SON DAKİKA

Şampiyon Konuksever

Antalya Muratpaşa’dacam, plastik, kağıt, metal olarak ayrıştırılmış evsel atıklar para karşılığı alan belediyenin Çevreci Komşu Kart projesiyle en çok kazanan mahalle Konuksever oldu. Mahallede, nisan ayında 11 bin 181 kilogram ayrıştırılmış atık toplandı.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nca yürütülen ‘Sıfır Atık’ projesinin de temelini oluşturan Muratpaşa Belediyesi’nin geri dönüşüm projesi Çevreci Komşu Kart, Nisan 2016’da 2 mahallede pilot uygulama olarak başladı. Pilot çalışmada elde edilen başarının ardından proje tüm Muratpaşa’ya yaygınlaştırıldı.

‘Atma, biriktir, kazanalım’ sloganıyla uygulanan projeyle Muratpaşalılar türlerine göre ayrıştırdıkları atıkları Çevreci Komşu Kart ekiplerine teslim ederek hem ev ekonomilerine katkı sağlıyor hem de çevreyi koruyor. Atıklar karşılığında kazanılan paralar kartlara yükleniyor. Çevreci Komşu Kart, Türkiye’nin her noktasında kredi kartı POS cihazı olan tüm işyerlerinde kullanılabiliyor. Online alışverişte ve diğer tüm ödemelerde kullanabilen kartta biriken paralar, tüm bankamatiklerden nakit olarak da çekilebiliyor.

Çevreci Komşu Kart projesinin başladığı Nisan 2016’dan 2024 yılı nisan ayı sonuna kadar geçen sürede 23 milyon 535 bin 941 kilogram atık ayrıştırılmış olarak toplandı. Ev ekonomisine ek gelir yaratan projeyle, ilçe sakinleri atmayıp biriktirdikleri atıklar karşılığında 10 milyon 721 bin 504 lira kazandı.

ŞAMPİYON KONUKSEVER

2024 yılı Nisan ayında ise Muratpaşa’nın en çevreci mahallesi Konuksever oldu. 11 bin 181 kilogram atığı belediyenin ekiplerine teslim eden Konuksever Mahallesi sakinleri 10 bin 836 lira para kazandı. Konuksever Mahallesi aynı zamanda 2016’dan bu yana 1 milyon 470 bin 906 kilogram atık miktarıyla Çevreci Komşu Kart projesine en çok destek veren mahalle oldu. Bunun karşılığında ise 743 bin 104 lira kazandı.


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2024.05.09 13:06:32
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Deprem ve Afet Bakanlığı neden konuşulmuyor ?

AFAD’ın internet sitesinde; ‘Unutmayın; depremler önlenemez, ancak depremlerin afetlere dönüşmesi önlenebilir.’ diyor...

    Uzmanlar demiyorlar mı; ‘deprem değil, doğru yapılmayan bina öldürür’ 
    Kahramanmaraş...Hatay...Adana...En son deprem ve önce yaşanan depremlerde enkaz yığınına dönen ve binlerce kişiye mezar olan binalar...
    Yine AFAD’ın internet sayfasında; “Bilindiği gibi yurdumuz dünyanın en etkin deprem kuşaklarından birinin üzerinde bulunmaktadır. Geçmişte yurdumuzda birçok yıkıcı depremler olduğu gibi, gelecekte de sık sık oluşacak depremlerle büyük can ve mal kaybına uğrayacağımız bir gerçektir” deniliyor...
    Deprem Bölgeleri Haritası’na göre, yurdumuzun %92’sinin deprem bölgeleri içerisinde olduğu, nüfusumuzun %95’inin deprem tehlikesi altında yaşadığı ve ayrıca büyük sanayi merkezlerinin %98’i ve barajlarımızın %93’ünün deprem bölgesinde bulunduğu biliniyor...
    Yine AFAD’ın internet sayfasında deniliyor ki: 
    ‘Son 58 yıl içerisinde depremlerden, 58.202 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, 122.096 kişi yaralanmış ve yaklaşık olarak 411.465 bina yıkılmış veya ağır hasar görmüştür. Sonuç olarak denilebilir ki, depremlerden her yıl ortalama 1.003 vatandaşımız ölmekte ve 7.094 bina yıkılmaktadır.’
    Bu rakamlar değişecek, çünkü merkez üssü Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesinde 7.7, Elbistan ilçesinde ise 7.6 şiddetindeki depremde ne yazık ki kaybettiklerimizin sayısı dün sabah itibariyle 36 bini aştı.
******
    
