SON DAKİKA
header-ad

7 asırlık tarihi kale duvarlarını spreylerle boyadılar

Adana’nın Kozan ilçesinde bulunan ve birçok medeniyete ev sahipliği yapmış Kozan Kalesi’ne sprey boya ile yazı yazılması görenlerin tepkisini çekti.
Kozan’da görkemli surları ve tarihi dokusu ile her yıl binlerce kişinin ziyaret ettiği Kozan Kalesi’nin tarihi duvarlarına spreyle yazılama ve resim yapılması görenlerin tepkisini çekti.
7 asır birçok medeniyete ev sahipliği yapan Kozan Kalesi, Hitit ve Asurlar döneminin izlerini geleceğe taşıyan 400 metre uzunluğundaki surla görenleri etkiliyor. Kalede, su kuyuları, sarnıçlar, zindanlar ve mutfaklar gibi birçok yapı her yıl tarih turizmi için ilçeye gelen binlerce kişiye ev sahipliği yapıyor.
Hatay’dan ilçeye ziyarete gelen Reşit Yıldız, “Kozan Kalesi’ni çok duydum ve gezmek istemiştim. Burada gençler gelip yazılar yazmış kirletmişler üzüldüm. Lütfen bunu yapmayalım” diyerek tepki gösterdi.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.09.20 21:36:43
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






ATB Başkanı Ali Çandır: “Bölge enflasyonumuz aylık olarak ülke genelinde en yüksek ikinci, yıllıkta ise en yüksek üçüncü enflasyon olmuştur” dedi.

Batı Akdeniz Ekonomisini Geliştirme Vakfı (BAGEV), Antalya Ticaret Borsası (ATB) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2018 Temmuz ayı enflasyon rakamlarını değerlendirdi.

    Tüketici enflasyonunda (TÜFE), Temmuz ayında yüzde 0.55, yıllık enflasyonda ise yüzde 15.85 oranında artış yaşandığını belirten Çandır, TÜFE’nin aylık bazda beklentinin altında gerçekleştiğini, yıllık enflasyonun ise son yılların en yüksek seviyesine ulaştığını kaydetti.  Çandır, TÜFE’de aylık en yüksek artışın yüzde 2.26 ile lokanta ve oteller grubunda, yıllık en yüksek artışın yüzde 24.21 ile ulaştırma sektöründe görüldüğünü belirtti.
 
    TÜFE’nin yönünü gösteren çekirdek enflasyonun, aylık yüzde 0.93, yıllık ise yüzde 15.10 olarak ilan edildiğini kaydeden Çandır, 2003 yılından bu yana en yüksek seviyeye ulaştığını bildirdi. Çandır, “Oysaki geçen yılın Temmuz ayı çekirdek enflasyonu aylık yüzde 0.49 ve yıllık yüzde 9.60 olarak ilan edilmişti. Çekirdek enflasyonda aylık ve yıllık göstergelerde aşırı bir yükseliş söz konusu. Ancak uzunca bir süredir TÜFE’nin üzerinde seyreden yıllık çekirdek enflasyon, bu ay 0.75 puan TÜFE’nin altında kaldı” değerlendirmesinde bulundu.
 
ÜRETİCİNİN MALİYETİ CEBE YANSIYACAK
    Temmuz ayında üretici enflasyonundaki (ÜFE) artışa dikkat çeken BAGEV Başkanı Çandır, üretici enflasyonunda geçen yılların temmuz ayında yüzde 1’in üzerinde artış görülmezken, bu yılın temmuz ayında yüzde 1.77’lik artışın yüksekliğine işaret etti. Çandır, üretici enflasyonunun yıllık bazda yüzde 25 oranında arttığını belirtti. Çandır, “ÜFE’deki bu aşırı yükselme, yılsonu enflasyonun düşmesinde daha evvel fırsat ayı olarak nitelendirdiğimiz Ekim-Kasım ayları ve dolayısıyla yılsonu tüketici enflasyonunu beklentilerin üzerinde artıracaktır” uyarısında bulundu.
 
