SON DAKİKA

Kovada Gölü’nde bin 400 metre fanyalı ağ ele geçirildi

Isparta’nın Eğirdir ilçesi Kovada Gölü’nde yapılan su ürünleri denetiminde kaçak avcılıkta kullanılan bin 400 metre fanyalı ağ ele geçirildi.
Eğirdir İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü Su Ürünleri kontrol ekipleri tarafından avcılığın tamamen yasak olduğu Kovada Gölü’nde kaçak avcılıkta kullanılan uzatma ağı tespit edildi. Ekipler tarafından dün gece saatlerinde yapılan su ürünleri denetiminde gölde avcılığın tamamen yasak olması sebebi ile kaçak avcılıkta kullanılan bin 400 metre (7 takım) uzunluğunda uzatma ağı ele geçirildi. Ağda takılı olan üç sazan balığı ağdan kurtarılarak tekrardan göle bırakıldı.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.09.25 19:18:44
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Doç. Dr. Selçuk Küçükseymen: “Nedeni bilinmeyen inmelerde “PFO” araştırılmalı”

Doç. Dr. Selçuk Küçükseymen, Patent foramen ovale (PFO) ve tedavisi hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı.
Memorial Antalya Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Selçuk Küçükseymen, Patent foramen ovale (PFO) ve tedavisi hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı. Anne karnında iken bebeğin..

Doç. Dr. Selçuk Küçükseymen, Patent foramen ovale (PFO) ve tedavisi hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı.
Memorial Antalya Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Selçuk Küçükseymen, Patent foramen ovale (PFO) ve tedavisi hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı. Anne karnında iken bebeğin gelişimi sürecinde kalbin sağ ve sol kulakçıkları (atrium) arasında kapak benzeri bir yapı olan foramen ovale açıklığının olduğunu belirten Küçükseymen, “Süt çocukluğu döneminde bu kapak kendiliğinden kapanır, fakat kapanmaz ise patent foramen ovale (PFO) olarak adlandırılan durum ortaya çıkar. Sağlıklı yetişkin insanların yaklaşık yüzde 20’sinde PFO bulunur ve PFO’lu genç yetişkinlerde (60 yaş altı) inme riski PFO’su olmayanlara kıyasla yüzde 40-50 daha yüksektir. Ayrıca bu hastalarda PFO sıklığı sağlıklı bireylerden daha yüksek oranda bildirilmiştir” dedi.
60 yaş altında inmenin nedeni bulunamıyorsa (kriptojenik) PFO açısından ciddi araştırma yapılması gerektiğini vurgulayan Küçükseymen, “Ayrıca nedeni bilinmeyen inme geçiren hastalarda bacaklardaki damarlarda pıhtı oluşumu (derin ven trombozu-DVT) sıklığı da daha yüksektir. PFO ile nedeni bilinmeyen inme arasındaki ilişki genç yetişkinlerde, yaşlılara kıyasla daha barizdir. PFO’su olan ve bir kez nedeni bilinmeyen inme geçiren bir insanın gelecek her bir yıl için tekrar inme geçirme riski yüzde 2.5 oranında bildirilmiştir” ifadelerini kullandı.

“Auralı migren hastaları dikkat!”
Küçükseymen, PFO bulunan dalgıçlarda vurgun olma riski olmayanlara göre 5 kat fazla olduğuna dikkati çekerek, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bunların dışında PFO’nun migren ile olan ilişkisi halen tam olarak çözülememesine rağmen aura ile seyreden migren vakalarda PFO’nun rolü olduğunu düşündüren veriler bulunmaktadır. Auralı migren olgularında da PFO sıklığının sağlıklı bireylere göre iki katına kadar arttığı, PFO kapatılmasının migrene bağlı baş ağrılarını azalttığı bilinmektedir. Çoğu insanda patent foramen ovale belirtileri görülmez. Nadiren de olsa PFO migren, ayağa kalkarken ve ayakta dururken nefes darlığı ortaya çıkabilir. PFO belirli felç türleri için daha yüksek risk olarak kendini gösterir.”

