SON DAKİKA

Başkan Bahar: "Reeskont kredilerinde finansman maliyetinin 15 puan düşürülmesi üretici ve ihracatçı için büyük kazanç"

Merkez Bankası, reeskont kredilerinde finansman maliyetini 15 puan düşürdü ve firma limitlerini yükseltti. Antalya iş dünyasından Merkez Bankası’nın kararına destek geldi. ATSO Başkanı Ali Bahar, kararın üreticiler ve ihracatçılar için büyük bir kazanç ve önemli bir gelişme olduğunu belirterek hay..

Merkez Bankası, reeskont kredilerinde finansman maliyetini 15 puan düşürdü ve firma limitlerini yükseltti. Antalya iş dünyasından Merkez Bankası’nın kararına destek geldi. ATSO Başkanı Ali Bahar, kararın üreticiler ve ihracatçılar için büyük bir kazanç ve önemli bir gelişme olduğunu belirterek hayırlı olmasını diledi.
Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bahar, ihracatı teşvik eden reeskont kredilerinde finansman maliyetinin düşürülmesi ve firma limitlerinin yükseltilmesini değerlendirdi. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’a gerçekleştirdikleri ziyarette konuyla ilgili taleplerini dile getirdiklerini kaydeden Başkan Ali Bahar, “Antalya Ticaret ve Sanayi Odası olarak uzun süredir gündemimizde olan bir konuydu. Sayın Bakanımıza yaptığımız ziyarette de tekrar dile getirdiğimiz finansman maliyetleri karşılık buldu. İhracatçılarımız ve üreticilerimiz adına bu güzel haberi almaktan mutluluk duyuyorum ve Bakanımıza teşekkür ediyorum” dedi.

"İş dünyası olarak üzerimize düşeni yapacağız"
Reeskont kredilerinin ihracatçılar için önemli bir kaynak olduğunu dile getiren Başkan Bahar, “Bu konuyu çözüme ulaştırmak için raporlarımızı ilgili bakanlıklarımıza iletmiştik. Komitelerimizden gelen taleplerin karşılık bulması, iş dünyamız ve sanayicilerimiz adına çok olumlu bir karar” diye konuştu. TCMB’nin ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetler reeskont kredileri faizi hesaplama yönteminde yaptığı güncelleme sonucunda reeskont kredilerinin toplam faiz maliyetinin, Merkez Bankası politika faizi seviyesini aşmayacağını belirten Başkan Bahar, sözlerini şöyle sürdürdü, “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının, ihracatımızı teşvik eden reeskont kredilerinde finansman maliyetini düşürmesi ve firma limitlerini yükseltmesi ihracatçımız ve sanayicimiz adına büyük bir kazanç. İhracatçılarımızın kredi maliyetlerini düşüren önemli bir adım. Antalya iş dünyası olarak sektörlerimizde nitelikli üretim ve ihracat başta olmak üzere sürdürülebilir ekonomi için üzerimize düşen çalışmaları gayretle gerçekleştireceğiz. İhracatçıların finansa erişimini gözeterek verdikleri destekten dolayı Sayın Bakanımıza teşekkür ediyorum.”

"Üretim ve ihracatın desteklenmesi memnuniyet verici"
İhracatı teşvik eden reeskont kredilerinde finansman maliyetini düşürmesi ve firma limitlerini artırmasını hatırlatan Başkan Bahar, “Politika faizinin yüzde 30’a yükseltilmesinin ardından, TL reeskont kredilerinin dönem sonu faiz maliyeti yüzde 45’e ulaşarak ticari kredilerle aynı düzeye çıkmıştı. TCMB, firma reeskont limitlerini ise KOBİ tanımında yer alan mali kriterin yüzde 50’si kadar belirleme kararı aldı. Buna göre, mikro işletmeler için reeskont limiti 5 milyon TL, küçük işletmeler için 50 milyon TL, orta ölçekli işletmeler için de 250 milyon TL olarak güncellenecek. Ekonomi yönetiminde uygulanan sıkı para politikasıyla birlikte, üreticilerimize çözüm sunulması, üretim ve ihracatın krediyle desteklemesi memnuniyet verici” dedi.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.10.06 21:50:41
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






BAŞKAN BAHAR: GIDA ENFLASYONUNA ÖNLEM ALINMALI

Nisan ayı enflasyon oranlarını değerlendiren ATSO Başkanı Ali Bahar, “Tüketici fiyatında yıllık enflasyon yüzde 43.68 olurken, fiyatı en çok artan ürün kuzu eti oldu” dedi. 

