SON DAKİKA

Başkaya: Halil Öztürk kime ulaşır !

Ak Parti Elmalı İlçe Başkanı Mustafa Başkaya, 31 Mart yerel seçimlerinin El-malı’ya gelen ya da gelecek olan hizmetin / yatırımın hızlanması, çıkabilecek sıkıntıların giderilmesi açısından önemli olduğunu kaydetti ve bu nedenle Ümit Öztekin’in seçimi kazanmasının Elmalı’nın geleceği açısından çok çok önemli olduğunu belirtti

Ümit Öztekin’in cep telefonu ile istediği bakana,  müsteşara, istediği genel müdüre, bölge müdürüne anında ulaşmasının mümkün olduğunu kaydeden Ak Parti Elmalı İlçe Başkanı Mustafa Başkaya, varolan bir sorunun ya da devam eden bir hizmetin hızlanmasının, ortaya çıkan bir sorunun çözümlenmesinin kimi zaman açılacak bir telefonla mümkün olduğunu hatırlatarak, “Halil Öztürk’ün böyle bir şansı var mı ? Yok.  Merak ediyorum bugüne kadar hangi konuda yaşanılan bir sıkıntıyı büyükşehir meclisinde hemen sağında oturan Menderes Türel’e aktardı. Halil Öztürk, bırakın bir bakana, müsteşara, genel müdüre ya da bölge müdürüne ulaşabilmesini, belediye başkan adayı gösterilmeyince soluğa aldığı İYİ Parti’nin,  CHP’nin genel başkanına bile ulaşamaz. Hoş, genel başkanlara ulaşsa ne olacak ? Hangi yaraya merhem olacaklar” dedi.   
Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2019.03.20 09:15:44
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Demre Beymelek Mah. de 35735 m2 zeytinlik icradan satılıktır

Demre İcra Dairesince açık artırma suretiyle satışa çıkarılan Antalya İli, Demre İlçesi, Beymelek Mahallesi, Akdam Mevkiinde Zeytinlik Vasfında 35.735,50 M² Büyüklüğündeki taşınmaz 3. Sınıf Tarım Arazisidir. Taşınmazların Üzerinde 5 Parça Halinde Plastik Sera Kuruludur. Muhammen bedeli 645.042,16 TL’dir.

Basın İlan Kurumu’nun ilan portalı ilan.gov.tr’de yer alan ilana göre;
1. Satış 28/04/2021 günü 10:30 - 10:40 arası, 2. Satış : 28/05/2021 günü 10:30 - 10:40 arası’nda Demre İcra Müdürlüğü Kalemi adresinde yapılacak. Detaylar için TIKLAYINIZ 


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2021.03.16 11:26:57
Son Düzenlenme Tarihi :





