanıyor” diye konuştu.

“Müteahhidin savunmasını ‘Google Earth’ çürüttü”
Dedektif gibi iz sürdüğünü ve müteahhidin iddialarını çürüttüğünü belirten Subaşı, “Bu ifadelerin üzerine bende ‘Google Earth’te bir şeyler bulabilir miyim diye düşünüp araştırdım. Ayrıca Celal Gül isimli müteahhit ile İhsan Bayram’ın 13 sene önce davalaştıklarını öğrenip bu davayı arşivden çıkarttım. ‘Google Earth’te bulunan 2000 yılında ki görüntülerde 1 bloğun inşasının başladığı görülüyor ancak oda C blok değil B blok. Önce B blok sonra A blok ve en son da C blok yapılıyor. Celal Gül isimli müteahhit C bloğun başından sonuna kadar yapan kişi” ifadelerini kullandı.

“Binayı başından sonuna kadar yapan Celal Gül”
Celal Gül ile İhsan Bayram’ın davasına da ulaştığını anlatan Avukat Subaşı, daha sonra şunları söyledi:
“13 sene önce Celal Gül ve arsa sahibi İhsan Bayram davalaşmış. Bu davada Celal Gül’ün avukatı da şuanda rahmetli oldu. Aynen şu ifadeleri yazmış; “Benim müvekkilim Celal Gül olmasaydı siz bu siteyi asla bitiremezdiniz. Çünkü Celal Gül inşaatı devraldığında sadece 1 bloğun ilk 4 katı yapılmıştı. Diğerlerinin temeli bile yapılmamıştı.” Bu ifadelerde de ilk 4 katı yapılan binada şuanda yıkılmayan ve ağır hasarlı olan B blok. Aslında bu detaylarla binayı başından sonuna kadar yapan kişinin Celal Gül olduğu belli.”

“Beton kalitesi C6 çıktı”
Kendisinin de 5 sene boyunca İhsan Bayram Sitesi’nde oturduğunu ve 3 yakınını depremde kaybettiğini anlatan Avukat Nazan Akça Subaşı, “O binada hayatını kaybeden herkes benim komşum ve arkadaşım. Bu davanın benim için ayrı bir yeri var. O nedenle bu kadar uğraştım. Binadan alınan karot örneklerinde de binanın beton kalitesi C6 çıktı. C6 diye bir beton kalitesi yok. 1975 deprem yönetmeliğinde dahi C6 beton kalitesi kullanılmıyor” dedi.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.08.31 17:50:47
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Hatay’da deprem sonrası haşere üreme alanı 120 binden 1 milyona çıktı

Hatay Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı Ahmet Kilisli, geçtiğimiz yıllarda 120 bin civarında olan haşere ve vektör üreme alanlarının, deprem sonrası 1 milyonun üzerine çıktığını vurguladı. Kilisli, bu noktada ilçe belediyeleri göreve çağırdı.
Hatay Büyükşehir Belediyesi, 15 ilçe belediyesini, 6 Şubat’ta yaşanan deprem felaketinin ardından büyük bir sorun haline gelen haşere ve vektörle mücadele konusunda göreve davet etti.
Hatay Büyükşehir Belediyesi deprem sonrası yapılan, haşere ve vektörle mücadele çalışmalarının yürütülmesi konusunda Hatay Valiliği’ne ve 15 ilçe belediyesine bir yazı gönderdi. Yazıda, Hatay’da yerleşim alanlarında oluşan yıkım ve havaların ısınmasıyla birlikte haşere üreme alanı sayısının 120 binlerden 1 milyona yaklaştığı belirtilerek, bu dönemde haşere ve vektör ile mücadelenin oldukça önemli hale geldiği, Hatay Büyükşehir Belediyesi’nin, il sınırları içinde tüm imkanlarıyla ilaçlama çalışmalarına devam ettiği vurgulandı.
30.06.2021 tarih ve 2021/14 sayılı Cumhurbaşkanlığı Tasarruf Tedbirleri Genelgesi ile tüm şehirlerde olduğu gibi Hatay Büyükşehir Belediyesi ilaçlama biriminin araç sayısının kademeli olarak 103’ten 65 araca düşürüldüğü aktarıldı.
HBB Genel Sekreteri Nihat Tazeaslan imzalı yazıda; İçişleri Bakanlığı’nın 22.05.2017 tarihli yazısı ve 5216 sayılı kanun gereğince büyükşehir belediyesi bulunan illerde, haşere ve vektör ile mücadeleyi tek elden yürütmek, mücadele için ayrılan kaynakların etkin ve verimli kullanılmasını sağlamak amacıyla ilaçlama hizmetlerinde temel görev sorumlukların büyükşehir belediyesinde olduğu ancak ihtiyaç duyması halinde ilçe belediyelerinin de bu hizmeti büyükşehir belediyesi ile koordineli bir şekilde yapılabileceğine dikkat çekildi.
Hatay Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı Ahmet Kilisli, vatandaşlardan gelen şikayet ve talepler üzerine ilaçlama çalışmalarını haftanın 7 günü 24 saat, geceli gündüzlü bir şekilde sürdürdüklerini söyledi.