    Üreticinin yükünün önümüzdeki aylarda tüketicinin cebine yansıyacağını kaydeden Çandır şu değerlendirmede bulundu:
    “Bünyesinde yüzde 25 yük bulunduran üretici tarafındaki bu durum önümüzdeki aylarda tüketiciye zam olarak yansımaya başlayacaktır. Örneğin yılsonu itibariyle bitecek olan bazı kesimlere tanınan araç alımlarındaki ÖTV indirimi önümüzdeki yıl başında araba fiyatlarını beklentilerin üzerinde artıracaktır. Yine 1 Ağustos itibariyle elektrik ve doğalgaza yapılan meskenlerde yüzde 9, sanayi ve ticarethanelerde yüzde 14’lük zam önümüzdeki dönemde enflasyonumuzun daha da artacağına işaret etmektedir.”
 
HEDEF ZOR
    Bu gerçekleşmelerle yılsonu enflasyonundaki yüzde 13.4’lük beklentinin fazla iyimser olduğunu söyleyen Çandır, dövizdeki yükselişin enflasyon üzerine etkisine dikkat çekti. Çandır, “Zira bundan sonra dövizde bir istikrar kazanılmış olsa dahi faiz tarafı bu yüksek seviyelerin aşağıya inmesine izin vermeyecektir” dedi.
 
BÖLGENİN ATEŞİ YİNE YÜKSEK
    Antalya, Burdur, Isparta illerini kapsayan Batı Akdeniz’de Temmuz ayı enflasyonunun aylıkta yüzde 0.87, yıllıkta ise yüzde 17.69 olarak açıklandığını belirten Çandır, bu rakamların ülke ortalamasının üzerinde olduğunu kaydetti. Çandır, bölge enflasyonunda en fazla artış gösteren grubun turizm sezonu nedeniyle yüzde 3.07 ile lokanta ve oteller olduğunu belirtirken, “Bölge enflasyonumuz aylık olarak ülke genelinde en yüksek ikinci, yıllıkta ise en yüksek üçüncü enflasyon olmuştur” dedi.


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2018.08.03 19:47:22
Son Düzenlenme Tarihi :





Kurubaş :Devletin 1 TL’lik teşvikiyle çiğ süt fiyatının 3.50 TL olmalı dedi ve ekledi: Elimizdeki ürünü satamazsak inekler mezbahaya gider

Elmalı ve Çevresi Tarımsal Kalkınma Kooperatifi ve Elmalı Ziraat Odası Başkanı Salih Kurubaş, devletin 1 TL’lik teşvikiyle çiğ süt fiyatının 3.50 TL olması gerektiğini söyledi. Gerek pandemiden kaynaklı turizmin daralması nedeniyle gerekse alım gücünün azalması nedeniyle süt ve süt ürünleri tüketiminde düşüş olduğunu bildiren Kurubaş, “Şu an ürünümüzü satamıyoruz. Elimizdeki ürünü satamazsak inekler mezbahaya gider” dedi. Kurubaş, yerel yönetimlerin süt alımı yaparak üreticiyi destekleyebileceğini söyledi.

Antalya Ticaret Borsası (ATB) ile Antalya Tarım Konseyi (ATAK) işbirliğinde 1 Haziran Dünya Süt Günü öncesinde “Sürdürülebilir Süt Politikası, Sağlıklı Gelecek” başlıklı çevrimiçi program düzenlendi. Dünya Gazetesi Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım’ın moderatörlüğünde düzenlenen toplantıya, Akdeniz Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Küçükçetin, Eskişehir Mahmudiye Çifteler Han İlçeleri Süt Üreticileri Birliği Başkanı Güner Özer, Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Üyesi ve Hayvancılık Kooperatifleri Antalya Birliği (HAYKOOP) Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Simav, Tüm Süt, Et ve damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD) Başkanı Sencer Solakoğlu, Elmalı ve Çevresi Tarımsal Kalkınma Kooperatifi ve Elmalı Ziraat Odası Başkanı Salih Kurubaş katıldı. ATB ve ATAK Başkanı Ali Çandır, hayvancılık politikalarının sürdürülebirliğinin sağlanmasında sütün önemini vurgularken, 1 Haziran Dünya Süt Günü öncesinde sütü konuşmak için sektör temsilcilerini bir araya getirdiklerini belirtti. Çandır, konuklara katılımları nedeniyle teşekkür etti.

