SON DAKİKA

logo

Bebeklisi, bastonlusu, çok sayıda kadın maça gelip takımlarına destek verdi

Mersin’de 122 karşılaşmanın oynandığı köyler arası futbol turnuvasının final maçında tribünleri kadınlar doldurdu. Bazı anneler bebekleri ile maça gelirken, 70 yaşlarındaki bastonlu kadınların da müsabakaya ilgi göstermesi dikkat çekti.
Erdemli ilçesinde geleneksel hale gelen ve 18 yıldır devam eden futbol turnuvasına bu yıl 42 köy ve mahalle takımı ile binden fazla futbolcu katıldı. Kaymakamlık koordinesinde Erdemli Belediyesi’nin de desteğiyle yapılan, iki aydır devam eden turnuvada 122 karşılaşma oynandı. İlk günden itibaren çekişmeli geçen turnuvanın finali olan 122. karşılaşmaya Kayacı ile Karakeşli takımları çıktı. Kayacı Sosyal Tesisleri’ni bir çoğu kadın, yaklaşık 8 bin taraftar doldurdu. Tribünlere sığmayan taraftarların bir kısmı maçı kayalıklar ile araç kasaları ve sahanın çevresinde izleyip, takımlarına destek verdi. Bazı anneler bebekleri ile gelirken, yaşları 70’lerde olan kadınların da maça ilgi göstermesi dikkat çekti. 1-1 berabere devam eden maçın ikinci yarısında yaşanan bir pozisyonda hakem penaltı noktasını gösterince Karaeşli takımı itiraz ederek, karşılaşmadan çekildi. Bunun üzerinde Kayacı Futbol Takımı, turnuvanın şampiyonu oldu. Saha içerisinde ve tribünlerde erkekler arasında zaman zaman gergin anlar yaşansa da takımların kadın taraftarları maç boyunca tezahüratlarda ve sevinç gösterisinde bulundu.

Turnuvanın şampiyonu kadınlar
Turnuvayı baştan itibaren takip ettiklerini belirten Nazife Evdilek, "Turnuvanın şampiyonu kadınlar. Dostluk, iyilik, gençlerimiz kazansın" dedi. Köylerinin çocuklarını desteklemeye geldiklerini dile getiren diğer kadınlar ise kendileri içinde bir aktivite olduğunu ifade etti.
67 yaşındaki Şerife Cücü de, "Bütün maçları izliyorum. Milli takımlıyım. Burada da kendi köyümün takımını tutuyorum. İnşallah kupa bizim" diye konuştu. 3 tane oğlunun takımda yer aldığını heyecanla anlatan Şahsenem Cüce ise kupayı almak istediklerini kaydetti. 2.5 aylık bebeği ile maça geldiğini aktaran Hediye Cücü, kaleci olan eşine destek verdiklerini aktardı.
Turnuvadaki coşkunun görülmesi gerektiğini söyleyen Erdemli Belediye Başkanı Mükerrem Tollu, "Herhalde milli maçlarda böylesine bir coşku yoktur diye düşünüyorum. 42 mahalleden 122 karşılaşmada yüzlerce sporcumuzun katıldığı müsabakanın sonuna geldik. Kadınlarımızın ve geçlerimizin bir arada olduğu sporun birleştirme gücünün en büyük örneğini burada yaşıyoruz" şeklinde konuştu.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.09.04 19:21:31
Son Düzenlenme Tarihi : 2023.09.04 19:21:47

Yorum Yap






Antalyaspor Başkanı Boztepe : Artık geçmişle yaşayarak, kavga ederek takıma olumsuzluk yaşatmayalım

Antalyaspor Başkanı Sinan Boztepe, Antalyaspor’la ilgili sorulara cevap verdi ve hafta sonunda oynanacak olan Beşiktaş maçını kazanmak istediklerini, bu maça teknik heyet, futbolcular ve yönetim olarak motive olduklarını ifade ederken, geçmişle kavga etmenin anlamı olmadığını, birlik ve beraberlik için geçmişle kavga içerisinde olmanın artık hata olacağını belirtti.

