SON DAKİKA
header-ad

Tarihi medresenin kolonu bilboard oldu

Elmalı'da Ömer Paşa Camii'nin avlusunda bulunan tarihi medresenin kolonları bilboard olarak kullanılmaya başlandı

    Restorasyon çalışmaları biteli aylar olmasına rağmen, Tarihi Ömer Paşa Camii’nin avlusunda bulunan medrese gereği şekilde değerlendirilemezken, medrese odalarından bir bölümü Elmalı İlçe Müftülüğü tarafından kullanılmaya başlandı. Hac bürosu ya da sohbet odası şeklinde kullanılmaya başlanan odaların girişlerine plastikten tabelalar asılırken, tarihi medresenin kolonları ise reklam panosuna döndü. 
Tarihi medresenin, yine tarihi özelliğe sahip dış kolonlarından birine “Elmalı Müftülüğü Hac ve Umre İrtibat Bürosu” afişi asılırken, bu duruma tepki gösteren bazı vatandaşlar ise, “Öncelikle bu tarihi medresenin nasıl değerlendirileceği bir muamma. İlgililer dahil kimse birşey bilmiyor. Elmalı Müftülüğü tarafından medrese odalarından bazılarının bu şekilde kullanılmasına tamam diyebiliriz ama ortaya çıkan görsel kirliliğe karşıyız” dediler.
Tarihi medresenin bir bütün olarak değerlendirilmesi konusunda artık gereken kararın alınmasını ve kamuoyuyla paylaşılmasını isteyen sözkonusu vatandaşlar şunları söylediler:
“Adı üzerinde aslında burası medrese. Restorasyon yapılmadan önce burası kütüphane olarak kullanılıyordu. Ancak o zamanda medresenin odaları gerçek anlamda değerlendirilmiyordu. Restorasyon yapıldı, adeta kaderine terk edildi. Bu gidişle burası bir şekilde değerlendirilmeden bir kez daha restorasyon yapma gereği doğacak. Böylesine değerli tarihi eserin değerlendirilmemesi, kapılarının kilitli olması ve adeta kaderine terk edilmesi elbette bu tarihi eser üzerinde söz hakkı olanların büyük bir ayıbıdır. Umarız ilgili makamlar daha fazla gecikmeden burası için bir karar verirler” dediler.

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2018.11.24 08:05:29
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Antalya’da ot festivali düzenlenemez mi ?

Çeşme Belediyesi tarafından düzenlenen Ot Festivali için Alaçatı’ya gittim. Davet edenler yoğunluğun cumartesi ve pazar günü olduğunu, bu nedenle cuma günü ot festivalinin kurulduğu alanı daha rahat gezebileceğimi söyleyince perşembe günü yola çıktım, bir gece otelde konakladım ve cuma günü de sabah erkenden ot festivalinin düzenlendiği alanı gezdim. Cuma günü erken saatte otobüslerle gruplar halinde gelmeye başlayan kadın-erkek, yaşlı-genç-çocukları görünce “Cuma günü birde sakin olur demişlerdi” diyerek, kalabalıkla birlikte bende festival alanındaki stantları gezmeye başladım.

    400 stant kurulmuş. Stantlar ücretsiz tahsis edilmiş, tek şart ikametgahın Alaçatı’da olması. Malum ege ot’ları ile ünlü, yüzlerce çeşit ot tam bir görsel şölen sunuyor. Cibes, gelincik, şevket-i bostan, turp otu, gavur otu, radika , ısırgan otu ve onlarcası...
    Ot’lardan yapılan yemekler, ot’lu böreklerde stantları süslüyor. Çeşit çeşit reçeller, tatlılar. Damlasakızı reçeli revaçta  olan bir reçel. El yapımı sabunlar. Öyle ki eşek sütünden bile sabun stantta müşteri bekliyor.
    Belirli bir noktadan sonra el emeği, göz nuru  bebekler, takılar, çantalar, taçlar, süsler sergileniyor.
    Bir yanda festival alanını gezerken, diğer yanda Antalya’da yetişen ve yenilebilen “ot” çeşitleri ile ilgili bir çalışma yapıldı mı? diye düşünüyorum.
    Ot festivali olmayabilir ama Antalya’da tatlı, reçel, yemek festivali düzenlenemez mi ? 
    Bu nedenle Başkan Böcek’e “Keşke Alaçatı Ot festivali’ne gitseydin” diyorum. Gözlerinle o ortamı yaşasaydın. Hatta Alaçatı ziyaretini hafta sonuna  denk getirseydin bölgeye nasıl hareket geldiğine, insan sirkülasyonuna şahit olsaydın. 
    Antalya’ya gelen yabancı konuk sayısında rekor üstüne rekor kırıyoruz ama gelen turistleri Antalya çarşılarına çıkartamıyoruz. O zaman Antalya’da iç turizmede ağırlık verilmeli. Bu sayede kentin ticari yaşamına olumlu ciddi katkı sağlar. Bu nedenle Antalya’da bu tür festivaller sık aralıklarla düzenlenmeli.
  * Erkin ÖZGÜNSÜR 