“Multidisipliner bir yaklaşımla tanı konuyor”
“İnme geçiren genç-yetişkin (60 yaş altı) hastalar nöroloji uzmanı tarafından inmenin nedenine yönelik yoğun bir araştırmaya tabi tutulur” diyen Küçükseymen, şunları söyledi: “Nedeni bulunamayan vakaları, nöroloji ve kardiyoloji uzmanı hekimler birlikte değerlendirir. Normal ekokardiyografik inceleme erişkin hastalarda çok net görüntüleme imkanı sağlamadığı için bu hastalarda yemek borusundan ekokardiyografik inceleme (transözefagal ekokardiyografi) yapılması gerekir. Bu işlem sırasında kol toplardamarlarından serum verilerek geçiş izlenebilir."

İnme geçirme riskini ortadan kaldırmak için PFO kapatma işlemi gerekli
Küçükseymen, nöroloji tarafından yapılan transkranial doppler tarama, PFO varlığını indirekt yolla gösteren bir yöntem olduğunu ve koldaki toplardamardan verilen serumun beyin atardamarında oluşturduğu ultrasonik sinyallerin ölçülmesi ile gerçekleştirildiğini bildirdi. Daha konforlu bir yöntem olmasına rağmen test pozitif olduğunda ekokardiyografi ile tanı kesinleştirmesi gerektiğini aktaran Küçükseymen, “Tüm bu testlerin pozitif ya da şüpheli olması durumunda, hastaların bacaklarında aktif ya da daha önceden pıhtılar (derin ven trombozu) oluştuğuna dair kanıtlar var ise, hastanın tekrar inme geçirme riski ve olabilecek işlemin öngörülebilir riskleri hasta ile paylaşıldıktan sonra PFO kapatma işlemine karar verilir” diye konuştu.

“PFO ameliyatsız kapatılabiliyor”
PFO’nun ameliyatsız kapatılabildiğini belirten Küçükseymen, “İşleminde kasık toplardamarından (femoral ven) iğne ile girilir ve buradan kalbe kadar uzanan ve PFO’dan geçen bir tel gönderilir. PFO’ya uygun büyüklükte seçilen kapama cihazı kasıktan ilerletilerek delikten geçirilir. Cihaz, deliği iki taraftan üzerine oturarak kapatır. Cihaz bırakılmadan önce PFO’nun uygun şekilde kapandığı ve takılan cihazın kalbin diğer bölümlerine zarar vermediği kontrol edilir ve işlem sonlandırılır. İşlem sonrası 3-6 ay içinde kalbin içini kaplayan hücre tabakası (endokardiyum) kapama cihazının üzerini kaplar ve cihaz artık vücudun bir parçası haline gelir” dedi.

İşlem sonrası dikkat edilmesi gerekenler
Son olarak Kücükseymen, işlem sonrası yapılması gerekenleri, “PFO kapama işlemi ortalama 1 saat kadar sürer. Kullanılan cihazlara göre hasta işlem sırasında uyanık olabilir ya da hafif uyutulabilir. İşlem sonrası hasta en az 6 saat yatakta ve bir gece hastanede kalır ve sabahında taburcu edilir. Kapama cihazı üzerinde pıhtı oluşumunu önlemek için kısa süre kan sulandırıcı ilaç kullanılması önerilir. Birkaç gün evde istirahat sonrasında hasta günlük aktivitelerine dönebilir. 6 hafta süreyle darbe almalarına neden olan durumlardan ve temas sporlarından (karate, boks, güreş, halter gibi) kaçınılmalıdır” sözleriyle anlattı.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.05.23 15:22:09
Son Düzenlenme Tarihi :





