SON DAKİKA

Nuri Şahin : Ayaklarımız yere basarak devam edeceğiz

    Antalyaspor futbol sorumlusu Nuri Şahin, Beşiktaş maçı değerlendirmesinde  ikiye ayıracakları bir maç olduğunu, ilk yarı ve ikinci olarak değerlendirirken ilk yarıda istediklerinin hiç birini yapamadıklarını ifade ederken, “iyi hazırlandığımızı düşündük ama Beşiktaş’ın ilk yarıda farklı oyunu olduğunu, Chamberlain’e de çözüm üretemedik. Devre arasında soyunma odasında söyledik. Daha cesaretli oynamamız lazım, kaybedecekte de cesaretli oynayarak kendi oyunumuzla kaybedelim dedik.
    Ben emindim futbolumuzla maçın ikinci yarısında en azından maça ortak olabileceğimizden.  Hızlı goller attık. Beşiktaş gibi büyük bir takıma karşı skoru tutmak önemliydi. Ayaklarımız yere basarak devam edeceğiz.” dedi.
“BENİM AĞZIMDAN KÜMEDE KALMA VEYA AVRUPA SÖZÜ DUYAMAZSINIZ”
    Şahin, açıklamasında şunları söyledi  “Benim ağzımdan asla kümede kalma veya Avrupa’ya oynayalım diye bir cümle duymazsınız. Ben Antalyaspor’un 7 ile 12 arasında, çok iyi bir sezonda da 7 ile 5'i  bulabilecek bir takım olduğunu düşünüyorum. Biz elimizden geleni yapacağız. En iyi yerde ligi bitirmek istiyoruz. En çok şöylediğim şey en hızlı şekile puanlarımızı alıp ondan sonra nereye kadar gidebileceğimize bakacağız.
    2 maçı ardarda kazandık. 2 maçı kazanmadan önce sizler de biliyordunuz neler konuşulduğunu. Takım çok zor bir dönemden geçti. O yüzden ayağımız yere basması lazım.  Biz çok büyük bir camiayı, çok büyük bir takımı yendik. Bunun gururunu tabii ki yaşayacağız. Ama ayaklarımızın yere basması lazım. Sakin bir şekilde işimize bakmalıyız. Maç kazanamadığımızda nasıl işimize bakıyorsak şimdi de maçlar kazandığımızda işimize bakacağız.
Bizim ilk yarıyı analiz etmemiz lazım. Çünkü, ilk yarıda takım hiç hoşuma gitmedi.
DOLU ARSLAN HOCAYA TEŞEKKÜR
    Fiziksel olarak müthiş bir seviyeye geldik. Buradan Dolu hocaya da övmeden geçemeyeceğim. Dolu hocan geldiğinde itibaren takıma inanılmaz bir katkı sağladı. Marcello Dortmund’a gittikten sonra tedirgin olduk açıkcası. Ama Dolu hoca ile takım inanılmaz bir seviyeye çıktı takım. Fiziksel anlamda çok çok iyi bir takımız. 
KIRILGANLIK DAKİKALARINI BİRAZ DAHA AŞAĞIYA ÇEKEBİLİRSEK
    Oyun olarak bazı maçları çok çok iyi oynuyoruz. Yavaş yavaş istediğimiz yere geliyoruz. Bu kırılganlıklık dakikalarını biraz daha aşağılara çekebilirsek daha cesaretli oynarsak istediğimiz seviyeye geliriz. Oyuncularda bunun farkında. 
JEHEZKEL VE SAFURİ İÇİN KONUŞUYORUZ
    Jehezkel ve Safuli için İsrail Federasyonu ile konuşuyoruz. Bana maçtan sonra konuşalım diye mesaj attılar. Maçı kazanın ondan sonra konuşalım dediler. Görüşüyoruz. Bizim 3 oyuncumuz var.  Zymer’de milli takıma gidecek.  Hem Antalyaspor için en doğru kararı, hem oyuncularımız için doğru kararı vereceğiz. FİFA’nın da kuralları var. İnşallah Cuma günü maçta olurlar.
