31 Mart 2019’dan sonra çalıştırılacak !
Piyanonun sihirli elleri Muratpaşa’da
Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, dünyaca ünlü piyanist ve besteci Fazıl Say tarafından keşfedilen piyanist Iraz Yıldız’ı makamında kabul etti. Başkan Uysal, piyanist Yıldız’ın Antalya’nın yetiştirdiği önemli bir sanatçı olduğunu belirterek, farklı projelerde bir araya gelebileceklerini söyledi.
Çukurova Devlet Konservatuarı’ndan başlayan Akdeniz
Üniversitesi Antalya Devlet Konservatuarı'nda devam eden ve dünyaca ünlü
piyanist ve 2009’da Uluslararası Antalya Piyano Festivali’nde Fazıl Say’ın
keşfiyle hayatı değişen 24 yaşındaki piyanistIraz Yıldız, Başkan Uysal’ı
makamında ziyaret etti.
Brüksel Kraliyet Konservatuarı, Paris Ecole Normale Superieureve Rotterdam Codarts gibi dünyanın önemli müzik okullarında eğitimlerini tamamlayarak Türkiye’ye dönen başarılı piyanist Yıldız, yeni projelerini, hedeflerini Başkan Uysal’la paylaştı. Yıldız, Türkiye’de sanatla ilgilenen ve piyano konusunda dinleyici olarakdahi kendi geliştirmek isteyen önemli bir kitle bulunduğunu aktardı. Başkan Uysal, kedisinin Antalya’nın yetiştirdiği önemli sanatçılardan biri olduğunu belirterek farklı birçok projeyi gerçekleştirebileceklerini söyledi.
IRAZ YILDIZ KİMDİR?
24 yaşındaki sanatçı Iraz Yıldız, piyano çalışmalarına 6 yaşında Çağla Çoker’le başladı. 2006-2009 yılları arasında Akdeniz Üniversitesi Antalya Devlet Konservatuarı'nda Rauf Ulusoy ve YuriySayutkin'in öğrencisi oldu. 2007’de Rusya’da, 3. Gavrilin Genç Yetenekler, 2009’da Sofya’da Genç Virtüözlerve aynı yıl Mersin'de düzenlenen 1. Kamuran Gündemir Ulusal Piyano yarışmalarında mansiyon ödülü kazandı. Iraz Yıldız’ın müzik hayatında Uluslararası Antalya Piyano Festivali dönüm noktası oldu. 2009’da düzenlenen 10’uncu festivalin genç yetenekler bölümüne seçilen Yıldız, festival basın toplantısında Fazlı Say’la tanıştı. Say’ın yönlendirmesiyle Bilkent Üniversitesi’ne geçen Yıldız, 2010 yılında “Fazıl Say ve Arkadaşları” projesi kapsamında birçok konser verdi.Cihat Aşkın, Prof. Dr. Muhiddin Dürrüoğlu, Borusan Quartet gibi isimler ve orkestralarla birlikte çalışan Yıldız, Gülnara Aziz, Argun Defne ve Prof. Dr. Ersin Onay sınıflarında eğitimine devam etti.
Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2021.09.09 10:00:58
Son Düzenlenme Tarihi :
Meme kanserinde hayat kurtaran 3 altın kural: “Mamografik tarama, hekim muayenesi ve kendini muayene etme”
Yapılan araştırmalar, kadınlarda meme kanseri gelişiminde rol oynayan önemli risk faktörlerinin tanımlanmasını sağlamış durumda. Bu risk faktörlerine maruz kalan kişilerde, toplumun geri kalanındaki bireylere göre daha yüksek oranda meme kanseri gelişimi tespit ediliyor. Medline Adana Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Onur Bora Aslan, günümüzde meme kanseri hakkındaki bilgi düzeyinin her ne kadar artmış olsa da henüz arzu edilen seviyede bulunmadığını söyleyerek meme kanseri farkındalık ayı dolayısıyla bilgiler verdi.
Dr. Onur Bora Aslan, erken teşhiste çok önemli bir rol oynayan mamografik tarama, hekim muayenesi ve kendi kendini muayene etme, ihmal edilmemesi gereken 3 altın kural olduğunu belirterek, “İstatistiklere göre dünyada her yıl yaklaşık 1,7 milyon kadının meme kanserine yakalanıyor. Tüm kanser türlerinde olduğu gibi meme kanserinde de erken teşhis hastalıkla mücadelede hala en önemli faktör” dedi.
Kadınlara büyük görev düşüyor
Aslan, memede ele gelen kitlenin kanserin en önemli belirtisi olduğunu kaydederek, “Ayrıca meme başından kanlı akıntı, meme başında kaşıntılı bir lezyonun bulunması ve meme cildinde veya meme başında tereddüt de kanserin diğer önemli belirtileri arasında yer alır. Koltuk altında şişlik, memede ödem ya da yara bulunması ise hastalığın ilerlediğine işaret eder. Bu nedenle erken teşhis konusunda en büyük görev kadınlarımıza düşmektedir. Hiçbir meme yakınması olmayan kadınların 20-40 yaş arasında düzenli olarak elle kendi kendini muayene ve yıllık hekim kontrollerini aksatmamaları gerekir. 40 yaşından sonra ise elle muayeneye düzenli hekim kontrolleri ve yıllık mamografi taraması da eklenmelidir” diye konuştu.
Meme kanserinde, kadının birinci derece yakınında meme kanseri öyküsü olmasının önemli bir risk faktörü oluşturduğunu söyleyen Dr. Onur Bora Aslan, “Ancak toplumda meme kanserinin tamamen ailevi geçişli olduğu şeklinde bir yanlış algı bulunuyor. Oysa ki meme kanseri tanısı almış hastaların büyük bir kısmında aile öyküsünün olmadığını unutmamak gerekiyor. Ailevi ya da genetik geçişli meme kanserleri, tüm meme kanserlerinin sadece yüzde 15 ila 20’sini oluşturuyor” ifadelerini kullandı.
Erken teşhis başarıyı getiriyor
Belirtiler sonucu şüphe oluşması durumunda hastaya biyopsi yapıldığını ifade eden Aslan, “Kesinleşen tanıyı takiben multidisipliner yaklaşımla; cerrah, medikal onkolog ve radyasyon onkolojisi hekimi bir ekip olarak tedaviyi planlıyorlar. Bazı hastalarda ise meme kanseri belirtileri hiçbiri görülmez ve kanser yalnızca rutin kontrollerde mamografi incelemesiyle tespit edilebilir. Günümüzde erken teşhis edilen meme kanserinde tedavi kolay, başarı şansı ise yüzde 90’lara ulaşıyor” dedi.

