SON DAKİKA

logo

Büyükşehir’den Korkuteli Dereköy’e çok amaçlı salon

Antalya Büyükşehir Belediyesi, Korkuteli ilçesi Dereköy Mahallesi’ne vatandaşların uzun süredir ihtiyaç duyduğu düğün, mevlit ve çeşitli toplantılarını gerçekleştirebileceği çok amaçlı salon kazandırıyor.

Antalya Büyükşehir Belediyesi, kırsal mahallelerde yaşayan vatandaşların ihtiyaç ve taleplerini karşılamak için projeler yapmaya devam ediyor. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in Çok Amaçlı Sosyal Salonlar vaadi kırsal bölgelerde hayat buluyor. Büyükşehir Belediyesi, bu kapsamda Korkuteli Dereköy Mahallesi’ne halkın talebi üzerine düğün, mevlit ve toplantı gibi etkinliklerini yapabilecekleri çok amaçlı salon kazandırmak için kolları sıvadı.

BAŞKAN BÖCEK’TEN TALEPLERE KARŞILIK

Antalya Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Daire Başkanlığı, Dereköy Mahallesi’nde 1443 metrekare alan üzerinde 561 metrekare kapalı alana sahip olacak çok amaçlı salon inşa ediyor. Yaklaşık 17 milyon TL’lik bir yatırım bedeli ile tamamlanacak olan çok amaçlı salonun içerisinde mutfak, hazırlık odası ve tuvaletler de bulunacak.



Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2024.05.09 12:59:05
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Gastronomiyi enkaz altında bırakmadılar

Turizm kenti Antalya Kundu bölgesinde beş yıldızlı otel şefi Halil Gökmen, deprem bölgesine ait 11 ilin yöresel yemeklerini otel mutfağında ekibiyle birlikte sergiledi. Enkaz altında kalan Doğu ve Güneydoğu illerinin mutfağının yemek kültürünü yaşatmak ve gelecek nesillere taşımak için böyle bir proje başlattıklarını ifade eden Gökmen, otel aşçıları olarak bu lezzetleri dünyanın her yanından gelen turistlere tanıtmak istediklerini söyledi.

"Gastronomiyi enkazın altında bırakamazdık"
Deprem bölgesinde ciddi bir afet yaşandığını ve bölgenin güçlü bir gastronomisi olduğunu belirten Gökmen, “Bölgenin mutfağı oldukça zengin. Bu tatlar arasında; sıcak yemekler, kebaplar, soğuk mezeler, salatalar, turşu ve tatlılar mevcut. Biz bu zenginliğin en kaz altında kalmasını istemedik. Gastronomiyi enkazın altında bırakamazdık. Öğle ve akşam menülerimize bu yemeklere yer vermek istedik. Zengin yemek kültürünü otellerimizin Restoranlarında yabancı müşterilerimize sunuyoruz. Bu bölgedeki ekonomiyi canlandırmak adına da çalışıyoruz. Kahramanmaraş ve Antep bakırıyla ünlüdür. Bu ürünlerle sunum yaparak bölgenin sanayi ve tarımının güçlenmesi adına böyle bir görev üstlendik ”dedi.

"Deprem bölgesinden gelen ustalara istihdam sağladık"
Başlangıç olarak Antakya ve Kahramanmaraş ağırlıklı olarak çalışma yaptıklarını kaydeden Gökmen, “Bugün itibariyle başladık. Nisan ayı itibariyle devam edeceğiz. Büfelerimize yansıtacağız. Burada çok fazla yemek var. Bölgedeki kadın çalışanlara otellerimizde ustaları istihdam ediyoruz. Hem bölgenin ustalarını hem de damak tadını yaşatmaya çalışacağız. Bütün ülkemizin gastronomiye sahip çıkıyoruz. Hamburger yerine köfte, pizza yerine lahmacun, pide diyeceğiz. Yemek kültürünü yaşatmak büyük sorumluluk” şeklinde konuştu.