    Beraber karar vereceğiz. Onlar futbolcu. Aynı zamanda insan. Onlarında düşüncesi benim için çok önemli.  Bakacağız. Umarım Antalyaspor ve kendileri için en doğru kararı veririz.
ERDOĞAN KANADINDA SIKINTI YAŞADIĞIMIZI DÜŞÜNMÜYORUM
    Erdoğan gayet iyi oynadı. Biz ilk yarıda çalıştığımız baskıya çıkamadık. Orada bizim yanlış analizimiz var ya da Beşiktaş çok iyi yaptı. Ben Erdoğan tarafından çok büyük sıkıntı yaşadığımızı görmedim.
    Ben sadece takıma cesaretli olmalarını söyledim. Sadece onu istiyorum dedim. Onu da ikinci yarıda yerine getirdiler.
ÜSTÜSTE MAÇ KAZANMANIN EN BÜYÜK ARTISI PUAN VE ÖZGÜVEN
    Türkiye ligi çok zor bir lig. Her maç çok değerli. Maç kazanmak, üstüste maç kazanmak, kazanma alışkanlığını edinmek bunların hepsi bir takım için çok önemli şeyler. Üstüste maç kazanmanın en büyük artısı  puan, ikincisi de özgüven. Maçlara doğal olarak daha özgüvenli giriyorsunuz, puan anlamında rahat olduğunuz zaman ayakların daha hafifliyor, beynin daha rahat çalışıyor. Bunlar gözardı edilemeyecek şeyler.
    Benim takımım kaybettiğinde de çok zor günler geçirdi. Bunun üstesinden geldik.
ÇOK ZOR GÜNLER GEÇİRDİK
    Her anlamda zor günler geçirdik. Biz evladımızı kaybettik. Benim oyuncularım bir ay boyunca idmandan sonra hastanenin yolunu tuttu.  Bir tarafımız hep Naldo’daydı. İdmandan sonra bir sen gidiyordun, bir ben gidiyordum, bir o gidiyordu. Ondan sonra ne yazık ki İsrail - Filistin savaşı benim oyuncularımı en yakından ilgilendiriyordu. 2 tane İsrailli oyuncum var. Onlar çok etkilendi. Başkanlık süreci oldu. Yönetimsel değişiklikler oldu. O da etkiledi.
    Benim görevim hocası olarak Antalyaspor’a takımın lideri olarak sahip çıkmak. Sahip çıktık yeni ve eski yönetimimizle birlikte. Elimizden gelen her şeyi yaptık. İyi gidiyoruz. İnşallah inşallah kötü günler arkamızda kalır.
    Sabah uyanıyoruz Joao Tralhao’nun kayınpederi vefat ediyor. Takım zor günlerden geçti ama iyi gidiyor.
ANKARAGÜCÜ MAÇI ÇOK ZOR GEÇECEK
    Ankaragücü maçı çok zor bir maç.  Beşiktaş maçını hafife almak çok büyük bir saçmalık olur. Beşiktaş çok çok büyük bir camia. İnanılmaz kaliteli oyunculardan kurulu bir takım.
    Bu maç geride kaldı. Şimdi önümüzde Ankaragücü maçı var.  Cuma günü oynayacağız. Zor bir rakip, çok zor bir rakip. Belirli bir oyun formatları var. Emre abinin, hocanın oyun formatını biliyoruz. Elimizden geleni yapacağız. Çok zor bir deplasmana gidiyoruz. İnşallah milli aradan önce bir 3 puan daha olursa bizim için çok iyi olur.” * FERUDUN ÖZGÜNSÜR

