SON DAKİKA

logo

Kovada Gölü’nde bin 400 metre fanyalı ağ ele geçirildi

Isparta’nın Eğirdir ilçesi Kovada Gölü’nde yapılan su ürünleri denetiminde kaçak avcılıkta kullanılan bin 400 metre fanyalı ağ ele geçirildi.
Eğirdir İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü Su Ürünleri kontrol ekipleri tarafından avcılığın tamamen yasak olduğu Kovada Gölü’nde kaçak avcılıkta kullanılan uzatma ağı tespit edildi. Ekipler tarafından dün gece saatlerinde yapılan su ürünleri denetiminde gölde avcılığın tamamen yasak olması sebebi ile kaçak avcılıkta kullanılan bin 400 metre (7 takım) uzunluğunda uzatma ağı ele geçirildi. Ağda takılı olan üç sazan balığı ağdan kurtarılarak tekrardan göle bırakıldı.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.09.25 19:18:44
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Uzmanından okul başarısını artıran beslenme önerileri

Okul başarısını artıran beslenme önerilerine değinen Beslenme ve Diyet Uzmanı Diyetisyen Gül Uygun Karakulak, “Beslenme alışkanlıkları çocukların hafızasını, konsantrasyonunu, ders başarısını, büyüme ve gelişmesini doğrudan etkiler. Bu düzeni oluştururken anne babalara da büyük görevler düşüyor” d..

Okul başarısını artıran beslenme önerilerine değinen Beslenme ve Diyet Uzmanı Diyetisyen Gül Uygun Karakulak, “Beslenme alışkanlıkları çocukların hafızasını, konsantrasyonunu, ders başarısını, büyüme ve gelişmesini doğrudan etkiler. Bu düzeni oluştururken anne babalara da büyük görevler düşüyor” dedi.
Yaz tatilinin ardından ilk ders zilinin çalmasıyla birlikte okulların açıldığını söyleyen Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Gül Uygun Karakulak, çocuklarda beslenmenin önemine dikkat çekerek, okul başarısını artıran beslenme önerilerinde bulundu.

“Sağlıklı çocukluk sağlıklı yetişkinlik demektir”
Çocukluk çağında beslenmenin yetişkinliği etkilediğini belirten Dyt. Karakulak, “Sağlıklı beslenme, sağlıklı çocukluk, sağlıklı çocukluk ise sağlıklı bir yetişkinlik demektir. Çocuklar hayat boyu sürdürecekleri beslenme davranışlarını okul döneminde kazanırlar ve bu beslenme alışkanlıkları çocukların hafızasını, konsantrasyonunu, ders başarısını, büyüme ve gelişmesini doğrudan etkiler. Bu düzeni oluştururken anne babalara da büyük görevler düşüyor” şeklinde konuştu.

“Kahvaltı şart”
Beslenme düzeninde kahvaltının önemini vurgulayan Dyt. Karakulak, şu bilgileri paylaştı:
“En değerli öğün olan kahvaltı, kesinlikle atlanmamalıdır. Kahvaltı yapan çocukların derslere odaklanması kolaylaşır ve okul başarısı artar. Besleyici bir kahvaltı yumurta, (haşlanmış, omlet, menemen, krep) peynir, (peynirli sandviç, tost) zeytin, ceviz, salatalık, domates, bol yeşillik, tahin-pekmez, bal gibi besinleri içermelidir. Beyaz un içeren poğaça ve açma gibi hamur işi kahvaltılar ise vitamin ve mineral açısından fakir olmakla beraber kan şekeri dengesini bozacak ve çocuğun öğlene doğru uykusunun gelmesine ve odaklanma problemleri yaşamasına sebep olacaktır.”

“Beslenme çantası hazırlarken dikkat”
Çocukların öğle yemeklerinin nasıl olması gerektiğinden bahseden Dyt. Karakulak, “Bazı okullarda öğlen yemeği olmakla birlikte bazılarında yoktur. Eğer öğlen yemeği varsa menüye ulaşmalı ve buna göre bir düzenleme yapılmalıdır. Örneğin öğlen et, tavuk, balık gibi protein ağırlıklı bir menüye yer veriliyorsa akşam için zeytinyağlı bir sebze yemeği planlamak doğru bir seçim olacaktır. Eğer okulda yemek verilmiyorsa; tam tahıllı, peynirli, domatesli, marullu sandviçler yanına bir kutu ayran veya süt ile birlikte dengeli bir öğün oluşturmanıza yardımcı olur. Ek olarak fırın mücver ile yoğurt veya tavuklu salata ile tam tahıllı ekmek gibi alternatifleri de değerlendirebilirsiniz. Beslenme çantasına gün içinde tüketmesi gereken suyu da ilave etmeyi unutmayalım” diye konuştu.

“Ara öğünler eklenmeli”
Okul döneminin fiziksel aktivitenin yoğun olduğu bir süreç olmasından ötürü yeterli enerjiyi sağlamak adına ana öğünlere ek olarak ara öğünlerin de eklenmesini gerektiğini hatırlatan Dyt. Karakulak, “Çiğ badem, fındık, ceviz, taze veya kuru meyveler, süt, yoğurt, çok tahıllı un ve kurutulmuş meyve, kuruyemiş ile hazırlanmış ev yapımı kek veya kurabiyeler uygun seçimler olacaktır. Beyin gelişimi için gerekli olan omega-3 yağ asidinden mutlaka alınmalıdır. Bunun için haftada 2-3 kere yağlı balık (uskumru, somon gibi) tüketimine özen gösterilmelidir” şeklinde konuştu.

