SON DAKİKA
header-ad

Kaleiçi artık 12 ay açık, 12 ay 7 gün 24 saat sokaklarında dolaşılabilen BİR YER NASIL OLDU ?

Her ne kadar bugün restaurantları, halı ve hediyelik eşya satan dükkanları, gezi tekneleri ve barları ile kentin önemli bir gezi ve eğlence merkezi olarak lanse edilse de, Kaleiçi; Antalya’da turizmin başladığı, beş yıldızlı otellerin sayısının 3-5’i geçmediği, tatil köyü adı altında turistik tesislerin adının bile olmadığı bir dönemde onlarca pansiyonda yerli ve yabancı turistlerin konakladığı, Antalya’nın en fazla turistik yatağına sahip bir bölgeydi. Beş yıldızlı otel ve tatil köylerinin yerden mantar biter gibi arttığı bir dönemde buna paralel olarak Kaleiçi’nde pansiyonculukta hızlı bir gerileme, yok oluş sürecine girerken, Bunun bir sonucu olarak Kaleiçi’de ipsizlerin, alkoliklerin, uyuşturucu kullananların mekanı haline geldi ve özellikle akşam hava karardıktan sonra adeta ıssızlaştı...

 * Erkin ÖZGÜNSÜR- 
“Kaleiçi artık 12 ay açık, 12 ay 7 gün 24 saat sokaklarında dolaşılabilen bir yer’” sözünün sahibi Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal’ın, Kaleiçi’nin tekrar Antalya’ya kazandırılmasında ‘cümlelerin ötesine geçmesi’ ya da cümleleri hayata geçirmesi, bunun yanında kararlılığı yıllardır meyvesini verirken, net bir şekilde görüldüğü gibi bu başarısı da tescillenmiştir.

Kaleiçi; 12 ay açık, 12 ay 7 gün 24 saat sokaklarında dolaşılabilen bir yer’ nasıl oldu ? sorusuna gelince; 

Başkan Ümit Uysal’ın Kaleiçi’ni canlandırmakta izlediği yol, burada sürekli ve düzenli etkinliklerin düzenlenmesi şeklinde olmuştur ki, işte başarıdaki ya da Kaleiçi’nin Antalya’ya tekrar kazandırılmasındaki  sihirli anahtarda budur.

Kaleiçi, OldTown Festivali’ne tam 10 yıldır evsahipliği yapıyor. 

Ama, Kaleiçi OldTown sadece bir festival değil. Türkan Şoray Kültür Merkezi’nde düzenlenen ‘barış’ temalı forumda festivale katılan 21 ülkeden 26 şehrin heyetleri kendi ülkelerinde uyguladıkları barış politikalarına yönelik sunumlarını gerçekleştirmesi Kaleiçi OldTown’u daha farklı bir boyuta taşıdı.

Festival kapsamında 10 yıllık süreç içerisinde 200’e yakın kentin ağırlanması, en az 200 şehirde Kaleiçi’nin, daha geniş anlamda Antalya’nın ve sonuçta Türkiye’nin çok az bir maliyetle tanıtımı demekti.

Kaleiçi, OldTown kapsamında  Kaleiçi’nde ciddi bir hareketlilik sağlanırken, tarih kokan dar sokaklarında düzenlenen halk katılımlı oryantiring yarışması, yine Kaleiçi’nin farklı noktalarında resim, seramik, heykel, keçe ve fotoğraf atölyeleri kurulması, sokak performansları, dans gösterileri ve sergilerin açılması ve 10 yıldır buna benzer  etkinliklerin düzenli bir şekilde gerçekleştirilmesi Antalya’nın kalbi Kaleiçi’nde ciddi bir insan sirkülasyonuna neden olurken, bu etkinliklere katılanlar ya da izleyenler bir kez daha Kaleiçi’nin 12 ay açık, 12 ay 7 gün 24 saat sokaklarında dolaşılabilecek bir yer olduğunu bir kez daha bizzat yaşadılar.

Ama bir gerçek daha var ki, bugün Antalya’nın merkez ilçeleri dahil 19 ilçesinde  Kaleiçi’ni göremeyen çocuklarımız vardır. Muratpaşa Belediyesi’nin bu konuda da bir proje geliştirilmesinde fayda görüyorum.

Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, Kaleiçi’nin tekrar dolaşılabilecek hale gelmesini sağlayan mimarların başında gelirken, bir teşekkürü hak etmiyor mu ?             
            

