SON DAKİKA

logo

Konyaaltı'nın eşsiz doğası sporla buluşuyor

Konyaaltı Belediyesi’nin ana destekçisi olduğu ve bu yıl beşincisi gerçekleşecek Antalya Ultra Marathon öncesinde basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda konuşan Konyaaltı Belediye Başkanı Cem Kotan, “Denizle dağın, yazla kışın, maviyle beyazın aynı anda hissedilebildiği ender coğrafyalardan birine sahip olan Konyaaltı’mızda, bu eşsiz doğayı sporla buluşturuyoruz” dedi.

Konyaaltı Belediyesi’nin ana destekçisi olduğu, her yıl Aralık ayının sonunda gerçekleşen Antalya Ultra Marathon öncesinde basın toplantısı düzenlendi. Bu yıl 5’inci kez düzenlenecek ve 26-28 Aralık tarihleri arasında gerçekleşecek olan maraton 5, 12, 22, 31, 57 ve 85 kilometrelik parkurlara sahne olacak. Toplantıda maratona dair açıklamalarda bulunan Konyaaltı Belediye Başkanı Cem Kotan, “Bugün burada, Konyaaltı’mızın doğal güzelliklerini, sporun birleştirici gücüyle dünyaya tanıtacak çok özel bir organizasyonun basın toplantısı için bir aradayız. Sporcularımız, Konyaaltı sahilinden başlayarak karlı dağlara uzanan parkurlarda, doğayla iç içe benzersiz bir deneyim yaşayacak. Konyaaltı Belediyesi olarak maratonu desteklemekten gurur duyuyoruz” diye konuştu.

 

“KONYAALTI MAVİYLE BEYAZIN BULUŞTUĞU BİR COĞRAFYAYA SAHİP”

 

‘Maviden Beyaza’ sloganıyla bu yıl beşinci kez düzenlenecek Antalya Ultra Marathon’un kendileri için ayrı bir anlam ifade ettiğini aktaran Başkan Kotan, “Denizle dağın, yazla kışın, maviyle beyazın aynı anda hissedilebildiği ender coğrafyalardan birine sahip olan Konyaaltı’mızda, bu eşsiz doğayı sporla buluşturuyoruz. 6 farklı kategoride her seviyeden sporcunun katılımına açık parkurlarımızla, hem amatör hem de profesyonel sporcuları Konyaaltı’nda ağırlayacağız” dedi.


Sporun sadece bir yarış olmadığını, sağlıklı yaşamın ve dayanışmanın önemli bir parçası olduğuna dikkat çeken Kotan, “Bu anlayışla, spora ve sporcuya her zaman destek vermeyi temel bir görev olarak görüyoruz. Ulusal ve uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yaparak, hem sporun yaygınlaşmasına katkı sunuyor hem de kentimizin tanıtımına değer katıyoruz. Organizasyonun gerçekleşmesinde emeği geçen tüm paydaşlarımıza, organizasyon ekibimize, gönüllülerimize ve elbette bu zorlu parkurlarda ter dökecek tüm sporcularımıza şimdiden teşekkürlerimi iletiyorum.Tüm sporcularımıza başarılar diliyorum” ifadelerini kullandı.

 

“GEÇTİĞİMİZ YIL PARKURLARDA SPORCULARA EŞLİK ETTİM”

 

Maratona katılan yaklaşık 2 bin sporcunun yüzde 27’sinin yabancı uyruklu sporculardan oluştuğunu belirten Başkan Kotan, “Geçtiğimiz yıl ben de parkurlara eşlik ettim. Sporcularımızın yanında oldum. Ciddi zorlu parkurlar var. Yarışlar yağmur ve kar altında yapılıyor. Sporcular derelerden geçiyorlar ve karlı dağlara uzanan parkurlarda koşuyorlar. Konyaaltı’nın sporcular açısından zengin bir ilçe olduğunun altını çizen Kotan, “Bir de dünyaca ünlü dağa tırmanış alanlarımız var. Onların tanıtımına da önem vermeyi düşünüyoruz. Bir taraftan da bisiklet sporuna uygun bir coğrafyada yaşıyoruz. Konyaaltı’nda baktığınız zaman bisikletinden dağa tırmanış sporuna koşusuna birçok alanı değerlendiriyoruz ve desteklemeye devam edeceğiz” diye konuştu. 

 

NEDEN MAVİDEN BEYAZA?