 

Moderatör Ali Ekber Yıldırım, toplantıya süt içerek başladı. Sağlıklı gelecek için sağlıklı bir süt üretim sisteminin oluşturulması gerektiğini kaydeden Yıldırım, yılbaşından bu yana hayvancılığın en önemli girdisi yem fiyatının 8 defa artmasına karşın süt fiyatının yerinde saydığına dikkat çekti. Enflasyon kaygısıyla süt fiyatında hep sıkıntı yaşandığını söyleyen Yıldırım, sütün durumunu konuşmak üzere toplantının organize edildiğini belirtti.

 

SAĞLIKLI NESİL İÇİN SÜTE ULAŞIM SAĞLANMALI

Akdeniz Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Küçükçetin, Dünya Süt Günü’nün sütün tüketimini artırmak ve faydalarına dikkat çekerek farkındalık yaratmak için her yıl kutlandığını belirtti. Kalsiyum, fosfor, protein bakımından zengin olan temel gıda olan sütün tüketilmesinin insan sağlığı için önemini vurgulayan Küçükçetin, ülkemizde süt tüketiminin yetersizliğine dikkat çekti. Kişi başı yıllık süt tüketiminin İrlanda’da 125 kilogram, Almanya’da 53 kilogram iken Türkiye’de 40 kilogram olduğunu bildiren Küçükçetin, “Süt tüketiminde geçmişe göre daha iyi durumdayız ama bu miktar artırılmalı” dedi. İstanbul’da yapılan bir anketin sonuçlarını paylaşan Küçükçetin, katılımcıların yüzde 67’sinin süt içme alışkanlığının olmadığını, süt içmeyenlerin yüzde 64’ünün ise neden içmediğini bilmediğini kaydetti. Ankete katılanların yüzde 51’inin süt fiyatını pahalı bulduğunu söyleyen Küçükçetin, süt içme alışkanlığının yüzde 79’unun okul öncesi dönemde kazanıldığına dikkat çekti. Küçükçetin, süt tüketimini teşvik edici en önemli aracın medya çalışmaları olduğunu belirtirken, “Sağlıklı nesiller yetiştirmek istiyorsak, topluma süt içme alışkanlığı kazandırmalıyız, süte ulaşımı sağlamalıyız. Süt fiyatları tüketimin önünde önemli bir engel olabileceği öngörüsüyle sütün fiyatlandırılması konusuna dikkat edilmeli. Okul sütü projeleri ülke çapında ve uzun süreli devam etmeli” dedi.

 

7 ÜYEDEN BİRİ İŞİ BIRAKTI

Eskişehir Mahmudiye Çifteler Han İlçeleri Süt Üreticileri Birliği Başkanı Güner Özer, hayvancılıkta küçük üreticinin her geçen gün kan kaybettiğini söyledi. Hayvancılığın sürdürebilmesi için üreticinin para kazanması gerektiğini vurgulayan Özer, “Süt fiyatı belirlendiği günden bu yana yeme yüzde 69 zam geldi. Sadece son 15 günde yeme 3 defa zam geldi ama süt fiyatı aynı kaldı. Ulusal Süt Konseyi süt fiyatını belirliyor ama girdilere müdahale etmiyor. Elektrik, işçilik, mazot, gübre, yem fiyatı sürekli artarken süt fiyatı sabit kalınca üretici enflasyonun altına eziliyor. Süt fiyatına müdahale ediliyorsa maliyetlere de müdahale edilmeli. Süt yem 1.3 pariteye sabitlenmeli. Herhangi bir tarafın artması ya da düşmesi halinde bunların birlikte hareket ediyor olması sürdürülebilirliğin temelini oluşturacaktır” diye konuştu. Güner Özer, yem süt paritesinin 1.3 olduğu düşünüldüğünde çiğ süt fiyatının 2.80 TL değil 3.50 TL olması gerektiğini kaydetti. Para kazanamayan üreticinin işini bıraktığını söyleyen Özer, “Son 6 içinde bünyemizdeki 478 üyeden 73 işletme şartlara dayanamayarak işi bıraktı. Bunu Tarım Bakanlığı’na rapor ettik” dedi.

