Türkiye'nin güney kıyısında yer alan Antalya'nın denizi, berrak suları, güzel kumsalları ve canlı deniz yaşamı ile tanınan popüler bir turizm merkezidir. Bununla birlikte, son yıllarda deniz, hem yerel halk hem de turistler arasında endişe yaratan kirpi balığı olarak da bilinen balon balığı istilası yaşıyor.
Balon balığı, su veya havayı yutarak vücutlarını şişirebilen, potansiyel yırtıcılara daha büyük ve daha korkutucu görünmelerini sağlayan bir balık türüdür. Balon balığı tipik olarak insanlara karşı saldırgan olmasa da, bazı türlerin tetrodotoksin olarak bilinen ölümcül bir zehir içermesiyle oldukça zehirli oldukları bilinmektedir.
Antalya denizinde balon balığı istilası 2018 yılında başladı ve o zamandan bu yana yayılmaya devam ediyor. Yerel balıkçılar ağlarında giderek artan sayıda balon balığı yakaladıklarını ve sahile gidenler kıyıya vuran balıkların görüldüğünü bildirdiler.
Balon balığı istilasının nedeni henüz net değil, ancak uzmanlar bunun su sıcaklığındaki değişiklikler, doğal avcıların aşırı avlanması ve yerli olmayan türlerin ekosisteme girmesi gibi faktörlerin bir kombinasyonundan kaynaklanabileceğini düşünüyor.
Balon balığı istilası, yerli halk ve turistler arasında endişe yaratırken, bilimsel araştırma için de bir fırsat sundu. Deniz biyologları ve araştırmacıları, nedenlerini ve ekosistem üzerindeki potansiyel etkilerini daha iyi anlamak için Antalya denizindeki balon balığı istilasını inceliyorlar.
Bu arada yerel makamlar, sahile gidenleri ve balıkçıları balon balığına dokunmamaları ve balıkla veya zehiriyle temas etmeleri halinde derhal tıbbi yardım almaları konusunda uyardı. Türkiye Tarım ve Orman Bakanlığı da balon balığının tehlikeleri hakkında farkındalık yaratmak ve sorumlu balıkçılık uygulamalarını teşvik etmek için bir kampanya başlattı.
Antalya denizindeki balon balığı istilası, deniz ekosistemlerinin hassas dengesini ve onları korumanın önemini hatırlatıyor. Bilim adamları istilayı ve etkilerini incelemeye devam ettikçe, bireylerin ve toplulukların çevre üzerindeki etkilerinin sorumluluğunu alması ve deniz yaşamının sağlığını ve esenliğini destekleyen sürdürülebilir uygulamalar için çalışması önemlidir.
Kaynak : Haber Merkezi
Öğretmene darp olayına konu olan veli ve öğrenci konuştu:
Kahramanmaraş’ta bir öğretmenin okul önünde darp edildiği olaya konu olan kadın veli ve çocuğu yaşanan olayı anlattı.
Kahramanmaraş’ın merkez Onikişubat ilçesinde bulunan Mimar Sinan İlkokulu’nda görev yapan 54 yaşındaki Sınıf Öğretmeni Ferhat Pakdil, iddiaya göre okulda yaramazlık yapan bir öğrenciyi uyardı. Duruma tepki gösteren aile, öğretmenle konuşmak için okul önüne gitti ve okul önünde veliler ve öğretmen arasında arbede yaşandı. Olayda, bileği kırılan ve başından yaralanan öğretmen, karı koca veli hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Olay sonrası, öğretmeni darp eden erkek veli A.A., mahkeme tarafından tutuklu yargılanmak üzere cezaevine gönderildi.
“Bir yanağından tutmuş, diğer yanağına tokat atmış”
Darp olayı sonrası tutuklanan A.A.’nın eşi Betül Arabacı, yaşanan olayı anlattı. Arabacı, öğretmenin kızına tokat attığını iddia ederek, “Bu hafta Pazartesi günü kızım okuldaydı. Üçüncü ders teneffüsünde 2 çocuk koridorda koşuyor. Ferhat Bey de çocukları görüyor, çocuklar da çığlık atarak sınıfa koşuyor. Öğretmen de sınıfa çocuklarının arkasından giriyor. Hangi çocuğun bağırdığını bilemiyor ve benim çocuğumun bir yanağından tutmuş, diğer yanağına tokat atmış. Bu olayın ardından da ağlayınca öğretmen alıyor, rehberlik servisine götürüyor. Birbirlerinden özür diletiyor ve daha sonra diyorlar ki, ‘eğer bu meseleyi ailene anlatırsan Ferhat öğretmenin daha çok sinirlenir, sakın söyleme bu aramızda sır olarak kalacak’ deniliyor. Çocuğu okula almaya geldiğimde çocuğumun yanağında kızarıklık vardı. Bu durumu sorduğumuzda kızım ‘Terledim elimi yanağıma götürünce iz oldu’ dedi. Biz eve geldikten sonra bu durumu ağlayarak ablasına anlatmış. Ertesi gün oldu, eşim ile birlikte okula giderek Ferhat Bey’in gelmesini bekledik gelsin konuşalım diye. ‘Ne hakla vuruyorsunuz? Bu nasıl olur?’ dedim. Orada sinkaflı kelime kullandı ve ben de sinirlerime hakim olamadım. Okul müdürü polise, ‘Bizim bundan haberimiz vardı ama kendi aramızda anlaştığımızı düşündük’ dedi. Şimdi, 54 yaşındaki bir öğretmenle 8 yaşındaki bir öğrenci neyi, nasıl anlaşır” dedi.