"Bakır sanayi önemli"
Bakır kaplarda servis yaptıklarını ifade eden Gökmen, “ Deprem Bölgesinin 11 ilinin yemeklerini sergiledik. Dünyanın çeşitli yerlerinden gelen misafirlerimize bu lezzetleri tattırıyoruz. Olumlu geri dönüşler alıyoruz. Onlara yeni, farklı ve ilginç geliyor. Hem turizm açısından hem de gastronomimizin yaşaması adına çok önemli” dedi.
Yemeklerin yanı sıra tatlıları da tanıtan Gökmen, “Eski taş kaplar ve bakır kaplarla sunum yapıyoruz. Bölgemize ait tatlılarımız; Malatya kaysı, Antakya kabak tatlımız, künefemiz, Adana halka tatlımız, Antep baklavamız, Antakya kömbe tatlımızı sunuyoruz. Baklava fıstığı üretimiyle ilgili çiftçimize destek verilirse çok iyi olur. Koyun yağı çok pahalı ve az üretiliyor bu konuda da destek verilmesini isteriz” diye belirtti.

Kaynak : İHA
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.03.19 11:08:34
Son Düzenlenme Tarihi :





15 milyon gül yaprağından çıkıyor, litresi 10 bin euroya kadar alcı buluyor

Güller, göller, diyarı olarak anılan Burdur’da az bilinse de nesillerdir yapılan gül yetiştiriciliği birçok ailenin geçim kaynağı. Hasat zamanına kadar gözü gibi baktıkları gülleri toplayıp suyunu ve yağını çıkaran yetiştiriciler bunları ilaç ve kozmetik alanında kullanıma sunuyorlar. İklim şartlarından dolayı eskiye nazaran daha az verim alınsa da gül yetiştiriciliğinin ata mesleği olmasından dolayı devam ettiriyorlar. 15 milyon gül yaprağına tekabül eden 4 ton gülden çıkan 1 litre gül yağı geçtiğimiz yıl 10 bin euroya kadar alıcı bulmuştu.
Burdur’un Ağlasun İlçesinde gül yetiştiriciliği ve gül yağı işletmeciliği yapan Ertaş Ailesi de bunlardan biri. Dedelerinden kalma mesleği 3 nesildir devam ettiren aile hem kendi bahçelerine diktikleri, hem de köylülerden aldıkları gülleri yine dedelerinden kalma kendi fabrikalarında işleyerek geçimlerini sürdürüyorlar.
Ağlasun’da hem gül yetiştiriciliği yapan hem de bölgedeki gülleri fabrikasında işleyen Ziraat Mühendisi Sefa Ertaş; “Gül yağı fabrikamız var. Aynı zamanda bölgede gül üretimi yapıyoruz. Yaklaşık 500 dönüme yakın gül bahçemiz var. Isparta gülü üretiyoruz. Gülümüz diktikten itibaren bir yıl içerisinde hasat yapmaya hazır hale geliyor. Mayıs ayında hasadımız başlar, haziran ayında biter. Bir aylık bir toplanma süreci olur. Bu bir ay içerisinde her gün gül toplarız. Bu gülleri hem kendi bahçelerimizden toplayıp hem de köylü halkımızdan alarak kendi gül yağı fabrikamızda işleriz. Bu güller Burdur ve Isparta’da yetişiyor sadece. Bunun nedeni de bölgenin iklim şartlarından kaynaklanıyor. Türkiye’nin her yerinde bu gül yetiştirilebilir ancak kaliteli yağ ve kaliteli gül suyu, gül mayası gibi ürünleri alabilmemiz için bu bölgenin iklim şartları daha uygundur” açıklamasında bulundu.

Gülü seven dikenine katlanır
Gül üreticisi Fatma Kazan ise gül yetiştirmenin zorluklarından bahsettiği konuşmasında; “Biz çiftçilik ile uğraşıyoruz, gül yetiştiriyoruz. Gülü yetiştirirken budanması, dibinin çapalanması, gübrelenmesi, ilaçlanması gibi zorlukları var. Gülleri toplarken ise ne kadar çok çalışan olursa o kadar kolay oluyor. Tabi gülü toplarken ellerimize diken batıyor ama gülü seven dikenine katlanır. Para kazanmamız için mecburen bunlara katlanmak zorundayız. Bazen karşımıza yılan çıkıyor, kertenkele çıkıyor biz onlardan onlar bizden korkup kaçıyor. Ama yapacak bir şey yok çalışmaya devam ediyoruz” sözlerini sarf etti.

