SON DAKİKA
header-ad

Alanya İlçe Emniyet Müdürlüğünden Güvenli Turizm İçin 4 Dilde "Kent Haritası"

Antalya Emniyet Müdürlüğü, her yıl milyonlarca yerli ve yabancı misafire ev sahipliği yapan şehrimizin huzur ortamını korumak ve dünyanın en güvenli turizm kenti olma vizyonumuzu sürdürmek amacıyla önleyici kolluk hizmetlerive bilgilendirme faaliyetlerini kesintisiz bir şekilde sürdürüyor

Bu doğrultuda, Alanya İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından yürütülen “Güvenli-Huzurlu Turizm” projesi kapsamında; ilçemizi ziyaret eden misafirlerimizin can ve mal güvenliklerini en üst düzeyde korumak, olası hırsızlık, yankesicilik ve dolandırıcılık olaylarına karşı farkındalık oluşturmak amacıyla Türkçe, İngilizce, Rusça ve Almanca olmak üzere 4 dilde “Kent Haritaları” hazırlanmıştır.

Hazırlanan Kent Haritaları'nda; Alanya'nın tarihi, doğal ve kültürel değerlerine ilişkin tanıtıcı bilgilere, kamu kurum ve kuruluşlarının önemli iletişim numaralarına, toplu taşıma güzergâhlarına ve güvenli turizme yönelik bilgilendirme ile uyarılara yer verilmiştir. Böylece misafirlerimizin ilçemizi herhangi bir rehbere ihtiyaç duymadan daha kolay ve güvenli şekilde gezebilmeleri amaçlanmıştır.

Kent Haritaları, turist yoğunluğunun bulunduğu Alanya Kalesi, İskele Bölgesi, Kızılkule, Alanya Tersanesi, Damlataş Mağarası, teleferik çevresi ve plajlarda Alanya İlçe Emniyet Müdürlüğü personelimiz tarafından dağıtılmakta olup, bilgilendirme faaliyetlerimiz turizm sezonu boyunca devam edecektir.

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2026.07.20 08:36:53
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Gelen Turist Sayısı 2 Milyonu Geçti

Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nden alınan verilere göre Ocak ayından bugüne kadar Antalya’ya gelen turist sayısı 2 milyonu geçti. 2020 yılı Temmuz ayının ilk 8 günü itibariyle 31. 428 kişinin ziyaret ettiği Antalya’da 2021 yılı Temmuz ayının ilk 8 gününde 450.991 turist ziyaret etti.

Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nden alınan verilere göre Ocak ayından bugüne kadar Antalya’ya gelen turist sayısı 2 milyonu geçti. 2020 yılı Temmuz ayının ilk 8 günü itibariyle 31. 428 kişinin ziyaret ettiği Antalya’da 2021 yılı Temmuz ayının ilk 8 gününde 450.991 turist ziyaret etti.

Antalya; denizi, kumu, güneşi kadar tarihi ve doğal güzellikleri, kültürel yapıları, antik kentleri ile turistlerin ilgi odağı ve Akdeniz’in en önemli turistlik yerlerinden biri. Ağırladığı turist sayısı bakımından "turizmin başkenti" olarak nitelendirilen kentte 2021 yılının turizm verileri yüzleri güldürmeye başladı.

Her yıl milyonlarca turiste ev sahipliği yapan Antalya'da, koronavirüs salgını sürecinde başlatılan "Güvenli Turizm Sertifikasyon Programı" kapsamında sağlıklı ve güvenli tatil imkânı sunuluyor. Salgın tedbirleri kapsamında sıkı tedbirlerin alındığı tesislerde, farklı ülkelerden gelen misafirler, sağlıklı ve güvenli şekilde tatil yapabiliyor.

Ocak Ayından Bugüne Yıllık Artış Oranı %256,3

İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nden alınan verilerine göre, Ocak ayından bugüne kadar Antalya’ya gelen turist sayısı 2 milyonu geçti. 2020 yılı Temmuz ayının ilk 8 günü itibariyle 31. 428 kişinin ziyaret ettiği Antalya’da 2021 yılı Temmuz ayının ilk 8 gününde 450.991 turist ziyaret etti. Alınan verilere göre Ocak ayından bugüne Antalya’ya gelen turist sayısı geçen yılın aynı dönemine göre %256,3 arttı.

En Çok Turist Rusya’dan

Ocak – Haziran dönemleri arasında Antalya’ en çok turist 439 bin 209 ile Rusya oldu. Rusya'yı, 429 bin 366 misafirle Ukrayna, 145 bin 444 kişiyle Almanya ve 90 bin 739 turistle Polonya takip etti.

1 – 8 Temmuz Arası Rusya’dan 644 Uçuş

1 – 8 Temmuz arası Rusya’dan Antalya’ya gelen uçak sayısı 644 olurken bu uçuşlarla 174.808 Rus turist geldi.