“Hiç kimse doğruları söylemiyor”
Darp olayından dolayı pişman olduklarını ifade eden ve yapılan durumu savunmadıklarını söyleyen Arabacı, “8 yaşındaki bir çocuğa vurulur mu ya? Bu hangi eğitimde, hangi dinde ve hangi ahlakta var? Bizim yaptığımız tamamen yanlış, ben bunu savunmuyorum ama küfür edince öfkeme hakim olamadım. Zaten her ay kemoterapi alıyorum, çocuğum zaten benden ayrı büyüyor. Eşim bu zamana kadar 17 yıl uzman çavuş olarak bu ülkeye hizmet vermiş birisi. Mahkeme eşime tutuklama, bana da denetimli serbestlik verdi. Şimdi ben kızımı başka okula veremiyorum. İsmimiz her yerde yayıldığı için okullara gidemiyorum, çocuğum da hiçbir okula gitmek istemiyor. Yaptığımı asla savunmuyorum, şu anda çok pişmanım. Ama onu da bir araştırın, daha önce velilerle ne yaşanmış. Olay sonrası kızımın sınıf öğretmenini aradım. Öğretmenine sordum ‘Neden haberim olmuyor’ dedim. ‘Biz Ferhat Bey’i defalarca uyardık, kendisi şeker hastası bu olayların buraya geleceğini biliyordum’ dedi. Ama şu anda bunların hiçbiri yokmuş gibi davranılıyor, hiç kimse doğruları söylemiyor” diye konuştu.
“Başka okula gitmek istemiyorum”
Okulda yaşanan olayı anlatan 8 yaşındaki öğrenci Melek Arabacı, “Okula gitmek istemiyorum, Ferhat öğretmenim bana yine vurur. Ben sınıftayken iki tane çocuk koştu, onlar çığlık atarken sınıfa kaçtı. İki arkadaşım çığlık atınca öğretmen ben sandı, bana geldi vurdu. Bir de beni rehberlik öğretmenine götürmeden önce yanağımın içi biraz kanadı. Rehber öğretmenine götürdüler. Rehber öğretmen, ‘sakın anne ve babana deme, Ferhan Hoca daha çok sinirlenir’ dedi. Akşam anneme söylemedim, ablama söyledim. Ablam da beni ikna etti anne ve babama söylettirdi. Annem de öğretmenimi aradı. Başka okula da gitmek istemiyorum çünkü herkes beni kötü görüyor. Babam zaten yeni geldi evimize geri gelmesini istiyorum” ifadelerini kullandı.
Öğrencilerin ifadeleri de ortaya çıktı
Yaşanan olay sonrası pedagog eşliğinde ifadeleri alınan iki öğrencinin ifadeleri de ortaya çıktı. Mimar Sinan İlkokulu’nda öğrenim gören bir öğrencinin ifadesinde şu cümlelere yer verildi:
“Olay günü sınıfın giriş kapısında Y. isimli sınıf arkadaşım gürültü yapıyordu. Ferhat öğretmenimiz nöbetçi öğretmendi. Gürültü olunca bizim bulunduğumuz sınıfa geldi. Arka sırada oturan Meleğin yanağına tokat attı. Oysa gürültüyü Y. yapmıştı. Hep beraber rehber öğretmenin odasının oraya gittik. Ferhat öğretmenden özür diledik. O da bizden özür diledi. Ancak Melek ağlayarak bu konuyu ailesine söyleyeceğini bildirerek oradan ayrıldı.”
Bir diğer öğrenci ifadesinde ise, “Olay günü sınıf içerisinde yüksek sesle oyun oynuyorduk. Bu esnada Ferhat Öğretmen nöbetçi öğretmen olarak sınıfa girdi. Arkadaşım olan Melek’in yanağını sıktı ve yanağına bir tane tokat attı. Daha sonra rehber öğretmenin yanına gittik hep beraber biz yaptığımız gürültüden dolayı öğretmenimizden özür diledik ancak Melek sessiz kaldı” diye konuştu.