"120 binden 1 milyona çıktı"
Geçtiğimiz yıllarda mevcut 120 bin üreme alanının tespit edildiğini, bu bölgelerde sineklerin ve haşerelerin üremesini engellemek için yıl boyunca; şubat ayından itibaren sıvı ve granür tarzında ilaçlama yaptıklarını hatırlatan Kilisli, deprem sonrası bu 120 bin noktanın 1 milyonun üzerine çıktığını vurguladı. Kilisli şöyle devam etti:
“Bu binalarla ve çevre kirliliğiyle ilgili tüm kurumların ortak bir çalışma yapması lazım. Özellikle ilçe belediyelerine buradan seslenmek istiyorum. İlçe belediyelerimizin temizlikle ilgili çok hassas davranmaları gerekiyor. Bu yapılmadığı sürece karasinek ve diğer zararlı böceklerin üremesini durdurmamız mümkün olmayacak. İlk günden itibaren tüm araçlarımızla tüm personelimizle gündüz larvayla mücadele; gece uçan sinekle mücadele için canla başla çalışıldı. Diğer taraftan şehirde de şöyle bir yapı oluştu. Normalde konteyner ve çadır kentlerin içerisinde yoğunlaştırabilseydik insanları bu mücadeleyi biraz daha iyi yapabilirdik ama insanlar ağır hasarlı, orta hasarlı veyahut da az hasarlı evlerinin bahçesine bir çadır kuruyor ve orada bir hizmet üretmemizi bekliyor. Maalesef bu şekilde 65 araç değil 3 yüz araç ile bile çok zor olur, ilçelerin mutlaka ilaçlama yapması gerekiyor’.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.06.01 21:16:07
Son Düzenlenme Tarihi :





Doğu Akdeniz’i göçmen çayırı sarmaya başladı

Doğu Akdeniz’de istilacı balıklardan sonra, yerli deniz çayırlarının yerini Halophıla Stıpulacea olarak bilinen Kızıldeniz göçmeni deniz çayırı aldı. Su altında yapılan çalışmada 4 metreden 20 metre derinliğe kadar yaklaşık 100 kilometrelik alana göçmen deniz çayırının yerleştiği belirlendi.
Türkiye’nin Akdeniz’de en uzun sahil şeritlerinden birine sahip olan kentlerden Mersin’de denizde popülasyon kuran türlerin araştırılması devam ediyor. Bu çerçevede Mersin Üniversitesi (MEÜ) Su Ürünleri Fakültesi İşleme Teknolojisi Öğretim Üyesi ve Proje Koordinatörü Prof. Dr. Deniz Ayas ile birlikte oluşturulan akademisyen ekip turizmin gözbebeği Erdemli Kızkalesi ile Silifke arasında dalış gerçekleştirdi. Daha önceki dalışlarda istilacı türlerden Deniz kestanesi ve Aslanbalığı yoğunluğu keşifleri yapan ekip, bu kez kıyıya yakın noktalardaki tahribatla yok olan yerli deniz çayırının (Posidonia oceanica) yerini, göçmen deniz çayırının yayılımını inceledi. Yapılan dalışlarda Erdemli’den Aydıncık ilçesine kadar 100 kilometrelik sahil bandında denizin 4 ile 20 metre arasında geniş bir yayılım gösterdiği belirlendi.
Mersin körfezinde deniz çayırlarının bulunduğunu hatırlatan Prof. Dr. Deniz Ayas, "Bizim 2 yıldır yaptığımız çalışmalarda yerli deniz çayırlarının olduğu alanlarda, meralarda artık Halophıla Stıpulacea dediğimiz egzotik yani Kızıldeniz göçmeni bir deniz çayırının yerleştiğini gördük. Özellikle tahrip olmuş püsedonya otlaklarında halufilanın yerleştiğini ciddi anlamda buralarda geniş dağılımları olduğunu gözlemledik. Kızıldeniz’den gelen egzotik deniz çayırı rizonlar oluşturarak sediman içerisinde bir ağ şeklinde sarıyor. Her rizondan da 2 gövde çıkacak şekilde şekilleniyor. Bunlar alg değiller tohumlu bitkiler, çiçekli bitkiler ve Kızıldenizden gelerek, özellikle oşinika dediğimiz yerli deniz çayırlarının olduğu habitatlara yerleşiyorlar" dedi.