    Peki, ülkemizde halen Deprem ve Afet Bakanlığı’nın kurulması neden düşünülmüyor ?
    Ülkemizde sadece depremler meydana gelmiyor. Geçtiğimiz yıl Antalya ve çevresinde çok büyük bir orman yangını felaketini yaşadık, her yıl mutlaka büyük bir orman yangını yaşıyoruz. Seller oluyor, fırtınalar yaşanıyor..
    Deprem ve Afet Bakanlığı’nı, ya da sadece AFET BAKANLIĞI’nın kurulmasını neden düşünmüyoruz, konuşmuyoruz, tartışmıyoruz.
    Böyle bir bakanlığın kurulması çok çok önemli. Sadece olası bir deprem ya da başka bir doğal afet  sırasında, sonrasında değil...
    Öncesi için de çok önemli...
    Madem yurdumuzun yüzde 92’si deprem bölgesinde. 
    Her yıl (daha öncede belirttiğim gibi yaşadığımız çifte depremden sonra bu ortalama daha da artacak) binden fazla kişiyi kaybediyoruz...
    Her yıl binlerce dönüm ormanlarımızı kaybediyoruz...
    O zaman Deprem ve Afet Bakanlığı kurulsun. AKUD bu bakanlığa bağlansın. AKUD ilçelere hatta mahallelere varıncaya kadar örgütlensin. Bu bakanlık bünyesinde her ile inşaat mühendislerinden, jeoloji ve jeofizik mühendislerine, elektrik mühendislerinden, makina mühendislerine, orman mühendislerinden, yazılım mühendislerine kadar eğitimli insanlardan ekipler oluşturursun..Oluşturulan bu ekipler hem yapılanları denetlesin, hem projeler geliştirsin, hem eğitimler versin...
****
    Yine AFAD’ın resmi sitesinden:
    Ev Kiralarken ya da Satın Alırken Nelere Dikkat Edilmeli?
    Mimarlar ve inşaat mühendisleri tarafından tasarlanmış, yasa ve yönetmeliklere uygun şekilde  inşa edilmiş olmasına,
    İnşaatın usta işçiler tarafından yapılmış olmasına,
    Ruhsatının ve iskânının olmasına,
    Proje amacına uygun olarak kullanılmasına ve yapılmış olan değişiklikler için tadilat ruhsatının bulunmasına dikkat etmeliyiz.
****
    Kusura bakmayın ama Yapı Denetim Firmaları ne işe yarıyor ? Belediyelerin İmar Müdürlükleri ne işe yarıyor ? Bir vatandaş inşaatın yasa ve yönetmeliklere göre inşa edilip-edilmediğini nasıl anlayacak ki ? 
    Ya da inşaatta çalışan kişilerin usta olup- olmadığını....” 
    Ya daire veya dükkan inşaat bittikten sonra alınıyorsa ?
    İşte; Deprem ve Afet Bakanlığı kurulursa, bu bakanlığın il ve ilçelerde kuracağı müdürlüklerde istihdam edilecek mühendisler, hem inşaatı denetlerler, hem bu inşaatları denetlemesi gereken yapı denetim firmalarını denetlerler, hem de kurallara uymayanları tespit ederek gerekli cezayı almasını sağlarlar.

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.02.16 21:00:40
Son Düzenlenme Tarihi :