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2022.04.24 10:40:45
Son Düzenlenme Tarihi :





Antalya'da; şehrin içinde saklı bir nefes alanı

Antalya’da şehir hayatının yoğunluğundan uzaklaşmak isteyenlerin ilk duraklarından biri haline gelen Dokuma Park, bugün yalnızca bir mesire alanı değil; kültür, sanat, tarih ve doğanın bir araya geldiği özel bir yaşam merkezi olarak dikkat çekiyor. Kentin merkezinde yer alan bu büyük alan, her yaştan insanın nefes alabildiği, vakit geçirebildiği ve şehirle yeniden bağ kurabildiği önemli bir noktaya dönüşmüş durumda.

Betonlaşmanın arttığı, yeşil alanların her geçen gün daha da kıymetli hale geldiği kent yaşamında Dokuma Park, Antalyalılar için adeta bir kaçış noktası sunuyor. Geniş yürüyüş yolları, dinlenme alanları, ağaçlarla çevrili yapısı ve ferah atmosferiyle burası, ziyaretçilerine şehrin karmaşasından kısa süreli de olsa uzaklaşma imkânı veriyor.

Sadece park değil, yaşayan bir kent hafızası

Dokuma Park’ı farklı kılan en önemli unsurlardan biri, geçmişi bugüne taşıyan kimliği. Bir zamanlar üretimle anılan bu alan, bugün kültürel ve sosyal yaşamın merkezlerinden biri olarak yeni bir anlam kazanmış durumda. İçerisinde yer alan müzeler, sanat alanları, kütüphaneler ve sosyal donatılar sayesinde Dokuma Park, yalnızca gezilen bir yer değil; aynı zamanda öğrenilen, keşfedilen ve hissedilen bir alan özelliği taşıyor.

Her kesimden insanı buluşturan ortak yaşam alanı

Çocuklardan gençlere, ailelerden sanatseverlere kadar çok geniş bir kesime hitap eden Dokuma Park, Antalya’nın ortak buluşma noktalarından biri haline gelmiş durumda. Sabah spor yapanlarla öğleden sonra sergi gezenler, çocuklarıyla vakit geçiren ailelerle doğayla baş başa kalmak isteyenler aynı alanda bir araya geliyor. Bu yönüyle park, yalnızca fiziksel bir alan değil; kent yaşamını bir arada tutan sosyal bir merkez olarak da öne çıkıyor.

Antalya için sıradan bir parkın ötesinde

Dokuma Park, Antalya’nın sadece bugünü için değil, geleceği için de büyük anlam taşıyan alanlardan biri olarak görülüyor. Şehrin hafızasını koruyan, kültürel yaşamı destekleyen ve insanlara nefes alabilecekleri bir ortam sunan bu özel alan, birçok kişi tarafından Antalya’nın “Central Park”ı olarak tanımlanıyor. Çünkü Dokuma Park, kentin tam kalbinde yer alırken aynı zamanda ona ruh veren ender yerlerden biri olmayı sürdürüyor. * Abdültalip GÜNGÖR

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2026.03.28 14:31:22
Son Düzenlenme Tarihi : 2026.03.28 14:39:08