SON DAKİKA

Minik pehlivanlar er meydanı’nda

Minik pehlivanlar er meydanı’nda

Tarihi Elmalı Yeşilyayla Yağlı Pehlivan Güreşleri minik 2 mücadelesi ile resmen başladı. Minikler er meydanında kozlarını paylaşırken, bugün deste boylarındaki mücadelelerin tamamlanması amaçlanıyor.
Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2018.09.07 15:15:57
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






İlk rahim nakli için rektörden ‘Nobel ödülü’ açıklaması

Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, ilk rahim naklinin 12. yıl dönümünde konuştu. Kayıtlara geçen büyük başarı için 9 yıl çok ciddi uğraş verdiklerini vurgulayan Özkan, “Bizden sonra yapan, bizim yardım ettiğimiz ekip İsveç ekibi. Nobel’i de İsveç ekibi veriyor. Bu anlamda sanırı..

Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, ilk rahim naklinin 12. yıl dönümünde konuştu. Kayıtlara geçen büyük başarı için 9 yıl çok ciddi uğraş verdiklerini vurgulayan Özkan, “Bizden sonra yapan, bizim yardım ettiğimiz ekip İsveç ekibi. Nobel’i de İsveç ekibi veriyor. Bu anlamda sanırım onların kafalarında kendileri alma yönünde bir şeyler var. Umuyorum Nobel’i kucaklarız” dedi.
Dünyada ve Türkiye’de ilk olarak Akdeniz Üniversitesinde 8 Ağustos 2011 yılında yapılan operasyonla rahim nakli olan Derya Sert, nakilden 9 sene sonra 4 Haziran 2020 yılında annelik sevinci yaşadı. Bebeğe, operasyonu gerçekleştiren ekibin başındaki isim olan Prof. Dr. Ömer Özkan’ın ismini verildi. Dünya tarihindeki ilk rahim nakli ameliyatı olarak kayıtlara geçen büyük başarı, bugün 12. yılını doldurdu.

“O süreç bizlere çok şeyler öğretti”
Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, rahim naklinde dile kolay 12 yılı geride bıraktıklarını ve bu zorlu nakil için 9 yıl uğraş verdiklerinin altını çizdi. Türkiye’den önce Suudi Arabistan’ın ilk rahim naklini denediğini ancak başarısız olduğunu hatırlatan Özkan, “Dolayısıyla ilk başarılı rahim tarafımızca yapıldı. 9 yılın sonunda Derya bebek sahibi oldu. Zor bir süreçti. Ameliyattan sonra hemen hamile kalıp doğuracağını düşünmüştük ama maalesef öyle olmadı. O süreç bizlere çok şey öğretti. Bu birikimi ikinci rahim nakli olan Havva üzerinde denedik ve çok kısa sürede çocuk sahibi olmasını sağladık” diye konuştu.

"Dünyada 100’ün üzerinde rahim naklinden sonra bebek sahibi olan hasta var"
Türkiye’nin bu başarısı sonrası dünyada birçok ülkede rahim nakli operasyonlarının gerçekleştirildiğini ve 100’ü aşkın bebeğin bu yöntemle dünyaya geldiğini ifade eden Özkan, “Dünyada yeni yöntem olmakla beraber, bizden sonra İsveç, ardından ABD, Almanya, Çin, Hindistan ve Brezilya gibi birçok ülke yaptı ve çocuk sahibi olundu. 100’ün üzerinde rahim naklinden sonra bebek sahibi olan hasta var” şeklinde konuştu.

"Ameliyatı ilk yaptığımız zaman dünyanın her tarafından birçok hasta bize gelmek istiyordu, halen de öyle"
Rahim naklini her ekibin yapamayacağına vurgu yapan Özkan, “Bu bir normal rahim ameliyatı değil. Tamamen başka bir şey. Rahimi de çok farklı yöntemlerle, çok farklı şeyleri dikkate alarak alıyorsunuz. Bazen kadavra, bazen canlı olabiliyor. O zaman canlıya da bir risk yüklemiş oluyorsunuz. Bu anlamda çok fazla hasta var. Biz bu ameliyatı ilk yaptığımız zaman dünyanın her tarafından birçok hasta bize gelmek istiyordu, halen de öyle. Çünkü biz bu işi hakkıyla yapan, her noktasını bilen bir ekibiz. Her ekip bunu yapamaz, her hastaya da yapılamaz. Bazı kriterler var, hem hasta sağlıklı olacak ki; sağlıklı bebek doğursun” ifadelerine yer verdi.