ATB Başkanı Çandır, tarımsal girdi fiyatlarını değerlendirdi

Antalya Ticaret Borsası (ATB) ve Antalya Tarım Konseyi (ATAK) Başkanı Ali Çandır, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Ocak ayı Tarımsal Girdi Fiyatları Endeksini (Tarım-GFE) değerlendirdi.
Ocak ayı Tarım-GFE’nin aylık yüzde 6,24 ilan edildiğini belirten Çandır, "Bu rakam, son 9 yılın en yüksek ikinci Ocak ayı enflasyonu oldu. Ocak ayında ortalama aylık enflasyonun yüzde 1,5 olduğu düşünülürse yeniden ortalamanın çok üzerinde bir enflasyon ilan edildiğini söylemek mümkün" dedi.
Tarım-GFE’nin yıllık 95,99 olarak açıklandığını belirten Ali Çandır, şunları kaydetti:
"Ocak ayı rakamı, hala son 8 yılın en yüksek rakamı olmuştur. Geçtiğimiz Mart ayında yüzde 105,70 ile üç haneli olarak açıklanmaya başlanan yıllık tarımsal girdi maliyetleri enflasyonu o tarihten bu yana artarken, Ocak ayı itibarıyla yüzde 95,99 ile hem iki haneye gerilemiş hem de geçen aya göre düşüş göstermiştir. İlan edilen rakamlar, Ocak ayları itibarıyla nispi yüksek bir dönem içerisinde olduğumuzu göstermektedir. Özellikle yıllık düzeyde geçmişe göre hala rekor düzeylerde bulunmaktayız."
Ocak ayı Tarım-GFE’nin alt kalemlerine bakıldığında tarımda kullanılan mal ve hizmetlerin fiyatlarında aylıkta yüzde 5,77 ve yıllıkta yüzde 95,54 artış olduğunu belirten Çandır, tohumda yüzde 4,21, enerjide yüzde 1,81, gübrede yüzde eksi 4,86, ilaçta yüzde 2,94, veteriner hizmetlerinde yüzde 21,45, yemde yüzde 3,79 ve diğer kalemlerdeki yüzde 35,17’lik değişimlere dikkat çekti. Aynı kalemlerin Ocak ayındaki yıllık değişimlerine bakıldığında tohumda yüzde 115,38, enerjide yüzde 59,35, gübrede yüzde 81,69, ilaçta yüzde 79,44, veteriner hizmetlerinde yüzde 46,16, yemde yüzde 117,25 ve diğer kalemlerde ise yüzde 115,10 artış ilan edildiğini belirten Çandır, "Tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetlerin fiyatlarında ise aylık yüzde 9,61 ve yıllık yüzde 76,90’lık artış ilan edildi" diye konuştu.
TÜİK’in açıkladığı Ocak ayı tarımsal üretici fiyat endeksi Tarım-ÜFE’nin aylık yüzde 11,08 ve yıllık yüzde 142,84 ilan edildiğini hatırlatan Ali Çandır, "Tarımsal faaliyetlerde bulunanlar açısından son bir yıllık eğilim sürekli sektörün aleyhine seyrederken; Nisan, Mayıs ve Temmuz aylarında üretici lehine bir durum yaşanmıştı. Ocak ayında makas, yine üretici lehine dönmüştür. Önümüzdeki aylarda bu eğilimin devam etmesi, üretici kesim için birikmiş zararları kapatmak açısından olumlu beklentidir" değerlendirmesinde bulundu.
Yurt içi ve yurt dışı üretici enflasyonlarının da tarım sektörünü dolaylı olarak etkilediğini söyleyen Başkan Çandır, "Ocak ayında açıklanan aylık yüzde 4,00 ve yıllık yüzde 50,98 düzeyindeki yurt dışı üretici enflasyonu ile aylık yüzde 4,15 ve yıllık yüzde 86,48 düzeyindeki yurt içi üretici enflasyonu genel olarak sektörün geçmişten gelen maliyet yükünü gelecekte de taşımaya devam edeceğini göstermektedir, Ancak bu ay özellikle yurt dışı üretici enflasyonu rakamının geçen aya göre düşük artışla ilan edilmesi, tarımsal girdi fiyatları üzerinde olumlu etki yapabilecektir" şeklinde konuştu.
Ocak ayında tüketici enflasyonu TÜFE’nin aylık yüzde 6,65 ve yıllık yüzde 57,68 olarak açıklandığına dikkat çeken Başkan Çandır, "Tüketici taraftaki gıda enflasyonu aylık yüzde 6,62 ve yıllık yüzde 71,00 olmuştu. İşlenmemiş gıda enflasyonu ise Ocak’ta aylık yüzde 9,22 ve yıllık yüzde 68,80 düzeyinde ilan edilmişti. Yaş meyve sebze enflasyonu ise aylık yüzde 6,39 ve yıllık 57,22 olarak ilan edilmişti. Tüketici taraftaki bu rakamlar, üreticilerin maruz kaldığı maliyet artışlarını, yaklaşık yarı yarıya tüketiciye yansıtabildiğini göstermektedir" ifadelerini kullandı.

Kaynak : İHA
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.03.22 10:38:29
Son Düzenlenme Tarihi :