Yangın, Burdur’un Bucak ilçesi Gündoğdu köyünde meydan geldi. Edinilen bilgilere göre Nergül Güleç’e ait bağ evinde saat 11 sıralarında henüz bilinmeyen bir sebeple yangın çıktı. Köylülerin 112 Acil Çağrı Merkezine yaptığı ihbar üzerine olay yerine itfaiye ve jandarma ekipleri sevk edildi. Köye yakın bir bölgede olan Orman İşletme Müdürlüğü’ne bağlı arazözler de bölgeye gelerek yangına müdahale etti. Ekiplerin yoğun çabalarıyla söndürülen yangında bağ evi tamamen yanarak kullanılamaz hale geldi.
Yangın, Burdur’un Bucak ilçesi Gündoğdu köyünde meydan geldi. Edinilen bilgilere göre Nergül Güleç’e ait bağ evinde saat 11 sıralarında henüz bilinmeyen bir sebeple yangın çıktı. Köylülerin 112 Acil Çağrı Merkezine yaptığı ihbar üzerine olay yerine itfaiye ve jandarma ekipleri sevk edildi. Köye yakın bir bölgede olan Orman İşletme Müdürlüğü’ne bağlı arazözler de bölgeye gelerek yangına müdahale etti. Ekiplerin yoğun çabalarıyla söndürülen yangında bağ evi tamamen yanarak kullanılamaz hale geldi.
Binlerce kişiye mezar olan binaların yerini boş araziler aldı
Kahramanmaraş merkezli depremlerde en büyük yıkım Hatay’da meydana geldi. Binlerce insanın hayatını kaybettiği asrın felaketinde, Antakya ilçesinde binlerce bina hasar gördü. Ekipler, afetin üzerinden 6 ayı aşkın sürenin geçmesine rağmen hasarlı binaların yıkımları ve enkaz kaldırma çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Enkazların kalktığı kent merkezinde binaların yerini boş araziler aldı. Bölge halkının tanıyamaz hale geldiği kent merkezi, görünümüyle Hataylıları üzdü.
“Deprem nedeniyle Antakya tamamen yıkılmış durumda”
Deprem nedeniyle Antakya’nın tamamen yıkıldığına değinen vatandaşlardan Yusuf Tümer, “Doğma büyüme Antakyalıyım. Deprem nedeniyle Antakya tamamen yıkılmış durumda. Gördüğünüz yerler hep bina ve iş yeriydi. Karşı tarafta hep binaydı, binlerce kişiye mezar oldular. Rabbim hayırlısını versin. Enkaz kaldırılıyor ama tanınacak bir yer kalmadı” dedi.
“Binlerce bina ve iş yeri vardı bu bölgede”
Kentin işlek caddelerinin boş araziye dönüştüğüne dikkat çeken Nezih Mansuroğlu, “Burası bankalar caddesiydi. Binlerce bina ve iş yeri vardı bu bölgede. Ne ararsanız vardı burada. Şimdi de burası bomboş. Bizimde iş yerimiz vardı burada, üzülüyoruz. Herkes boşta kaldı. Bu bölgede çok ölen oldu” şeklinde konuştu.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.08.11 09:28:12
Son Düzenlenme Tarihi :
Öğretmen Çelik’in bir öğrenci tarafından öldürülmesine Elmalı’dan da tepki geldi
İstanbul Çekmeköy’de biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik’in 17 yaşındaki öğrencisi tarafından bıçaklanarak öldürülmesine tepki olarak Elmalı’da, Türk Eğitim Sen, Eğitim İş, Eksen, Hürriyetçi Eğitim Sen ortak bir basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasına CHP İlçe Başkanı Yakup Coşkun’da katılarak öğretmenlere destek verdi.
Ortak basın açıklamasını Türk Eğitim Sen İlçe Başkanı Hüseyin Tekeli okudu.
