SON DAKİKA
header-ad

ATSO Başkan Adayı Berkay Bahar, Antalya İçin 2040 Vizyonunu Açıkladı

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkan Adayı Berkay Bahar, düzenlediği basın lansmanında “Antalya 2040 Büyük Dönüşüm Vizyonu”nu kamuoyuyla paylaştı. “Bugün herkes Antalya’yı biliyor, yarın herkes Antalya’da yaşamak istemeli” sloganıyla tanıtılan vizyon belgesi, kentin yalnızca turizmde değil; teknoloji, sağlık, kültür, çevre ve yaşam kalitesi alanlarında da dünyanın örnek aldığı şehirlerden biri olmasını hedefliyor.

Bahar, Antalya’nın mevcut başarılarıyla yetinen değil, geleceğini bugünden planlayan bir şehir olması gerektiğini belirterek, turizm, tarım ve ticarette sahip olunan güçlü birikimi korurken, teknoloji, sağlık, eğitim, kültür, gastronomi, çevre ve yatırım alanlarında yeni fırsatlar oluşturarak kentin ekonomik ve sosyal dönüşümüne öncülük etmeyi amaçladıklarını söyledi.

Dönüşümün Temelinde Beş Ana Başlık Yer Alıyor

Hazırlanan vizyon çalışmasının merkezinde yaşam kalitesi, güçlü ekonomi, teknoloji ve inovasyon, sürdürülebilir çevre ve ortak akıl yönetimi olmak üzere beş temel başlık bulunuyor. Bu çerçevede Antalya’nın geleceğini şekillendirecek 10 stratejik adım da kamuoyuna açıklandı.

Su ve İklim Güvenliği Öncelikli Gündem Olacak

İlk başlık olan su ve iklim güvenliği kapsamında, iklim değişikliğinin etkilerine karşı Antalya’nın su kaynaklarının korunması ve yeni üretim modellerinin geliştirilmesi hedefleniyor. Deniz suyundan içme suyu üretim tesisleri, yağmur suyu toplama sistemleri, tarımda arıtılmış su kullanımı ve kuraklığa dayanıklı peyzaj uygulamalarıyla Antalya’nın 2040 yılına kadar su krizini geride bırakan şehirlerden biri olması amaçlanıyor.

Trafik Sorununa Yeni Nesil Çözümler

Kent yaşamının en önemli sorunlarından biri olan trafik konusunda ise ulaşımda yeni bir dönemin başlayacağı ifade edildi. Metro sistemi ve raylı ulaşım ağının geliştirilmesi, Kuzey Çevre Yolu’nun tamamlanması, akıllı kavşak ve trafik yönetimi sistemleri, bisiklet yolları ve alternatif mobilite çözümleri ile deniz ulaşım projelerinin hayata geçirilmesi planlanıyor.

Bu yatırımlarla kentte ortalama işe ulaşım süresinin 25 dakikanın altına indirilmesi hedefleniyor.

Antalya Teknoloji Üssüne Dönüşecek

Berkay Bahar’ın vizyon projeleri arasında Antalya Teknoloji Vadisi de önemli bir yer tutuyor. Yapay zekâ kampüsleri, yazılım geliştirme bölgeleri, teknoloji yatırım fonları ve üniversite-sanayi iş birlikleriyle Antalya’nın yüksek katma değerli üretimin merkezi haline gelmesi hedefleniyor.

Projenin nihai amacı ise kentte 100 bin yüksek gelirli teknoloji çalışanına ulaşmak.

Sağlık Turizminde 5 Milyar Dolarlık Hedef

Sağlık turizmi alanında da iddialı hedefler ortaya koyan Bahar, Antalya’nın güçlü sağlık altyapısı ve turizm deneyimini bir araya getirerek kenti dünyanın önemli sağlık merkezlerinden biri haline getirmeyi planlıyor.