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.11.06 08:44:49
Son Düzenlenme Tarihi : 2023.11.06 08:48:29

Yorum Yap






İnşaat işçisi babasının yanında işe başlayan genç sıcak çarpmasıyla komalık oldu

Antalya’da inşaat işçisi babasının yanında çalışarak para biriktirmek isteyen 21 yaşındaki üniversite öğrencisi, sıcak çarpması sonucu komalık oldu. Gazetecilik bölümü okuyan genç adam yoğun bakımdaki tedavisiyle yaşama tutunduktan sonra, “Haber yapmak nasip olmadı, haber olduk” dedi. 30 yıldır in..

Antalya’da inşaat işçisi babasının yanında çalışarak para biriktirmek isteyen 21 yaşındaki üniversite öğrencisi, sıcak çarpması sonucu komalık oldu. Gazetecilik bölümü okuyan genç adam yoğun bakımdaki tedavisiyle yaşama tutunduktan sonra, “Haber yapmak nasip olmadı, haber olduk” dedi. 30 yıldır inşaatlarda çalışan baba, oğlunun durumuna ilişkin “İlk defa böyle bir şeyle karşılaşıyorum” diye konuşurken, uzman isim güneş çarpması ile sıcaklık çarpmasının birbirinden ayrı olduğuna dikkat çekerek uyarılarda bulundu.
Olay, Kemer ilçesinde 21 Temmuz Cuma günü meydana geldi. 19 Mayıs Üniversitesi Gazetecilik Bölümü 4. Sınıf öğrencisi Okan İğden (21), okul bitimi sonrası iş kurabilmek için inşaat işiyle uğraşan babası Arif İğden’in yanında çalışmaya başladı. İlk üç gün sıcak hava etkisiyle mide bulantısı, baş dönmesi ve kusma şikayetleri yaşadı. Dördüncü gün ise yine aynı şikayetlere şuur kaybı eklendi ve İğden baygınlık geçirdi. Kemer Devlet Hastanesi aciline kaldırılan İğden, ardından Memorial Antalya Hastanesine sevk edildi. Burada yoğun bakıma alınan genç adam, tedavisinin ardından yaşama tutundu.

“Eşyalarla konuşup kavga ediyordum”
Normal servise alınan Okan İğden, başında geçenleri şu sözlerle anlattı:
“Geçici olarak inşaat şantiyesinde çalışıyordum. Şapka ve onun altına atletimi korumalık yapmıştım. İlk gün işe başladığımda kusma durumu yaşadım. Öğle molasından klimalı odaya geçince biraz rahatladım. Ardından saat 16.00’ya kadar çalıştım. İkinci günde de sendeleyerek çalıştım. Dördüncü gün baygınlık geçirmişim. O sırada etrafımdaki eşyalarla konuşup kavga ediyordum. Haber yapmak nasip olmadı, haber olduk.”

“30 yıldır çalışıyorum, böyle bir şey görmedim”
Gencin babası Arif İğden de, oğlunun 4 gün boyunca sıkıntı yaşadığını ancak bunun farkına sonradan vardığını söyledi. İğden, “Mezun olduktan sonra beraber gazete bürosu gibi bir yer açmayı düşünüyorduk. 4-5 ay beraber çalışıp bu parayı ayarlarız diye düşündük. Yanımda çalışmaya başladı. Üçüncü gün başını tutmaya başlayınca, ‘Hasta mısın oğlum’ deyince ‘Yok baba biraz güneş etkiledi’ dedi. Dördüncü gün ise çok istifra etmeye başladı. Sonradan dinlendiği sırada şuuru yerinde olmadığını gördüm. 30 yıldır bu işte çalışıyorum, böyle bir şey görmedim. Aşırı sıcaklıktan dolayı olmuş. ‘Ben dayanıyorsam, oğlum da dayanabilir’ diye bencillik yapılmayacağını gördüm. ‘Bu olayı yaşayınca çocuğumu bu sıcağa niye getirdim’ diye pişman oldum. Allah doktorlarımızdan razı olsun. Çocuğumun başını bırakmadılar” ifadelerine yer verdi.