Açıklamada; “İstanbul Çekmeköy Taşdelen Borsa Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde yaşanan saldırı sonucu “Fatma Nur Çelik” öğretmenimizin vefatını tüm Türkiye gibi biz de derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. Öncelikle merhum şehit öğretmenimize Yaratan’dan rahmet, kederli ailesine ve bütün eğitim camiamıza başsağlığı diliyoruz.
Bu olay münferit değildir. Bu olay; ihmal zincirinin, güvenlik zafiyetinin ve yıllardır ertelenen önlemlerin ağır sonucudur. Eğitim çalışanlarının güvenliği konusunda yapılan uyarılar dikkate alınmamış, gerekli yapısal düzenlemeler hayata geçirilmemiştir. Sonuç ise, hepimizi derinden yaralayan bir kayıp olmuştur.
Acımızın bütün ülkenin acısı olduğunu bilmek ve halkımızın gösterdiği teselli ve gösterdiği samimi yakınlık ve dayanışma, bu acı günümüzde en büyük dayanma gücümüzdür. Yarınlarının imarı için bütün kalbimizle ve özveriyle emek verdiğimiz sevgili öğrencilerimizin varlıkları bir diğer tesellimizdir. Onların geleceği ve ülkemizin yarınları için çıktığımız bu yoldan bir adım geri adım atmayacağımızın bilinmesini isteriz. Bununla beraber son yıllarda artan sayıda suça sürüklenen çocuklarımızın varlığı da bizleri bir o kadar üzmekte ve düşündürmektedir.
Televizyonlarda ve sosyal medyada özendirilen suçlu insan profili, mafya bağlantıları, sözde kahraman imajı verilmiş “makbul” kabadayı tiplemeleriyle bazı evlatlarımızın genç zihinlerinde özendirilecek insan tipi olarak yer edebilmektedir.
Okullarımızda, sosyo - ekonomik ve sosyo - psikolojik çevresi bozuk olduğu için yaptığı eylemin niteliğini bile tartmaktan yoksun çocuklarımızın varlığı ve sayıları giderek endişe verici boyutlara tırmanmıştır. Yalnız okullarda değil, akranları arasında yahut sivilde de benzer suçlara karışmayı bir tür övünme vesilesi sayan bu çocuklarımız, suçun cezasız kalabiliyor olması nedeniyle hiç bir kar zarar hesabı yapmaya gerek görmeden şiddete sarılmaktadır.
Bu noktada ceza - yaş oranının yeniden düzenlenerek derhal meclisten geçirilmesi gerekmektedir. Bu husus, bütün siyasi partilere ve Adalet Bakanlığı’na acil çağrımızdır.
Suçluya göre değil, suça göre ceza verilsin. Yoksa üzerinde kesici alet olup olmadığını bilemediğimiz, bilinci suç ve intikam özetiyle bulandırılmış, zihni şiddetle sarsılmış tedavi gereği bulunan ve okula kerhen gelmekte olan öğrenci üniforması giymiş gençlerin hedefi olmaya devam edeceğiz.
Ailelerin sosyo - ekonomik ve sosyo - psikolojik durumlarının çocuğa etkileri gibi unsurların Aile Bakanlı ve Milli Eğitim Bakanlığı paydaşlığında sıkı bir takip altına alınması gerekliliği açıktır. Bunun için sosyolog ve psikolog kadrolarının arttırılması ve işlerlik kazandırılmasıyla beraber, özellikle büyük şehirlerdeki okulların, gettolaşmaya maruz kalmış semt liselerinde güvenlikçi açığı derhal giderilmelidir.
Okullara ve önlerine suç aletleri ve suçlu kimselerin yaklaştırılmamaları acil tedbir olarak derhal hayata geçirilmelidir.
Yoksa daha çok Fatma Nur öğretmenler, yok yere kurban verilecektir.
Unutmayalım ki Başöğretmen Atatürk’ün de dediği gibi : “Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden yoksun bir millet henüz millet adını almak kabiliyetini kazanmamıştır. Ona basit bir kitle denir, millet denemez. Bir kitle millet olabilmek için mutlaka eğiticilere, öğretmenlere muhtaçtır. (1925)”. * Ferudun ÖZGÜNSÜR