Yaşlı bakım kampüsleri, rehabilitasyon merkezleri, sağlık turizmi koridorları, termal ve wellness yatırımları ile ileri sağlık hizmetleri sayesinde yıllık sağlık turizmi gelirinin 5 milyar dolara çıkarılması öngörülüyor.

Antalya Gastronomi ve Kültürün Merkezi Olmayı Hedefliyor

Antalya’nın yalnızca deniz, kum ve güneşten ibaret olmadığını vurgulayan projeler arasında gastronomi ve kültür yatırımları da bulunuyor. Michelin hedef programları, yerel ürün akademileri, gastronomi festivalleri, uluslararası sanat bienalleri, açık hava müzeleri, antik kent rotaları ve dünya müzik festivalleriyle Antalya’nın Akdeniz’in gastronomi ve kültür başkenti haline gelmesi hedefleniyor.

Avrupa’nın En Yeşil Kıyı Şehri Olma Hedefi

Vizyon belgesinde çevre ve sürdürülebilirlik başlığı altında Avrupa’nın en yeşil kıyı şehri olma hedefi öne çıkıyor. Kent ormanları, karbonsuz ulaşım vizyonu, güneş enerjisi yatırımları ve yeni yeşil alanlarla Antalya’nın yaşam kalitesini artıran örnek bir şehir haline getirilmesi amaçlanıyor.

Eğitim ve İnsan Kaynağına Büyük Yatırım

İnsan kaynağına yapılan yatırımın geleceğin güçlü şehirlerinin temelini oluşturduğunu belirten Bahar, uluslararası okullar, meslek akademileri, girişimcilik merkezleri ve yabancı dil seferberliğiyle Antalya’nın Türkiye’nin en nitelikli insan kaynağına sahip şehirlerinden biri olmasını hedeflediklerini ifade etti.

Kentsel Dönüşümde Mahalle Odaklı Yaklaşım

Kentsel dönüşüm konusunda yalnızca binaların yenilenmesine odaklanan anlayış yerine yaşam kalitesini artıran mahallelerin oluşturulması hedefleniyor. Ada bazlı dönüşüm modelleri, otopark ve yeşil alan planlamaları, sosyal donatı alanları ve bütünleşik yaşam merkezleriyle daha planlı ve güvenli mahalleler oluşturulması planlanıyor.

Ortak Akıl Yönetimi Ön Plana Çıkacak

Katılımcı yönetim anlayışını merkeze alan ortak akıl modeli kapsamında şehir konseyleri, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve meslek odalarıyla iş birliği içinde karar alma süreçleri oluşturulacak. Gençlik ve kadın meclisleriyle birlikte daha şeffaf ve katılımcı bir yönetim modeli hedefleniyor.

Antalya’nın Marka Değeri Küresel Ölçekte Güçlenecek

Antalya’nın küresel ölçekte daha görünür hale gelmesi amacıyla marka şehir stratejisi de vizyonun önemli başlıklarından biri olarak öne çıkıyor. Uluslararası fuarlar, küresel tanıtım kampanyaları, dijital şehir markası çalışmaları ve dünya şehirleriyle kurulacak iş birlikleriyle Antalya’nın yalnızca ziyaret edilen değil, yaşamak, üretmek ve yatırım yapmak için tercih edilen bir dünya markası haline getirilmesi amaçlanıyor.

“Yarın Herkes Antalya’da Yaşamak İstemeli”

Basın lansmanının sonunda konuşan Berkay Bahar, Antalya’nın geleceğinin ancak ortak akıl ve güçlü iş birlikleriyle inşa edilebileceğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu vizyon; ATSO, iş dünyası, üniversiteler, kamu kurumları ve sivil toplumun ortak iradesiyle Antalya’yı geleceğin en güçlü şehirlerinden birine dönüştürme çağrısıdır. Çünkü biz inanıyoruz ki Antalya yalnızca ziyaret edilen değil; yaşamak, üretmek ve gelecek kurmak için dünyanın tercih ettiği örnek şehirlerden biri olabilir.” * Abdultalip Güngör

