SON DAKİKA
header-ad

14. Geleneksel Rahvan At Yarışları nefes kesti, attan düşen genç kadın yaralandı

Manavgat’ta bu yıl 14’üncüsü gerçekleştirilen Geleneksel Rahvan At Yarışları, Manavgat Belediyesi tarafından Kum mevkiinde Atatürk Stadı’nın yanında yapılan yarış alanında düzenlendi. 2 ayrı kategoride 9 atın katıldığı yarışmanın son bölümünde yaşanan kazada, yarışmanın ilk turunu 1. geçen L.S. is..

Manavgat’ta bu yıl 14’üncüsü gerçekleştirilen Geleneksel Rahvan At Yarışları, Manavgat Belediyesi tarafından Kum mevkiinde Atatürk Stadı’nın yanında yapılan yarış alanında düzenlendi. 2 ayrı kategoride 9 atın katıldığı yarışmanın son bölümünde yaşanan kazada, yarışmanın ilk turunu 1. geçen L.S. isimli genç kız, yarışın tamamlanmasına 300-400 metre kala attan düştü.

Genç kız attan düştü
Rahvan atların yarışmalarının tamamlanmasının ardından bu yıl ilk kez 4 nal at yarışları yapıldı. 2 ayrı kategoride 9 atın katıldığı yarışmanın son bölümünde üzücü bir kaza yaşandı. Yarışmanın ilk turunu 1. geçen L.S. isimli genç kız, yarışın tamamlanmasına 300-400 metre kala attan düştü. L.S. attan düşmesine rağmen atı yarışmayı 2. sırada tamamladı.
L.S.’nin attan düşmesi üzerine olay yerine ambulans ve sağlık ekipleri sevk edildi. L.S. sağlık ekibinin olay yerindeki müdahalesinin ardından ambulansla hastaneye kaldırıldı. Kısa bir süre sonra hastaneden gelen ve genç kızın sağlık durumunun iyi olduğunu belirten telefon, hem organizasyon komitesini hem de tribündeki yarışseverleri sevindirdi.
Yarışmanın ardından kısa bir açıklama yapan Manavgat Side Rahvan Atçılar spor Derneği Başkanı Hasan Delikkulak, organizasyon çok güzel, katılımın çok iyi olduğunu belirterek, “Atlarımız güzel dereceler yaptı ve bu arada yeni sahamızda ilk yarışımızı yapmamızın mutluluğu huzuru içerisindeyiz. Katılım çok güzeldi, diğer şehirlerden gelen tüm rahvan atlı dostlarımıza, arkadaşlarımıza buradan sizin aracılığınızla teşekkür ediyorum” dedi.
60 atın kıyasıya mücadelesine sahne olan yarışlarda ikili taylarda Sadri Avcı, 3’lü taylarda Muharrem Bitirim, 4’lü taylarda Habibe Varol, Deste’de Adnan Türk, Küçük Orta’da Özgür Akkaya, Büyük Orta’da Sadri avcı, Başaltı’nda Niyazi Yavyu, Baş’ta Mevlüt Tosun, İthal A’da Koray Şahin, İthal B’de ise Şükrü Sözen’in atları birinci oldu. 9 kategoride gerçekleştirilen yarışlarda dereceye giren at sahiplerine toplamda 130 bin lira ödül verildi.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.10.09 17:17:42
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Amerika’dan getirilen tarihi eserler İsrailli çiftin kaçak koleksiyonundan çıktı