 

‘Maviden Beyaza’ sloganının anlamını açıklayan Antalya Ultra Marathon Organizasyon Sorumlusu Emirhan Çınar, “Bu bölgenin güzelliği, Başkanımızın da ifade ettiği gibi sporcular maviden beyaza koşuyorlar. Buranın özel hikayesi, sporcuların denizden başlayıp yukarda kar görebildikleri dünyada ve Türkiye’de ender görülen parkurlardan birisi olması. Bu sebepten dolayı biz yılın son haftasında sporcularımızın hikayesini birleştirebilecekleri bir tarihte maratonumuzu yapıyoruz” dedi.



Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2025.12.23 08:08:17
Son Düzenlenme Tarihi : 2025.12.23 08:10:00

Yorum Yap






Pil Fabrikası’nın Kıbrıs vardiyasına anı evi

Kepez Belediyesi, 20 Temmuz 1974’teki Kıbrıs Barış Harekâtı’nda Türk Silahlı Kuvvetlerinin pil ve batarya ihtiyacını karşılayan eski MKE Antalya Pil Fabrikası (ANTPİL) yerleşkesinde ‘KKTC Anı Evi’ kuruyor.
Kepez Belediyesi, binalarını kültür, sanat ve spor tesislerine, yeşil alanlarını ise Mil..

Kepez Belediyesi, 20 Temmuz 1974’teki Kıbrıs Barış Harekâtı’nda Türk Silahlı Kuvvetlerinin pil ve batarya ihtiyacını karşılayan eski MKE Antalya Pil Fabrikası (ANTPİL) yerleşkesinde ‘KKTC Anı Evi’ kuruyor.
Kepez Belediyesi, binalarını kültür, sanat ve spor tesislerine, yeşil alanlarını ise Millet Bahçesi’ne dönüştüreceği eski Antalya Pil Fabrikası Yerleşkesi’ndeki ikinci projesini de gerçekleştiriyor.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının olur yazısıyla Antalya’nın önemli bir endüstriyel mirası olan ve 132 dönüm arazi üzerine kurulu fabrika yerleşkesi, Kepez Belediyesine tahsis edilmişti.
Kepez Belediyesi, tahsis işleminin tamamlanmasından sonra fabrika yerleşkesini yeniden şehrin hayatına kazandırmaya yönelik çalışmalarını geçtiğimiz aylarda başlatmıştı.

Pil Fabrikası’na 22. Kütüphane
Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun, bir endüstriyel miras olarak yapılarını ve alanını koruma altına aldığı fabrika yerleşkesinde ilk olarak kütüphane projesi gerçekleştiriliyor.
Bu çerçevede fabrikanın sosyal tesis yapısı kütüphaneye dönüştürülüyor. İhale sürecinin tamamlanmasından sonra 870 metrekare kullanım alanı olan binanın kütüphaneye dönüştürülmesi çalışmaları başladı. Yüklenici, firma mimari yapısını koruyarak binanın sosyal tesis yapısını, Kepez ilçesinin 22’inci kütüphanesi haline getiriyor.

Kıbrıs Barış Harekâtı’na batarya desteği Antalya’dan
Fabrika yerleşkesinde yapımına başlanılacak ikinci proje ise önemli bir hatırayı yaşatmaya yönelik olacak.
Antalya Pil Fabrikası, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyacı olan çeşitli pil ve bataryaları üretmek amacıyla kurulmuştu. Antalya Pil Fabrikası’nın inşaatı Şubat 1972 tarihinde başladı. Binaların inşaatı ve makinelerin montajı 1974 tarihinde tamamlandı. Fabrika, 1. Milliyetçi Cephe Hükümetinin Milli Selamet Partili (MSP) Sanayi ve Teknoloji Bakanı Abdülkerim Doğru tarafından Temmuz 1975’te törenle açıldı. Fabrika, 20 Temmuz 1974’teki Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında Türk Silahlı Kuvvetlerinin pil ve batarya ihtiyacını karşılamak için 3 vardiya çalışmıştı. Adaya çıkan Mehmetçiklerin anavatan ile bağlantısını sağlayan tek ekipman olan telsizleri çalıştıran piller, MKE Antalya Pil Fabrikası’nda üretiliyordu. Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü de fabrikanın bu tarihi görevini ‘anı evi’ projesiyle ölümsüzleştiriyor.

