SON DAKİKA
header-ad

Adanaspor’a iki yeni transfer

Trendyol 1. Lig ekiplerinden Adanaspor, kadrosunu iki yeni oyuncuyla güçlendirdi.
Turuncu-beyazlı ekipten yapılan açıklamada, "Kulübümüz, son olarak İskenderunspor’da oynayan genç stoper Hıdır Aytekin ile 3 yıllık ve en son SV Muttenz’de oynayan Shirvan Tas ile 2 yıllık sözleşme imzalamıştır. Transferlerin camiamıza hayırlı olsun" ifadelerini kullandı.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.09.15 20:32:21
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Geçmeyen omurga ağrılarınız varsa, Antalya Medstar'da çözüm de var

Günlük yaşamda travmatik ve travma dışı bir çok nedenle omurga hasara uğrayabiliyor ve bütünlüğü bozulabiliyor. Bu durumda geçmeyen omurga ağrıları ortaya çıkabiliyor. Omurga ağrılarından kurtularak hareket özgürlüğünü geri kazanabilmek için omurga vidalama ameliyatları gündeme geliyor. 
Omurga kırıkları, tümörleri, enfeksiyonlarının yanı sıra bel kayması, omurilik kanal darlığı,  deformiteler (kifoz ve skolyoz) omurga vidalamanın sık kullanıldığı hastalıklar arasında yer alıyor. Omurganın anatomik dizilimini sağlamak ve sabitlemek için yapılan ameliyatlar 20. yüzyılın başlarından bu yana gittikçe artan sayılarda yapılıyor. ,
Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Bölümü’nden Op. Dr. Selim Hacısalihoğlu, geçmeyen omurga ağrıları ve omurga vidalama ameliyatları hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı. 
AMELİYATLA SAĞLANAN HAREKETSİZLİK AĞRIYI ÖNLÜYOR
Omurga vidalama ameliyatlarında amaç; yapısı ve/veya işlevlerinde bozulma olan işlevsel segmental üniteyi sabitleme veya hareketlerini izin verilen ölçüde azaltma, yükü azaltma, hareketlerini kısıtlama veya mekanik destek sağlayarak ağrının giderilmesine yardımcı olmaktır. Omurga vidalama, omurganın herhangi bir yerindeki iki veya daha fazla kemiği birbirine bağlar. Bunları birbirine bağlamak, aralarındaki hareketi engeller. Hareketi önlemek ağrıyı önlemeye yardımcı olur. 
GÜNLÜK YAŞANTIDA DAHA AĞRISIZ HAREKETLİLİK SAĞLANIYOR
Günümüzde omurga vidalamaları çoğunlukla sırttan yapılmaktadır. Aynı seansta önden ve arkadan yapılan yaklaşımlarla da omurga cisimlerine ve omurlar arasına konan kafesler, kemik veya benzeri greftler ile vidalamayla güçlü bir stabilizasyon sağlanmaktadır. Omurga vidalama cerrahisi sonrası iyileşme süresi hastadan hastaya önemli ölçüde değişir. Hastanın günlük rutinine dönmesi ortalama üç ila altı ay sürer. Çalışmak, seyahat etmek ve hatta egzersiz yapmak ameliyat öncesine göre çok daha rahat olmaktadır.   
Çoğu hasta yaklaşık 1 yıl sonra tamamen iyileştiğini hisseder, her zamanki aktivitelerine geri döner ve hiç acı çekmez.
DOĞRU ÜRÜNLERİM TERCİHİ ÖNEM TAŞIYOR
Genellikle spinal implantlar; paslanmaz çelik ve titanyum alaşımlarından yapılmaktadır. Son yıllarda daha artan sayıda karbon alaşımları da kullanılmaya başlanmıştır. 
Teknolojik değişiklikler ve gelişmeler gün geçtikçe cerrahinin birçok alanında kullanılmak üzere yeni enstrümanlar üretmektedir. Spinal cerrahi gibi biyomekanik unsurların önemli olduğu patolojilerde yeni aletlerin kullanıma girmesi kaçınılmazdır. Patolojiye en uygun ve biyogüvenirliliği ispatlanmış ürünlerin tercihi cerrahi başarıyı ve hasta memnuniyetini doğrudan etkilemektedir.
SIRT AĞRISI VE DİSK SORUNLARINDA BÜYÜK FAYDA SAĞLIYOR
Omurga vidalama ameliyatı sırt ağrısı veya disk sorunları yaşayan hastalar için çok yardımcı olabilir. Ancak her ameliyatta olduğu gibi ameliyatın da bazı riskleri vardır. Gelişebilen komplikasyonlar arasında; vidanın uygun olmayan pozisyonda yerleştirilmesi,  enstrüman yetersizliği (vida sıyrılması, vida kırılması), metal alerjisi, damar yaralanması, toplardamar tıkanıklığı, pnömoni, omurilik zarı yırtılması, pnömotoraks ve hemotoraks, interkostal nevralji yer almaktadır. Vidalama esnasında nörolojik yaralanma oranı %0.6-%11 arasında olup kalıcı nörolojik hasar oluşması oldukça düşük bir orandır.
ÖNERİLMEYEN DURUMLAR:
- Omurga veya sistemik enfeksiyonları olanlarda
- Şiddetli osteoporoz durumunda
- Gebelikte
- Metal alerjisi olanlarda
- Ciddi mental bozukluk durumlarında
- Alkolizm veya ilaç bağımlılığında
- Vidanın emniyetli bir şekilde tutunmasını engelleyecek düzeyde doğumsal omurga anomalilerinde
- Tümör veya ameliyat yerindeki doku örtüsünün yetersiz olması durumunda bu operasyonlar yapılmamakta.
* Memorial Antalya Basın

