SON DAKİKA
header-ad

Landrut:

Mersin’e gelen Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nikolaus Meyer-Landrut, "Akdeniz’in ne kadar önemli olduğunu da gördük, Akdeniz ortak coğrafyamız, kırılgan bir ekosistem. Sizden çok şey öğrendik, Avrupalı ortaklarınızla da çalıştığınızı, birlikte iş birliği yaptığınızı öğrendik" dedi.
AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nikolaus Meyer-Landrut, beraberinde 11 Avrupa ülkesinin Ankara büyükelçisinin der yer aldığı kalabalık bir heyetle Mersin Erdemli’de bulunan ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsünü ziyaret etti. Burada Enstitü Müdürü Prof. Dr. Barış Sahiloğlu ve diğer araştırmacılardan bilgi alan Meyer-Landrut, daha sonra deniz canlıları müzesi ile sahili gezerek açıklamalarda bulundu.

"Sizden çok şey öğrendik"
Büyükelçi Nikolaus Meyer-Landrut açıklamasında, "Ben ve Ankara’dan gelen Avrupa Birliği üyesi ülkelerin büyükelçilerini kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederiz. Bugün gerçekten deniz bilimleri enstitüsünde oldukça ilginç bir gün geçirdik. Akdeniz’in ne kadar önemli olduğunu da gördük. Akdeniz ortak coğrafyamız, kırılgan bir ekosistem. Dolayısıyla mutlaka korumamız gerekiyor ki gelecekte de yaşamımızın bir parçası olmaya devam edebilsin. Sizden çok şey öğrendik, Avrupalı ortaklarınızla da çalıştığınızı, birlikte iş birliği yaptığınızı öğrendik. Umuyoruz, bu çalışmalar ve iş birlikleri de devam eder" diye konuştu.

"Mavi ekonomiye yönelik fırsatları da kendilerine aktardık"
Ziyaret için teşekkür eden Enstitü Müdürü Prof. Dr. Barış Salihoğlu, "Bizim için büyük bir motivasyon, büyük bir destek oldu kendilerinin ziyaretleri. Ziyaret sırasında burada yaptıklarımızı aktarma imkanı bulduk. Bölgeyi, denizlerimizi, denizlerin üstündeki farklı baskıları, denizlerin kırılganlığını anlattık. Ama bunun yanında mavi ekonomiye yönelik fırsatları da kendilerine aktardık. Birçok Avrupa Birliği projesini kurumumuz yürütmekte. Bu çerçevede Avrupa Birliği ülkeleriyle oradaki meslektaşlarımızla bu işbirliğini nasıl artırabiliriz bunun üzerine de biraz kafa yorduk. Bu iş birliğini artırma yönünde de bir yol haritası hazırlayıp kendilerine en kısa sürede ileteceğiz. Kendileri de bunun destekleyeceklerini belirttiler" ifadelerini kullandı.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.10.05 21:07:03
Son Düzenlenme Tarihi : 2023.10.05 21:17:44

Yorum Yap






Toros Dağları’nın zirvesinden çuvallarla getirdikleri karları bardak bardak satıyorlar

Antalyalılar, kavuran sıcaklarda yüksek kesimlerdeki mağaralardan çıkarılan, pekmez ya da meyve şurubuyla hazırlanan "karlama" ile serinliyor. Ağustos ayında sıcakların bunalttığı Antalyalılar, Toroslar’ın derin kar obruklarından çıkarılan karların üzerine dökülen pekmez ya da meyve şurubuyla seri..