Barış Harekâtı’nın hatıraları anlatılacak
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)Anı Evi projesi, Rumların Ada’da Türklere karşı uyguladığı baskı ve zulme son veren Türk Silahlı Kuvvetleri’ne batarya üreten MKE Antalya Pil Fabrikası yerleşkesi ev sahipliği yapacak.
Fabrika yerleşkesindeki tek katlı yönetici binası, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nın hatıralarının sergileneceği bir anı evine dönüştürülecek.
Anı evinde, Ada’daki Türk toplumunun haklarını ve güvenliğini teminat altına alan Kıbrıs Barış Harekâtı’nın önemi ve Türk toplumuna yapılan zulüm, baskı ve katliamlar dönemin fotoğrafları ve gazeteleriyle anlatılacak.

KKTC ‘nin bellek müzesi de olacak
Anı Evi, KKTC’nin tarihi ve doğal güzelliklerinin, yöresel kültürünün tanıtıldığı bir bellek müzesi işlevi de görecek.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)’nin kuruluşunun ve şanlı tarihinin anlatılacağı anı evinde, KKTC’nin yöresel mimari özellikleri ve kültürü de tanıtılacak. Anı evinin teşhir ve tanziminde KKTC’den getirilen eserler kullanılacak.
Başkan Hakan Tütüncü, KKTC Anı Evi’ni, MKE Antalya Pil Fabrikası’nın kuruluş amacına ve 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’ndaki tarihi görevine ithafen yapacaklarını söyledi.

Pil’e Dokuma tarifesi
Kepez Belediyesi, eski Pil Fabrikası’nın tescillenen yapılarını ihya ederek, sosyal, kültürel ve sanat ve sportif hedeflerle yeniden işlevlendirmeyi planlıyor. Fabrika yerleşkesinin mevcut yeşil alanlarını da korunarak, bitki dokusu zenginleştirilerek çevreci ve yeşil bir projeyle şehir hayatına kazandırılması hedefleniyor.
Pil Fabrikası’nın, 132 dönümlük arazisi, Toplu Konut İşbirliği’nde Millet Bahçesi olarak düzenlenerek, Antalyalıların kullanımına sunulacak. Tütüncü, projenin yapımına önümüzdeki günlerde başlanılacağını belirtti.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.08.30 14:09:21
Son Düzenlenme Tarihi :





“Yürümesi çok zor” dediler, 5 ayda ayağa kalktı

Mersin’de geçirdiği trafik kazası sonrası beli kırılan ve omurilik kemiği zarar gören 56 yaşındaki Erdal Kayhan, doktorların “yürümesi çok zor” demesine rağmen 5 ayda destekle de olsa yürümeye başladı. Mersin Şehir Hastanesinde her gün fizyoterapistlerin eşliğinde çalışma yapan Kayhan, yatakta dönemeyecek durumdan merdiven çıkıp, inmeye kadar ilerledi.
Mersin’de yaşayan 2 çocuk babası Erdal Kayhan, 25 Aralık 2022 tarihinde akrabalarıyla Sadiye köyüne gittiği sırada kaza geçirdi. İçerisinde bulunduğu araç 25 metre uçuruma uçarken, Kayhan pencereden dışarı fırlayarak, ağır yaralandı. Çevredekilerin ihbarıyla bölgeye gelen ambulansa hastaneye kaldırılan Kayhan’ın belinin kırıldığı, omurilik kemiğinin zarar gördüğü, kaburgalarında kırıklar ve vücudunun bir çok noktasında kanamalar olduğu belirlendi. Mersin Şehir Hastanesinde başarılı bir ameliyat geçirerek hayati tehlikeyi atlatan Kayhan, yürüme noktasında büyük zorluklar yaşadı. Doktorların “yürümesi çok zor” demesine rağmen 5 ay gibi bir sürede, destekle de olsa yürümeye başlayan Kayhan, gören herkesi umutlandırdı.

