SON DAKİKA

logo

Dolum tesislerinin dibinde yapılan yarışlar nedeniyle site sakinleri korkudan uyuyamıyor

ANTALYA (İHA) – Antalya’da petrol dolum tesisinin yanındaki 29 bloklu sitede yaşayan vatandaşlar, akşam saatlerinde tesis kenarındaki yolda bir araya gelerek abart egzozlu araçlarla drift yapan ve yarışan sürücülerin çevreye verdiği zarardan şikayet ediyor.

ANTALYA (İHA) – Antalya’da petrol dolum tesisinin yanındaki 29 bloklu sitede yaşayan vatandaşlar, akşam saatlerinde tesis kenarındaki yolda bir araya gelerek abart egzozlu araçlarla drift yapan ve yarışan sürücülerin çevreye verdiği zarardan şikayet ediyor. Site sakinleri diğer yandan muhtemel bir kaza sonucu evlerinin hemen karşısında bulunan tesiste yangın çıkmasından korkuyor.
Konyaaltı ilçesinde bulunan Liman Mahallesi Atatürk Bulvarı 64. Sokak’taki petrol dolum tesislerinin karşısında yer alan 29 bloklu ve yaklaşık 4 bin nüfuslu sitede ikamet eden vatandaşlar her akşam ayrı bir korku yaşıyor. Geç saatlerde dolum tesisinin yanında bulunan ve trafiğe kapalı olduğu iddia edilen yolda bir araya gelen 20’den fazla motosiklet ve otomobil sürücüsü araçlarındaki abart egzozlarla çevreye rahatsızlık veriyor. Bununla da kalmayan sürücüler kendi aralarında yarışlar düzenleyip araçlarıyla drift yapıyor. Vatandaşların uyarılarına kulak asmayan sürücüler hem kendi canlarını hem de site sakinlerinin canını da tehlikeye atıyor. Muhtemel bir kaza durumunda art arda sıralanmış olan petrol taşıma tankerlerinin alev alması ihtimali vatandaşların tepkisini çekiyor.

“Önlem alınmasını istiyoruz”
Kış aylarında 2 bin, yaz aylarında ise 4 bin nüfusa ulaşan sitenin yöneticisi Necdet Aksel, yolun trafiğe kapalı olduğunu ve sürekli motosiklet ile otomobil sürücülerinin drift yapıp lastik yaktığını dile getirerek, “Gece bu arabalardan bir tanesi bu tankerlere girip patlatsa facia olur. UKOME’ye dilekçemizi sunduk, bir engel yaptılar ama faydası olmadı, bu yollara girişleri kapatıp güvenlik koyup sadece tankere izin verilmesi lazım. Burada yaşayan yaşlı insanlar var, sabaha kadar burada motosiklet ve araba yarışları yapılıyor. Site rahatsız halk rahatsız emniyette rahatsız çünkü sürekli onların vaktini alıyoruz çünkü gece buraya emniyet gelirken kaçıp gidiyorlar sonra toplanıp tekrar buraya geliyor. Sabaha kadar bunlar yapılıyor, yerlerdeki lastik izleri de belli zaten. Bizim istediğimiz bu işe çare bulunsun, önlemi alınsın” şeklinde konuştu.

“Ceza neyse öderiz”
Sürücüleri defalarca uyarmaya gittiğini ancak bir sonuç alamadığını aktaran Aksel, “Yanlarına gittim ve arkadaşlar bakın burada kaza yaparsınız patlama olur genç kişilersiniz size de yazık olur diye söyledim. ‘Siz yetkili misiniz, ne karışıyorsunuz. Buranın emniyeti var, bilmem neyi var size ne’ dediler. Onlar uyarıyı da takmıyor, biz yaparız ederiz cezası varsa kanun var yazılsın öderiz, bizim paramız var, kaç paraysa veririz, nereye şikâyet ederseniz edin’ dediler” ifadelerini kullandı.