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Tüketici Fiyat Endeksi’nin (TÜFE) nisan ayında, aylık bazda yüzde 2.39, yıllık bazda yüzde 43.68 artış gösterdiğini açıkladı. Yıllık enflasyonun ise yurt içi üretici fiyatlarında yüzde 52.11 olduğu belirtildi. Nisan ayı enflasyon oranlarına göre fiyatı en çok artan ürünün kuzu eti olduğuna dikkati çeken Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Ali Bahar, “Madde bazında fiyatı en çok artan gıda ürünü yüzde 21.47 ile kuzu eti oldu. Özellikle kırmızı ve beyaz et fiyatlarındaki artış gıda enflasyonunda belirleyici olmuştur” diye konuştu.

GIDADA GÜVENCE SORUNU
Gıda enflasyonunun vatandaşın yaşam kalitesini düşürdüğüne işaret eden Başkan Bahar, “Bu ülkemize özgü bir gıda güvencesi sorununa dönüşmeye başlamıştır. Yapılan kamuoyu araştırmaları, vatandaşın öğün sayısını düşürürken, yüzde 62’sinin de et tüketimini azalttığını ortaya koymuştur” dedi. Tarımsal girdi maliyetlerinin artışı ve TL’nin değer kaybetmesinin gıda enflasyonunda önemli bir rol oynadığına dikkati çeken Başkan Bahar, “Güncel kuraklık ve iklim değişikliği sorunları eğer önlem alınmaz ise “gıda enflasyonu” ve “gıda güvencesi” sorunlarını daha da şiddetlendirecektir. Tarımsal gıda piyasalarında uzun vadeli, üretim planlaması, verimlilik artışı, etkin destek politikasını içeren yapısal politikalara ihtiyaç vardır” diye konuştu.

EN YÜKSEK AYLIK ARTIŞ HABERLEŞME GRUBUNDA
TÜFE ve aylık harcama grupları itibariyle en yüksek artışın yüzde 5.93 ile haberleşmede olduğunu dile getiren Başkan Ali Bahar, “Yıllık bazda en yüksek artış yüzde 66.62 ile sağlık, yüzde 66.41 ile lokanta ve otel harcama gruplarında olduğu görülmüştür. Ayrıca TÜİK’in TÜFE verilerine göre yıllık enflasyon gıdada yüzde 53.92, eğitimde yüzde 44,07, konutta yüzde 43,18 ve giyimde yüzde 13,82 düzeyinde gerçekleşmiştir” dedi. Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi’nin (Yİ-ÜFE) nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 0,8 artış gösterdiğini belirten Başkan Bahar, sözlerini şöyle sürdürdü; “Yıllık yüzde 52.11 düzeyinde gerçekleşmiştir. Yıllık ÜFE içeceklerde yüzde 113,06, ecza ürünlerinde yüzde 93,61, gıda ürünlerinde yüzde 72,19 düzeyinde olurken, yıllık enerji fiyatlarında ise artış hızında gerileme görülmüştür. Bunun nedeni aralık 2022’den itibaren küresel enerji fiyatlarında yaşanan aşağı yönlü trend ve yurtiçinde elektrik ve doğal gaz fiyatlarına yapılan indirimlerdir.”

ENFLASYON GERİLEMEYE DEVAM ETSE DE BASKI SÜRÜYOR 
Döviz kurlarının son 6 aylık dönemdeki yatay seyri, küresel enerji ve emtia fiyatlarındaki düşüşün enflasyonun hızını yavaşlattığını kaydeden Başkan Bahar, “Enflasyon mart ayında olduğu gibi baz etkisine bağlı olarak gerilemesini sürdürse de yıllık ortalama enflasyonun cari hızı TÜFE’de yüzde 65-70, ÜFE’de yüzde 120 bandında seyretmiştir. Ancak mevcut dış ticaret açığı yanı sıra enflasyonun temel belirleyicilerinden olan ithal hammadde fiyatları USD bazında tüm dünyada düşmesine rağmen ülkemizde TL bazında artışı enflasyonla mücadeleyi güçleştirmektedir. Bunun yanı sıra ABD’de FED’in sert faiz artışı politikası da uluslararası sermaye akımlarını etkilediğinden Türkiye’de Merkez Bankası’nın hem fiyat ve hem de döviz kuru istikrarına yönelik politikaları üzerinde baskı yaratmaktadır” dedi. 