Türkiye’den geçmiş yıllarda ABD’ye kaçırılan ve yurda geri getirilen eserlerden bazılarının İsrailli çiftin 1980’lerden beri oluşturdukları kaçak koleksiyonda bulunduğunu belirten Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Candemir Zoroğlu, “İsrailli Shelby White ve eşi Leon Levy çiftinin 1980’lerden beri koleksiyonlarını yasa dışı olarak kazılan kültür varlıklarından oluşturduklarını biliyoruz. Bunlar bizim daha önce de yaptığımız çalışmalarda sürekli üzerinde durduğumuz bir koleksiyon grubuydu” dedi.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğüne bağlı Kültür Varlığı Kaçakçılığıyla Mücadele ekipleri tarafından 1980 yılından bugüne kadar yurt dışına kaçırılan binlerce tarihi eserin Türkiye’ye iadesine yönelik çalışmalar çerçevesinde, ABD’ye kaçırılan 12 eser daha geçtiğimiz günlerde hava yolu ile yurduna geri döndü. Eserlerin yurduna geri dönmesinde ABD Manhattan Bölge Savcılığı ve ABD İç Güvenlik ve İstihbarat Birimi (HSI) tarafından gerçekleştirilen soruşturmalar önemli rol aldı.

Eserler müzede sergileniyor
Getirilen eserler arasında Bronz Baş, Bronz Septimus Severus Heykeli, Bronz Boğa Arabası Modeli, Roma Dönemi Askeri Diploma, Çatalhöyük Kökenli Taş Heykelcik, Hacılar Ana Tanrıça Heykelciği, Kiliya Tipi lider, Perge Kökenli Tetrarkh Heykel Başları (2 adet) Muğla, Milas, Hydai (Damlıboğaz) Antik Kenti Kökenli Vazo, Pişmiş Toprak Vazo, Boubon Antik Kenti Kökenli Bronz Kol yer aldı. Antalya Müzesi içerisinde sergilenen eserler ziyaret edilmeye devam ediyor.
Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Candemir Zoroğlu, eserlerden bazılarının İsrailli Shelby White ve müteveffa eşi Leon Levy’in kaçak koleksiyonunda bulunduğunu açıkladı. 2022 yılında iadesi sağlanan Lucius Verus heykeli ile Perge kökenli lahitin de bu koleksiyonda yer aldığı öğrenildi. Diğer eserlerin ise Bronz Boğa Arabası Modeli, Roma Dönemi Askeri Diploma, Çatalhöyük Kökenli Taş Heykelcik, Hacılar Ana Tanrıça Heykelciği, Kiliya Tipi Öncü olduğu belirtildi.

"Bakanlık olarak kültür turizmi için de önemli çalışmalar yapıyoruz"
Antalya’nın turizmin olduğu kadar kültürün de başkenti olduğunu belirten Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Candemir Zoroğlu, “Bizim çok önemli kazı çalışmalarımız var. Bunun yanından Antalya’nın her bölgesinde müzelerimiz milyonlarca ziyaretçi ağırlıyor. Antalya müzesi içerisinde bulundurduğu eserler bakımından bizim için çok kıymetlidir. Biz Bakanlık olarak kültür turizmi için de önemli çalışmalar yapıyoruz. Yakın zamanda hem Side’de hem de Olympos’ta iki tanıtım yaptık. Alanya’dan başlayarak Kaş’a kadar kültürel miras koridoru oluşturmak için planlı bir çalışma yürütüyoruz” diye konuştu.

"2021 yılında Bakanlığımız Amerika Birleşik Devletleri ile ikili bir protokol imzaladı"
Antalya Müzesi’ne her geçen gün yeni eserlerin kazandırıldığını belirten Zoroğlu, “Yurt dışından gelen eserleri sergilemeye devam ediyoruz. En son burada 2 lansman oldu. 15 eserin Amerika’dan iadesini sağladık. Bunlar çok önemli eserlerdir. Sadece tarihi öneminin dışında, kültür kaynaklarının ait olduğu ülkeye iadesine ilişkin çalışmalarda çok önemli bir adım attık. Bu adımları kolay atmadık. 2021 yılında Bakanlığımız Amerika Birleşik Devletleri ile ikili bir protokol imzaladı. Bu protokol çerçevesinde normalde hukuk yoluyla çözmemiz gereken davalar bürokratik yoldan çözüme ulaşıyor. Elbette hukuki bir süreç var ama bu protokol ile işler daha da hızlandı” açıklamasına yer verdi.