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2026.06.26 18:08:24
Son Düzenlenme Tarihi : 2026.06.26 18:10:43

Yorum Yap






Ev sahibinden imzalı kira kontratı beklerlerken, haciz şoku yaşadılar

Antalya’da bir ev sahibi, 3 yıllık kiracısı çiftle önce yüzde 25 oranının üzerinde zamda anlaştı, ardından ise kontrata imza atmak yerine haciz işlemi başlattı. Hacze konu olan 35 bin TL tutarındaki kira senetlerinin bedellerini ev sahibinin hesabına düzenli gönderdiklerini ve senetleri geri alamadıklarını belirten çift, “Son 15 gündür aile ve iş hayatımızda huzur kalmadı. Biz kiramızı günü gününe verdik, 1 TL dahi borcumuz yok. Amaçları bizi çıkararak yabancı vatandaşlara daha üstten kiraya vermek” dedi.
Konyaaltı ilçesi Hurma Mahallesi’nde yaşayan İsmail Cem ve Dilek Kasabalı çifti, 2020 yılında şu an oturmuş oldukları evi K.B.’den aylık bin 700 TL’den kiraladı. K.B. ve Kasabalı çifti arasında 11 tane kira, 2 tane de 850’şer TL’den depozito senedi düzenlendi. Kasabalı çifti, 1 yıl boyunca kira bedellerini ev sahibinin banka hesabına gönderse de senetleri geri alamadıklarını belirtti. Taraflar, 2022 yılında da kira konusunda karşılıklı olarak yeniden anlaştı. Ev sahibinin avukatı geçtiğimiz Temmuz ayında Kasabalı çiftini arayarak kiraya zam yapılmasını talep etti. Kasabalı çifti 3 bin TL olarak ödedikleri kiranın 2 Temmuz 2024 tarihine kadar kira artışı oranı üst sınırının uygulanacağı yüzde 25 oranını uygulayarak 3 bin 75O TL olmasını istedi.
İddiaya göre karşı taraf ise kiranın 6 bin TL olmasını talep etti. Bunun üzerine Kasabalı çifti tekliflerini 4 bin 500 TL’ye kadar çıkararak bu rakam üzerinden yeni kira kontratını imzaladı. İddiaya göre ev sahibi işi olduğunu belirterek imza yerine gelmedi. Avukatı ise K.B.’nin imza atmasının ardından kontratı kendilerine göndereceğini söyledi. Yeni kontratın imzalanarak evlerine gelmesini bekleyen Kasabalı çifti, 2020 yılında imzaladıkları senetlerden dolayı eve ve otomobillerine gelen haciz ve hesaplarına konulan bloke ile hayatlarının şokunu yaşadı. Yaşanılanların ardından ev sahibini ulaşmaya çalışan ve ulaşamayan çift, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’na giderek suç duyurusunda bulundu.

"Biz kiramızı banka aracılığıyla ay ay ödedik"
Yaşananları anlatan İsmail Cem Kasabalı, “2020 yılında Temmuz ayında biz kira kontratını düzenledik. 11 tane kira karşılığı iki tane de 850 TL’den depozito karşılığı olmak üzere senet verdik. Senetleri verirken hukuki yönden bir yaptırım olacağını bilmediğimiz için kiraya karşılık verildiğini belirtmedik. Biz kiramızı banka aracılığıyla ay ay ödedik. Hepsinin dekontları da var. Ev sahibi 2022’de ev kirasına zam yapılmasını istedi. Biz zam konusunda anlaşamadık, bizi mahkemeye verdi. Devam eden süreçte anlaştık. Bu zamana kadar oturduk. Temmuz ayında devletin yapılmasını açıkladığı yüzde 25 kira zammını vererek oturmaya devam etmek istedim. Hesabına 3 bin 750 TL para gönderdim. Ev sahibinin babası arayarak neden bu şekilde yatırıldığını sordu. Ben de yasada yüzde 25 zam artışını belirttim” diye konuştu.