    Başkan Boztepe, açıklamasında şunları söyledi :
     “Böyle bir yüzyıldaki süreçte bize görev düşmesi bir onurdur. 100. yıldaki başkanlık bana ve yönetici arkadaşlarımıza nasip oldu. Bunu da Başakşehir galibiyeti ile taşlandırdık. Taraftarlarımıza ve şehrimize armağan ettik. Bunun için hocama ve bütün ekibimize teşekkür ediyorum. Biz onlara inanmıştık.
    Onlara maç öncesinde şöyle bir söylemimiz vardı. Biz sizlere inanıyoruz, sizlerde bize inanın.
    Antalyaspor hak ettiği yerde değil. Maalesef şehirle bütünleşmek gerekiyor. Bu geçmiş zamanlardan dolayı ayrışmış durumda.  Bizden sportif başarı sağlamamış isteniyor. Bizde bütün şehri birleştirmek üzere başarılar yapacağız.
BEŞİKTAŞ MAÇINA MOTİVEYİZ
    Takım olarak, yönetim olarak, teknik ekip olarak Beşiktaş maçına tam motiveyiz. Beşiktaş güçlü bir takım. Onları evimizde en iyi şekilde ağırlayacağız. Ama sahadan galibiyetle ayrılmak istiyoruz. Buna da hazırız. Hocamız ve takımımız motive bizlerde motiveyiz.
HEVESLE BAŞLAYIP, SEVDAYA DÖNÜŞEN BİR SERÜVEN
    Antalyaspor benim için hevesle başlayıp sevdaya dönüşen bir serüven. Antalyaspor’daki hedeflerimizde haliyle yüksek. Artık ligde kalmaya oynayan bir kulüp değil, üst sıralarda yer bulmaya çalışan bir hedefimiz var.
AVRUPA HAYALİMİZ VAR
    Avrupa hayalimiz kesinlikle var. Antalya dünya kenti. Sadece Türkiye üzerinde değil dünyanın önemli şehirlerinden birisi.  Bütün Avrupa kulüplerini inşallah çok kısa sürede evimizde misafir edeceğiz.  Hedefimiz bu.
GEÇMİŞLE YAŞAYARAK, KAVGA EDEREK TAKIMA OLUMSUZLUK YAŞATMAYALIM
    Taraftara şunu söylemek istiyorum. Bundan önceki süreçte başkanlarımızın hepsi Antalyaspor için emek harcamış insanlar. Hepsine tek tek teşekkür ediyorum. Süreçte 2 tane başkanla beraber çalıştım. Çokta güzel emekler harcadık. Bu kulübün ve bu şehrin sahibi tabii ki taraftarlardır.
Ben onlardan şunu rica ediyorum. Bundan öncesi geçmiş yok. Biz şimdi geçmişe bakaraktan, geçmişle alakalı  kargaşalar, kavgalar yaşayaraktan takımımıza  olumsuz yaşanımlar vermek yerine  bundan sonraki süreçte birlik ve beraberlik içerisinde hak ettiği değeri sağlayacağız. Sadece önümüze bakalım diyorum. Biz takımımıza inanıyoruz. Bizler inandık sizlerde inanın. Sonuç Allah nasip ederse  çok başarılı ve keyifli olacak” dedi. * FERUDUN ÖZGÜNSÜR

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.11.01 12:24:59
Son Düzenlenme Tarihi : 2023.11.01 12:38:32





Gıda ve temiz su kıtlığı kapıda!

Dünyanın öncelikli problemleri arasında yer alan İklim Değişikliği ve Atık konusu, Alanya Üniversitesi’nde masaya yatırıldı. İklim krizi ve atık yönetimine dikkat çekilen seminerde, gıda ve temiz su kıtlığı uyarısı yapıldı, çözüm önerileri hakkında bilgiler verildi.

Antalya Çevre ve Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nden Çevre Mühendisi Dr. Nilgün Akbulut Çoban, Alanya Üniversitesi’nde, “İklim Değişikliği ve Sıfır Atık” konulu seminer düzenledi.  Küresel ısınma ve iklim krizinin zararlarına dikkat çeken Çoban, Türkiye’nin iklim krizine karşı gerçekleştirdiği çalışmalar hakkında da bilgiler aktardı.  