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2025.10.14 10:03:24
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Dolandırdıkları parayla altın alırken yakalandılar

Tokat’ta nitelikli dolandırıcılık yoluyla elde ettikleri parayla Mersin’de bir kuyumcudan altın aldıkları tespit edilerek gözaltına alınan 5 şüpheliden 3’ü tutuklandı.
Mersin İl Emniyet Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, Tokat’ın Turhal ilçesinde ’sazan sarmalı’ yöntemiyle nitelikli dolandırıcılık olayına karıştıkları belirlenin şüphelilerinin Mersin’de olduğu bilgisine ulaşan ekipler, zanlıların yakalanması için çalışma başlattı. Yapılan çalışmalarda, şüphelilerin dolandırıcılık yoluyla elde ettikleri paraları bir kuyumcunun banka hesabına göndererek altına çevirdiklerini tespit eden ekipler, M.N.K, İ.Ç, M.E.A., A.K. ve A.Ç. adlı zanlıları gizlendikleri adreslerde yakalayarak gözaltına aldı.
Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden İ.Ç, A.Ç. ve M.N.K tutuklanırken, A.K. ve M.E.A ’adli kontrol’ şartıyla serbest bırakıldı.

Güvenlik kameralarınca görüntülendi
Öte yandan, şüphelilerden biri kuyumcu dükkanında altınları alırken görüntülendi. İş yerinin güvenlik kamerasına yansıyan görüntüde, zanlının kuyumcuda işlemlerini yaptırarak altını aldığı anlar yer aldı.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.09.05 17:48:08
Son Düzenlenme Tarihi :





Epilepsi cerrahisi ile nöbetlere son

Beyin Sinir ve Omurilik Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Mahmut Akyüz, hastaların hayat konforunu olumsuz yönde etkileyen epilepside ilaç tedavisinin bazen fayda sağlayamadığını belirterek, "Epilepsi cerrahisi, geçirilen nöbetlerin şiddetini ve sayısını durdurmak veya azaltmak için yapılan bir beyi..

Beyin Sinir ve Omurilik Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Mahmut Akyüz, hastaların hayat konforunu olumsuz yönde etkileyen epilepside ilaç tedavisinin bazen fayda sağlayamadığını belirterek, "Epilepsi cerrahisi, geçirilen nöbetlerin şiddetini ve sayısını durdurmak veya azaltmak için yapılan bir beyin ameliyatıdır" dedi.
Memorial Antalya Hastanesi Beyin Sinir ve Omurilik Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Mahmut Akyüz, epilepsi cerrahisi hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı. Akyüz, beyindeki anormal elektrik aktivitesi sonucu gelişen nörolojik bir hastalık olan epilepsinin nöbetler şeklinde meydana geldiğini söyledi.
Normalde, beyin belirli bir düzende sürekli olarak küçük elektriksel uyarılar üretirken, epilepsi nöbetinde genellikle elektriksel işleyişindeki geçici bir değişikliklerin ani davranış bozukluğu olarak ortaya çıkabildiğini dile getiren Akyüz, 1 yıl ilaç tedavisinden fayda göremeyen hastalarda epilepsi cerrahisinin yüzde yüze yakın iyileşme ile yüz güldürebildiğini kaydetti.

"Cerrahi tedaviye geçilebiliyor"
Epilepsi bir yere uzun süre dalma, geçici kafa karışıklığı, kolların ve bacakların kontrol edilemeyen sarsıntı hareketleri, vücudun sertleşmesi, bilinç veya farkındalık kaybı, solunum problemleri, bağırsak veya mesane kontrolünün kaybı ve belirgin bir sebep olmaksızın aniden düşme gibi belirtilerle ortaya çıkabildiğini aktaran Akyüz, "Hastaların hayat konforunu olumsuz yönde etkileyen epilepside ilaç tedavisi bazen fayda sağlamamaktadır. Epilepsi cerrahisi, geçirilen nöbetlerin şiddetini ve sayısını durdurmak veya azaltmak için yapılan bir beyin ameliyatıdır. Epilepsinin ilk tedavisi ilaçla tedavidir. Eğer epilepsi dirençli hale gelirse yani ilaçla tedavi edildiği halde iyileşme görülmezse monoterapi ve politerapiye geçilir. En az 1 yıllık çoklu ilaç tedavisine rağmen nöbetler durdurulamazsa cerrahi tedavi söz konusu olabiliyor" ifadelerine yer verdi.