Antalyalılar, kavuran sıcaklarda yüksek kesimlerdeki mağaralardan çıkarılan, pekmez ya da meyve şurubuyla hazırlanan "karlama" ile serinliyor. Ağustos ayında sıcakların bunalttığı Antalyalılar, Toroslar’ın derin kar obruklarından çıkarılan karların üzerine dökülen pekmez ya da meyve şurubuyla serinliyor.
Gündoğmuş ilçesine bağlı 2 bin 200 metre rakımlı yaylalarda bulunan derin kar obruklarından kar getirerek Antalya’da pazarlarda karlama yaparak satan pazarcı Rıdvan Özer, çocukluğundan bu yana bu işi yaptığını söyledi. Toroslar’da 2 bin metre rakımlı Gündoğmuş yaylalarında derin kar obruklarında hiç karın bitmediğini ve buralarda kar üzerine kar yağdığını, uçsuz bucaksız obruklardan çuvallarla kar çıkardıklarını anlatan Özer, "Obruktan kar çıkarmak hem zor hem çok tehlikeli. Bu mağaralarda ne kadar kar bulunduğunu ve derinliğinin ne kadar olduğu bilinmez. Bu kar obruklarında hiçbir zaman kar tükenmez” dedi.

"Dede mesleğimiz"
Karlama işinin dede mesleğinin olduğunu söyleyen Özer, “Haftada bir gün derin kar deliklerine ineriz. Yaklaşık 20-30 metre halat kurarız. Halatlarla aşağıya ineriz. Karları kesici aletlerle keserek çuvallara katıp tekrar yukarı çekeriz. Bu iş oldukça zordur. Gözüktüğü gibi kolay bir meslek değildir. Bizim bu dede mesleğimizdir. Yıllardır bu mesleği yapıyoruz. Tabii ki tecrübeliyiz" diye konuştu.

"Haftada 2 tona yakın kar götürüyoruz"
Haftada 2 buçuk ton kar getirdiklerini ve bunun üçte birinin eridiğini belirten Özer, “Haftalık olarak yaklaşık 2 ton pazarlarda karlama yapar satarız. Haftada bir gün yaylaya çıkarız kar getiririz. Her hafta yaylaya çıkarak obruklardan kar çıkarıyorum. Sattıkça tekrar Gündoğmuş’un yaylalarına giderek her hafta yenisini satıyorum. Yaz aylarında sürekli kar obruklarından getirmiş olduğum karları karlama yaparak kar satıyorum. İnsanları serinletiriz" şeklinde konuştu.
Dağlardan kar toplayan ve daha sonra Antalya’da semt pazarlarına götürerek karlama yaparak satan Rıdvan Özer, şöyle devam etti:
"Çocukluğumdan beri yaz aylarında Toroslar’ın derin kar obruklarından kar getirerek satıyorum. 20 yıldır kar kuyularından çıkardığım karları Antalya’ya getirerek pazarlarda satıyorum. Haftanın bir gününde Gündoğmuş yaylalarından kar getirip, 6 gününde ise haftanın her günü kurulan semt pazarlarında karlama satıyorum. Müşterilere pekmezli, limonatalı, vişneli, kara dutu karın içerisine karıştırıyoruz. Müşterilerimizi serinletiyoruz. Meyve suyu ve pekmez ile karıştırdığım bardağını kasesini 20 liraya, kasesini ise 30 liraya satıyorum. Tadını bilen yerli halkın yanı sıra Ukrayna ve Ruslar her hafta gelerek benden karlama alıyor."

"Her hafta mutlaka alırım"
Antalya’da Etiler Mahallesi’nde her hafta pazartesi günleri kurulan pazarda haftalık olarak Rıdvan Özer’den karlama satın aldığını söyleyen Hüseyin Yamacı, “Ben her hafta pazara gelen Gündoğmuşlu arkadaştan karlı pekmez olsun, liman olsun, karlı şerbeti devamlı yiyoruz. Çokta memnunuz. Toroslardan gelen karla serinliyoruz" ifadelerini kullandı.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.08.08 11:15:05
Son Düzenlenme Tarihi :