"Mahkemelerin adli tatile girmesini fırsat bilerek 3 ay kazandılar"
Ev sahibinin kendisinden 6 bin TL kira istediğini belirten Kasabalı, “Biz de 4 bin 500 TL’ye kadar çıktık. Anlaşmıştık, bize avukatının gerekli imzalar için arayacağını söyledi. Eşimle birlikte avukatının ofisine gittik. Yeni kontratı imzaladık, ev sahibi gelmedi. Bize imzalayarak geri vereceklerini söyledi. 8 Temmuz’da imzaladık, sonra hiçbir şekilde geri dönmediler. Oyalandığımızı düşünerek yaptığımız araştırmada 11 Temmuz’da icraya verildiğimizi gördük. 2020 yılında vermiş olduğumuz senetlerden dolayı icra takibi başlatmışlar. Hepsinin ödendiğine dair banka dekontları var. Savcılığa giderek suç duyurusunda bulundum. Şu an adli tatil sürecinde olduğumuz için süreç yavaş işliyor. Hesaplarımız bloke konuldu, otomobilimize icra geldi. Çocuklarıma bir şey olsa acil destek veremeyeceğim. Mağdur olduk, bunu ispat edemiyoruz. Biz kiraların hepsini hesabına gönderdik, bunun da belgesi var. Mahkemelerin adli tatile girmesini fırsat bilerek 3 ay kazandılar. Ekim’e kadar bir şey yapılamayacak” sözlerine yer verdi.

“Son 15 gündür aile ve iş hayatımızda huzur kalmadı"
Yaşananlardan dolayı mağdur olduğunu ifade eden Dilek Kasabalı ise, “Son 15 gündür aile ve iş hayatımızda huzur kalmadı. Biz kiramızı günü gününe verdik, 1 TL dahi borcumuz yok. Bu mağduriyetten dolayı çok üzülüyorum. 16 senedir özel bir bankada çalışıyorum, bugüne kadar çalıştığımız kuruma karşı en ufak bir hatam olmazken bu olaydan dolayı itibarım zedelendi. Senetler şahsın elinde olduğu için hiçbir şeyi kanıtlayamıyoruz. Senetlerin üzerine 10 Haziran 2020 tarihi atılmış, biz ilgili tarihte burada değildik. 14 Temmuz’da biz buraya geldik. Ev sahibinin burada amacı şu olabilir; bu senetlerin kira karşılığı değil de bu iki şahsa ben elden borç para verdim, bana para ödemediler diyerek borç ilişkisi oluşturmak istedi. Eşim bu senetleri çok kez istedi, istemesine rağmen alamadı. Planlanmış bir hareket var” açıklamasını yaptı.

"Amaçları bizi çıkararak yabancı vatandaşlara daha üstten kiraya vermek"
Maaşına haciz ve hesaplarına bloke konulduğunu belirten Kasabalı, “Zaten zor geçiniyoruz. Hiçbir borcum olmadan bu şahsa karşı 35 bin TL borçlanmak bizi çok kötü bir durumda bıraktı. Sesimizin duyulmasını istiyoruz. Bizim hiçbir şekilde borcumuz yok. Biz dekontlarımızı dosyamıza ekledik. Otomobillimiz hakkında her an yakalama kararı çıkabilir. Hesaplarımızda olan paramızı kullanamıyoruz. Biz 3 adet dava açtık, adli tatil dolaysıyla davaya konu olmadı” şeklinde konuştu.
Binada yan tarafının Rus vatandaşlara kiraya verildiğini açıklayan Kasabalı sözlerini şöyle tamamladı:
“Bölgede herkesin 16-17 bin TL kira verdiğini belirterek yeniden kiraya vermek istemediler. Türk vatandaşlar burada daha ucuza oturuyorlar. Amaçları bizi çıkararak yabancı vatandaşlara daha üstten kiraya vermek.”
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.08.07 11:02:49
Son Düzenlenme Tarihi :