“35 metre uçtum”
Başından geçen kaza ve sonrasındaki süreçle ilgili konuşan Erdal Kayhan, 5 ay önce büyük bir kaza geçirdiklerini belirterek, “Akşam 22.00 sıralarında cenazemiz var diye bizim Sadiye köyüne gidiyorduk. Buzlanmadan dolayı bulunduğumuz araç kaydı ve uçuruma uçtu. Ben düşme sırasında araçtan fırladım ve yaklaşık 35 metre uçuruma uçtum. O an bilincim filan tamamen açıktı. Hatta önce ayağım koptu zannettim. Şansımıza bizden önce de orada bir kaza olmuştu ve insanlar vardı. Ayağımın yerinde olduğunu insanlar söyleyince belimin kırıldığını anladım. Oradan beni sağlık ekiplerinin öncülüğünde çıkardılar ve hastaneye getirdiler. Burada hemen ameliyat ettiler ve 8 gün yoğun bakımda kalmışım. Ben orayı 10 dakika gibi hatırlıyorum” diye konuştu.

“Burada her gün 90 dakika maç yapıyor gibiyim”
Yoğun bakımdan çıktıktan sonra 2 ay boyunca sırt üstü yattığını kaydeden Kayhan, “O ara ufak ufak fizyoterapist hocalarımızla çalışmalara başladık. İlk buraya yatakta geliyordum. O günleri hiç unutmuyorum. Doktorlarımız beni parmağıyla iteklediğinde bile düşüyordum. Hocalarımız o zaman bana hep destek verdi. Çok şükür 5 ay gibi bir sürede bu durumlara geldik. Şu anda kendimi süper hissediyorum. İnşallah daha da iyisi olacak. Ben eski futbolcuyum. Burada her gün 90 dakika maç yapıyor gibiyim. Benim attığım bir adım bile o kadar önemli ki. O adımları buradaki hocalarımız sayesinde attık. Eğer hareket edemeseydim bu benim için ölüm gibi bir şey olacaktı” şeklinde konuştu.

“Yürümesi ’çok zor’ dediler”
Oğlu Orhan Kayhan, çok zor bir süreç geçirdiklerini vurgulayarak, “Hastaneye geliyorsunuz ve size ‘babanız masada kalabilir’ diyorlar. Zor bir ameliyat geçirdi. 8 gün yoğun bakımda yattı. Ameliyata giren doktorlara yürümesiyle ilgili soru sorduğumda ‘çok zor’ dediler. Dura denilen sinirin toplandığı yerin tamamen parçalandığını, orayı onarabildikleri kadar onardıkları ifade ettiler. Bize yürümekten önce idrarını, büyük abdestini yapabilecek mi, asıl sorunlar bunlar dediler. Önce ayakları ufak ufak hareket etmeye başladı. Daha sonra tuvalete çıkabildi. Yavaş yavaş derken şu anda çok şükür destekle yürüyecek seviyeye geldik. Daha tedavinin 5’inci ayındayız. Önümüzde 1 yıla kadar bir iyileşme süreci var. Tamamen eski hayatına, konforuna ulaşabilecek diye düşünüyoruz. İlk duyduğumuz söylemlere göre şu anda bulunduğumuz yer çok güzel bir nokta” ifadelerini kullandı.

“Şu anda destekle yürüyebiliyor, hatta merdiven inip, çıkabiliyor”
Fizyoterapist Mehmet Kara da Erdal Kayhan’ın trafik kazası sonrası kendilerine geldiğini söyledi. İlk olarak yatakta tedaviye başladıklarını dile getiren Kara, “Dönmeyi bile zor yapabiliyordu. Bizim düşüncemiz zamanla hareketleri yapabileceği yönündeydi. Bu şekilde ilk günden çalışmalarımıza başladı. Tabi omurilik yaralanmasında ilk başta hareketler sınırlı olsa bile her yapılan şeyin bir kıymeti vardı. Biz o yönde yılmadan, Erdal beyin de gayretleriyle tedavimize başladık. Önce destekli bir şekilde ayakta tuttuk. Sonrasında cihazlar kullanarak ayakta tuttuk. Şu anda sadece kendisi walker (yürüteç) kullanarak yürüyebiliyor. Hatta merdiven inip, çıkabiliyor. Tabi bunların hepsi söylerken çok kolay ama burada her zaman şunu düşünüyorum. Bu tedavi halka halka oluşuyor. Burada herhangi bir yerde aksaklık oldu mu bu tedavi süreci aksamaya uğrar. Ancak burada herkesin özverisiyle bir çalışma yürüttük. Geldiği noktanın biz daha ilerisini hedefliyoruz. Erdal beyi getirebileceğimiz maksimum noktaya getirip, günlük yaşam aktivitelerine en bağımsız şekilde döndürebilmek” dedi.

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.06.30 16:52:12
Son Düzenlenme Tarihi :