SON DAKİKA
header-ad

Anamur’daki hortum evleri savaş alanına çevirdi

Mersin’in Anamur ilçesinde dün sabah saatlerinde meydana gelen 13 kişinin yaralandığı ve yaklaşık 2 bin dönüm seranın zarar gördüğü hortum felaketi evleri de vurdu. Akarca Mahallesi Oğuz Apartmanında bulunan bazı evler, savaş alanına dönerken, vatandaşlar can kayıpları olmadığı için mutlu olduklarını ancak büyük maddi hasar yaşadıklarını anlattı.
Mersin’in Anamur ilçesinde fırtına ile birlikte ortaya çıkan hortum, ilçeye bağlı Sultan Alaaddin, Akarca ve Ören mahallelerinde seraları yıktı, çatıları uçurdu, bir iş yerini yıktı, bir tırı devirdi, bir hafif ticari aracı da ters döndürdü. 13 kişinin hafif şekilde yaralandığı felakette, yaklaşık 2 bin dönüm seranın zarar gördüğü öğrenildi. Bugün Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü ile Anamur Belediyesi ekipleri tarafından zarar gören evlerde hasar tespit çalışmaları başlatıldı. Akarca Mahallesi Oğuz Apartmanı sakinleriyle bir araya gelen Anamur Belediye Başkanı Hidayet Kılınç, vatandaşlara geçmiş olsun dileklerinde bulunarak, gereken her şeyi yapacaklarını kaydetti.

"Hasar tespit çalışmaları başladı"
Olayla ilgili açıklamalarda bulunan Kılınç, "Gelmiş geçmiş en büyük hortum felaketini yaşadık. 2 bin dönüme yakın muz seramız, 25-30 civarında evde hasar meydana geldi. Bugün de Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğündeki arkadaşlarımıza resmi tespiti yaptıracağız hem de mal müdürlüğündeki ekiplerimiz geldi. Onlar zarar ziyan tespiti yaptıktan sonra ilgili yetkililere bildirip, yardım noktasında neler yapılabilir, Cumhurbaşkanımızın dün de söz verdiği gibi yardım noktasında gerekli çalışmaları yapmaktayız. Dün zaten belediye olarak, ön tespit yapmıştık bir hazırlık noktasında. Devletimiz büyüktür, vatandaşlarımızın yaralarını saracak inşallah" dedi.

"Kapıları söküp arka tarafa atmış"
Evi zarar gören vatandaşlardan Hüsamettin Zeybek, "Ben işteyken eşim aradı evde hortum oldu diye. Koşarak geldim ve görecek bir şey yoktu. Çocuklarımda herhangi bir hasar yok sadece maddi hasarımız vardı. Buna da şükür. Gördüğünüz gibi evimizde kapı, penceremiz kırılmış, eşyalar bir birine girmiş. Başka da yapacağımız bir şey yok. Allah’tan geldi diyoruz. Hortum ön taraftan basınç yapmış, muhtemelen tüm kapıları sökerek, arka taraftan çıkartma yapmış. İlk önceki hali bundan daha beterdi. Çocuklar basınçtan etkilenmişler çekyatın üzerine yatmışlar. Anneleri de çocuklara zarar gelmesin diye üstüne yatmış öyle kurtulmuşlar" ifadelerini kullandı.

"Telefon direğine sarıldım"
Evi zarar gören Halil Yıldırım ise hortum esnasında serada dut topladığını belirterek, "Seradan kaçtım buraya geldim, üstümü değişmek için gelecek hali yok. Bu şekilde işte gördüğünüz gibi. Can zayiatımız yok. Ama işte maddi hasar var. Göründüğü gibi her şey. Serada çatırtılar oldu. Hanıma hemen ’sera göçüyor, atından çıkalım’ dedim. Yağmur, kovadan boşalır gibi yağıyordu. Dışarıya çıktık, telefon direğine sarıldım. Yandaki seralar göçtü benim serada az hasar var. Arabanın birisini ters çevirdi attı. Başka bir komşunun ağaç merdiven düştü. Üstümüzü değişeceğiz diye döndük geldik. Burası da böyle" şeklinde konuştu.
Öte yandan, ilçede zarar gören elektrik direkleri yetkililer tarafından onarılıyor.