 

SÜT BİTERSE ET KRİZİ ÇIKAR

ATB Yönetim Kurulu Üyesi ve HAYKOOP Başkanı Hüseyin Simav, Antalya’da yıllık 400 bin ton süt üretildiğini, bunun sadece 150 bin tonunun kayıt altında sanayiciye ulaştırıldığını kaydetti. Antalya’da günlük 90 ton sokak sütünün sağlıksız koşullarda satışa sunulduğunu söyleyen Simav, Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin sağlıklı sütü vatandaşa ulaştırma konusunda çalışma yürüttüğünü, bunun sevindirici olduğunu kaydetti. Süt tüketimini artıracak kampanyalara ihtiyaç olduğunu vurgulayan Hüseyin Simav, bunun Tarım Bakanlığı kanalıyla ülke genelinde yapılmasını talep etti. Simav, okul sütü programının devam etmesini istedi. Kuraklığın bu yıl büyük sorun olarak hayvancılığı da olumsuz etkileyeceğini kaydeden Simav, daha önce kendi kaynaklarıyla yemini üreten küçük üreticinin kuraklık nedeniyle bu yıl sıkıntı yaşayacağı uyarısında bulundu. Simav, “Ciddi tedbirler alınmazsa girdi maliyetlerine dayanamayan küçük aile işletmelerinin büyük çoğunluğu sonbaharda son nefesini verip, hayvancılığı bırakacak. Devlet süte acil teşvik vermeli. Yem süt paritesi 1.3 olacak şekilde teşvik verilmeli. Süt biterse 17 ay sonra et krizi çıkar” öngörüsünde bulundu. Simav, aile işletmelerinin kırsalın ayakta kalması için ve işsizliğin önündeki çok önemli bir yapı olduğunu bu yapının yaşatılması gerektiğini ifade etti.

 

SANAYİCİ TARIMIN ÖNEMİNİ KAVRADIĞI ZAMAN KALKINABİLİRİZ

Tüm Süt, Et ve damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD) Başkanı Sencer Solakoğlu, girdi fiyatlarının kontrol dışı yükseldiğini belirtirken, süt fiyatının girdi fiyatlarıyla baş edemediğini kaydetti. Kooperatiflerin büyük sanayici ile çiğ süt üzerinden rekabet edemeyeceğini, sütü yöresel ürünlere çevirerek rekabet edebileceğini söyleyen Solakoğlu, “Türkiye’de 200’e yakın yöresel peynir çeşidi var. Yöresel ve coğrafi işaretli ürünlerin katma değeri yüksek. Bu potansiyel değerlendirilmeli. Tüketicinin alım istemi artırarak küçük üretici satışını artırabilir. Bakanlık da bu konuyu teşvik etmeli” dedi. Yem ve sütte 1.3 paritenin başa baş nokta olduğunu kaydeden Solakoğlu, üreticiyi teşvik etmek için 1.5 paritesinin sağlanması gerektiğini vurguladı. “Türkiye’nin sanayileşmesi için tarımda kalkınması şarttır” diyen Solakoğlu, Türk sanayicisinin tarımın önemini kavradığı zaman kalkınmanın sağlanabileceğini ifade etti. “Tarım adeta açık hava kumarhanesine döndü” diyen Solakoğlu, bir sene para eden soğanın ertesi sene para etmediği için sürüldüğünü anımsattı. Solakoğlu, “Artık kaybedecek zamanımız yok. Tarımda gerekli adımları atmalıyız” dedi.

 


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2021.06.01 09:08:25
Son Düzenlenme Tarihi :