Elmalı Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü’nce merkez başta olmak üzere Yuva, Tavullar, Hacımusalar, Gölova ve Gökpınar Mahallelerinde açılan dikiş-nakış kurslarına katılan toplam 5 bin 885 kursiyerin eğitim süresince yaptıkları çalışmalar sergilenmeye başlandı.
Kepez’e oto drag pisti
Türkiye’nin en büyük oto drag pisti, Kepez’e geliyor. Kirişçiler Mahallesi’ndeki 25 hektarlık alana yapılacak pistin yapımı için Orman ve Su İşleri Bakanlığı’ndan olur yazısı çıktı.
Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü’nün hız tutkunu gençlere söz verdiği Türkiye’nin en büyük oto drag pistinin yapımı için, Orman ve Su İşleri Bakanlığından olur yazısı alındı. Kirişçiler Mahallesi’ndeki 25 hektarlık alanda yapılacak pistin projelendirilmesi için, Orman Bölge Müdürlüğü’nden tahsis yapılması bekleniyor.
Otomobil sporlarına ilgiyi artıracak
Hız tutkunlarının hem kendi, hem de başkalarının can ve mal güvenliğini tehdit etmeden, tutkularını gerçekleştirebilecekleri pistin, otomobil sporlarına olan ilgiyi de artırması bekleniyor. İki aracın yan yana yarışabileceği pist, 1250 metre uzunluğunda olacak. Araç bakım istasyonu, araç çıkış yolları, seyirci tribünü, dinlence alanları gibi yerlerinde yapılacağı pist için, var olan stabilize yol üzerinden 200 metre genişliğinde tahsis istendi.
Uluslararası standartlarda olacak
Tahsisin yapımının ardından zemin etütleri ve çeşitli ölçümler yapılarak, orman yolunun asfaltlanmasına geçilecek. Uluslararası yarışların da yapılabilmesi için dünya standartlarının ön görüldüğü projenin hazırlaması için, tahsisin tamamlanması bekleniyor.
Bölgeye hareketlilik getirecek
Köyden mahalleye dönüşmüş olan Kızıllı Mahallesi başta olmak üzere bölgeye hareketlilik getirmesi beklenen oto drag pistinin, Kepez’in turizm potansiyelini de arttırması amaçlanıyor. Mesire alanı olarak da değerlendirilmesi beklenen pist alanı, aynı zamanda bir sosyal alan olarak değerlendirilecek.
Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2018.07.05 21:24:17
Son Düzenlenme Tarihi :
Depremi yansıtan moloz parçalı heykel, doktora ödül kazandırdı
İzmir’de dünyaya gelen Radyoloji Uzmanı Dr. Noyan Zenger’in (49) heykel tutkusu çocukken başladı. 1987’de İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni kazanan ve öğrenimin ardından radyoloji alanında uzmanlık yaparak mesleğe adım atan Dr. Zenger, Acıbadem Adana Ortopedia Hastanesi’nde hekim olarak görev yapıyor. Birçok ilde görev yaptıktan sonra Adana’da yaşamaya karar veren Uzm. Zenger’in Ege’de başlayan sanat aşkı burada da devam etti.
Yaklaşık 5 yıl önce evinin bir odasını çalışma atölyesi haline getiren Dr. Zenger, son olarak asrın felaketi olan depremlerde arama-kurtarma çalışmalarına katıldı. Bundan etkilenen Dr. Zenger, “Hüzün” adını verdiği bir heykel yaptı. İçerisinde moloz parçalarının da olduğu hüzünlü bir insan başı figürü formundaki heykeliyle Turgut Pura Vakfı 40. Yıl Heykel Yarışması Başarı Ödülü kazanan Dr. Zenger’in eseri, sergilenmek üzere Arkas Sanat Müzesi Koleksiyonu’na gönderildi.
“Evimin atölye olması zamanı yönetmemi sağladı”
Gündüz hastanede çalışan, fırsat buldukça sanatı ile uğraşan Dr. Zenger, sanat aşkının hep içinde olduğunu belirterek, “Tıp ve doktorluk çok zorlu bir meslek. Başka bir alana vakit ayırmak çok güç. Yıllardır sanata devam edemesem de sanatsever olarak geçirdim günlerimi. 2016 yılında ise seramik ile tanıştım ve kendiliğinden güzel bir sanat yolculuğu başlamış oldu. Akademik bir eğitim almadım. Kendi kendimi geliştirdim. Evimin bir odasını atölyeye çevirdim ve bu da zamanı yönetmemi sağladı” diye konuştu.
“Duygularımı yansıtabileceğim bir eser üretmek istedim”
Kendisine başarı ödülü kazandıran eserinden de bahseden Dr. Zenger, “Ben de bir enkazda bulundum ve o hüznü yaşadım. Eserime de o nedenle ‘Hüzün’ ismini verdim. İzmir’de bulunan Turgut Pura Vakfı’nın 40. yıl heykel yarışması olduğunu öğrendim. Ona da hazırlanmaya başladım ve bu deprem felaketinden sonra içinde bulunduğum duygularımı yansıtabileceğim bir eser üretmek istedim. ‘Hüzün’ adını verdiğim bir çalışma vardı. Malzeme olarak molozu, duygu olarak da hüznü bu eserde birleştirme fikriyle yola çıktım ve deprem nedeniyle yaşadığımız o derin üzüntüyü aktarmayı denedim. Yarışmaya katıldım ve başarı ödülü aldım. Deprem Türkiye’yi, hepimizi çok derinden sarstı. Bu heykel, depremin ruhumda bıraktığı derin izlerin bir yansıması oldu” dedi.
Depremin ardından yaşadığı duyguları sanat aracılığıyla ifade ettiğini belirten Dr. Zenger, “Sanat, hem sanatçı hem de sanatsever arasında bir bağ kurabilen etkili bir diyalog aracı. Bunu yaparken gerçekten samimi duygularımı aktarmanın daha doğru olacağını fark ettim” diyerek sözlerini tamamladı.