Kaynak : İHA
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.05.07 15:23:58
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Her 8 günde 1, 48 yılda 2 bin eser ortaya çıkardı

Antalyalı sanatçı Salih Yön, resim öğretmenliği görevinden emekliliğine bir yıl kala istifa ederek kendisini sanata adadı. Salih Yön, 48 yıllık sanat hayatında bugüne kadar 2 binden fazla eser yaptı.
Muratpaşa ilçesinde yaşayan Sanatçı Salih Yön, sanat yaşamına 48 yıl önce resim defterine yaptığı çalışmalar ile başladı. Uzun bir süre Amasya’da resim öğretmenliği görevini yerine getiren Yön, emekliliğine 1 yıl kala istifa etti. Sanat yaşamıma 1975-1976 öğretim yılında ilkokul çağlarında resim defterime yapmış olduğum resim ile başlayan Yön, 48 yıllık kesintisiz bir sanat yaşamı oldu.

“Sanatı tercih ettim”
İşinden istifa ederek sanatı tercih ettiğini söyleyen Yön, “Kendi özgür irademle sanatta yol alabileceğim, kendimi ifade edebileceğim şekilde sanatı tercih ettim ve uzun bir süredir sanat yolculuğum hiç kesintisiz devam etti. Tabi ki sanat yolculuğumun yanı sıra bunun içinde profesyonel olarak sanat yapmamın dışında koleksiyonerlik de yapmaya başladım. Ayrıca yaklaşık 20 yıldan uzun bir süredir biriktirdiğim etnografik eserler ile de müzecilik alanına girdim. Müzecilik alanında şuanda belki de Antalya bölgesinde en büyük çeşitliliğe sahip etnografik eserler koleksiyonuna sahip oldum. Bu çabamda nihayetinde hem resim müzesi, hem etnografya müzesi, sanat galerisi ve sanat atölyesi ile bir kompleks olarak toplumla buluşturmak çabası içerisinde çalışmalarıma devam ediyorum” dedi.

“Çok sayıda sergi açtı”
48 yıllık sanat serüveninin olduğunu anlatan Yön, “48 yıllık kesintisiz süren sanat yaşamımda şimdiye kadar 38 kişisel sergi açtım. 200’den fazlada karma sergilere iştirak ettim. Ayrıca bulunduğum kentte 8 yıl boyunca ulusal sanatçı buluşmalarına, 4 yıl uluslararası sanat çalıştayları ve diğer sanat birliktelikleri gerçekleştirdim” ifadelerine yer verdi.

“2 binden fazla eser ortaya koydum”
Sanat hayatında yaklaşık 2 bin eser ortaya koyduğunu söyleyen Yön, “Yaklaşık yarım asırdır devam eden bu kadarlık süre içerisindeki sanat çalışmalarımda şu ana kadar 2 binden fazla eser ortaya koydum. Eserlerimin büyük bir ekseriyatı koleksiyonerlerin elinde koleksiyon olarak tutulmaktadır. Sanat yaşamımdaki şu anda geldiğim noktada resimlerime bakıldığı zaman sadece sarı resim gören insanlarda olmaktadır. Tabi ki resmin gerçekten incelendiğinde o resimlerin tamamen sarı ton olmadığını ana rengin sarı olup, sarının tonlarıyla oluşturulmuş kırmızının, mavinin yeşilin ve sarının her türlü rengin belirli bir armonik bir yapı içerisinde yapıldığını, bir süzgeçten geçirildikten sonra daha doğrusu benim yüreğimin duygu süzgecinden geçtikten sonra bu şekilde çıkmaktadır. Tabi ki bu ilkokuldan bu tarafa, 48 yıldır yaptığım çalışmalar en başından beri bu şekilde olmadı. Belirli bir çalışmadan sonra insan belirli bir sanat felsefesine ve belirli bir olgunluğa ulaştığı noktada artık kendi DNA’sında mevcut olan bilgilere ulaşıyor. O ulaştığı bilgiler neticesinde kendi duygu süzgecinden geçirdikten sonra ortaya çıkan sanat eseri oluyor. Değilse herhangi bir şeyi zaten boyadığınız noktada resim olur” dedi.