“Umuyorum Nobel’i kucaklarız”
Prof. Dr. Özkan, son olarak Nobel konusuyla ilgili şu görüşlere yer verdi:
“Bizden sonra yapan, bizim yardım ettiğimiz ekip İsveç ekibi. Nobel’i de İsveç ekibi veriyor. Yani bunu siz öneremiyorsunuz. İsveç ekibi buna kendi karar veriyor. Bu anlamda sanırım onların kafalarında da böyle bir şeyler var. Bunun için çok ciddi bir kamuoyu desteği gerekiyor. Hala rahim naklinin anlaşılmadığını düşünüyorum. Belki karaciğer, böbrek gibi görünmüyor ama Allah’ın yarattığı insanoğlunun soyunun devam etmesi için çok gerekli bir organ. Mevzuatın çıkması gerekiyor ki, bunun devamını yapalım. Bu Türk tıbbının çok büyük başarısı olacak ama sahiplenmek gerekiyor. Umuyorum Nobel’i kucaklarız.”
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.08.08 13:44:38
Son Düzenlenme Tarihi :





DokumaPark’a bir inci gerdanlık daha

Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü’nün 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda ziyaretçilere kapılarını araladığı, ‘Bir Zamanlar Antalya Müzesi’nin resmi açılışı AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Yerel Yönetimler Başkanı Mehmet Özhaseki, Antalya Milletvekilleri ve belediye başkanlarının katılıyla gerçekleştirildi.

Antalya’nın 25 yıllık hayali  kent müzesi DokumaPark’ta kapılarını açtı. ‘Bir Zamanlar Antalya Müzesi’nin resmi açılışına Antalya Valisi Ersin Yazıcı, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Yerel Yönetimler Başkanı Mehmet Özhaseki, AK Parti Antalya Millet Vekilleri Mustafa Köse, Kemal Çelik, Tuba Vural Çokal, 18 ili kapsayan Yerel Yönetimler Bölge Toplantısına katılan belediye başkanları, AK Parti Antalya İl Başkanı İbrahim Ethem Taş, belediye meclis üyeleri ve vatandaşlar katıldı. Kepez Belediyesi Antalya Çocuk ve Gençlik Senfoni Orkestrasının konseri ile başlayan açılış töreninde konuşan Bir Zamanlar Antalya Müzesi Küratörü Prof. Dr. Nevzat Çevik, kent müzelerinin temel amacının iyi bir yurttaş yetiştirmek olduğunu söyledi. Çevik, “Bir Zamanlar Antalya Müzemiz, doğa, tarih, arkeoloji, turizm, çeşitli yöneticiler, ünlüler, aileler, geleneksel mimarlık, Kaleiçi, mutfak, geleneksel törenler, Yörük kültürü, ulaşım ve haberleşme, Altın portakal ve diğer festivaller, eğitimi, sağlık, sanat gibi kentin ana konularının ayrı sektörlerde sergilendiği Antalya'nın toplu bir özeti olarak dokuma fabrikasının ruhu ve hafızası korunarak tasarlanmıştır. Geleneksel objeler efemeralar ve teknoloji yardımıyla insanların yüreklerine dokunacak biçimde de sergilenmiştir. Amaç objelerle insanlar arasında güçlü duygusal ilişkiler kurmaktır. Odağımızda insan vardır. Müzeyi ziyaret edenler Antalya hakkında doyurucu bilgiyle ve yoğun duygularla ayrılacaktır. Antalya için bir hasret projesi olan bu özel ve önemli projeyi hep birlikte adım adım hayata geçiriyoruz. DokumaPark ile Antalya ilk defa yerli yabancı insanların aileleri misafirleriyle günlerini geçirebilecekleri çok renkli bir etkinlik eğlenme öğrenme ve dinlenme alanlarına kavuşmuştur. Bu proje rutin bir belediye hizmeti değildir. Bir kentin hafızasının ve özgün kimliğinin geleceğe taşınmasıdır. Bu Unique Proje ile Hakan Başkan adını memleketin kültür ve sanat tarihine yazdırmıştır. Bugüne dek aldığımız ödüller gişe rekorlarımız ve ziyaretçi geri bildirimleri bizim şimdiden amacımıza ulaşmış olduğumuzu yeterince ifade etmektedir. Kompleks çok yakında tamamlandığında dünya çapında bir ayrıcalığımız olacak ve bu anıtsal eser turizmi ve arkeolojinin başkenti olan şahane şehrimiz Antalya ya çok yakışacaktır.” dedi.

