SON DAKİKA

logo

Elmalılıların mera hassasiyeti artarak sürüyor

Elmalılıların ‘mera’ hassasiyeti artarak sürüyor. Bugüne kadar birden fazla firma tarafından mera alanına GES yapılmak istenmiş, ancak düzenlenen ÇED toplantısında, toplantının yapılacağı salonu dolduran Elmalılılar yapılmak istenen projeye şiddetle karşı olduklarını kaydetmişler ve meranın büyük sermayeye verilmesini engellemişlerdi.

Mera alanının Elmalı’ya ait olduğunu ve mevcut haliyle korunarak gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğini kaydeden Elmalılılar, 5-10 sene sonra böylesine alanların değerinin ve öneminin daha da artacağını kaydederlerken, “Hızla betonlaşan ya da hızla seralaşan Elmalı’da  bu alan çevreci bir proje ile yine hayvancılık ön plana çıkarılmak suretiyle değerlendirilmek zorunda” dediler.
Meraya GES kurmak isteyenlere bir kez daha hassasiyetliklerini dile getiren Elmalılılar, “Merayı GES için kurban etmeyeceğiz. Mera alanının GES olarak değerlendirilmesine ve bu değerli alanın büyük sermayeye verilmesine karşıyız. Verilmemesi içinde her zamankinden daha fazla hassasiyet gösteriyoruz, göstermekte kararlıyız” dediler. 
                 * Abdültalip GÜNGÖR


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2025.01.26 10:33:15
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Büyükşehir’den özel gereksinimli bireylere özel eğitim

Döşemealtı’nda bulunan 600 özel bireyin faydalandığı Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Özel Büyükşehir Özel Eğitim Okulu ve Rehabilitasyon Merkezi, eğitim programlarıyla göz dolduruyor. Merkez bünyesinde fizyoterapisalonları, hobi atölyeleri ve bire bir konuşma terapi eğitimleriyle özel gereksinimli bireylerin sosyal hayata katılımları hızlandırılıyo

Türkiye’nin en büyük Özel Büyükşehir Özel Eğitim Okulu ve Rehabilitasyon Merkezi’nde özel gereksinimlibireyler, iş uygulama atölyeleri ve eğitim sınıflarındahem rehabilite ediliyor hem de yeteneklerini geliştiriyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in büyük önem verdiği merkezden yaklaşık 600 özel gereksinimli birey faydalanıyor. Fiziki şartların ve öğretmen kadrosunun güçlendirildiği merkezde fizyoterapi salonları, hobi atölyeleri ve birebir konuşma terapi eğitimleriyle özel gereksinimli bireylerin sosyal hayata katılımları hızlandırılıyor.

GÜÇLÜ ÖĞRETMEN KADROSU

Özel Büyükşehir Özel Eğitim Okulu ve Rehabilitasyon Merkezi yöneticisi ve aynı zamanda Özel Gereksinimli Bireyleri Destekleme Derneği Başkanı Mustafa Kılınç, Türkiye’nin en büyük rehabilitasyon merkezi olma özelliğini taşıyan merkezde öğrencilerin sosyal yaşama adaptasyonlarını hızlandırmak için güçlü bir öğretmen kadrosuyla hizmet verdiklerini söyledi.

ÜCRETSİZ ULAŞIM

Kılınç“Büyükşehir Belediyemizin desteği ile öğrencilerimiz ders saatine kısa bir süre kala evlerinden hostes eşliğinde servislerimizle ücretsiz bir şekilde alınıyor. 48 adet özel eğitim dersliği, 7 adet fizyoterapi bölümümüz ve hidroterapi havuzlarımız var. Her sabah okulumuzda Büyükşehir Belediyemiz personellerince dezenfeksiyon işlemleri gerçekleştiriliyor” diye konuştu.

DİL TERAPİSTİ

Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in talimatıyla dil konuşma terapisti sayısını 4’e çıkardıklarını belirten Kılınç, “Aynı zamanda disleksi birimini kurduk. Bu şekilde özgül öğrenme güçlüğü çeken öğrencilerimizle daha spesifik çalışma şansı buluyoruz. Riskli bebek birimi için çalışmalarımız devam ediyor. Belediyemizle ve derneğimizle iş birliği içinde vatandaş memnuniyetini en üst seviyeye çıkarmak için elimizden gelen tüm güçle çalışmaya devam ediyoruz” dedi.

 


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2021.09.30 10:42:53
Son Düzenlenme Tarihi :





MAKÜ, Medya Etiği Bağlamında Olağanüstü Dönemlerde Doğru Habercilik Paneli’ne Katıldı

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından “Medya Etiği Bağlamında Olağanüstü Dönemlerde Doğru Habercilik Paneli” düzenlendi.

Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) Kurumsal İletişim Uygulama ve Araştırma Merkezi (KİMER) çalışanlarının da katıldığı panele, İletişim Başkanı Fahrettin Altun, TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı, Anadolu Ajansı Genel Müdür Yardımcısı Yusuf Özhan başta olmak üzere üniversite rektörleri, dijital medya temsilcileri, üniversitelerin kurumsal iletişim birimi çalışanları ile basın mensupları katıldı.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığında gerçekleştirilen program, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşının okunması ile başladı. Panel açılış konuşmaları ile devam etti.  TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı, “Teyitli bilgi paylaşımı, kamu yararı ve toplumsal gözetme, olağanüstü hallerde sağduyulu ve sorumlu davranma gibi medya etik ilkelerinin, sosyal medya mecraları için de geçerli olması hayatidir.” dedi. Sobacı konuşmasının devamında şunları söyledi: “Çoğunlukla bilinçli olarak gerçekleştirilen doğruluğu teyit edilmemiş bilgilerin paylaşılmasıyla korku ve endişe iklimi oluşturulmaya çalışılıyor. Üzerine bir de etkileşim merakı ve iyi niyetli insanların bir şey yapma gayesiyle paylaşımlarını artırması eklenince kaotik ortam derinleşiyor. Oysa sosyal medyanın afet dönemlerinde hızlı haber akışını sağlamak, organize olmayı kolaylaştırmak, seferberliği genişletmek ve mobilize olmak için güçlü bir iletişim zemini oluşturabilme potansiyelini sağlıyor. Bu potansiyeli kullanılamaz hale getiren ise yalanı hakikatten ayrılamaz kılan yoğun dezenformasyon ve duygusal gerçeklikler silsilesidir. İçeriği paylaşan kaynağın kendini açıkça belirtmediği bir ortamda başka bir kaynağa atıf yapması ve bunun güvenilir olabilmesi mümkün değildir.”
İletişim Başkanı Fahrettin Altun ise doğru haberin önemine vurgu yaptı. Altun Konuşmasında “Bir haber, doğası gereği zaten doğru olmalıdır. Doğru değilse, bunun adı haber değildir. Habercilik de doğruluktan başka bir zeminde yapılmamalıdır. Doğruluk yoksa yalan varsa, çarpıtma varsa, zaten bu yapılan habercilik değildir. Dolayısıyla doğruluk, başlıca medya etiği standartları ve basın ahlak ilkeleri açısından vazgeçilmez bir değerdir. Toplumun haber alma hakkını eksiksiz ve sağlıklı bir şekilde karşılamak, ancak ve ancak doğrulukla yapılan habercilikle mümkündür. Bu ana ilkeyle birlikte, haberin birtakım teknik kurallarının, temel gerekliliklerinin olduğu hepimizin malumudur.” ifadelerine yer verdi. 
Altun, habere ve bilgiye erişim anlamında muazzam imkânlar sunan dijitalleşmenin, aynı zamanda insanlığın en büyük imtihanlarından biri haline geldiğine işaret ederek, “Medya etiğine ilişkin sorunlar ve tartışmalar, konvansiyonel medyanın sınırlarını aşarak internet medyası ve sosyal medyanın hız ve yaygınlık kazanmasıyla farklı bir boyuta taşındı. İçinde yaşadığımız hakikat ötesi çağda dijitalleşme, sunduğu fırsatların yanı sıra kitle iletişim süreçlerinde büyük bir dejenerasyonu da beraberinde getirdi. Nitekim dijital dönüşümün en önemli risklerinden biri olan maksatlı, yalan bilgi, yani dezenformasyon, gerçekliğin yitimine sebep oldu. Dezenformasyon bugün bireysel, toplumsal ve ulusal güvenlik açısından bir tehdit olarak her geçen gün daha fazla karşımıza çıkıyor. Bildiğiniz üzere Türkiye, maksatlı yalan bilgiye, dezenformasyona dünyada en fazla maruz kalan ülkelerin başında geliyor. Türkiye’nin son 20 yıldır gösterdiği büyüme ve gelişmeyi durdurma çabaları, sistematik dezenformasyon siyasetiyle de kendini gösteriyor. Ülkemizi ve kurumlarımızı yıpratma girişimleri, siyasetten medyaya birçok alanda çok boyutlu saldırılarla yürütülüyor.” diye konuştu.
Açılış konuşmalarının ardından program, “Medya ve Etik: Dezenformasyon, Mahremiyet ve Kurgusal Gerçeklik” ile “Yeni Nesil Medyada Haber Etiği” konulu oturumlarla devam etti.

-HABER MERKEZİ

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.03.30 13:50:33
Son Düzenlenme Tarihi :