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2021.07.09 14:55:46
Son Düzenlenme Tarihi :





Dr. Uçar: “Her 17 çocuktan birinde besin alerjisi var”

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Gamze Uçar, tüm dünyada da alerjik hastalıkların salgın gibi yaşandığını, Türkiye’de de her 17 çocuktan birinin besin alerjisi yaşadığını belirterek, “5 yaşından sonra yapılacak test ile çocukların neye alerjisi olduğu kolaylıkla bulunabiliyor” dedi.
Acıbadem Adana Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Gamze Uçar, modern yaşamın getirdiği çevre kirliliği, daha fazla kimyasal maddeye maruz kalma, aşırı hijyenik ortamlarda yaşama gibi etkenlerin alerjik hastalıkların görülme sıklığını hiç olmadığı kadar artırdığına dikkat çekerek, “Ülkemizde besin alerjisinin görülme sıklığı yüzde 6. Yani her 17 çocuktan biri besin alerjisi yaşıyor. Ayrıca çocukluk çağı astımına yakalanma oranı da yüzde 6-15 arasında. Tüm dünyada da alerjik hastalıkların salgın gibi yaşandığını söylemek mümkün” dedi.
Alerjiyi, vücudun savunma sisteminin, sağlıklı bireylerin reaksiyon vermediği maddelere karşı aşırı reaksiyon vermesi olarak tanımlayan Dr. Uçar, alerjilerin genellikle besin alerjisi, alerjik nezle, ilaç alerjisi başlıklarında toplandığını ifade etti. Kişinin savunma sisteminin, bir alerjenle karşılaştığında ona karşı IgE antikoru üreterek onu hafızasına aldığını belirten Dr. Uçar, “Böylece alerjenle tekrar karşılaştığında onu tanıyor ve hızla reaksiyon veriyor. Bu reaksiyonlar genellikle deride kızarma, kaşıntı, cilt döküntüsü, aksırma, tıksırma, kusma gibi şikayetler olurken bazı alerjiler, ölümcül sonuca yol açabilen anaflaktik şoklara da neden olabiliyor” diye konuştu.

“Saman nezlesi 3-4 ay kadar sürüyor”
Alerjik nezlenin genellikle ağaç, çimen, çalı polenlerine, küf mantarlarına, çeşitli hayvanlara ve ev tozu akarlarına karşı geliştiğinin altını çizen Dr. Uçar, polen nedeniyle oluşan saman nezlesinin 3-4 ay kadar sürdüğünü de söyledi.
Alerjinin nedenleri arasında genetik yatkınlığın yanı sıra her geçen gün artan çevre sorunlarını, hava kirliliğini, iklim değişikliğini, ekolojik ortamın ve hava kalitesinin bozulmasını sayan Dr. Uçar tüm bu etmenlerin alerjen yoğunluğunu artırdığını dile getirdi. Kum fırtınası ve kasırga gibi hava faaliyetleri ile polenlerin uzun mesafelere taşınabildiğini belirtirken astım ve alerjinin, modernleşme ile ilgili olduğu gerçeğini de anımsattı.

“Egzamadan alerjik astıma pek çok türü var”
Alerjinin genetik olarak kendinden sonraki kuşağa aktarılan bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çeken Dr. Uçar, alerjinin yaşamın ilk yıllarında daha çok gıda ve cilt ile ilgili ortaya çıktığını, egzama ya da diğer ismiyle atopik dermatitin ise bebeklikten itibaren büyük sorun oluşturduğunu dile getirdi. Gıda ve beslenmenin, alerjik bebeklerde önemli bir sorun olduğunun altını çizen Dr. Uçar, “Ancak zamanla ve yaşla gıda alerjisinde azalma görülebiliyor. İlkokula doğru solunum yolu alerjileri yani alerjik nezle (rinit), sinüzit ve astım/bronşit ön plana geçiyor. Egzamalıların yaklaşık yüzde 70’i alerjik rinit ve astıma eğilimli oluyor. Tabii bunun tersi de doğru” dedi.

“Kesin tanı alerji testi ile konuluyor”
Çocukların alerjik olup olmadıklarını öğrenmenin eskisine göre daha kolay olduğuna değinen Dr. Uçar, kanda alerji düzeylerinin yüksek olması ve deri testinin, alerji konusunda kesin sonuç verdiğini söyledi. Alerjiden şüphe edilen çocuklarda hangi testlerin uygulanacağına karar verilmesi gerektiğini belirten Dr. Uçar, “Şunu özellikle belirtmek gerekiyor ki her alerjik hastalıkta istenecek testler farklı. Sonucun etkinliği için test yapılan çocuğun 5 yaşından büyük olması da önem taşıyor. Yeni tedavi yöntemleri sayesinde alerjik çocukların ömür boyu ilaç kullanmasına gerek kalmayabiliyor” diye konuştu.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.09.20 21:38:37
Son Düzenlenme Tarihi :