“Yaşlılarımız ve hastalarımız var”
Site sakinlerinden Gürkan Koç ise “Antalya’nın en büyük sitelerinden bir tanesiyiz, burada yaklaşık 3-4 bin kişi yaşıyor. Yaşlılarımız, hastalarımız var gece burada çok gürültü oluyor, insanlar uyuyamıyor. Sabaha kadar burada yarışlar yapılıyor, lastikler yakılıyor. Öncelikle biz site olarak gürültüden şikâyetçiyiz ama genel olarak bakınca burada olabilecek kazalardan da endişe duyuyoruz burada dolum tesislerinin orada gördüğünüz gibi pek çok tankerler var bu tankerlere herhangi bir aracın çarpması durumunda istenmeyecek şekilde büyük patlamalar olabilir endişesini duyuyoruz ve bu bizi çok korkutuyor bundan da şikâyetçiyiz yetkililerden bu konuda önlem almasını istiyoruz” dedi.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.10.15 22:44:37
Son Düzenlenme Tarihi : 2023.10.15 22:49:11

Yorum Yap






Kahramanmaraş’ta 19 yıldır bir yatak hayatı oldu, depremden sonra evden bile çıkamadı

Kahramanmaraş’ta 19 yıl önce geçirdiği trafik kazasının ardından boyundan aşağısı felç kalan ve doktorların 2 yıl ömür biçmesine rağmen yaşamını sürdüren Ali Konuk (43), 6 Şubat tarihinde meydana gelen depreme evinde yakalandı. Konuk depremde , “Ben evden sağ çıkacağımı zannetmiyordum, ölümü hiç bu kadar hissetmedim. Omurilik felcinden ölmedim depremden öleceğim dedim” diye düşündüğü belirtti.
Onikişubat ilçesi İstiklal Mahallesindeki yaklaşık 40 yıl önce yapılan binada annesi ve kardeşi ile beraber yaşayan Konuk, 13 Temmuz 2004 tarihinde 24 yaşındayken trafik kazası geçirdi. Konuk, C4 ve C5 omurlarında kırık, sinirlerde kesik nedeni ve bilinçsiz ilk yardım sonucu omurilik felci ile yatağa mahkum oldu. Teknoloji ile hayata yeniden tutunup yaşamını sürdüren Konuk, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 04.17’de meydana gelen depremi yaşadıkları binada yakalandı.
Yaşadığı korku dolu anları anlatan Ali Konuk, “2004 yılında trafik kazası geçirdim. Boynumdan aşağısı felç. Omurilik felciyim. Deprem günü de yatıyordum. O gece indirilemedim yağmur, kar ve soğuk. Sabahı bekledim. Sabah 10.30’da evden çıkarıldım. Herkes kendisini kurtarma peşindeydi. Hemen yanımızdaki taziye evine aldılar. İlk gün burada kaldık ve 3 hafta Ordu’ya gittik sağ olsunlar misafir ettiler. Sonra tekrar şehrimize geldik” dedi.

"Omurilik felcinden ölmedim, depremden öleceğim dedim"
Annesi ile taziye evinde kaldığını ancak kiralık ev aradıklarını ifade eden Konuk, “Tüm Kahramanmaraşlılar gibi ev arıyoruz. Ya çok fahiş fiyatlar var, ya da orta hasarlı evi makyajlamış evi kiraya veriyor. Türkiye’nin her yerinden destekler geldi bizi davet ettiler. Onlara çok çok teşekkür ediyorum. Ama yine de insan doğduğu toprakları bırakamıyor. Bilindiği üzere engelliler haftasındayız ve ben sesimi duyuran bir engelliyim” şeklinde konuştu.
Depremde yaşadığı anları anlatan Konuk, “Omurilik felcinden ölmedim, depremden öleceğim dedim. Duvara bakıyorum tablo gidip geliyor. Annem ve kardeşime siz aşağı inin dedim. Kardeşim yatağın kenarını kaldırdı ve aşağı indiler. Telefon hatları ve elektrik yoktu. Ben şimdi yıkılır diyordum. Hatta kiriş ne zaman inecek diyordum. İtfaiye araçları geçtikçe bina da sallanıyordu. Ben sağ çıkacağımı tahmin etmiyordum ”ifadelerini kullandı.

Kaynak : İHA
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.05.13 10:48:25
Son Düzenlenme Tarihi :





Türkiye'de ilk yüz nakli ne zaman, kime yapıldı ?

Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan’ın da katıldığı Türkiye’de ilk yüz naklinin yıl dönümü nedeniyle basın toplantısı gerçekleştirildi.

Akdeniz Üniversitesi’nde Prof. Dr. Ömer Özkan, Prof. Dr. Özlenen Özkan ve ekipleri tarafından Türkiye’de ilk defa gerçekleştirilen yüz naklinde 11. yıl geride kaldı.

Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan’ın da katıldığı Türkiye’de ilk defa 11 yıl önce gerçekleştirilen yüz naklinin yıl dönümü nedeniyle basın toplantısı gerçekleştirildi. Yüz nakli yapılan Uğur Acar’ın da katıldığı toplantı Akdeniz Üniversitesi Hastanesi B Blok Toplantı Salonu’nda yapıldı.

11 yıl önce Uğur Acar’a yüz nakli yaptıklarını söyleyen Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, “2012 yılında kompozit nakli ilk olarak kol nakliyle başlamıştı. 2012 yılında yüz naklini de Uğur Acar’a yaptık. 11 yıl geçti aradan çok hızlı geçti zaman. Artık yeni yüzü demiyorum çünkü eskidi artık yüzü. İnşallah diğer insanlara organ nakli yaparak devam ederiz.” dedi.

AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ OLARAK ÜLKE İMAJINA ÖNEMLİ KATKIDA BULUNDUĞUMUZA İNANIYORUZ

Yüz naklinin üzerinden 11 yıl geçtiğini söyleyen Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, “Hayırlı olsun Uğur Acar’a 11 yıl geçmiş üzerinden dün itibariyle. Bu tür ameliyatlar ülkenin sağlık sisteminin geldiği düzeyi de gösteriyor. Bu sadece bizim hastanemiz için değil Antalya için Türkiye için önemli olaylardı. Eğer sağlık turizminde ve diğer olaylarda ülke tıbbının düzeyini göstermesi açısından son dönemlerde popülarite olmasında Türkiye’nin adının bu kadar duyulmasında bir miktar emeğimiz olduysa ki olduğunu düşünüyorum, çok mutluyuz. Yapılan bir tane iş o ülkenin dışarıdaki imajını çok değiştiriyor. Bu ülke de yüz nakli bile yapılıyor, bu ülkede kol nakli, karaciğer nakli bu kadar başarılı yapılıyor diye bakıldığı zaman o ülkenin ekonomik düzeyine siyasi düzeyine aslında bakarsanız yardımcı oluyor. Biz Akdeniz Üniversitesi olarak ülke imajına önemli katkıda bulunduğumuza inanıyoruz. Bunu da elimizden geldiğince artırmaya çalışıyoruz. Uğur’a sağlık, mutlu nice yıllar diliyoruz.” şeklinde konuştu.

YÜZ NAKLİYLE YENİDEN DOĞMUŞ GİBİ OLUYORSUN

Yüz nakli olan Uğur Acar ise “Artık kelime bile bulamıyorum.  Türkçe’de 29 harf var. Sağlık sektörüne, doktorlarımıza kelime bile üretemiyorum artık. Tek haneli yıllar kutluyorduk burada artık çift haneli yıllara geçmişiz. Rektör hocamıza ve Ömer Özkan hocamıza ve organ bağışında bulunan aileye teşekkür etmek istiyorum. ‘11 yılda hayatın nasıl değişti’ sorusuna Uğur Acar, “Bir insan tıraş olamıyor, tıraş olduğunu fark ediyor. Aynaya bakamıyor, aynaya baktığını fark ediyor. Çocukların korktuğunu hissediyordum, çocukların artık senden korkmadığını hissediyorsun. Yani yeniden doğmuş gibi oluyorsun. 11 yaşında bir kişisin ama 30 yaşındasın.” dedi.

Basın mensuplarının yüz nakillerinin devamı gelecek mi sorusuna Prof. Dr. Ömer Özkan, “Bu nakiller hemen her gün, her sene yapılacak diye bir olay yok. Bu nakillerin yapılabiliyor olduğunu bu ülkede bilmek bile önemli. Ama çok dikkatli yapmak gerekiyor biliyorsunuz riskli ameliyatlar. Biz bu ameliyatları daha az riskle nasıl yaparız hastaları nasıl koruruz, yaşamlarına nasıl katkıda bulunuruz, hayatlarını riske atmayacak şekilde nasıl devam ettiririz, onlar için uğraşıyoruz. Yapılanlar için değil de yapılacak olanlar için bu işler daha sağlıklı nasıl yapılır, daha rafine nasıl yapılır. Bunlarla ilgili çalışmalar devam ediyor. Durmuyoruz yani.” dedi.

