SON DAKİKA
header-ad

JMO ANTALYA: GERİ DÖNÜŞÜ OLMAYACAK!

Antalya’nın Akseki ilçesinde, Değirmenlik Havzası’nı doğrudan etkileyen 34107 ruhsat numaralı boksit ocağı kapasite artışı projesine yönelik hazırlanan ÇED raporu, TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şubesi tarafından kapsamlı şekilde incelendi. Oda yönetimi, projenin mevcut haliyle uygulanmasının bölgenin yeraltı su sistemi üzerinde geri dönüşü zor etkiler yaratabileceği uyarısında bulundu.


Yapılan açıklamada, meslek hayatlarının önemli bölümünü Devlet Su İşleri’nde geçiren ve bölgenin jeolojisi ile yeraltı su sistemleri üzerine uzun yıllar saha çalışmaları bulunan İbradı Ürünlü doğumlu Jeoloji Mühendisi Önder Yazıcı ile Akseki Emiraşıklar doğumlu önceki dönem şube başkanı Jeoloji Yüksek Mühendisi Ali Keleş tarafından hazırlanan teknik raporun esas alındığı belirtildi.


İncelemelere göre projede mevcut 0,26 hektarlık çalışma alanının yaklaşık 1295 kat büyütülerek 340,9 hektara çıkarılması ve yıllık üretimin 33,8 milyon tona yükseltilmesi planlanıyor. Ancak oda yönetimi, asıl riskin üretim miktarından değil, uygulanacak açık ocak ve patlatmalı üretim yönteminden kaynaklandığını ifade etti.


ÇED dosyasındaki bilgilere göre sahada delme–patlatma yöntemiyle üretim yapılacak. Birinci ocakta 10 metre yüksekliğinde 37 basamakla yaklaşık 375 metre derinliğe inilerek taban kotunun 950 metreye düşürülmesi, ikinci ocakta ise 13 metre yüksekliğinde 15 basamakla yaklaşık 190 metre derinliğe inilerek 1040 metre kotuna kadar kazı yapılması planlanıyor.


Açıklamada, bölgede yeraltı su seviyesinin 1147–1155 metre kotları arasında bulunduğuna dikkat çekilerek, her iki ocakta da kazıların yeraltı su seviyesinin onlarca metre altına ineceği vurgulandı. Bu durumun yoğun susuzlaştırma faaliyetlerini zorunlu hale getireceği ve doğal hidrojeolojik dengenin bozulmasına neden olabileceği kaydedildi.


TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şubesi, başta Değirmenlik Kaynağı olmak üzere Akseki’nin içme ve kullanma suyu kaynaklarının ciddi risk altında olduğunu belirtti. Bölgenin ileri derecede karstlaşmış bir yapıya sahip olduğuna işaret edilen açıklamada, yeraltı sularının klasik akifer sistemlerinden farklı olarak düdenler, çatlaklar ve yeraltı kanalları boyunca hareket ettiği, bu nedenle yapılacak müdahalelerin etkisinin geniş bir coğrafyaya yayılabileceği ifade edildi.


Ortalama 1900 litre/saniye debiye sahip Değirmenlik Kaynağı’nın mevsimsel olarak 50 litre/saniyeden 15 bin litre/saniyeye kadar değişebilen güçlü bir karstik sistemin ürünü olduğu belirtilirken, boya izleme çalışmaları ve bilimsel araştırmaların bu suların bir bölümünün Manavgat Vadisi’nde Pamuklu ve Karamiyarlar kaynakları olarak yeniden yüzeye çıktığını ortaya koyduğu aktarıldı.


Açıklamada, sistemin tüm boşalım noktalarının hâlen tam olarak bilinmediği vurgulanarak, böylesine hassas bir hidrojeolojik yapı içerisinde planlanan patlatmalı açık ocak işletmesinin etkisinin yalnızca ocak sahasıyla sınırlı kalmayacağı ifade edildi. Yeraltı su yollarının değişmesi, kaynak debilerinin azalması veya tamamen kuruması gibi risklerin Manavgat Irmağı’na kadar uzanabileceği belirtildi.