Bu kentin 25 yıllık hayaliydi

Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü de, kentin 25 yıllık hayalini gerçekleştirmenin mutluluğunu dile getirerek konuşmasına başladı. Dokuma Fabrikası’nın kuruluş aşamasını anlatan başkan Tütüncü, “1950'lerin Antalya’sı 40.000 nüfuslu bir Antalya’dır. Antalyalılar dünyanın en iyi akala pamuğunu üretirler. Ürettikleri bu akala pamuğunu da ekonomiye bir katkı olsun diye bir fabrikayla işlemeye karar verirler. Bu fabrikanın kurulması için yola çıktıklarında aslında ne kadar büyük bir hayal kurduklarını, o hayale ulaşmanın da haydi güç olduğunu anlarlar. 1950 ile 1960’ların kudretli vekillerinden, Antalya’nın efsane belediye başkanlarından Dr. Burhanettin Onat’ın kapısını çalarlar. Ve sonrasında konu başvekil Menderes’e aktarılır. Menderes’te, ‘Siz yapamazsınız. Hükümetimizin Antalya'ya bir armağanı olarak bir Dokuma Fabrikası yapalım’ der. 5 Ocak 1956 günü burada dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar ile dönemin Başbakanı Adnan Menderes'in birlikte katıldığı bir törenle bu fabrikanın temeli atılır. Ancak bu fabrikanın Antalya tarihinde kıymetli bir özelliği vardır. Bu fabrika Cumhuriyet tarihi Antalya’sının ilk sanayi tesisidir. Fabrika 2003 yılında kapanır, 2004 yılında Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan, bu fabrikayı dönemin Kepez Belediye başkanına burayı kültür sanat adası yapması için verir. Dönemin belediye başkanı bir gece yarısı operasyonuyla burayı Hollandalı bir firmaya o zamanlar peşkeş olarak nitelendirilen bir kararla teslim eder. Ve sonrasında da sayın başbakanımız Dokuma Fabrikası’nı koruma görevini bizlere verdi.” diye konuştu. 

Kültür ve sanat adasına dönüştü

Başkan Tütüncü, Dokuma Fabrikası için 2009'da yepyeni bir sürecin başladığını, 2014 yılına kadar geçen süreçte hukuki ihtilafların hepsini tamamladıklarını, tapuyu belediye üzerine aldıklarını ve ilçe belediyesi imkânlarıyla  kültür sanat adasına dönüştürdüklerini söyledi.

Binaları tescillettik

Dokuma Fabrikasının duvarlarına sinen hatıraların, içindeki tesislerle, etrafındaki bitki dokusuyla birlikte beraberce yaşaması için binaların hepsini tescillettiklerini belirten Tütüncü, “Ağaçların tamamını plakalandırdık. Binden fazla ağacın buraya transplantasyonunu sağladık. Botanik bahçeleri, portakal bahçeleri, 2 tane kütüphane kurduk. Birisi Akdeniz’in en zengin kütüphanesi, diğeri de Çocuk Kütüphanesi… Burada ayrıca 13 müze kurduk. İlki ise Dünyanın en zengin müzelerinden biri olan Anadolu Oyuncak Müzesi…” dedi.

Kent Müzeleri, kent bilincini artırır

Antalya’nın 25 yıllık hayalini gerçekleştirmenin 6 yıllık bir emeğin neticesi olduğunu belirten Tütüncü, “Antalya'da Kent Müzesi kurulması ile alakalı yapılan çalışmalar çok anlamlıydı. Daha önce birçok grup bu konuda çalışmalar yaptı. Ama bu çalışmaları neticeye ulaştıramadı. Nevzat Hoca ile birlikte çıktığımız bu güzel yolculukta Antalya’mıza kent müzesini kazandırdık. Bu toprakların 500.000 yıllık insanlık tarihi var. Bu müzede de Antalya’nın son 200 yılı yer alıyor. Kent Müzeleri, kent bilincini arttırmak, kent aidiyetini güçlendirmek anlamında son derece önemlidir.” diye konuştu


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2021.11.28 18:37:51
Son Düzenlenme Tarihi :