Kahramanmaraş’ın merkez Onikişubat ilçesinde bulunan Mimar Sinan İlkokulu’nda görev yapan 54 yaşındaki Sınıf Öğretmeni Ferhat Pakdil, iddiaya göre okulda yaramazlık yapan bir öğrenciyi uyardı. Duruma tepki gösteren aile, öğretmenle konuşmak için okul önüne gitti ve okul önünde veliler ve öğretmen arasında arbede yaşandı. Olayda, bileği kırılan ve başından yaralanan öğretmen, karı koca veli hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Olay sonrası, öğretmeni darp eden erkek veli A.A., mahkeme tarafından tutuklu yargılanmak üzere cezaevine gönderildi.
“Bir yanağından tutmuş, diğer yanağına tokat atmış”
Darp olayı sonrası tutuklanan A.A.’nın eşi Betül Arabacı, yaşanan olayı anlattı. Arabacı, öğretmenin kızına tokat attığını iddia ederek, “Bu hafta Pazartesi günü kızım okuldaydı. Üçüncü ders teneffüsünde 2 çocuk koridorda koşuyor. Ferhat Bey de çocukları görüyor, çocuklar da çığlık atarak sınıfa koşuyor. Öğretmen de sınıfa çocuklarının arkasından giriyor. Hangi çocuğun bağırdığını bilemiyor ve benim çocuğumun bir yanağından tutmuş, diğer yanağına tokat atmış. Bu olayın ardından da ağlayınca öğretmen alıyor, rehberlik servisine götürüyor. Birbirlerinden özür diletiyor ve daha sonra diyorlar ki, ‘eğer bu meseleyi ailene anlatırsan Ferhat öğretmenin daha çok sinirlenir, sakın söyleme bu aramızda sır olarak kalacak’ deniliyor. Çocuğu okula almaya geldiğimde çocuğumun yanağında kızarıklık vardı. Bu durumu sorduğumuzda kızım ‘Terledim elimi yanağıma götürünce iz oldu’ dedi. Biz eve geldikten sonra bu durumu ağlayarak ablasına anlatmış. Ertesi gün oldu, eşim ile birlikte okula giderek Ferhat Bey’in gelmesini bekledik gelsin konuşalım diye. ‘Ne hakla vuruyorsunuz? Bu nasıl olur?’ dedim. Orada sinkaflı kelime kullandı ve ben de sinirlerime hakim olamadım. Okul müdürü polise, ‘Bizim bundan haberimiz vardı ama kendi aramızda anlaştığımızı düşündük’ dedi. Şimdi, 54 yaşındaki bir öğretmenle 8 yaşındaki bir öğrenci neyi, nasıl anlaşır” dedi.
“Hiç kimse doğruları söylemiyor”
Darp olayından dolayı pişman olduklarını ifade eden ve yapılan durumu savunmadıklarını söyleyen Arabacı, “8 yaşındaki bir çocuğa vurulur mu ya? Bu hangi eğitimde, hangi dinde ve hangi ahlakta var? Bizim yaptığımız tamamen yanlış, ben bunu savunmuyorum ama küfür edince öfkeme hakim olamadım. Zaten her ay kemoterapi alıyorum, çocuğum zaten benden ayrı büyüyor. Eşim bu zamana kadar 17 yıl uzman çavuş olarak bu ülkeye hizmet vermiş birisi. Mahkeme eşime tutuklama, bana da denetimli serbestlik verdi. Şimdi ben kızımı başka okula veremiyorum. İsmimiz her yerde yayıldığı için okullara gidemiyorum, çocuğum da hiçbir okula gitmek istemiyor. Yaptığımı asla savunmuyorum, şu anda çok pişmanım. Ama onu da bir araştırın, daha önce velilerle ne yaşanmış. Olay sonrası kızımın sınıf öğretmenini aradım. Öğretmenine sordum ‘Neden haberim olmuyor’ dedim. ‘Biz Ferhat Bey’i defalarca uyardık, kendisi şeker hastası bu olayların buraya geleceğini biliyordum’ dedi. Ama şu anda bunların hiçbiri yokmuş gibi davranılıyor, hiç kimse doğruları söylemiyor” diye konuştu.
