SON DAKİKA

logo

Antalya’da boş arazide erkek cesedi bulundu

Antalya’nın Muratpaşa ilçesinde boş arazide 35 yaşlarında bir erkek cesedi bulundu.
Olay, saat 09.00 sırasında Zeytinköy bölgesi Yeşildere Mahallesi’ndeki bir boş arazide yaşandı. Hurdacılık yapılan bir işletmenin duvarının kenarında hareketsiz bir şahsın yattığını gören vatandaşlar durumu 112..

Antalya’nın Muratpaşa ilçesinde boş arazide 35 yaşlarında bir erkek cesedi bulundu.
Olay, saat 09.00 sırasında Zeytinköy bölgesi Yeşildere Mahallesi’ndeki bir boş arazide yaşandı. Hurdacılık yapılan bir işletmenin duvarının kenarında hareketsiz bir şahsın yattığını gören vatandaşlar durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbarla adrese gelen polis ve sağlık ekipleri, yaptıkları incelemede 35 yaşlarındaki şahsın hayatını kaybettiğini belirledi. Olay yeri inceleme ekipleri branda kurup, inceleme yaptığı ceset üzerinde herhangi bir kimlik bilgisine ulaşamadı. Savcılık incelemesinin ardından şahsın cansız bedeni kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.09.30 12:40:43
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Yaşlılar ve engellilere bu eziyeti yaşatmayalım

Tapu ve vergi dairesine ev sahipliği yapan bina Elmalı’da insan sirkülasyonunun en yoğun olduğu yerlerden biri.

     Bina girişinin çok yüksek olması, vergi dairesi ya da tapuda işi olan  yaşlı ya da  engelli vatandaşların ilgili kurumlara ulaşmaları açısından ciddi sıkıntıya neden oluyor. Her ne kadar iniş ve çıkış rampaları olsa da, engelli vatandaşların kimi zaman koltuk değnekleri ile ya da manuel veya elektrikli sandalye ile hatta   yürüyebilenlerin yürüyerek çıkmaları çok zor. Sadece engelli vatandaşlar değil, yaşlılarda bu zorluğu yaşıyorlar. Merdivenleri kullanmayanlar binbir zorlukla dik rampayı aşmak zorunda kalırlarken, buraya mutlaka dıştan bir asansör yapılması konusunda çağrıda bulunuluyor. Bu çağrıya kulak verilir mi, verilmez mi bilinmiyor ama yaşanan sıkıntı devam ediyor.


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.01.05 21:16:01
Son Düzenlenme Tarihi :