"Akdeniz’de büyük bir değişimi beraberinde getiriyor"
Özellikle göçmen deniz çayırlarının yerli deniz çayırlarının tahrip olduğu alanlara yerleşerek orada bir topluluk oluşturduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Ayas,"Yerli deniz çayırları bio ekolojik, üstlendiği fonksiyon açısından Akdeniz için çok önemli bir türdür, önemli bir habitat oluşturur, bir çok deniz canlısı için. Bunlar dekapot dediğimiz deniz yengeçlerinde tutunda balıklara kadar, bir çok tür için yaşam alanıdır. Bu türün ortadan kalkıp yerini Kızıldeniz göçmeni olan bu türün gelmesi tabi Akdeniz’de büyük bir değişimi beraberinde getiriyor. Fonksiyonel olarak bir çok türü etkileyen yerli yerli deniz çayırları artık daha az tür için önemli habitatlar oluşturan egzotik türe yerini bırakıyor" ifadelerini kullandı.

100 kilometrelik sahil bandında ciddi bir yayılım gösteriyor.
100 yılı aşkın süredir göçmen deniz çayırının Akdeniz’de varlığının bilindiğine değinen Ayas, "Ama şu anda özellikle insan etkisiyle balıkçılık olabilir, turizm faaliyetleri, yatçılık gibi faaliyetlerle deniz tabanında özellikle oluşan tahribat ve tahribatın sonucunda yerli deniz çayırlarının zarar görmesi ile yerleşmeye fırsat buluyor. Zarar görmüş deniz çayırları otlaklarına meralarına egzotik deniz çayırı yerleşiyor. Şu anda 4 metreden başlayarak, 15 -20 metre derinliği kadar bu türü yaygın bir şekilde görüyoruz. Deniz tabanını bir ay gibi bir sürede sarıyor. Mersin açısından bakarsak Narlıkuyu’dan Aydıncık’a varıncaya kadar çok geniş bir alan 100 kilometrelik sahil bandında 4 ila 20 metre arasındaki göçmen deniz çayırı ciddi anlamda bir yayılım gösteriyor" diye konuştu.

"Deniz kaplumbağaları için besin kaynağı olabilir"
Akdeniz’in değiştiğini deniz suyu sıcaklıklarının arttığının altını çizen ekip üyelerinden dalış eğitmeni Biyoloji öğretmeni Ertuğrul Çete ise "Bu iklim değişikliği ister istemez ilk etkilenenler biziz. Akdeniz bölgesi özellikle Doğu Akdeniz Bölgesi çok etkileniyor. Tabi göçmen türler sürekli geliyor. Bu göçmen deniz çayırları üretici bandındalar. Yani üreticiler. diğer türler genelde tüketici olarak geliyorlardı, istila gerçekleştirebiliyorlardı. Ama bunlar üretici olunca eko sistemde belki faydaları olabilir. Deniz kaplumbağaları özellikle otla beslenen cloniya mydas için bir besin kaynağı oluşturabilir. Tabi üretici bandı dediğim şu, üretici olması yani bir çayır olarak geliyor olması, bir avantaj. Diğer balıklarında, otla beslenenler canlılar içinde Besin kaynağı açsından avantajdır. Deniz çayırı dediğimiz Posidonia oceanica vardı. O deniz çayırının boşluklarını o dolduruyor. Belki buraları daha zengin hale getirebilir" şeklinde konuştu.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.07.27 22:42:36
Son Düzenlenme Tarihi :