“Başka okula gitmek istemiyorum”
Okulda yaşanan olayı anlatan 8 yaşındaki öğrenci Melek Arabacı, “Okula gitmek istemiyorum, Ferhat öğretmenim bana yine vurur. Ben sınıftayken iki tane çocuk koştu, onlar çığlık atarken sınıfa kaçtı. İki arkadaşım çığlık atınca öğretmen ben sandı, bana geldi vurdu. Bir de beni rehberlik öğretmenine götürmeden önce yanağımın içi biraz kanadı. Rehber öğretmenine götürdüler. Rehber öğretmen, ‘sakın anne ve babana deme, Ferhan Hoca daha çok sinirlenir’ dedi. Akşam anneme söylemedim, ablama söyledim. Ablam da beni ikna etti anne ve babama söylettirdi. Annem de öğretmenimi aradı. Başka okula da gitmek istemiyorum çünkü herkes beni kötü görüyor. Babam zaten yeni geldi evimize geri gelmesini istiyorum” ifadelerini kullandı.
Öğrencilerin ifadeleri de ortaya çıktı
Yaşanan olay sonrası pedagog eşliğinde ifadeleri alınan iki öğrencinin ifadeleri de ortaya çıktı. Mimar Sinan İlkokulu’nda öğrenim gören bir öğrencinin ifadesinde şu cümlelere yer verildi:
“Olay günü sınıfın giriş kapısında Y. isimli sınıf arkadaşım gürültü yapıyordu. Ferhat öğretmenimiz nöbetçi öğretmendi. Gürültü olunca bizim bulunduğumuz sınıfa geldi. Arka sırada oturan Meleğin yanağına tokat attı. Oysa gürültüyü Y. yapmıştı. Hep beraber rehber öğretmenin odasının oraya gittik. Ferhat öğretmenden özür diledik. O da bizden özür diledi. Ancak Melek ağlayarak bu konuyu ailesine söyleyeceğini bildirerek oradan ayrıldı.”
Bir diğer öğrenci ifadesinde ise, “Olay günü sınıf içerisinde yüksek sesle oyun oynuyorduk. Bu esnada Ferhat Öğretmen nöbetçi öğretmen olarak sınıfa girdi. Arkadaşım olan Melek’in yanağını sıktı ve yanağına bir tane tokat attı. Daha sonra rehber öğretmenin yanına gittik hep beraber biz yaptığımız gürültüden dolayı öğretmenimizden özür diledik ancak Melek sessiz kaldı” diye konuştu.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.10.07 20:02:09
Son Düzenlenme Tarihi :
Elmalı'da İstiklal Marşı'nın Kabulünün 100. yılı coşkusu
Saygı duruşu ve İstiklal marşının okunmasıyla açılan ‘İstiklal marşının kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u anma töreni, okul müdürü Alican Kurt’un konuşması ile devam etti. İstiklal Marşı ve Bayrak temalı şiirlerin okunmasının ardından Mehmet Akif Ersoy’un hayatından kesitlerin yer aldığı ve İstiklal Marşı’nın yazılma sürecini anlatan videonun izletildiği programda ilçe genelinde düzenlenen yarışmalarda dereceye giren öğrencilerin ödülleri de verildi.
Resim dalında ilçe üçüncüsü Yuva İlkokulu öğrencisi Azra Doğan, şiir dalında ilçe üçüncüsü olan Osman Nuri Çınar Ortaokulu öğrencisi Elif Bera Öztürk ve Kompozisyon dalında ilçe üçüncüsü olan Elmalı Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencisi Mahmut Değer’e Elmalı Cumhuriyet Başsavcısı Turgay Osman Taş tarafından ödülleri takdim edildi.
Resim dalında ilçe ikincisi olan Atatürk İlkokulu öğrencisi Ervanur Mavi, şiir dalında ilçe ikincisi olan Sinanı Ümmi İmam Hatip Ortaokulu öğrecisi Şerife Berra Sarıkaya ve kompozisyon dalında ilçe ikincisi olan İbrahim Bedrettin Elmalı Fen Lisesi öğrencisi Ayşe Sena Balaban’a ödüllerini Elmalı Belediye Başkan vekili Hasan Aydın takdim etti.
Resim dalında ilçe birincisi olan Atatürk İlkokulu öğrencisi Talya Yurdagül, şiir dalında ilçe birincisi olan Ömerpaşa Ortaokulu öğrencisi Sude Kurnaz ve kompozisyon dalında ilçe birincisi olan Yusuf Önertoy Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrecisi Yasin Yeşil ile ilçe genelinde düzenlenen İstiklal marşI’nı güzel okuma yarışmasında birinci olan Sebahat Çınar Ortaokulu öğrencisi Ceylin Kar, Sinanı Ümmi İmam Hatip Ortaokulu öğrencisi Şamil Atlı ve Muhammed Hamdi Yazır Anadolu Lisesi öğrecisi Ebrar Nur Aktaş’a ödüllerini Elmalı Kaymakamı Harun Kazez verdi.