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.08.15 11:31:45
Son Düzenlenme Tarihi :





Kalça kireçlenmesinin başlıca 3 belirtisi

Kalça kireçlenmesinde, toplumdaki yaygın inancın aksine, kalça eklemine içeriden bakıldığında çaydanlığın dibinde görüldüğü gibi bir kireçlenme tablosu görünmediğine dikkat çeken Op. Dr. Murat Baloğlu, belirtilerini şu şekilde sıraladı: "Kalça eklem hareketleri ile birlikte ağrının olması, kasığa..

Kalça kireçlenmesinde, toplumdaki yaygın inancın aksine, kalça eklemine içeriden bakıldığında çaydanlığın dibinde görüldüğü gibi bir kireçlenme tablosu görünmediğine dikkat çeken Op. Dr. Murat Baloğlu, belirtilerini şu şekilde sıraladı: "Kalça eklem hareketleri ile birlikte ağrının olması, kasığa vuran ağrı, sağdan sola dönerken, oturup kalkarken özellikle kalçada hissedilen ve bacağa yayılan ağrı."
Kalça kireçlenmesinde, toplumdaki yaygın inancın aksine, kalça eklemine içeriden bakıldığında çaydanlığın dibinde görüldüğü gibi bir kireçlenme tablosu görülmüyor. Kireçlenmelerde her iki yüzeyin arasında bulunan kıkırdak aşınarak, iki kemiğin birbirine sürtmesine neden oluyor. Kalça ekleminde de iki kemiğin birbirine uzun süreli sürtüşü sonucunda koksartroz yani halk dilinde kalça kireçlenmesi meydana geliyor. Kalça kireçlenmesine erken müdahale edildiğinde cerrahiye gerek kalmadan tedavi planlanabiliyor. İleri evrede cerrahi kaçınılmaz oluyor ama günümüzde kullanılan seramik protezler ile başarılı sonuçlar elde diliyor. Memorial Antalya Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Op. Dr. Murat Baloğlu, kalça kireçlenmesi hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı.

"Travma olan gençlerde de görülebilir"
Kalça kireçlenmesi kalçada özellikle femur başı diye adlandırılan topuz kısımda, kıkırdakta aşınma veya yıpranmanın neden olduğu bir durum olarak tarif eden Op. Dr. Murat Baloğlu, “Kalça eklemi, yapısı nedeniyle beslenmesi diğer eklemlerin beslenmesinden daha azdır. Bu bölgeye kan akışı diğer eklemlerdeki gibi olmamaktadır. Dolayısıyla ilk sorunlar kalça ekleminde görülebilir. Kalça kireçlenmesi genellikle dizde kireçlenme görülen veya belinde bir rahatsızlık olan hastalarda görülür. Kalça kireçlenmesiyle eğer genç yaşlarda bir travma söz konusu değilse, 55-60 yaşından sonra karşılaşılır” sözlerine yer verdi.