 

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ İKLİM KRİZİNE DÖNÜŞTÜ 

 

Küresel ısınma sorunun çok büyük bir sorun olduğuna vurgu yapan Dr. Nilgün Akbulut Çoban, "Biz şu an seçimimizi yapmalıyız. Küresel sorun uzakta değil, yakınımıza kadar gelmiş durumda. Biz kendi türümüzle birlikte bu dünyadaki, bu ekosistemdeki hiçbir türün yok olmasına izin vermemeliyiz. Buradaki ana tema, 'ben tek kişiyim hiçbir şey yapamam' diyerek bu kendimizi bu işten alıkoymamalıyız. Kendi türümüzle birlikte diğer türleri yok etmemeyi tercih etmeliyiz. Artık iklim değişikliğinin etkilerini uzakta değil, hemen mahallemizde yaşanan sel felaketinde görüyoruz. Ülkemizde pek çok felaketler oluyor. Alanya’da da oldu. Hortumlar yaşanıyor, Kumluca’da çok yeni sel felaketi yaşadık. Bu yaşadığımız afetlerin önüne geçmek gerekiyor. Biz hep 'küresel ısınma' diyoruz ama kavramlar bunun ötesine geçti. Bugüne kadar 'iklim değişikliği' olarak adlandırılan durum, 'iklim krizi’ olarak adlandırılmaya başlandı” ifadelerini kullandı.  

 

"ENERJİ VE TARIM SEKTÖRÜ KÜRESEL ISINMAYI TETİKLİYOR" 

 

Küresel ısınmanın neden oluştuğuna ilişkin teknik bilgiler aktaran Dr. Nilgün Akbulut Çoban, kentleşme ile birlikte atmosfere salınan sera gazlarının arttığına dikkat çekti. Atmosferdeki sera gazlarının küresel ısınmayı tetiklediğini dile getiren Dr. Çoban, "Güneşten yer küreye inen ışınların bir kısmının tekrar uzaya yansıması gerekiyor. Ama kentleşme ile birlikte, atmosferin etrafını saran gazlardan dolayı, yer küreden uzaya belli bir ışın yansıması gerçekleştirilemiyor. Bu durum da küresel ısınmayı beraberinde getiriyor. ‘Dünyamızın etrafını saran, sera etkisi yaratan gazlar neler’ diye sorduğumuzda, ilk başta karbondioksit geliyor. ‘Ülkemizin sera gazı envanteri nedir, iklimlerin dengesini bozan kirleticilerin oranı nedir’ diye baktığımızda, Türkiye İstatistik Kurumu’na göre, birinci bileşenin yüzde 70 oranla karbondioksit olduğunu görüyoruz. Bu karbondioksit salınımlarının yüzde 70’inin enerji sektöründen kaynaklandığını görüyoruz.  Tarım sektöründen kaynaklanan sera gazı salınımı ise ikinci sırada yer alıyor. Atıkların yönetiminde sera gazlarının oluşumunda etkili olduğunu görüyoruz. Ülkemizde sera gazlarının durumuna baktığımızda, kentleşme ve sanayileşme ile birlikte atmosfere verdiğimiz emisyonlar devam ediyor. Kişi başı ürettiğimiz sera gazı emisyonları artıyor” diye konuştu.  

 

 

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ EYLEM PLANINDA ANTALYA ÖNCÜ KENTLERDEN 

 

Çevre Mühendisi Dr. Nilgün Akbulut Çoban, tarım ve atık sektöründe sürdürülebilir yaklaşımların olması gerektiğine dikkat çekti.  Antalya’nın bu konuda çok çaba gösterdiğine dikkat çeken Çoban, Antalya’nın bu konuda öncü kentlerden biri olduğunu anlattı. "İlimiz Antalya, Türkiye’deki birçok ile göre, sürdürülebilir enerji ve iklim değişikliği eylem hazırlama konusunda öncü kentlerden. Sürdürülebilir İklim değişikliği eylem planı ilk olarak 2012 yılında Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından hazırlanmış ve en günceli 2022 yılı sonunda yapılmış durumda” ifadelerini kullanan Dr. Nilgün Akbulut Çoban, konuşmasına öyle devam etti: “Kentimizde sera etkisi yaratan gazlarda en fazla etkinin bina sektörü olduğunu görüyoruz. Binaların ısıtılması, soğultulması ve aydınlatılması gibi alt faktörler var. İkinci sırada ulaşım, bunu atıkların yönetimi takip ediyor.  Atık yönetiminde iklim değişikliğine sebep olan katı atık bertarafın iklim değişikliğine yüzde 70 oranda olumsuz etki yarattığını görüyoruz. Dolayısıyla ürettiğimiz bu atıkların akıllı bir şekilde sürdürülebilir yaklaşımlarla kontrol edilmesi gerekiyor ki iklim krizi ile mücadele edebilelim. İlk etapta çevre problemi olarak görülen durum, şu anda çevre probleminin ötesine gitti”  

 