RAHİM NAKLİ DÜNYADA YAYGINLAŞMAYA BAŞLADI

Rahim nakli konusundaki mevzuatı hastaların heyecanla beklediğini söyleyen Prof. Dr. Ömer Özkan, “Organ nakli konusunda pandemi nedeniyle kaybettiğimiz bir dönem var. O da telefi edilecektir. Dünya’da artık bu birkaç ülkede yaygınlaşmaya başladı. Ama bu rahim naklinin başladığı ülkede de bunun artık düzenli ve kurallara uygun bir şekilde mevzuatıyla birlikte yapılması gerekir. Rahim nakli canlıdan da olur ama bir karaciğer, kalp naklini canlıdan yaptığınızda olacak bir problemde o hasta zaten ölecekti dersiniz, katkımız oldu yaşattı dersiniz, ölecekse de Allah’ın takdiri dersiniz. Ama rahim naklinde bir hastaya veya onun donöru olmuş bir canlıya zarar verirseniz bu sizin elinizde olmayabilir. Bunlar maalesef tıpta olabilen şeyler. Hastanın bir damar yolu zarar görür bir idrar yolu zarar görür o zaman aile ile beraber siz de çok üzülürsünüz. Onun için bunda tecrübe artıkça bununla ilgili altyapı geliştikçe ondan sonra bence canlıya geçmek gerekir. Dünya’da bizden sonra canlıdan yapan ekiplere de biz hep teknik olarak yardım ettik, bizim tekniğimiz kullanılıyor ama maalesef canlıdan olan birçok hastada komplikasyonlar görüldü neredeyse hastaları kaybetmek üzereydiler. İdrar yollarında sorunlar çıktı aylarca yatan hastalar oldu. Bu işi kötülemek anlamında söylemek istemiyorum insanlar işin ciddiyetini anlasın diye söylüyorum. Bizim öncelikle bunu kadavradan nakillerde geliştirmemiz ve yaygınlaştırmamız gerekir.” dedi.

DÜNYA’DA KULLANILAN TEKNİK, BİZİM TEKNİĞİMİZ

“Yüz naklinde de bahsetmiştim bu ameliyatlar elli tane merkezlerde yapılmayacak belirli merkezler yapılması tavsiyemiz oldu bakanlığa. Tecrübeleri artırmak üzere belli merkezlerde bunların yoğunlaşması gerekir. Tek başımıza biz bunun ağırlığını yükünü de kaldıramayız. Biz görevimizi yaptık, dünyaya tanıttık, ihtiyacı olan her yere de yardım etmeye hazırız ama kimler yapacaksa da bunu bakanlık karar verecektir. Ama mutlaka o merkezlerde tecrübelerin gelişmesi gerekir.” şeklinde konuşan Prof. Dr. Ömer Özkan, rahim nakli yapılalı yaklaşık 12 yıl olduğunu söyleyerek “Nakilden hemen on-on beş gün sonra birçok ülkeden insanlar geldi ve bununla ilgili fikirlerini övgülerini bize anlattılar. Dünya’da kullanılan tekniğimiz bizim tekniğimiz hala bu teknik gelecekte bu değişse bile bizim tekniğimizin üzerinde gelişmiş olacak bu teknik. Türk tıbbı adına söylemek gerekirse bu çok ileri seviyedir. Böbrek naklinde ilk yapan kişinin ismi anılıyor, karaciğer öyle, kalp öyle. Rahim naklide yaygınlaştığı zaman bunun değeri anlaşılacak diye düşünüyorum. Bir kalp naklinden daha komplike. Ama bizim üniversitemizden çıkan bu tekniğin kullanılıyor olması Hindistan’da da Amerika’da da İsveç’te de bizim için gurur verici.” şeklinde konuştu.

HAYVANDAN İNSANA NAKLİN CERRAHİ ZORLUĞU YOK, ALTYAPI ÖNEMLİ

Hayvandan insana yapılan nakillerle ilgili sorulan soruya Prof. Dr. Ömer Özkan, “Cerrahi olarak hayvandan insana naklin hiçbir cerrahi zorluğu yok. Kalp naklini yapan insan o domuzdan da nakli çok rahatlıkla yapar. Ama bunun altyapısını oluşturmak lazım. Yani genetik yapısını bozmak lazım. Onun için arkadaşlarımız çalışıyor. Onun işte ilaçlarının düzelmesi gerekiyor. Altyapıyı ve o laboratuvarı oluşturabilmek lazım ondan sonra yola çıkmanız lazım.” dedi.

Konuşmaların ardından pasta kesimi gerçekleştirildi.


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.01.20 20:00:33
Son Düzenlenme Tarihi :