1989–1999 Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı ve 27. Dönem Antalya Milletvekili Hasan Subaşı, Yörük Sanayici ve İş İnsanları Derneği (YÖRSİAD) tarafından düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, Antalya’nın kentleşme sürecinden ulaşıma, siyasetin işleyişinden toplumsal sorunlara kadar birçok başlıkta kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
Subaşı, Türkiye’de siyasetin zamanla çözüm üreten bir mekanizma olmaktan uzaklaşıp, hizmet alanlarını daraltan bir yapıya dönüştüğünü söyledi.
Nazım Plan Girişimi ve
Kaçırılan Tarihi Fırsat
Antalya’nın ikinci kez büyükşehir statüsü kazandığı 1990’lı yıllarda, kentin tamamını kapsayan bütüncül bir nazım imar planı hazırlamak istediklerini belirten Subaşı, ilçe belediye başkanları ve ilçe başkanlarıyla ortak irade oluşturduklarını ifade etti.
Türkiye’nin önde gelen şehir plancılarıyla çalışıldığını vurgulayan Subaşı, planın seçim süreci ve açılan davalar nedeniyle hayata geçirilemediğini belirtti.
Kırcami Tartışması: “Herkesin
Haklı Olduğu Bir Alan”
Plan sürecinde en çok tartışılan alanlardan birinin Kırcami Bölgesi olduğunu ifade eden Subaşı, bölgede hem tarım topraklarını korumak isteyen çevrelerin hem de yıllardır portakal bahçelerinde üretim yapan vatandaşların haklı gerekçeleri bulunduğunu söyledi.
Kırcami’de tarımsal üretimin zamanla zorlaştığını belirten Subaşı, artan yapılaşma nedeniyle su kaynaklarının azaldığını, güneşlenme koşullarının bozulduğunu ve bölge halkının çocukları için yaşam alanı talep ettiğini dile getirdi.
Bu tür sorunların çatışmayla değil, katılımcı yöntemlerle çözülebileceğini vurgulayan Subaşı, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarıyla forumlar düzenlediklerini, ortak akıl üretmeye çalıştıklarını ifade etti.
“Plan İptal Edildi,
Antalya Plansız Kaldı”
Nazım planın dava süreçleri sonucunda tamamen iptal edildiğini hatırlatan Subaşı, bu kararın Antalya’yı uzun süre plansız bir kent haline getirdiğini söyledi.
Planın iptaliyle ruhsat süreçlerinin durduğunu, yatırımcıların ve vatandaşların mağdur olduğunu belirten Subaşı, bu durumun seçim sürecini de doğrudan etkilediğini ifade etti.
Belediye Sarayı ve Kalekapı
Projesi Neden Yarım Kaldı?
Subaşı, eski otogar alanına yapılması planlanan Büyükşehir Belediye Hizmet Binası ve Kalekapı–Kaleiçi bağlantısını güçlendirecek projelerin de açılan davalar nedeniyle durdurulduğunu anlattı.
Projenin, kente araç trafiği sokmadan yaya erişimini artırmayı hedeflediğini belirten Subaşı, daha sonraki dönemde aynı alanın tamamen ticari kullanıma açıldığını ve belediyenin bu alanı kaybettiğini söyledi.
Anfaş ve Uluslararası
Kongre Süreci
Konuşmasında Anfaş Fuar Alanı sürecine de değinen Subaşı, Birleşmiş Milletler toplantısı için planlanan büyük salonun finansmanında ciddi sorunlar yaşandığını aktardı.
Gerekli kaynağın zamanında sağlanmaması halinde Türkiye’nin uluslararası alanda zor durumda kalacağını belirten Subaşı, sürecin dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ve iş insanı Sakıp Sabancı’nın desteğiyle tamamlandığını ifade etti.
Lara Falezleri: “Betonlaşma
İddiaları Gerçeği Yansıtmıyor”
Lara falezleriyle ilgili eleştirilere de değinen Subaşı, göreve geldiklerinde bölgede otel projelerinin mevcut planlara göre yasal olduğunu ancak belediye meclisinde kurulan komisyonla falez koruma bandının 35 metreden 60 metreye çıkarıldığını söyledi.
Bu kararın tüm siyasi partilerin oy birliğiyle alındığını vurgulayan Subaşı, bu sayede bazı projelerin engellendiğini ve kamu yararının korunduğunu ifade etti.
Ulaşım ve Trafik:
“Tek Yönlü Uygulamalar
ve Toplu Taşıma Şart”
Antalya’da trafik sorununun yolları açmakla çözülemeyeceğini belirten Subaşı, tek yönlü yol uygulamalarının ve toplu taşımanın teşvik edilmesinin en pratik çözümler olduğunu söyledi.
İptal edilen nazım plan sürecinde ulaşım master planının da hazırlandığını hatırlatan Subaşı, bugün bu planlara dair yeterli bilginin belediye arşivlerinde bulunmamasının kendisini üzdüğünü ifade etti.
“Toplu Taşımada Büyük
Bir Avantaj Kaçırıldı”
Antalya’nın geniş orta refüjlerinin tramvay ve metrobüs hatları için büyük bir avantaj sunduğunu vurgulayan Subaşı, bu alanların alt geçit projeleriyle büyük ölçüde kaybedildiğini söyledi.
Alt geçitlerin yeterince tartışılmadan ve aceleyle yapıldığını dile getiren Subaşı, toplu taşımayı güçlendirecek alternatiflerin yeterince değerlendirilmediğini ifade etti.
Döşemealtı (Kuzeykent) Vurgusu
Döşemealtı’nı “Kuzeykent” olarak tanımlayan Subaşı, Antalya’nın yükünün tek merkezde taşınamayacağını belirtti. Kentin gelişiminin kuzeye doğru yönlendirilmesi gerektiğini savunan Subaşı, şehir merkezi ile Döşemealtı arasında güçlü bir ulaşım ve yaşam aksı kurulmasının önemine dikkat çekti.
Toplumsal Sorunlar ve
Siyaset Eleştirisi
Konuşmasının son bölümünde Türkiye’de yıllarca çözülemeyen toplumsal sorunlara değinen Subaşı, sağ–sol çatışmaları ve başörtüsü tartışmalarının bilimsel ve sosyolojik yöntemlerle ele alınmadığını söyledi.
“Siyaset her alana etki eder ama biz bilimi, sosyolojiyi ve liyakati yeterince kullanmıyoruz” diyen Subaşı, siyaset kurumunun sorunları çözmek yerine toplumun yıpranmasına yol açtığını ifade etti.
“Dar Alanda Siyaset”
Bir Dönemin Özeti
Subaşı, konuşmasını “Dar Alanda Siyaset” kavramının yalnızca kişisel bir anlatı değil, Türkiye’de siyasetin yıllar içinde nasıl daraldığının bir özeti olduğunu vurgulayarak tamamladı. * Abdültalip GÜNGÖR