GELİR- YAŞAM MAKASI AÇILIYOR
Yüksek enflasyonun gelir-yaşam maliyeti makasını daha da açtığını dile getiren Başkan Bahar, “TÜİK’in açıkladığı gıda, eğitim, sağlık ve konut gruplarındaki fiyat artışları özellikle alt ve orta gelirli ailelerin harcamaları içinde ağırlıklı alanları oluşturduğundan bu grupta yer alan vatandaşların hayat pahalılığını yoğun bir şekilde hissetmelerine neden olmaktadır.  Türkiye’de yüksek enflasyon bir yandan döviz girişini zora sokarken diğer yandan vatandaşı döviz alımına yönlendirerek dolarizasyonu beslemektedir. Bu durum da kurların daha da yükselmesine ve sonuçta tekrar enflasyona neden olmaktadır” diye konuştu. Enflasyonla kalıcı mücadelenin önemini vurgulayan Başkan Bahar, “Hükümetin başlattığı enerji fiyatlarında indirim uygulamasının devam etmesi, temel girdi fiyatlarının düşüşü ve döviz kurunun da makul seviyelere gerilemesi ve cari açık seviyesinin gerilemesi enflasyon ile mücadele için önem arz etmektedir. Ancak yüksek cari açık, döviz işlemlerindeki devam eden kısıtlamalar ve piyasada döviz kurunun yükseleceğine dair güçlü beklentiler enflasyon ataletinin kırılmasını zorlaştırmaktadır. Bu nedenle toplumda enflasyonun düşeceğine dair olumlu beklenti ortamının oluşturulmasına ve reel sektöre döviz ihtiyacının karşılanması bu mücadelenin önemli bir parçasıdır” dedi. 

-BLD.BSN.


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.05.05 11:21:49
Son Düzenlenme Tarihi :





07 GENÇLİK & SALİH ÖZGÜNSÜR ÖZEL RÖPORTAJI

07 Gençlik’in yeni lideri Sabri Kulüp, net konuştu! "O’na tepkimiz sonlanmadı, gitmediği sürece sonlanmayacak!"

NOT: BU RÖPORTAJ, TOROSGAZETESİ.COM ÖZEL RÖPORTAJIDIR. KAYNAK GÖSTERİLSE DAHİ ALINTILANMASI YASAKTIR! 

Geçtiğimiz günlerde, Gürhan Güneyli’nin “bırakma” kararı almasının ardından derneğin yeni lideri seçilen Sabri Kulüp, TOROS Gazetesi’ne konuştu. Kulüp’ün hedefinde, daha önce bildiri yayınladığı Aytaç Altay ve Konyaspor’dan gelen İdari Menajer Seçkin Özdil vardı. 

Salih Özgünsür: Öncelikle hayırlı olsun. Gürhan Güneyli’nin liderliği bırakmasının ardından 07 Gençlik’in yeni lideri oldunuz. Hem Gürhan Güneyli’nin bırakması hem de sizin başkanlığa geliş süreciniz nasıl gerçekleşti?

07 Gençlik Lideri Sabri Kulüp: Gürhan, benim çocukluk arkadaşım. Yıllardır, 07 Gençlik bayrağını onunla beraber taşıdık. Bırakma kararı aldı, yaşı geldi; biraz emekli olmayı düşündü sanıyorum. Kardeşlerimiz de başkanlık için beni layık gördü. Biz de bayrağı teslim aldık. Bizler de belirli bir süre devam edip bizden sonra gelen kardeşlerimize bayrağı devredeceğiz. 




Salih Özgünsür: 07 Gençlik sezona çok formda başladı. Özellikle ilk iç saha maçı olan Konyaspor maçında, %90 nemde biz tribünde nefes dahi alamazken; 07 Gençlik 90.dakikada halâ tezahürat yapıp takımı ateşlemeye çalışıyordu. Bu sezon, daha agresif bir 07 Gençlik var diyebilir miyiz?