“Ayak bastığım noktaları tuallerime aktarıyorum”
Yön, konuşmasına şöyle devam etti: “Yapmış olduğum çalışmaları geçtiğim, gördüğüm, ayak bastığım, oradaki yaşanmışları teneffüs ettiğim ve hissettiğim noktada tuallerime aktarıyorum. Tabi ki bunun birkaç yöntemi var. Benim için önemli olan gidip orada küçük bir eskize sadece kompozisyon çıkarmaktır. Değilse onun rengi, yeşili mavisi değil. Çünkü benim duygu süzgecimden çıkacak renkler farklı. Gittiğim yerde fotoğraflama yapıyorum. Daha sonra Atölyede önce kafamda tasarlama yapıyorum. Kafamda eğer yapmamışsam, tualin başına oturmuşsam o resim bitmez. Önce kafamda tasarladığım noktada yarısını bitirmiş oluyorum. Tualin başına oturduğum noktada ise günün çalışma biçimine göre gelen giden misafirlerim olmazsa tuale başladığım aynı gün bitiriyorum. Misafirlerim gelirse 2-3 günde tamamlıyorum."

“Sanat benim yaşam biçimim”
Sanatı bir yaşam biçimi ve yaşadığı yeri sanat adına yaşanır hale getirmek felsefesini edindiğini söyleyen Yön, “Sanat benim bir yaşam biçimim. Çünkü sanatın bir bireye kattığı değerleri çok iyi bilen insanım. Sanat özünde sevgiyi, hoşgörüyü ve barışı barındırır. Çünkü evren frekanslarla işliyor. Her bir rengin frekansı var. Her bir duygunun frekansı var. Dolayısı ile kötü düşünen bir insan kötü duygu sahibi olur. Kötü duygu sahibi olan bir insan kötü hareket eder ve sonuçta kötü olur. Ama sanat her zaman söylediğim gibi topluma kazandırılması, bireylerin bu işin içine dahil olması ve toplumun barış ve huzur içinde yaşaması için en gerekli olan şeyler içinde olduğunu çok iyi bilen biriyim. Sanat insanı ve bireyleri farklı kılar. Farklı bilgili bireyler olarak toplumda yer almalarını sağlar. Diğer bireylerden farklı olmasını sağlar. Bundan sonra benim yapacağım tek şey bu güne kadar olduğu gibi sanata adanmış bir hayat olacak. Hayatımın sonuna kadar son nefesime kadar sanatla yaşıyor olacağım” açıklamasına yer verdi.

Kaynak : İHA
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.04.16 10:56:05
Son Düzenlenme Tarihi :





Tarihi caminin minaresi tarihi mezarların üzerine yıkıldı

Kahramanmaraş’ta depremlerde ağır hasar gören tarihi Bey Camii’nin minaresi, tarihi mezarların üzerine devrildi. Mahalle halkı, mezarların üzerinde bulunan enkazın bir an önce kaldırılmasını istedi.
İki büyük depremle sarsılan Kahramanmaraş’ta Vakıf Kültür Varlıklarına bağlı 39’u cami 42 tarihi yapı hasar gördü. Tarihi camilerin yoğun olduğu ilde merkez Dulkadiroğlu ilçesi Sakarya Mahallesi’nde bulunan tarihi Bey Camii de hasar gördü. 1892 yılında yaptırılan Bey Camii’nin minaresi hemen yanında bulunan tarihi kabirlerin üzerine yıkıldı. Minare enkazının bulunduğu mezarlık mahalle halkını üzerken, vatandaşlar enkazın bir an önce kaldırılmasını istedi.
Mahalle sakinlerinden Mustafa Kutlu, “1800’lü yıllara ait bu tarihi eserin ne yazık ki asrın felaketi olan depremden dolayı minaresi yıkıldı ve depremden sonra camiyi yaptıran zatların yattığı mezarların içerisine düştü minare taşları. Depremin üzerinden 6 ayı aşkın süre geçti ve bir türlü el atılmadı. Biz mahalleli olarak üzülüyoruz ve bir an önce kaldırılmasını talep ediyoruz” dedi.
Mahalleli sakini Demir ise, “Bey Camie’nin minaresi mezarlıkların üstüne yıkıldı. Depremin üzerinden uzun süre geçmesine rağmen enkazın kaldırılmasında herhangi bir ilerleme yok. Buranın en kısa sürede ayağa kalkmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.08.31 17:48:57
Son Düzenlenme Tarihi :