Mark Dickey: "Keşfi tamamlamak istiyorum"

Mersin’in Anamur ilçesindeki Morca Mağarası’nda mide kanaması geçirerek mahsur kalan ve doktorların onay vermesiyle 9 gün sonra tahliye edilen ABD’li bilim adamı Mark Dickey’in tedavisi Mersin Şehir Hastanesi’nde devam ediyor. Dickey, başarılı bir şekilde mağaradan kurtarıldığını vurgulayarak, "Bu mağara keşfinin yapılmasının en önemli sebebi bilim. Mağarada hiç ümitsizliğe kapılmadım. Morca Mağarası’na yeniden girmeyi çok isterim. Amacım oraya geri girip yarıda bıraktığım keşfi tamamlamak istiyorum" dedi.
3 Eylül tarihinde Anamur ilçesindeki Morca Mağarası’na inen ve yaklaşık bin 276 metre derinlikte mide kanaması geçirdikten sonra yapılan tedaviyle doktorların kararı üzerine 12 Eylül’de tahliye edilen Mark Dickey’in tedavisi, helikopterle getirildiği Mersin Şehir Hastanesi’nde sürüyor. Dickey, tedavi gördüğü hastanede doktorların gözetiminde yaşadığı süreçle ilgili açıklamalarda bulundu.
Mersin Şehir Hastanesi Başhekimi Bahar Aydınlı, Türkiye’de değişik bir olayla karşı karşıya kaldıklarını belirterek, "Hem kurtarılma operasyonu hem de sağlıkla yanımızda oturan Mark Dickey nedeniyle farklı bir olay yaşıyoruz. 12 Eylül sabaha karşı Mersin’in Anamur ilçesinde yer alan Morca Mağarası’ndan zorlukla yapılan bir kurtarma operasyonu sonucu helikopterle hastanemize getirilen Mark Dickey, acil serviste yapılan ilk kontrollerinin ardından yoğun bakıma yatışı yapıldı. Tetkik ve tedavileri tamamlandıktan 2 gün sonra da servise alındı. Tedavisi devam ediyor. Çok şükür sağlıklı, yanımızda oturuyor. Biz Mersin Şehir Hastanesi ve Sağlık Bakanlığı olarak sağlık tedavisini sonuna kadar yaptıktan sonra taburcu olmasını sağlayacağız. O zamana kadar kendisi bizim misafirimiz. Çünkü seyahat edeceği mesafenin uzun olacağını düşünüyoruz. Bu nedenle sağlığının tam iyi olduğundan emin olduktan sonra taburcu olmasına izin vereceğiz" diye konuştu.

"Hayatta olduğum için şükran duyuyorum"
Konuşmasına Türkçe olarak "Merhaba Türkiye" diye başlayan ABD’li dağcı Mark Dickey ise Morca Mağarası’ndan başarılı bir şekilde kurtarıldığını vurgulayarak, "Hemen Mersin Şehir Hastanesi’ne getirildim. Düne kadar yoğun bakımda tedavi alıyordum. Bugün hayatta olduğum için büyük bir şükran duyuyorum. 11 gün boyunca yer altında sıkışıp kalmışken bir milletin beni izlediğini, ümit ettiğini ve dualarla desteklediğini öğrendim Türkiye. Aslında insanlar beni takip etmeye başlamadan çok önce Türk hükümetinin desteği başlamıştı. İlk günden itibaren hayatımı kurtaran, gerekli tıbbi malzemeyi bana ulaştırarak zorlu bir bin metrelik yolculuğu geri yapmak zorunda kalan, hızlı ve kararlı adımları için Türk hükümetine teşekkür etmek istiyorum. Bu hayatımın ilk kurtuluşu değildi, üç kurtulmadan biriydi. Sadece Türkiye değil, tüm dünya da beni takip ediyordu. Uluslararası mağara kurtarma ekipleri, birçok Türk hükümeti destekleriyle gerçekleştirilen operasyon son kurtuluşum oldu. Son kurtuluşumda Türk hükümeti ve yetkililerine dünyadan bütün kurtarma ekiplerinin gelmesine izin verdikleri için ayrıca teşekkür ediyorum. Kendilerini riske atan kurtarıcılar ve sağlık ekiplerine de ayrıca teşekkür ediyorum. Ben uluslararası mağaracılar kurtarma ekibinin bir parçasıyım. Bu sadece benim için değil, tüm dünyaya da bir örnek. Yani dünya olarak bir araya geldiğimiz zaman neler yapabileceğimizin bir örneği. Mersin Şehir Hastanesi’nde doktorların, çalışanların inanılmaz bir bakımı altında iyileşmeye devam edeceğim. Hem mesleki uzmanlıkları hem de kişisel ilgileri için onlara ne kadar teşekkür etsem azdır. Sadece benim için değil, buraya gelen her hastayla aynı şekilde ilgileniyorlar. Burası inanılmaz bir hastane" şeklinde konuştu.