Sahte altının değerini düşürdü, kuyumcunun 25 yıllık tecrübesinden kaçamadı

Antalya’da bir kuyumcuya gelerek 36 bin TL değerindeki 4 Cumhuriyet altınını 32 bin TL’ye satmak isteyen genç, kuyumcunun dikkatinden kaçmadı. 25 yıllık kuyumcunun şüphesi üzerine atölyede test edilen altınların dışı altın kaplama içi ise bakır olduğu tespit edildi. Şahıs, ihbarın ardından polis ekiplerine kelepçe takılarak karakola götürüldü.
Olay, Muratpaşa ilçesi Güllük Caddesi üzerinde bulunan bir kuyumcuda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre; kuyumcuya gelen bir genç, yanında bulunan 4 Cumhuriyet altınını bozdurmak istedi. 36 bin TL değeri olan altınlara gencin 32 bin TL’ye verebileceğini söylemesi 25 yıllık kuyumcu Çağrı Yılmaz’ın dikkatini çekti. Gençten altınları alan Yılmaz, durumdan şüphelenerek altınları atölyede testten geçirmek istedi. Gence ise para alıp geleceğini söyleyerek beklemesini istedi. Altınları atölyede testten geçiren Yılmaz, 4 Cumhuriyet altının dışarısının altın kaplama, içerisinin ise bakır olduğunu tespit etti. Durum 112 Acil Çağrı Merkezine bildirildi. İhbarın ardından olay yerine gelen polis ekipleri, önce başka altın olabileceği ihtimaline karşı gencin üzerini aradı. Ardından ise kelepçe takılarak ifadesi alınmak üzere polis merkezine götürüldü.

“Dış kısmının altın kaplama, içerisinin ise bakır olduğunu tespit ettik”
25 yıldır Antalya’da kuyumculuk yaptığını belirten Çağrı Yılmaz, “Bir genç gelerek Cumhuriyet altını bozdurmak istedi. Odamız üzerinden son zamanlarda piyasada sahte Cumhuriyet altını dolaştığı yönünde bir uyarı almıştık. Şahsın yaşının genç olması ve 4 Cumhuriyet altını bir anda satmak istemesi bizi şüphelendirdi. İlk kontrolde altınların sahte olduğu yönünde bir kanıya vardık. Şahsa para getireceğimizi söyleyerek dükkanda beklemesini istedik. Bu sırada altınları atölyemize götürerek bir testten geçirdik. Yapılan testte altınların dış kısmının altın kaplama, içerisinin ise bakır olduğunu tespit ettik. Durumu polislere bildirdik. Polisler gelip şahsı gözaltına alıp götürdü. Daha sonra bu şahısların Mersin’den gelen bir ekip olduğunu bazı meslektaşlarımızın sahte altınlardan aldığını öğrendik” dedi.

“Altının normal değeri 9 bin TL iken 8 bin TL’ye satmak istedi”
Altın fiyatlarının artması ile bu tür girişimlerin arttığını belirten Yılmaz, “Bu olaylar artmaya başladı. Vatandaşımız güvenilir bildiği kuyumcudan alışveriş yapsın. Kuyumcu arkadaşlarımız bunu fark etmeyebilir, alıp kendi tezgâhına koyabilir. Sonra da bozdurmak isteyince mağdur olur. Bu büyük bir suçtu, sahte olan altınlar ucuz satmak istiyor. Şahıs bize geldiğinde altının normal değeri 9 bin TL iken 8 bin TL vermek istedi. Bizi bu durum şüphelendirdi. Vatandaşlarımız aldığı ürünlerin belgesini faturasını alsın. Güvenilir kuyumcudan alsınlar. Fiyat olarak da odamızın sitesini takip etsinler, orada tavsiye fiyat listesi var. Gelen ürünlere iyi test yapmak gerekir, bunlar çok profesyonel yapılan ürünlerdir” diye konuştu.

Kaynak : İHA
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.04.18 13:59:50
Son Düzenlenme Tarihi :