“Vücudu kendini soğutamadığı için dokularında bu olumsuz durum meydana gelmiş”
Vakanın kendilerine ulaştığına komada olduğunu belirten Memorial Antalya Hastanesi Girişimsel Nöroloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Elif Sarıönder Gencer, ilk başta epilepsi, zehirlenme, kafa tramvası veya beyin damar tıkanıklığı yönünde düşünceleri olduğunu ancak muayene ve labarotuvar bulgularına bakılınca sıcak çarpması teşhisini koyduklarını bildirdi. Uzun süre sıcağa maruz kalmanın, vücut ısı dengesini bozarak dokulara ağır hasar verdiğine vurgu yapan Gencer, “Kan akışkanlığını bozuyor, beyin ödemine neden olabiliyor. Küçük damarlarda tıkanıklık ya da kanamaya yatkınlık gösterebiliyor. Başlarda kendini terleme sorunu, garip ve anlamsız konuşmalar olarak gösteriyor. Hastada baş dönmesi, bulantı, kusma ve baş ağrısı olabiliyor. Daha sonra şuur bozukluğu komaya kadar gidebiliyor. Ardından beyin ödemine bağlı epileptik nöbetler ortaya çıkabiliyor. Biz de hastayı bu tabloda yakaladık. Açık alanda çalışmış ve 42-44 derece güneşe maruz kalmış. Vücudu kendini soğutamadığı için dokularında bu olumsuz durum meydana gelmiş. Asit-baz dengesi bozulmuş ve nöbeti devam ediyordu. Karaciğer ve böbrek değerleri, hem kalp atışı hem solunum sayısı sorunluydu. Ağır yoğun bakım hastası durumundaydı. Bunun uzaması kalıcı hasarı arttırır, beyin ödemi daha tehlikeli hale gelir, kandaki damar tıkanıklık ve kanamaya yatkınlık daha ağır hale gelir, kalp krizi geçirebilir ve ölüme neden olabilirdi” ifadelerini kullandı.

“Bedenleri soğutacak şekilde güvenli ortamlara geçmeleri ve bol su içmeleri gerekiyor”
Güneş çarpması ile sıcak çarpmasının farklı şeyler olduğunun altını çizen Gencer, özellikle risk gurubundaki çocuklar, ileri yaş hastalar, tansiyon ve kalp ilacı kullananların dikkatli olması gerektiğini söyledi. Gencer, “Güneşte kalmasalar bile aşırı ısıya maruz kalırlarsa böyle tehlikeli durumla karşılaşabilirler. Aşırı sıcak ortamında bulunanların bedenleri soğutacak şekilde güvenli ortamlara geçmeleri ve bol su içmeleri gerekiyor” dedi.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.07.25 11:25:11
Son Düzenlenme Tarihi :





"Bilinçsiz kullanılan kortizonlu göz damlası katarakta neden oluyor"

Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Esra Ayhan Tuzcu, 60 yaşın üzerinden itibaren sık görülen katarakt hastalığı ve tedavisine ilişkin bilgiler aktardı. Özellikle romatizma hastalığı olan veya alerji nedeniyle sistemik kortizon kullanan kişilerin dikkat etmesi gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Esra Ayhan Tuzcu, bu hastalarda erken yaşlarda kataraktın gelişebileceği riskine karşı uyarılarda bulundu.
Katarakta bağlı hastalıkların yavaş ve ağrısız geliştiğini söyleyen OFM Antalya Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tuzcu, "Normalde şeffaf olan doğal göz merceğinin şeffaflığını yitirerek opak-beyazımsı bir görünüm almasına katarakt denir. Lens bulanıklaşıp opaklaştığında, retinaya ulaşan görüntü bulanıklaşır ve görme etkilenir. Katarakt tedavi edilebilir görme kaybının en önemli sebeplerinden biridir. Katarakta bağlı şikayetler yavaş gelişir ve ağrısızdır. Sıklıkla ilk olarak rutin göz muayenesi sırasında teşhis edilir. Kataraktın en sık rahatsızlıkları ağrısız bulanık görme, ışıktan rahatsızlık ve renklerin soluk ya da sarı görülmesidir. Yaşa bağlı kataraktların ekseriyatında hastalığın ilerlemesi yıllar sürebilir. Kişilerde kataraktın nasıl bir hızla ilerleyeceğini önceden kestirmek mümkün değildir" diye konuştu.