Sürdürülebilir Beslenme Sağlık Veriyor ve İsrafı Önlüyor

Dünya nüfusu 2000 yılından bu yana sürekli artıyor ve 2050 yılında da büyük bir artış öngörülüyor. Türkiye'nin nüfusunun da 2050 yılında 100 milyonu aşması bekleniyor. Bu hızlı nüfus artışı, insanları besleme, su temini, enerji sağlama gibi temel ihtiyaçların karşılanması konusunda büyük zorluklara neden oluyor. Artan insan nüfusunun tükettiği enerji gerek besinlere gerekse iklimlere zarar verebiliyor. Sürdürülebilir beslenme ile nüfusun artan gıda talebi karşılanabiliyor. 
Akdeniz beslenme biçimi, Nordik diyeti, Çift piramit diyeti, vegan ve vejeteryan diyetlerle sürdürülebilir beslenme biçimleri karbon ve su ayak izini düşürmeye katkı sağlıyor. 
Memorial Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uzman Diyetisyen Aslıhan Altuntaş, sürdürülebilir beslenmenin faydalarını ve yöntemlerini anlattı.
Artan nüfus gıda talebini artırıyor
Artan insan nüfusu, gıda talebini artırmakta ve gıda endüstrisini daha verimli olmaya yönlendirmektedir. Son 10 yılda gıda endüstrisindeki yenilikler ve gelişen teknolojiler, daha fazla gıda üretimi ve sürdürülebilirlik için önemli adımlar atılmıştır. Gıda endüstrisindeki yenilikler ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımlar, artan nüfusun beslenmesini karşılamak ve çevresel etkileri azaltmak için önemli adımlardır. Ancak, daha fazla çalışma ve yatırım gerekmektedir, çünkü nüfus artışıyla birlikte gıda güvencesi ve sürdürülebilirlik konularında hala önemli zorluklar vardır. Artan insan nüfusunun iklim ve çevreye etkisi oldukça büyük bir endişe kaynağıdır. Nüfus artışı, daha fazla enerji, su ve gıda talebi demektir, bu da doğal kaynakların aşırı kullanımına ve çevresel baskılara yol açmaktadır. Bu durum ekosistem hizmetlerinin azalmasına ve doğal kaynakların tükenmesine neden olabilir.
Sürdürülebilir beslenmenin farklı çeşitleri bulunuyor
Artan insan nüfusuyla birlikte iklim değişikliği, çevresel bozulma ve kaynakların tükenmesi gibi sorunlarla mücadele etmek için sürdürülebilirlik odaklı politikalar ve çözümler gerekmektedir. Bu çözümlerden biri de sürdürülebilir beslenme çeşitleri olabilmektedir.
Sürdürülebilir beslenme çeşitleri;
Akdeniz beslenme tipi; taze gıdalar ve doymamış yağlar tüketilir. İşlenmiş ve paketli gıdaları tüketim oranı düşüktür. Ülkemiz için en uygun seçenek Akdeniz beslenme modeli olarak belirlenmiştir. Sürdürülebilir diyetlere çok kültürlü bir yaklaşım ile yerli veya yerel gıda sistemlerini anlayarak, gıdalar ve diyetlerle ilgili kültürel bilgideki çeşitliliği korumak için de fırsatlar sunabilmektedir. Aynı zamanda, yemek ve kültüre ilişkin geleneksel bilginin korunmasının önemini de gündeme getirmektedir. 
Ekolojik ayak izi bakımından beslenme modelleri incelendiğinde, Akdeniz diyetinin diğerlerine göre azot, karbon, su ve enerji ayak izinin daha küçük olması, dünyamızın sağlığına daha az olumsuz etki gösteren sürdürülebilir bir beslenme modeli olarak görülmektedir.
Nordik diyeti; İskandinav ülkeleri olan Danimarka, Finlandiya, Norveç, İzlanda, İsveç gibi ülkelerdeki geleneksel yeme biçimi Nordik diyetine dayanmaktadır. Akdeniz diyeti ile benzerlik göstermektedir. Zeytinyağı yerine kanola yağı kullanılması Akdeniz diyetinden en önemli farkıdır.
Çift piramit diyeti; klasik besin piramidinin yani Akdeniz beslenmesinin yanına besinlerin ekolojik ayak izleri sınıflandırılmaktadır. Hem bireysel hem de ekosistem açısından yeterli olacak besinleri göstermektedir.
Vegan ve Vejetaryen diyetler; kırmızı et, tavuk, balık veya peynir gibi hayvansal kaynaklı besinlerin elimine edildiği diyetlerdir.
Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) tarafından yürütülen “Live Well Plate for Low Impact Food in Europe” (LIFE) projesi’ne göre; sürdürülebilir bir diyetin 6 temel ilkesi bulunmaktadır.
- Sebze ve meyve tüketimini artırmak
- Besin çeşitliliğini sağlamak
- Et tüketimini makul seviyelere indirmek
- Gıda israfını önlemek
- Sertifikalı gıda satın almak
- Şeker, şekerli içecekler, yağ, tuz ve tuz içeriği yüksek gıdaların tüketimini azaltmak.
Meyve sebze tüketiminde her zaman mevsiminde olanları tercih etmek, mümkünse pazarlardan alışveriş yapmak önem kazanmakta.
Her gün mor, kırmızı, turuncu, sarı, koyu yeşil, açık yeşil, beyaz olmak üzere 7 farklı renkte sebze ve meyve her gün tüketilmelidir.  6 yumruk sebze ve 2 yumruk kadar meyve günlük minimum tüketim olmalıdır.
Günde 1-2 su bardağı yoğurt veya kefir, haftada 1 kez kırmızı et, haftada 1 kez balık veya haftada 1 kez tavuk ana yemek olarak tercih edilebilir. Diğer günlerde protein ihtiyacı bezelye, barbunya, nohut, kuru fasulye veya börülce gibi bitkisel proteinlerden gelebilir ve sebzeler de haftada en az 2 gün ana yemek olabilir.
Bu temel ilkeler uygulandığında karbon ayak izi düşürülmekte ve sürdürülebilir bir beslenme şekliyle hem sağlığa hem de doğaya faydalı olunabilmekte.
* MEMORİAL BASIN

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.07.16 15:42:28
Son Düzenlenme Tarihi :