"Oraya girmemizin en önemli sebebi bilim"
Mağaraya girme sebepleriyle ilgili soru üzerine Dickey, "Türkiye mağaracılar organizasyonu tarafından yürütülen bir keşif aslında. Bu mağara keşfinin yapılmasının en önemli sebebi bilim. Çünkü mağaralar insanların girmediği, insanların ulaşmadığı yerlerdir. Dolayısıyla oradan alınan örnekler, orada yaşayan canlılar bilim için çok önemli bir keşif oluyor. Aldığımız örneklerin bilime faydası oluyor" ifadelerini kullandı.

"Morca Mağarası’na yeniden girmeyi çok isterim"
Mağarada hiç ümitsizliğe kapılmadığının altını çizen Dickey, "Bulunduğun durumun gerçek anlamda farkına vardığın zaman ’Büyük ihtimalle öleceğim’ diyebiliyorsunuz ama yine de ümitsizliğe kapılmadım. Mağara keşiflerine de bundan sonra devam edeceğim. Çünkü aslında bu başına gelen tıbbi durum çok olan bir şey değil. Bu bir şanssızlık. İnsanların başına hayatın her alanında bir şey gelebilir. Baktığınız zaman mağaracılık birçok spor içinde daha güvenli diyebiliriz. Dolayısıyla devam edeceğim. Morca Mağarası’na da yeniden girmeyi çok isterim. Amacım oraya geri girip yarıda bıraktığım keşfi tamamlamak istiyorum. Mağaranın en alt tarafında bir gölet var. Orayı geçmek istiyorum. Geçen sene 100 metre tırmandım. Amacım o gölün karşısına geçmek" dedi.
Dickey, konuşmasını yine Türkçe olarak "Teşekkürler Türkiye" sözleriyle tamamladı.
Nişanlısı Jessica Van Ord ise Mark’ın hastalığında yanında olduğunu dile getirerek, "Hemen dışarı tırmandım. Beni ne bekleyeceğini bilmiyordum. Gerçekten Türk hükümetinin yardımı karşısında çok etkilendim. Onlar hemen bana yardım etti, ki ben de hemen inip Mark’a yardım ettim. İlk aşamada ben ona yaşayabilmesi için gerekil sıvıları verdim. Operasyon başladığında da herkese güveniyordum ve çok rahattım. Çünkü herkes inanılmaz eğitimliydi ve işini çok iyi yapıyordu. Birçok ülkeden mağara kurtarıcılarını buraya getiren Türk hükümetine de ayrıca teşekkür ediyorum. Burada hastanede de bize çok iyi bakıyorlar. Bu konuda da kendimizi çok şanslı hissediyoruz" ifadelerini kullandı.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.09.14 17:56:30
Son Düzenlenme Tarihi :