Hastaların yüzde 90’ı 60 yaşın üzerinde
Hastalığın genç ve şeker hastalarında hızlı ilerleyebileceğine dikkat çeken Doç. Dr. Esra Ayhan Tuzcu, normal şartlarda hastalığın yavaş ilerlediğini söyledi. Keskin görmede azalma, renkleri daha cansız görme gibi sorunlar yaşayan Katarakt hastalarının, dünyayı soluk ve bulanık gördüğünü aktardı. Doç. Dr. Esra Ayhan Tuzcu, bilgilendirmelerine şu ifadelerle devam etti:
"Gençlerde ve şeker hastalarında kataraktın ilerleme süreci kısa sürebilir. Şeker hastalığında kataraktın ilerlemesi kan şekeri ile bağlantılıdır. Kan şekeri düzensiz hastalarda daha hızlı katarakt gelişimi olmaktadır. Gençlerde kataraktın en sık nedeni göze alınan travmalardır. Travma sonrası katarakt genelde hızlı bir şekilde ilerler. Katarakt genellikle bir yaşlılık hastalığıdır. Hastaların yüzde 90’ı 60 yaşın üzerindedir. Ancak katarakt her yaş grubunda görülebilir. Örneğin yeni doğan bebeklerde doğuştan katarakt adı verilen bir katarakt türü görülebildiği gibi çocuklarda, gençlerde ve orta yaşlılarda da katarakta rastlanabilir. 50 yaşın altındaki kişilerde görülen kataraktlarda altta yatan bir sebep aranmalıdır. Bu tür kataraktlar kalıtsal olabileceği gibi şeker hastalığı gibi metabolik bozukluklar, travma, geçirilmiş göz ameliyatı ya da göz içi enjeksiyonu, radyasyona maruz kalma, korumasız olarak uzun süre güneş ışığı altında bulunma veya kortizon ve benzeri ilaç kullanımı ile ilişkili olabilir."

"İlaçla tedavi yok, çözüm cerrahi yöntemler"
Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Esra Ayhan Tuzcu, katarakt hastalığının tedavisine ilişkin bilgiler aktardı. Hastalığın tedavisini sağlayacak herhangi bir ilaç olmadığını söyleyen Tuzcu, "Kataraktı iyileştiren veya önleyen hiçbir ilaç veya diyet yoktur. D vitamini kullanımını kataraktı engellememektedir. Ultraviyole ışınlarına karşı koruyucu olması açısından güneş gözlüğü kullanmak kataraktın gelişimini yavaşlatabilir. Katarakt tedavisinin tek yöntemi cerrahi müdahaledir. Kornea, retina ya da optik sinir problemi olmayan hastalarda yüzde 95’in üzerinde katarakt cerrahisi ile görme artışı sağlanır. Katarakt belirtileri hastayı rahatsız etmediği durumlarda ve görme düzeyleri makul seviyelerdeyken müdahale gerekmeyebilir veya bir süre beklenebilir. Katarakt cerrahisi günübirlik cerrahi girişimi olup hastalar çoğu zaman aynı gün taburcu olabilmekte ve kısa sürede günlük aktivitelerine dönebilmektedirler. Hastalar ameliyattan sonra azalan dozlarda 1 ay boyunca damlalar kullanır. Ameliyat sonrasında 1 hafta boyunca göze su değdirmemeli, ameliyatlı göze bastırarak ovalamamalı ve o gözün üstüne yatılmamalı. Ameliyat sonrasında 1 ay boyunca havuz ve denize girilmemeli. Hastaya rutinde kullandığımız monofokal denen tek odaklı mercek kullandığımızda ameliyattan sonra yakın görme için gözlüğe ihtiyaç duyar" diyerek hastalara çözüm yolu gösterdi.

Kaynak : İHA
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.04.11 12:44:31
Son Düzenlenme Tarihi :