Jeoloji Mühendisleri Odası ayrıca, ÇED raporunda yer alan hidrojeolojik modelleme çalışmalarında Değirmenlik Kaynağı’nın beslenim alanının bölgesel ölçekte olduğunun ortaya konulmasına rağmen, sonuç bölümünde “yeraltı sularına olumsuz etki olmayacaktır” değerlendirmesinin yapılmasının ciddi bir bilimsel çelişki oluşturduğunu savundu.


Açıklamada, Değirmenlik Kaynağı ve bölgedeki içme suyu kuyuları için mevzuat gereği belirlenmesi zorunlu olan mutlak, birinci ve ikinci derece koruma alanlarının Devlet Su İşleri tarafından henüz tanımlanmamış olmasının da önemli bir eksiklik olduğuna dikkat çekildi.


TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şubesi, madencilik faaliyetlerinin ülke açısından gerekli olduğunu ancak bu faaliyetlerin yalnızca ekonomik kazanç odaklı değil; kamusal yarar, çevresel değerler ve doğal kaynakların sürdürülebilirliği gözetilerek yürütülmesi gerektiğini belirtti.


Oda yönetimi, projenin mevcut haliyle ilerletilmemesi, yeniden değerlendirilmesi, karst hidrojeolojisine uygun detaylı çalışmalar yapılması ve DSİ tarafından koruma alanları belirlenmeden herhangi bir karar verilmemesi çağrısında bulundu.


Açıklamanın sonunda ise “Aksi halde geri dönüşü mümkün olmayan çevresel ve toplumsal sonuçlarla karşı karşıya kalınacağı açıktır” ifadelerine yer verildi.


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2026.05.11 13:54:07
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Başkan Esen: Uncalı da ucuz dedikleri viyadükleri bile yapmadılar”

Antalya Büyükşehir Belediyesi Eylül ayı meclis toplantısında Uncalı’daki kavşakların sorunları yine gündeme geldi. AK Parti grup sözcüsü Serhat Demir’in, okul başladığı için yoğun trafikten şikayet etmesi sonrasında, Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, yaşanan sıkıntıları ve süreci bir kez daha dile getirdi. Başkan Böcek’in konuşmasına Konyaaaltı Belediye Başkanı Semih Esen’den de destek veren bir konuşma geldi.