Sabri Kulüp: 07 Gençlik, her zaman agresiftir. Tarihinden beri her zaman agresif bir tribün yapmıştır. Çünkü Antalya’daki tek ve en büyük tribün/taraftar derneği olduğu için, her zaman agresif. Bu sene özelinde, kan değişikliği ile birlikte kırgınlıkları olan kardeşlerimizin, eski tribüncülerimizin, abilerimizin yeniden aramıza katılması bunda etkili oldu. İlk maçta dediğiniz gibi 3200 bilet satıldı Kuzey Kale’den. Zaten orası toplam 3400 kişilik bir tribün. Kan değişikliğinin de etkisi olduğunu düşünüyoruz. İnşallah da hep böyle olacak ancak daha ilk maçtan önümüzü kestiler. Küfretmememize rağmen, C Blok’a ceza kestiler. 




Salih Özgünsür: Bir taraftar grubundan çok daha fazlası ve Antalya’nın en büyük sivil toplum örgütlerinden birisiniz. Bunu, 6 Şubat’ta yaşanan deprem felaketinde ve sonrasında bir kez daha gördük. 07 Gençlik olarak siz de orada bulundunuz. Orada neler gördünüz, neler yaşadınız?

Sabri Kulüp: Anılarımız, çok kötü anılardı. Ben, 11 gün orada kaldım. Eski tribün liderlerimizden Faruk Abim de Hataylı. Onun memleketi Kırıkhan’daydık biz. Anılar, hep kötü anılar. İyi anılarmız da oldu tabi ki. Buradan kamyonlar ile götürdüğümüz yardımları dağıtırken, o çocukların sevinci, insanların sevincini gördük ancak geri kalanları güzel anılar değildi. İnşallah bir daha da böyle bir şeyi Rabbim kimseye yaşatmaz. Çünkü enkazdan çıkardığımız çocuk cesetleri, bazen yer yer benim aklıma geliyor. Kimse, böyle bir şey ile sınanmasın. 




Salih Özgünsür: 07 Gençlik’in bir geliri var mı?

Sabri Kulüp: Derneğimizin hiç bir geliri yok. Yardım edenler oluyorsa ki bizim zaten genel olarak maddi bir desteğe ihtiyacımız yok. Her yıl polar, atkı gibi ürünleri sağolsun bizleri seven iş insanlarımız karşılıyor. En büyük destekçimiz zaten bizim abimiz, Tolga Cömertoğlu. Allah’a şükür 07 Gençlik’i bugüne dek hiç bir zaman ne birine muhtaç etti ne de bir laf söylettirdi. Gerek de yok zaten.


Salih Özgünsür: 07 Gençlik’in Başkan Sabri Gülel’e bakış açısı nasıl, kendisinden hiç talebiniz oldu mu?

Sabri Kulüp: Sabri Gülel’den hiç bir talebimiz olmadı. Sadece, taraftara sahip çıkmasını, Antalyaspor’u en iyi yere getirmek için elinden geleni yapmasını istedik. Bizim, başkanımızdan; her taraftarın da kendi başkanından istediği şey, takımını en güzel yerlere getirmesidir. Bizim de ondan tek isteğimiz budur. Biz her zaman, sadece Sabri Gülel’den değil, bütün başkanlardan isteğimiz budur. Biz taraftar olarak takımımızı Avrupa’da, ilk dörtte görmek istemez miyiz? 


Salih Özgünsür: Geçtiğimiz yıllarda, Antalyaspor’un istediği saha sonuçlarını alamadığı bir periyod içerisinde eski başkan Gürhan Güneyli'nin, teknik direktör Nuri Şahin ile bir fotoğraf karesi vardı. Antalyaspor, bu sezon da benzer bir kötü gidişat izlerse, yeni başkan Sabri Kulüp ve Nuri Şahin’i de benzer fotoğraf karesinde görecek miyiz?

Sabri Kulüp: Tabii ki. Çünkü, bu takım kimsenin değil. Ne Nuri Şahin’İn, ne başkanın ne yöneticilerin ne de Sabri Kulüp’ün. Bu takım, Antalyaspor. Antalya’nın takımı. Biz de Antalyalı olarak takımın en iyi yerlere gelmesini istiyoruz. Gelmesi için de hoca ile konuşulması gerekirse, hoca ile konuşuruz. Yönetici ile konuşması gerekirse, yönetici ile konuşuruz. Ki, sorunları çözüp, takımı en güzel yerlerde görebilelim. 




Salih Özgünsür: Nuri Şahin’i başarılı buluyor musunuz?