Su içseniz bile yarıyorsa nedeni metabolizma hızınız olabilir

Bazal metabolizma hızının kimi bireylerde oldukça düşük olabileceğini belirten İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Aktaş, “Bu kişilerin yediklerine dikkat etmeleri ve hareketli bir yaşam tarzını benimsemelerine rağmen kilo almalarının sebebi metabolizma hızlarının yavaş olmasıdır” dedi.
Medline Adana Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Aktaş, aşırı kilonun kişide diyabet, kalp ve koroner damar hastalıkları, erken yaşta hipertansiyon, estetik, psikolojik ve sosyal sorunlar ile kanser riskine yol açabildiğini belirterek, obezite ile mücadelede yapılması gerekenleri anlattı. Şişmanlığın ‘Vücut Kitle İndeksi’ ölçümüne göre hesaplandığını kaydeden Doç. Dr. Aktaş, “Kişinin kilogram cinsinden terazide ölçülen kilosu, boyunun metre cinsinden karesine bölünüyor. Eğer kişinin vücut kitle indeksi 18,5-25 arasındaysa ideal kiloda, 25-30 arasındaysa kilo fazlası olduğu anlamına geliyor. 30-40 arası obez ya da şişman olarak kabul edilirken, vücut kitle indeksi 40’ın üzerindeyse morbid obez şeklinde tanımlanıyor” dedi.

Genetik yatkınlığa dikkat
Genetik yatkınlık, metebolizmanın yavaş olması, hormonal problemler, stres, yanlış beslenme ve hareketsizlik gibi faktörlerin bireylerin kilo durumlarını etkileyerek obeziteye kapı aralayabildiğini ifade eden Doç. Dr. Aktaş, “Bireyde söz konusu faktörler varsa yağ dokusu hızla artarak şişmanlık problemi ortaya çıkabiliyor. Özellikle genetik yatkınlığı olan kişiler, yaşam tarzlarına dikkat etmemeleri halinde zaman içerisinde sürekli şişmanlayacaklardır. Bundan dolayı bu kişilerin sağlıklarını korumak için normal bireylere göre çok daha özenli bir hayat tarzına sahip olmaları gerekir” diye konuştu.

"Metabolizmanız yavaş olabilir"
Toplumda sıkça karşılaşılan ’Su içsem bile yarıyor’ diyen bireylerin varlığına değinen Doç. Dr. Aktaş, “Bazal metabolizma hızı kimi bireylerde oldukça düşük olabilir. Bu kişilerin yediklerine dikkat etmeleri ve hareketli bir yaşam tarzını benimsemelerine rağmen kilo almalarının sebebi metabolizma hızlarının yavaş olmasıdır. Şu anda olmasa bile ileride obezite sorunu yaşamamaları için gerekli testleri yaptırarak bir hekim ve beslenme uzmanı desteği almaları önerilir” şeklinde konuştu.
Yaş ve cinsiyet gibi değiştirilemez faktörlerin yanında beslenme alışkanlığı, fiziksel aktivite yapmak gibi kişilerin müdahale edebileceği faktörler de bulunduğunu söyleyen Aktaş, “Bireylerin kendi değiştirebilecekleri bu faktörler yardımıyla metabolizmanın hızlandırılması sonucu daha fazla enerji üretimi ve yapıtaşı kullanımı gerçekleşir. Bu sayede de vücuttaki kas kütlesi artarken yağ miktarı azalır ve hızı artan metabolizma ile bir yandan kilo verilebilirken, bir yandan da sağlıklı bir vücut elde edilebilir” dedi.

"İnsülin direncini gözden kaçırmayın"
Kimi bireylerin ise ’Herkesten az yiyorum, spor yapıyorum ama asla kilo veremiyorum. Üstelik zor verdiğim kiloları da hızla geri alıyorum’ şeklinde yakındıklarını dile getiren Aktaş, “Sağlıklı beslenmenize ve spor yapmanıza rağmen kilo veremiyor, hatta alıyorsanız sebebinin insülin direnci olması muhtemeldir. İnsülin çok fazla salgılandığında gıdaların yağ olarak depolanmasına neden olur. Bu da kilo artışına veya kilo verememe gibi sorunlara yol açar. İnsülin direnci yaşam kalitesini düşüren, bu nedenle kontrol altına alınması gereken ciddi bir sorundur ve tespit edilmesi durumunda gerekli tedaviye vakit kaybetmeden başlanmalıdır” ifadelerini kullandı.
Aktaş, insülin direncinin kırılmasına yönelik ilaç tedavisi, kalorisi hesaplanmış kişiye özel bir diyet programı ve düzenli egzersiz yapılması gerektiğine dikkat çekti.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.06.08 22:31:11
Son Düzenlenme Tarihi :