Konyaaltı Belediye Başkanı Semih Esen, söz konusu güzergahta viyadük değil, alt geçitlerin yapılması konusunu daha önce Karayolları Bölge Müdürü ile konuşmasında dile getirdiğini, ancak alt geçit yapmanın, viyadük yapımına göre daha maliyetli olduğunun iletildiğini ifade ederken, “ucuzu bile yapılmadı” dedi.
Uncalı yolu için görüşlerini açıklayan Konyaaltı Belediye Başkanı Semih Esen, daha ucuz olacağı için viyadük yapmayı planladıklarını, tünel geçişin Antalya’ya daha yakışacağını ifade ederken, “Bahsedilen yol Akdeniz Üniversitesi’nin kuzeyinden  doğu-batı doğrultusunda devam eden yoldur. Hepimizce biliniyor ki bu yol Karayolları Bölge Müdürlüğü’nün sorumluluğundadır. Göreve geldiğimizin 6. ayında, o zamanki Karayolları Bölge Müdürü ile görüştüm. Orada, tıpkı Çallı’da ve şehiriçinde yapılan diğer üstgeçitler gibi üstten geçilecek şekilde planlamanın yapıldığını söylediler.
Ben de genel kanaatimi ve kendi kanaatimi onlara aktardım. Şehir içerisine adeta Çin Seddi gibi bu tip viyadüklerin yapılmasını fayda kadar zarar da sağlayacağını, alt geçit planlanırsa mezarlığın batısındaki dereye su giderinin verilebilmesi açısından kot farkının yeterli olduğunu, alt geçitlerin hem kent estetiği hem de işlev açısında daha doğru olacağını paylaştım. Biraz daha araştırma yaptığımızda “viyadüklerin yapımının çok daha kolay, hızlı ve daha az maliyetli olduğu düşüncesi ile hareket edildiğini” öğrendim.
Antalya gibi bir kente biraz daha ucuz olanı, biraz daha kolay olanı tercih etmek yerine uygun olanı tercih etmenin doğru olacağını ikinci görüşmede beyan ettim. Konyaaltı ve Kepez gibi şehrin göbeğinde, böylesine güzel bir yerde bu tarz bir şeyin (viyadük) yapılması halinde benim belediye başkanı olarak kamuoyu oluşturacağımı ve karşısında duracağımı söyledim. Doğru olanın alt geçit olduğunu ifade ettim.
Fakat,kolay olanı da yapılmadı. Buradaki trafiğin nedenini, özellikle Sanayi Kavşağı ve Uncalı Kavşağındaki ışıklar ve bekleme olduğunu söylemek istiyorum. Bunun çözülmesi için de oraya uygun olan alttan geçişle planlanmış bir geçişin yapılması lazımdır.  
Bu sorumluk da Karayolları Bölge Müdürlüğü’ndedir. Orada bir sorun yaşandığını elbette biliyoruz. Sorumluluk, sinyalizasyondan sorumlu olan Büyükşehir Belediyesi’nde değidir. Hatta oradaki sorun çok küçük oranda sinyalizasyondan kaynaklanmaktadır. Orada trafiğin kesilmeden akması gerekiyor. Özellikle Şafak mahallesi ve bazı mahallelere ulaşımda bu yoldan sağlanmaktadır.
Karayolları Bölge Müdürlüğü’nün biran önce sorumlu olduğu yolda viyadük değil, şehir estetiğini bozmayacak bir alttan geçişle soruna çözüm getirmesi gerektiğine inanıyorum” dedi.*Kaynak: Toros Gazetesi

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.09.14 10:02:00
Son Düzenlenme Tarihi :





Antalyaspor, bu hayati sorunu çözmeli!

Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın sahibi, Antalyaspor’un ise “kiracısı” konumunda olduğu Corendon Airlines Park Antalya Stadyumu’nda “AMBULANS” sorunu her maç bir kez daha gün yüzüne çıkmaya devam ediyor.

Geçtiğimiz sezon 4 Şubat 2023 tarihinde Gaziantep Futbol Kulübü’nün konuk edildiği karşılaşma esnasında, Maraton tribününde bir taraftar merdivenden kayarak düşmüş ve başından yaralanmıştı. Güney kale arkasında konumlanan ambulans, bulunduğu köşeden manevra yapmakta ve Maraton tribününe doğru ilerlemekte oldukça geç kalmış, yaralının hayati bir tehlikesi olmaması sebebiyle adeta faciadan dönülmüştü.

Dün oynanan Samsunspor maçının son bölümlerde de benzer bir durum ile karşı karşıya kalındı. Kuzey kale arkasında fenalaşan bir taraftar için ambulans talebinde bulunulurken, ambulans bölgeye doğru geç hareket etmesinin yanı sıra yine manevra yapacak alana sahip olmadığı için ilerleyemedi. Fenalaşan taraftar, bir kale arkasından ambulansın yer aldığı diğer kale arkasına sedye ile taşınmak durumunda kaldı.

Daha büyük bir tehlike olabilirdi

Ambulansın manevra yapamaması ve gerektiğinde tribüne ulaşamaması akıllara, “Ya daha büyük ve daha acil bir durum yaşansaydı?” sorularını getirdi. Acil ve hayati durumlar için çözüm önerisi üretilmesini talep eden kırmızı beyazlı taraftarlar, panolarının en azından stadyum köşelerinden kaldırılarak ambulansa manevra alanı açılabileceğini ya da mini golf arabalarının donanımlı hale getirilerek tribünlere hızlıca ulaşabileceklerini ifade ettiler. 


Kaynak : Salih ÖZGÜNSÜR
Ekleme Tarihi : 2023.09.24 09:02:25
Son Düzenlenme Tarihi :