"İsrailli çiftin 1980’lerden koleksiyonlarını yasa dışı olarak oluşturduklarını biz biliyoruz"
Amerika’dan son gelen eserlerin önemli bir koleksiyondan getirildiğini belirten Zoroğlu, “Bu işle ilgilenenlerin iyi bildiği İsrailli Shelby White ve eşi Leon Levy çiftinin 1980’lerden beri koleksiyonlarını yasa dışı olarak kazılan kültür varlıklarından oluşturduklarını biz biliyoruz. Bunlar bizim daha önce de yaptığımız çalışmalarda sürekli üzerinde durduğumuz bir koleksiyon grubuydu. Bu atılan imzalardan sonra elimiz güçlendiği için Manhattan Bölge Savcılığı ile Bakanlığımız arasında yapılan çalışmalar neticesinde koleksiyonlarında bulunan eserlere el konmaya başlandı. Bakanlığımızın hem Avrupa’da hem de Amerika’da buna benzer çalışmaları devam ediyor. Geçen hafta Amerika’da incelemeler oldu. Birçok ülkede iade çalışması devam eden eserler var. Bu işler bir anda biten işler değil” ifadelerini kullandı.

"İçişleri Bakanlığımıza teşekkür etmek gerekir, omuz omuza çalışıyoruz"
Son zamanlarda tarihi eser kaçakçılığa yönelik yapılan başarılı operasyonlar hakkında da bilgi veren Zoroğlu, “İçişleri Bakanlığımıza teşekkür etmek gerekir, omuz omuza çalışıyoruz. Bunun yanında farkındalık çalışmaları gerçekleştiriyoruz. Antalya’da ’Antalya’nın Kültürel Miras Koruyucuları’ adı altında bir proje hayata geçirdik. Ören yerlerinin yakınlarındaki okullarda müzedeki uzmanlarımız tarafından ’Kültür varlıklarını neden korumalıyız?, Nasıl korumalıyız?’ bunu anlattığımız bir proje oldu. Köy ve ilçe ziyaretleri gerçekleştiriyoruz” ifadelerine yer verdi.

"Geçen yıl ören yerlerini 3,5 milyon kişi ziyaret etti"
Zoroğlu, konuşmasını şu sözlerle tamamdı:
“Geçen yıl ören yerlerini 3,5 milyon kişi ziyaret etti. Biz bunun çok daha üzerine çıkmak istiyoruz. Daha gezilebilir ve daha keyifli alanlar oluşturmak istiyoruz. Turizmden gelen kaynakların kültüre aktarılması için çalışmalarımız var. Biz ziyaretçi sayısının artması için hem tur operatörleri ve seyahat acenteleri ile görüşmeler gerçekleştiriyoruz. Her geçen gün gelen ziyaretçi artıyor, farklı etkinlikle yapıyoruz. Müzede konser ve tiyatrolar düzenliyoruz veya arkeoloji atölyeleri kuruyoruz, ziyaretçiler bunlara katılmak istiyorlar."

Kaynak : İHA
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.05.05 16:21:00
Son Düzenlenme Tarihi :





67 yıl sonra gelen şehitlik

1956 yılında Hatay’da askerlik görevini yaptığı sırada tifo hastalığı yüzünden hayatını kaybeden Jandarma Er Osman Nazmi Er, ağabeyinin açtığı dava sonunda 67 yıl sonra şehit olarak kabul edildi.