Sürdürülebilir Beslenme Sağlık Veriyor ve İsrafı Önlüyor

Dünya nüfusu 2000 yılından bu yana sürekli artıyor ve 2050 yılında da büyük bir artış öngörülüyor. Türkiye'nin nüfusunun da 2050 yılında 100 milyonu aşması bekleniyor. Bu hızlı nüfus artışı, insanları besleme, su temini, enerji sağlama gibi temel ihtiyaçların karşılanması konusunda büyük zorluklara neden oluyor. Artan insan nüfusunun tükettiği enerji gerek besinlere gerekse iklimlere zarar verebiliyor. Sürdürülebilir beslenme ile nüfusun artan gıda talebi karşılanabiliyor. 
Akdeniz beslenme biçimi, Nordik diyeti, Çift piramit diyeti, vegan ve vejeteryan diyetlerle sürdürülebilir beslenme biçimleri karbon ve su ayak izini düşürmeye katkı sağlıyor. 
Memorial Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uzman Diyetisyen Aslıhan Altuntaş, sürdürülebilir beslenmenin faydalarını ve yöntemlerini anlattı.
Artan nüfus gıda talebini artırıyor
Artan insan nüfusu, gıda talebini artırmakta ve gıda endüstrisini daha verimli olmaya yönlendirmektedir. Son 10 yılda gıda endüstrisindeki yenilikler ve gelişen teknolojiler, daha fazla gıda üretimi ve sürdürülebilirlik için önemli adımlar atılmıştır. Gıda endüstrisindeki yenilikler ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımlar, artan nüfusun beslenmesini karşılamak ve çevresel etkileri azaltmak için önemli adımlardır. Ancak, daha fazla çalışma ve yatırım gerekmektedir, çünkü nüfus artışıyla birlikte gıda güvencesi ve sürdürülebilirlik konularında hala önemli zorluklar vardır. Artan insan nüfusunun iklim ve çevreye etkisi oldukça büyük bir endişe kaynağıdır. Nüfus artışı, daha fazla enerji, su ve gıda talebi demektir, bu da doğal kaynakların aşırı kullanımına ve çevresel baskılara yol açmaktadır. Bu durum ekosistem hizmetlerinin azalmasına ve doğal kaynakların tükenmesine neden olabilir.
Sürdürülebilir beslenmenin farklı çeşitleri bulunuyor
Artan insan nüfusuyla birlikte iklim değişikliği, çevresel bozulma ve kaynakların tükenmesi gibi sorunlarla mücadele etmek için sürdürülebilirlik odaklı politikalar ve çözümler gerekmektedir. Bu çözümlerden biri de sürdürülebilir beslenme çeşitleri olabilmektedir.
Sürdürülebilir beslenme çeşitleri;
Akdeniz beslenme tipi; taze gıdalar ve doymamış yağlar tüketilir. İşlenmiş ve paketli gıdaları tüketim oranı düşüktür. Ülkemiz için en uygun seçenek Akdeniz beslenme modeli olarak belirlenmiştir. Sürdürülebilir diyetlere çok kültürlü bir yaklaşım ile yerli veya yerel gıda sistemlerini anlayarak, gıdalar ve diyetlerle ilgili kültürel bilgideki çeşitliliği korumak için de fırsatlar sunabilmektedir. Aynı zamanda, yemek ve kültüre ilişkin geleneksel bilginin korunmasının önemini de gündeme getirmektedir. 
Ekolojik ayak izi bakımından beslenme modelleri incelendiğinde, Akdeniz diyetinin diğerlerine göre azot, karbon, su ve enerji ayak izinin daha küçük olması, dünyamızın sağlığına daha az olumsuz etki gösteren sürdürülebilir bir beslenme modeli olarak görülmektedir.
Nordik diyeti; İskandinav ülkeleri olan Danimarka, Finlandiya, Norveç, İzlanda, İsveç gibi ülkelerdeki geleneksel yeme biçimi Nordik diyetine dayanmaktadır. Akdeniz diyeti ile benzerlik göstermektedir. Zeytinyağı yerine kanola yağı kullanılması Akdeniz diyetinden en önemli farkıdır.
Çift piramit diyeti; klasik besin piramidinin yani Akdeniz beslenmesinin yanına besinlerin ekolojik ayak izleri sınıflandırılmaktadır. Hem bireysel hem de ekosistem açısından yeterli olacak besinleri göstermektedir.
Vegan ve Vejetaryen diyetler; kırmızı et, tavuk, balık veya peynir gibi hayvansal kaynaklı besinlerin elimine edildiği diyetlerdir.
Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) tarafından yürütülen “Live Well Plate for Low Impact Food in Europe” (LIFE) projesi’ne göre; sürdürülebilir bir diyetin 6 temel ilkesi bulunmaktadır.
- Sebze ve meyve tüketimini artırmak
- Besin çeşitliliğini sağlamak
- Et tüketimini makul seviyelere indirmek
- Gıda israfını önlemek
- Sertifikalı gıda satın almak
- Şeker, şekerli içecekler, yağ, tuz ve tuz içeriği yüksek gıdaların tüketimini azaltmak.
Meyve sebze tüketiminde her zaman mevsiminde olanları tercih etmek, mümkünse pazarlardan alışveriş yapmak önem kazanmakta.
Her gün mor, kırmızı, turuncu, sarı, koyu yeşil, açık yeşil, beyaz olmak üzere 7 farklı renkte sebze ve meyve her gün tüketilmelidir.  6 yumruk sebze ve 2 yumruk kadar meyve günlük minimum tüketim olmalıdır.
Günde 1-2 su bardağı yoğurt veya kefir, haftada 1 kez kırmızı et, haftada 1 kez balık veya haftada 1 kez tavuk ana yemek olarak tercih edilebilir. Diğer günlerde protein ihtiyacı bezelye, barbunya, nohut, kuru fasulye veya börülce gibi bitkisel proteinlerden gelebilir ve sebzeler de haftada en az 2 gün ana yemek olabilir.
Bu temel ilkeler uygulandığında karbon ayak izi düşürülmekte ve sürdürülebilir bir beslenme şekliyle hem sağlığa hem de doğaya faydalı olunabilmekte.
* MEMORİAL BASIN

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.07.16 15:42:28
Son Düzenlenme Tarihi :