"Ancak ileriki dönem hastalarda başvurulan tek yöntem cerrahidir"
Op. Dr. Murat Baloğlu, kalça kireçlenmesinin özellikle şu kişiler ve durumlarda görüldüğünü açıkladı: “Belde ve dizde sorunu olan kişilerde, ileri yaşta, doğuştan kalça çıkığı olanlarda, kalça ekleminde problem olan hastalarda, uzun süre steroid kullananlarda, erken dönemde destek tedaviler fayda sağlıyor. Kalça kireçlenmesinde dinlenirken ağrının olması ve yürürken ağrının artması önemli belirtilerdir. Kalça kireçlenmesinde genelde hastalar ilaç tedavisi ve fizik tedaviye başvururlar. Erken dönemde fark edilen kalça kireçlenmesinde kök hücre tedavisi, PRP, kolajen ve diğer destek tedavilerden fayda sağlanır. Ancak ileriki dönem hastalarda başvurulan tek yöntem cerrahidir. Cerrahide kalça protezi yapılır.”
Op. Dr. Murat Baloğlu, kalça kireçlenmesinin belirtilerini ise şu şekilde sıraladı: “Kalça eklem hareketleri ile birlikte ağrının olması, kasığa vuran ağrı, sağdan sola dönerken, oturup kalkarken özellikle kalçada hissedilen ve bacağa yayılan ağrı”

“Kalça protezi ameliyatından sonra özellikle hastanın yürümesi sağlanır”
Kalça protezi ameliyatının hareket özgürlüğü sağladığına dikkat çeken Op. Dr. Murat Baloğlu, “Kalça ekleminin yüzde 50’sinden daha azını tutan bir problem varsa o zaman kurtarıcı ameliyatlara başvurulur. Kurtarıcı tedaviler olarak yüzey artroplastisi ya da kıkırdak/kemik nakli uygulanır. Kalça protezi cerrahisi gerekliyse hastaya ergonomi sağlayan seramik protezler tercih edilir. Bunlar aşınması daha az olan protezlerdir. Kalça protezi ameliyatından sonra hasta hastanede 3 gün yatış yapmakta ve 3. günün sonunda yürüyerek gidebilmektedir. Kalça protezi ameliyatından sonra özellikle hastanın yürümesi sağlanır. 1 buçuk 2 ay sonrasında ise hasta günlük yaşantısına bir kısıtlama olmadan dönebilmektedir. Ameliyattan sonra da hastanın kilo kontrolü, fizik tedavi ve uygun spor ile gerekli kasların güçlendirilmesi çok önemlidir” dedi.

“Protez hiç yokmuş gibi”
Ameliyattan sonra hastaya bir yaşam tarzı belirlendiğini sözlerine ekleyen Op. Dr. Murat Baloğlu, “Tuvalet eğitimi dahil, hastanın oturuş kalkışının nasıl olmasının gerektiği öğretilir. 3 aya kadar doktorun önerdiği şekilde hareket etmesi istenir. Ancak 3 aydan sonra hastaya pek bir kısıtlama yapılmamaktadır. Özellikle kas düzeyi iyi olan ve genç hasta gruplarında kalça protezi yüz güldürücü bir ameliyattır. Protez hiç yokmuş gibi hastalar hayatlarına devam edebilmektedirler” ifadelerine yer verdi.

“Ameliyattan sonra tüm vücudu güçlendirici sporlara yönelin”
Kalça protezi ameliyatından sonra sadece kalça eklemini korumanın yeterli olmadığını belirten Op. Dr. Murat Baloğlu, uyarılarını şöyle sıraladı: “Aynı zamanda bel ve dizi de koruyacak egzersizlere yönelmek gerekir. Ayrıca vücuttaki kasları da güçlendirmek çok önemlidir. Kalça eklemini ilgilendiren bütün egzersizlerde bel güçlenmezse olmaz. Dolayısıyla yüzme, aletli pilates gibi tüm bedeni çalıştıran, belli bir bölgeye ağırlık yüklemeyen ve kas güçlenmesini sağlayan sporlar yapılmalıdır. 25 derece ile bisiklet sürmek (ayakların ucu ucuna pedala yetiştiği) de faydalı olmaktadır.”
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.09.12 14:54:24
Son Düzenlenme Tarihi :