1956 yılında Hatay’da askerlik görevini yaptığı sırada tifo hastalığı yüzünden hayatını kaybeden Jandarma Er Osman Nazmi Er, ağabeyinin açtığı dava sonunda 67 yıl sonra şehit olarak kabul edildi.
Antalya’nın Serik ilçesinde yaşayan Nazmi Can, yaklaşık 7 yıl boyunca abisi Osman Nazmi Can’ın şehitlik hakkı kazanması için mücadele etti. Şehit abisinin asker arkadaşlarından ölümü hakkında bilgi aldıktan sonra ilk olarak Hatay’daki kabrini ziyaret etti. Her yıl motosikleti ile ziyaret ettiği şehit abisinin şehitlik hakkı kazanması için hukuki yollara başvurdu. 1956 yılında tifo hastalığına yakalanan abisi J. Er Osman Can’ın şehitlik hakkı kazanması haberini almasıyla bir tarafının buruk, bir tarafının sevinçli olduğunu belirten demir ustası Can, "Abim için ödenecek nakdi tazminatı Hatay’daki depremzedelere bağışlamak istiyorum. Çünkü Hatay, 67 yıldır abimin mezarına ev sahipliği yaptı” dedi.
Nazmi Can, “Abim Osman Nazmi Can, 1956 yılında Hatay 121. Alay Komutanlığında görev yaptığı sırada rahatsızlanmış. Hastalıktan dolayı yattığı hastanede vefat etmiş. Daha sonra Hatay askeri mezarlığına defnetmişler. Bununla ilgili 2017 yılında kabrini buldum ve mezarını yaptırdım. Abimin Taşağıl Mahallesinde iki asker arkadaşı vardı. Onlardan bilgi aldım nasıl vefat ettiği ile ilgili. Bu bende takıntı yaptı. 1956 yılında çok büyük bir sıcak olmuş. Kaldığı bölükte gıda zehirlenmesi olmuş. Vücudu hastalığa yenik düşmüş ve tifo hastalığına yakalanmış. Antakya hastanesinde Hemşehrisi aynı zamanda asker arkadaşı 1 ay başında kalmış. Daha sonra vefat ediyor ve asri mezarlığa defnediliyor." dedi.
2017 yılında arşivleri araştırdığını ve mezarın yerini bulup yaptırdığını söyleyen Nazmi Can, "Ailemdeki şehitlerimiz adını yaşatmak için Manavgat’ın Taşağıl mahallesinde babamdan kalan yere çeşme yaptırdım. 2019 yılında kardeşi şehit olan Avukat İsmail Kılıç ile görüştüm. Benden abimin ölüm raporunu, eski kimlik ile askeriyede kullandığı tüfek ve kasatura numaralarını istedi. Ankara’ya giderek dava açtık. 2022 yılında davayı kaybettik ve istinafa taşıdık. Geçen hafta avukatım beni aradı ve sevindirici haberi verdi. Bütün şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Bütün hasta olarak ölen şehitlerimizin davalarını kazanmasını diliyorum. 67 yıl sonra abinin şehitliği kabul oldu. Bir tarafım buruk, bir tarafım sevinçli. Çünkü 7 yıl boyunca çok mücadele verdim. 3 gündür çok mutluyum. Bu davayı kazandığımız için nakdi tazminat hakkımız olacak. Biz 5 kardeşiz. Benim hakkıma düşen pay ile Kur-an okutup bir kısmını da Hatay’daki depremzedelere bağışlamak istiyorum. Çünkü 67 yıl abimin mezarına ev sahipliği yaptı” şeklinde konuştu.
Avukat İsmail Kılıç ise tifonun bakteriyel bir enfeksiyon olması, Nazmi Can’ın bu hastalığa askerlik görevini yaparken yakalanmış olması,hastalığın askerlik gibi toplu yaşama alanlarında buluşacı olması, ölüm tarihi ve günün koşulları gibi koşullar göz önüne alındığında müteveffanın şehit sayılması durumunun çok bariz olarak ortada olduğunu söyledi.5434 sayılı Kanun’un 45. Maddesinin bu durumu tartışmaya yer veremeyecek nitelikte düzenlediğine dikkat çeken Kılıç, "Verilen bu karar ile Nazmi Can askerlik görevini yaparken hastalanarak hayatını kaybettiği için Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdari Dava Dairesi tarafından 5434 sayılı kanun un 45 maddesi kapsamında kesin olarak şehit sayılmıştır. Bu karar 67 yıl sonra bir askerimizin şehit sayılması sonucunu doğurduğu gibi bu şekilde hayatını kaybeden askerlerimiz bakımından da emsal nitelikte bir karardır" dedi.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.10.15 13:54:31
Son Düzenlenme Tarihi : 2023.10.15 13:54:50