"Hastalar konseyde değerlendiriliyor"
Epilepsi cerrahisi için hastaların beyin, sinir ve omurilik cerrahisi, nöroloji, radyoloji ve nükleer tıp uzmanlarının oluşturduğu bir konseyde değerlendirildiğine değinen Akyüz, "Konseyde hastanın hangi cerrahi tipine uygun olup olmadığı belirlenir. Epilepsi cerrahisinde çoğunlukla 2 farklı yönteme başvurulur. En yaygın olarak gerçekleştirilen rezektif cerrahi yönteminde beynin küçük bir bölümü çıkarılır. Bu ameliyatta genellikle bir tümör beyin hasarının olduğu yer veya malformasyon bölgesiyle, nöbetlerin meydana geldiği beyin bölgesindeki beyin dokuları alınır. Rezektif cerrahi çoğunlukla görsel hafızayı, dil anlama ve duyguları kontrol eden bir alan olan temporal loblardan birinde gerçekleştirilir. En çok fayda görülen rezektif cerrahide başarı oranları yüzde yüzlere kadar çıkabilmektedir. Rezektif cerrahi, uygun olan her hastada ilk tercih edilecek cerrahi yöntemdir. Mezial temporal skleroz (MTS), hipokampus, kortikal displazi, düşük evreli glial tümörler, AVM, damar yumakları epilepsi nöbetlerine neden olabilmektedir. Bu gibi durumlarda rezektif cerrahiye başvurularak beyinde bulunan nöbete yol açan yapılar çıkarılarak iyileşme sağlanması planlanır. Rezektif cerrahi ile çıkarılacak bir tümör yapısı veya odak bulunamazsa palyatif cerrahi adı verilen yöntemlere başvurulur. Vagus sinirine pil takılması, kallozotomi en sık kullanılan palyatif cerrahi türleridir. Kallozotomi ameliyatında beynin her iki yarım küresini birbirine bağlayan korpus kallozumunun birbirinden ayrılması sağlanır. Böylelikle nöbetin bir taraftan diğerine geçişi engellenir ve hastaların nöbet sıklığı azalır. Yüzde yüz bir iyileşme sağlanmasa da nöbet sıklıklarının azalması ile belli oranda bir fayda görülüyor" diye konuştu.

"Dirençli epilepsi tanısı alır almaz hastalar değerlendirilmeli"
Epilepsi cerrahisinin ne kadar süreceği hangi tip ameliyatın uygulandığına göre değiştiğini ifade eden Akyüz, "Örneğin pil takılma ameliyatının süresi ortalama 1 saatken rezektif cerrahi 10 saatlere kadar çıkabilmektedir. Vagus sinirine pil takılması 3 yaşından itibaren uygulanabilmektedir. Diğer cerrahi seçenekleri 18 yaşından itibaren mümkün olduğu kadar erken devrede yapılmalıdır. Çünkü dirençli epilepsilerde nöbet sıklığı IQ gerilemesine neden olmaktadır. Bu da hastaların sosyal yaşantılarında zorluklar yaşamasına yol açmaktadır. Bu nedenle dirençli epilepsi tanısı alır almaz hasta değerlendirilmeli, cerrahi için uygun bir durum söz konusuysa zaman kaybetmeden cerrahiye başvurulmalıdır. Vagus sinirine pil takılması işlemi, cerrahisinde şah damarının hemen arkasında yer alan vagal sinirine elektrot takılmasıdır. Bu elektrot sarmalı skapulanın altında bir bölgeye pil yerleştirilir. Pilden vagus sinirindeki elektrota bir uyaran gider. Böylelikle beyindeki parasempatik aktivite diye adlandırılan bir takım alanlara uyarı gönderilerek nöbetin ortaya çıkış mekanizması baskılanır. Pilin tipine göre uyaran devamlı olarak veya aura denilen dönemde, taşikardi durumlarında hızlı bir şekilde gönderilerek beyindeki nöbet aktivitesi bloke edilir. Bu sayede nöbetin ortaya çıkma sıklığında azalma görülür" açıklamasında bulundu.

"Cerrahinin ardından dikkat edilmesi gerekenler"
Akyüz, epilepsi cerrahisinden sonra dikkat edilmesi gerekenleri ise şöyle sıraladı: "Epilepsi cerrahisi olan hastalar nöbet geçirmeye eğilimli hastalar olarak değerlendirilmelidir. Ateşlenmek bu hasta grubu için tehlikelidir. Bu nedenle ateşli hastalığa yakalanmamaya çalışmak, ateşli hastalık söz konusu olduğunda da zaman geçirmeden tedavi olmak önemlidir. Çok sıcak havalarda, güneş altında bulunulmamalı, güneşin etkili olmadığı zamanlarda dışarı çıkılmalıdır. Rakımı yüksek olan yerlere çıkılmamalıdır. Aşırı aç ve susuz kalınmamalıdır. Radikal diyetler yapılmamalı, düzenli ve dengeli bir beslenme programı uygulanmalıdır".
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.09.25 13:15:35
Son Düzenlenme Tarihi :