Önceden günde 50 ton gül işlerdik şimdi ise ayda 50 ton işleyebiliyoruz
Üç kuşaktır gül yetiştirip yağını çıkaran Yüksel Ertaş; “Bu meslek bize atadan kalma bir meslek. Zamanında bizim atalarımız, dedelerimiz 12 kiloluk ibrik kazanlarda kaynatıyorlardı gülü. Odunla, su fıçısıyla yani ilkel yöntemler kullanıyorlardı. Ama şimdi artık son yıllarda biraz daha değişti. Fueloil ile buhar ile güllerimizi kaynatıyoruz. 1989 yılından beri aynı şekilde bu işi yapmaya devam ediyoruz. Tabi bu yıllarda biraz güllerde ama hava şartlarından ama iklimden dolayı gül ürünlerinin biraz rekoltelerinin düşük olduğu, ürünlerin az olduğu tespit edildi. Ama biz yine de üretime devam ediyoruz ve devam edeceğiz. Eskiden günde 50 ton gül işliyorduk ancak şimdi iklimsel değişikliklerden dolayı ayda 50 ton gül işleyebiliyoruz..” dedi.

“60 yıldır burada gül üretiyoruz”
Gül deyince akla hep Isparta’nın geldiğini ancak Burdur’da da yıllardı gül üretimi yapıldığını dile getiren Ertaş; “Gül üretimi Isparta’nın Dere mahallesinde başlatılmış. Tabi ondan sonrada Burdur’da da üretilmeye başlanmış. Çünkü Burdur- Isparta arasında 25 kilometre bir fark var. İklim de benzer olduğu için iki yerde de yetiştirilebiliyor. Gül üretimi rakımın 950 ile 1250 arasında olduğu yerde yapılıyor. Gül toplama işlemi sabah günün ağarması ile başlar en geç saat 10 a kadar biter. Çünkü öğlen sıcağına kaldığında uçucu yağ olduğu için gülün yağı uçar, rekoltesi düşer. Onun için göller yöresinde aynı Isparta’da olduğu gibi Burdur’da da gül yetiştirilir. Burdur bilinmiyor ama çok eskiden beri yani neredeyse 60 yıldır burada da mazisi var.” şeklinde konuştu.

“4 ton gülden 1 litre gül yağı”
Hasat döngüsünün nasıl olduğunu da anlatan Ertaş; “Ürünlerimizi sabah 05.00 gibi toplamaya başlıyoruz. Hem Yeşilbaş Kasabamızda hem de kendi bahçelerimizde toplayıp kantarlarımızda topladığımız gülleri saat 12.00- 13.00 gibi fabrikamızda bulunan kazanlarımıza dolduruyoruz. Bu kazanlarımız bakırdır çünkü ateşte daha çabuk ısınıyor daha geç soğuyor. Bir kazan bir buçuk ton su 500 kilo da gül basıyoruz. Burada güller iki buçuk saat kısık ateşte buhar ile kaynıyor. Oradan çıkan yağlı suyu damıtma sistemi ile damıtarak 2 ton olana kadar bekliyoruz. 2 ton yağlı suya ulaştığımızda tekrar kazana aktararak tekrar kaynatıyoruz ve gül yağını elde ediyoruz. 4 ton gülden 1 litre gül yağı elde ediyoruz. Bu da 15 milyon gül yaprağına tekabül ediyor. Yine aynı şekilde 1 litre gül suyu alabilmek için de 1 ton gül yaprağı işliyoruz” dedi.
Oldukça zahmetli olan gülyağı çıkarma işlemi sezonun iyi geçmesi durumunda üreticinin de yüzünü güldürüyor. 2023 yılı gülçiçeği fiyatlarının Ekim ayında açıklanması beklenirken gülyağı geçtiğimiz yı litresi 10 bin euroya kadar alıcı bulmuştu.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.06.19 14:19:14
Son Düzenlenme Tarihi :