Sabri Kulüp: Hayır. Dürüst konuşmak gerekirse, hayır. Bütün transferler, kendi isteği doğrultusunda yapıldı ama başarı, sizce var mı? Geçen sene bizim ligde kalmamız, düşmenin kaldırılması sayesinde oldu. Kaldırılmasaydı ya da deprem felaketi sebebiyle Hatay ve Gaziantep’in maçları BAY olmasaydı, Trabzon Giresunspor’u yenmemiş olsaydı ki sonuçta ikisi de Karadeniz takımı; Trabzonspor maçı verebilirdi, yedeklerle çıkabilirdi ya da yenilebilirdi. O zaman biz düşmüştük. Göreve geldiğinde, başarılı ve iyi bir ivme yakalamış takımın teknik direktörlüğüne geldi. O da, zaten yarım sezon sürdü; yarım sezon sonra gerçek ortaya çıktı. Yanında getirdiği Hollandalı yardımcı antrenörler Alfons Groenendijk ve Micheal Lindemann, kendisini bırakıp gittiler. Ki, iki isim de Avrupa’dan talipleri olmasına rağmen Nuri Şahin ile çalışmayı tercih ettiler ama sonradan onlar da bıraktı. Demek ki bir sıkıntı var. 


Salih Özgünsür: Antalya’nın Antalyaspor’a ilgisi yok denecek kadar az. Dönem dönem başta 07 Gençlik önderliğinde yeni nesillere Antalyaspor sevgisi aşılamak için çalışmalar yapılıyor. Gelecek dönem bu çalışmaları yine görecek miyiz?

Sabri Kulüp: Bizim her zaman çalışmalarımız var. Biz, senin de söylediğin gibi sosyal sorumluluk faaliyetleri ile öne çıkan, yardımlar yapan ve bu konularda en önde bulunmayı ilke edinmiş, Türkiye’deki sayılı taraftar derneklerinden birisiyiz. Okul ziyaretleri, gençleri futbola ve spora kazandırma konusunda ne kadar çabalasak da, başarısı olmayan bir kulüpte bir sonuca ulaşmıyor. Kulüp başarılı giderse, taraftar da otomatikman geliyor. Eto’o zamanını hatırlıyorsunuz, o dönemde ilk 5’e oynadığımız zaman stadımızda her maç 25 bin taraftarın altına düşmüyordu. Sen, tribüne geldiğin zaman her hafta yenilen, berabere kalan bir takımı izleyip sinir olmak, üzülmektense maça gelmemek daha iyi deyip gelmezsin; bizler gibi fanatikler hariç. Başarı olursa, o zaman tarafTar kendi kendine geliyor zaten. Bizim, ekstra olarak gençleri futbola ve spora kazandırmak için okul ziyaretlerimiz ve faaliyetlerimiz oluyor. Gelecek senelerde de bu devam edecek. 

Salih Özgünsür: Taraftar grupları genelde küfürlü tezahüratlarıyla ve kavgalarıyla öne çıkar. Ancak 07 Gençlik, bu algıya zıt olarak sosyal sorumluluk projeleriyle, küfürsüz besteleriyle öne çıkıyor, örnek gösteriliyor. Bu yapıya bürünmeyi nasıl başardınız?

Sabri Kulüp: Tolga Cömertoğlu’nun önderliğinde bu yapıya büründük. Çünkü Tolga Abi, sosyal sorumluluk projelerine önem veren bir insan. Onun önderliğinde biz de bu projelerde devamlı yer aldık. Gençler, bir yardım kolisi dağıtırken ya da yangında en önde giderken; ister istemez kendileri heyecanlanıyor. Depremde, insanlara bir nebze de olsa yardım edebilmek bizleri çok mutlu eden, huzur veren bir olaydı. İnsanlar bunları yaşadıkça, daha çok sosyal sorumluluk projesinin içerisinde yer almak istiyor. Hatta gençler, kendileri diyorlar, “Abi, sosyal sorumluluk projesi yapalım” diye. Gençler öneri getiriyor. 




Salih Özgünsür: Tolga Cömertoğlu’nun 07 Gençlik’teki yeri nedir?