“Paketli ürünler hızla gelişen çocukluk çağı obezitesini tetikliyor”
Paketli ürün kullanımının obeziteyi tetiklediğinin altını çizen Dyt. Karakulak, “Sağlıksız hazır içecekler ve paketli ürünler hızla gelişen çocukluk çağı obezitesini tetiklemektedirler. Okul çağındaki obezite bilmekle alakalı sorunlara yol açabilir, okul performansını olumsuz etkileyebilir. Aynı zamanda kronik rahatsızlıklara da davetiye çıkarmaktadır. Çocuğunuzun vücut ağırlığını takip etmeyi unutmayın ve onu herhangi bir spor dalı ile ilgilenmesi konusunda destekleyin” ifadelerini kullandı.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.09.15 20:32:03
Son Düzenlenme Tarihi :





Su içseniz bile yarıyorsa nedeni metabolizma hızınız olabilir

Bazal metabolizma hızının kimi bireylerde oldukça düşük olabileceğini belirten İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Aktaş, “Bu kişilerin yediklerine dikkat etmeleri ve hareketli bir yaşam tarzını benimsemelerine rağmen kilo almalarının sebebi metabolizma hızlarının yavaş olmasıdır” dedi.
Medline Adana Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Aktaş, aşırı kilonun kişide diyabet, kalp ve koroner damar hastalıkları, erken yaşta hipertansiyon, estetik, psikolojik ve sosyal sorunlar ile kanser riskine yol açabildiğini belirterek, obezite ile mücadelede yapılması gerekenleri anlattı. Şişmanlığın ‘Vücut Kitle İndeksi’ ölçümüne göre hesaplandığını kaydeden Doç. Dr. Aktaş, “Kişinin kilogram cinsinden terazide ölçülen kilosu, boyunun metre cinsinden karesine bölünüyor. Eğer kişinin vücut kitle indeksi 18,5-25 arasındaysa ideal kiloda, 25-30 arasındaysa kilo fazlası olduğu anlamına geliyor. 30-40 arası obez ya da şişman olarak kabul edilirken, vücut kitle indeksi 40’ın üzerindeyse morbid obez şeklinde tanımlanıyor” dedi.

Genetik yatkınlığa dikkat
Genetik yatkınlık, metebolizmanın yavaş olması, hormonal problemler, stres, yanlış beslenme ve hareketsizlik gibi faktörlerin bireylerin kilo durumlarını etkileyerek obeziteye kapı aralayabildiğini ifade eden Doç. Dr. Aktaş, “Bireyde söz konusu faktörler varsa yağ dokusu hızla artarak şişmanlık problemi ortaya çıkabiliyor. Özellikle genetik yatkınlığı olan kişiler, yaşam tarzlarına dikkat etmemeleri halinde zaman içerisinde sürekli şişmanlayacaklardır. Bundan dolayı bu kişilerin sağlıklarını korumak için normal bireylere göre çok daha özenli bir hayat tarzına sahip olmaları gerekir” diye konuştu.

"Metabolizmanız yavaş olabilir"
Toplumda sıkça karşılaşılan ’Su içsem bile yarıyor’ diyen bireylerin varlığına değinen Doç. Dr. Aktaş, “Bazal metabolizma hızı kimi bireylerde oldukça düşük olabilir. Bu kişilerin yediklerine dikkat etmeleri ve hareketli bir yaşam tarzını benimsemelerine rağmen kilo almalarının sebebi metabolizma hızlarının yavaş olmasıdır. Şu anda olmasa bile ileride obezite sorunu yaşamamaları için gerekli testleri yaptırarak bir hekim ve beslenme uzmanı desteği almaları önerilir” şeklinde konuştu.
Yaş ve cinsiyet gibi değiştirilemez faktörlerin yanında beslenme alışkanlığı, fiziksel aktivite yapmak gibi kişilerin müdahale edebileceği faktörler de bulunduğunu söyleyen Aktaş, “Bireylerin kendi değiştirebilecekleri bu faktörler yardımıyla metabolizmanın hızlandırılması sonucu daha fazla enerji üretimi ve yapıtaşı kullanımı gerçekleşir. Bu sayede de vücuttaki kas kütlesi artarken yağ miktarı azalır ve hızı artan metabolizma ile bir yandan kilo verilebilirken, bir yandan da sağlıklı bir vücut elde edilebilir” dedi.

"İnsülin direncini gözden kaçırmayın"
Kimi bireylerin ise ’Herkesten az yiyorum, spor yapıyorum ama asla kilo veremiyorum. Üstelik zor verdiğim kiloları da hızla geri alıyorum’ şeklinde yakındıklarını dile getiren Aktaş, “Sağlıklı beslenmenize ve spor yapmanıza rağmen kilo veremiyor, hatta alıyorsanız sebebinin insülin direnci olması muhtemeldir. İnsülin çok fazla salgılandığında gıdaların yağ olarak depolanmasına neden olur. Bu da kilo artışına veya kilo verememe gibi sorunlara yol açar. İnsülin direnci yaşam kalitesini düşüren, bu nedenle kontrol altına alınması gereken ciddi bir sorundur ve tespit edilmesi durumunda gerekli tedaviye vakit kaybetmeden başlanmalıdır” ifadelerini kullandı.
Aktaş, insülin direncinin kırılmasına yönelik ilaç tedavisi, kalorisi hesaplanmış kişiye özel bir diyet programı ve düzenli egzersiz yapılması gerektiğine dikkat çekti.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.06.08 22:31:11
Son Düzenlenme Tarihi :