"GIDA VE TEMİZ SU KITLIĞI YAŞANABİLİR” 

 

Olası bir iklim değişikliğinden dolayı Akdeniz havzasının olumsuz etkileneceğini söyleyen Çevre Mühendisi Dr. Nilgün Akbulut Çoban, tarım ve turizm sektöründe yaşanabilecek su krizine dikkat çekti. Dr. Çoban, "Akdeniz havzası, iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek bölge. Bulunduğumuz kent de maalesef etkilerden en fazla etkilenecek illerden. Özellikle bir çeşitlilik bağlamında Özellikle biyo çeşitlilik bağlamında Adana’dan sonra en fazla endemik türün olduğu kentte yaşıyoruz. Attığımız adımlar, verdiğimiz kararların yönetimi sağlayacak şekilde olması gerekiyor. Sıcak bir kentte yaşıyoruz. Dolayısıyla kuraklık ve orman yangınları gibi sorunlara yol açabilecek bir durumdayız. Tarım, turizm iklim değişikliğinden olumsuz etkilenecek. Gıda ve temiz su kıtlığı kenti etkileyebilir. İklim değişikliği ile ilgili ilk adımlar, 1972 yılında Stockholm Konferansı ile başladı. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Sözleşmesi bu anlamda kilit rol oynuyor. Biz de ilk defa 2004 yılında BM İklim Değişikliği Protokolüne dahil olduk. 2009 yılında da Kyoto Protokolü’ne dahil olduk.  İklim değişikliği ile ilgili adımlarımız 2021 yılında Paris İklim Anlaşmasına dahil olduk. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız yeni pozisyonunu almış oldu. Uluslararası sözleşmelerde ülkemizin ayrı bir yeri var. Gelişmiş ve Gelişmekte olan ülkelere göre yapılan politika ve finansmanlardan ülkemizin BM ayrıcalıklı durumumuz var.  AB, 2030 yılına kadar karbon salınımını azaltmayı planlıyor. 2050 yılına geldiğinde sıfır karbon dönemine geçmeyi vadediyor. Kendi üye devletlerle ve ithalat ve ihracatta sınır ve düzenlemeler gelecek. AB ile ithalat ve ihracat olan bir ülkedeyiz. Buna göre çalışmalarımız devam ediyor. AB yeşil mutabakat eylem planı hazırlandıktan sonra bakanlığımız da hazırlanan mutabakata uyumlu mutabakatlar hazırlandı” ifadelerini kullandı. 

 

"2050 YILINDA DÜNYA BİZE YETMEYECEK" 

 

  

Antalya Çevre ve Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nden Çevre Mühendisi Dr. Nilgün Akbulut Çoban, kişi başı üretilen atık miktarları hakkında bilgiler aktardı. Atıkları yönetmenin çok önemli olduğunu söyleyen Çoban; “Atıkları yönetmek çok önemli. Kişi başı üretim miktarı arıtıyor. Bu tüketim alışkanlığı ile devam edersek maalesef 2050 yılına geldiğinde bu dünyamız bize yetmemeye başlayacak. İki tane daha böyle bir dünyaya ihtiyacımız olacak. Çok tüketeceğiz.  Maalesef çok fazla tüketim demek, çok fazla atık çok fazla emisyon demek. Bu da tüm dengelerin bozulması demektir. BM İnsani Gelişmiş İndeks Raporu’na göre; insanoğlu dünyaya geldiğinden beri ilk kez, dünyadaki tüm canlıların toplam ağırlığından fazla atık üretmeye başladı. Bu da gezegenimizde baskı yaratmaya başladı. Bizim ülkemiz bu konuda gelişmeye devam eden bir ülke. OECD ülkeleri arasında hem ekonomik gelişim hem de sera gazı emisyonu en fazla artan ülkelerden bir tanesi. Ülkemizde atıklar her geçen gün artıyor. Bu tüketim alışkanlıklarıyla gidersek, kentler için ayrılan düzenli atık depolama sahaları daha hızlı bir şekilde yaşam ömrünü tamamlayacak. O yetmediği için yeni düzenli depolama sahası açmak zorunda kalacağız. Bu da yeni bir ormanın, yeşil alanın yok olması demek. Bunun önüne geçmek gerekiyor. Bunu da atıkların geri dönüşümünü sağlıklı yaparak gerçekleştirebiliriz” dedi.  

 


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.03.30 12:38:43
Son Düzenlenme Tarihi :