Sabri Kulüp: Tolga abi, bizim abimiz. Sosyal sorumluluk projeleriyle, bize vermiş olduğu desteklerle, hayatta öğrettiği şeyler ile Tolga abinin 07 Gençlik’teki yeri her zaman farklıdır. Yıllardır, bize maddi manevi destek oluyor. Ben değil, gruptaki en genç üyemiz bile arasa, dese ki Tolga abi benim böyle bir sorunum var; elinden geleni yapar. Ben kimseyi çevirdiğini ne gördüm ne de duydum. Yaklaşık da 25 yıldır tanırım. 


Salih Özgünsür: 6222 sayılı yasanın doğru işlediğini düşünüyor musunuz? Bu yasa ve özellikle E-Bilet sistemi gerçekten Türk futboluna yarar getirip küfrü ve şiddeti azalttı mı yoksa tribünlerin boş kalmasına ve taraftarların uzaklaşmasına sebep mi oldu?

Sabri Kulüp: 6222, taraftarları uzaklaştırdı. Özellikle Passolig, insanları tamamen kopardı. Adamın bileti var, Passolig’i yok; kayboluyor, çıkartana kadar ya da tek girişlik kart alana kadar epey uğraşması gerekiyor. İnsanlar gidemediği zaman biletini arkadaşlarına vermek istiyor ama Passolig’ini verip giremiyor; girdiği zaman ceza yiyor. Bunu daha basit yöntemlerle gerçekleştirebilirler. Çünkü 6222 ile E bilet uygulaması taraftarları uzaklaştırdı, bunu bizim söylememize de gerek yok, gözle görülüyor Passolig’den ve 6222’den sonraki düşüş. 6222, kötü mü, değil. Ama çok basit şeyler için de ceza alan arkadaşlarımız var. Küfür, stadyumda iyi bir şey değil; tasvip etmiyorum ama insanoğlu refleks ile küfredebiliyor. Bu adam, bu refleks için ceza yememesi lazım. Ya da arkadaşıyla tartışıyor, bir bakmışsın ceza almış. Doğru yönleri de çok tabii ki ama bir gerçek var ki taraftarları stadyumlardan uzaklaştırdılar. 




Salih Özgünsür: Geçtiğimiz aylarda, Antalyaspor futbol şube sorumlusu Aytaç Altay ve Konyaspor’dan getirilen idari menajer Seçkin Özdil ile ilgili bir bildiri yayınlayarak kendilerini Antalyaspor’da görmek istemediğini belirttiniz. Ancak iki isim de, Antalyaspor’da çalışmaya devam ediyor. 07 Gençlik’in bu tepkisi, şu an için sonlandı diyebilir miyiz?

Sabri Kulüp: Bizim tepkimiz sonlanmadı, hiç bir zaman da sonlanmaz. Çünkü onların neler yaptıklarını biliyoruz. Biz bunu, her türlü her yerde dile getiriyoruz. Basında söylemiyoruz belki ama istemediğimizi her yerde dile getiriyoruz. Gerek başkana, gerek yöneticilere, gerek tanıdığımız abilerimize... Ama maalesef çoğu kulüpte bu var. Bazılarının torpili ile ya da bazı insanların o insanları göreve getirmesiyle, kulüplerimizde böyle insanlar var ve var olmaya devam edecek. Türk futbolunun da gelişmeme sebebi budur. Bu kadar net. Futbola siyaseti, torpili karıştırmamak lazım. Bunları karıştırdığın sürece Türk futbolu gelişiyor ama ne kadar? Her şey ortada. Neden İngiltere ve Almanya gibi olamıyoruz? Liyakat yok, işi bilmeyen adamı transfer komitesine sokarsan, işi bilmeyen adamları transferlerden sorumlu yaparsan... Türkiye’de transferden sorumlu bazı kişiler, futbolcuya, “Menajerlik ücretini bana vereceksin.” Diyor. Böyle durumlarda, o futbolcu o ülkede futbol oynar mı? Oynarsa da ne kadar oynar? Ya da gelen futbolcuların yetenekleri tartışılmaz mı?
 Ki, örneklerini de çok gördük. 

NOT: BU RÖPORTAJ, TOROSGAZETESİ.COM ÖZEL RÖPORTAJIDIR. KAYNAK GÖSTERİLSE DAHİ ALINTILANMASI YASAKTIR! 




Kaynak : Salih ÖZGÜNSÜR
Ekleme Tarihi : 2023.09.04 00:00:02
Son Düzenlenme Tarihi : 2023.09.04 10:22:44