SON DAKİKA
header-ad





Antalya'daki Çarpık Yapılaşma

Antalya, Türkiye'nin Akdeniz bölgesinde yer alan güzel bir şehirdir. Doğal güzellikleri, antik kalıntıları ve güzel plajları ile tanınır. Ne yazık ki, son yıllarda şehir plansız yapılaşma sorunuyla boğuşuyor. Bu yazımızda Antalya'daki plansız yapılaşma konusunu ve bunun şehrin geleceğine etkisini ele alacağız.

Plansız inşaat, uygun planlama, tasarım veya izinler olmadan yeni binaların veya yapıların geliştirilmesi olarak tanımlanır. Bu tür inşaatlar genellikle gelişme için imar edilmemiş alanlarda meydana gelir ve çevresel bozulma, altyapının zorlanması ve artan trafik sıkışıklığı gibi bir dizi soruna yol açabilir.

Antalya'da plansız inşaat sorunu özellikle şiddetlidir. Şehir, son birkaç on yılda nüfusta önemli bir artış yaşadı ve bunun sonucunda konut talebi hızla arttı. Geliştiriciler, uygun izinler veya gözetim olmadan yeni yapılar inşa ederek bu talepten yararlandı.

Antalya'da plansız yapılaşmanın etkisi çeşitli şekillerde görülebilir. İlk olarak, şehrin doğal çevresi önemli ölçüde bozulmuştur. Geliştiriciler, yeni binalara yer açmak için geniş orman alanlarını temizledi, bu da toprak erozyonuna, biyolojik çeşitliliğin kaybına ve artan hava kirliliğine yol açtı.

İkincisi, şehrin altyapısı üzerindeki baskı ezici bir hal aldı. Antalya'da yollar mevcut trafik seviyesini karşılayacak şekilde tasarlanmamıştır ve bunun sonucunda trafik sıkışıklığı önemli bir sorun haline gelmiştir. Ayrıca, şehrin su ve kanalizasyon sistemlerinin artan talebi karşılayacak donanıma sahip olmaması su kıtlığına ve kirlenmeye yol açıyor.

Son olarak, plansız yapılaşma kentin kültürel mirası üzerinde olumsuz bir etki yaratmıştır. Antalya birçok antik kalıntıya ve tarihi alana ev sahipliği yapmaktadır, ancak kontrolsüz yapılaşma bu alanları ele geçirmiş, zarar vermiş veya tamamen yok etmiştir.

Türkiye hükümeti, Antalya'daki plansız inşaat sorununu çözmek için adımlar attı. 2018 yılında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı şehir için yeni bir imar planını hayata geçirdi. Bu plan, Antalya'daki gelişmeyi düzenlemeyi ve çevreye ve altyapıya daha fazla zarar gelmesini önlemeyi amaçlamaktadır.

Yeni imar planında ayrıca belirli alanlar tarihi bölge olarak belirlenerek kentin kültürel mirasının korunması amaçlanıyor. Bu bölgeler katı düzenlemelere tabidir ve içlerindeki herhangi bir gelişme özel bir komite tarafından onaylanmalıdır.

Yeni imar planı doğru yönde atılmış bir adım olsa da uygulanması zor olabilir. Pek çok geliştirici zaten uygun izinler olmadan yapılar inşa etti ve bunları kaldırmak zor olacak. Ayrıca, Antalya'da inşaat sektöründe önemli miktarda yolsuzluk vardır ve bu da mevzuata uyulmasını zorlaştırabilir.

Sonuç olarak, Antalya'daki plansız yapılaşma sorunu, üstesinden gelinmesi ciddi çaba gerektirecek önemli bir sorundur. Şehrin doğal çevresi, altyapısı ve kültürel mirası risk altındadır ve bu sorunu çözmek için harekete geçilmelidir. Yeni imar planı olumlu bir adım ama Antalya'nın geleceğinin sürdürülebilir ve parlak olması için daha yapılacak çok iş var.

Kaynak : Haber Merkezi

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.04.22 18:00:00
Son Düzenlenme Tarihi :





Doç. Dr. Meltem Soylu: "Etler tereyağı ve kuyruk yağıyla pişirilmemeli"

Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Meltem Soylu, Kurban Bayramı dolayısıyla sağlıklı et tüketimi, saklanması ve hastaların dikkat edeceği konular hakkında önemli bilgiler verdi.
Kırmızı etin; tavuk eti, balık, yu..

Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Meltem Soylu, Kurban Bayramı dolayısıyla sağlıklı et tüketimi, saklanması ve hastaların dikkat edeceği konular hakkında önemli bilgiler verdi.
Kırmızı etin; tavuk eti, balık, yumurta, sert kabuklu yemişler, yağlı tohumlar, kuru baklagiller ile aynı besin grubunda yer alıp benzer besin öğesi içeriklerine sahip olduğunu belirten Doç. Dr. Soylu, “Bu grupta yer alan besinlerden yetişkinlerin her gün 1 porsiyon tüketmesi gerekir. 80 gram et 1 porsiyon olarak değerlendirilir ve yaklaşık 150-200 kalori verir. Dolayısı ile aslında günlük ihtiyacımız karşılanırken büyük miktarlarda tüketilmesi gerekmiyor. Kırmızı et, birçok besin öğesinden zengin olup özellikle büyüme ve gelişme, hücre yenilenmesi, doku onarımı ve hastalıklara karşı direnç kazanılması bakımından önemlidir. Özellikle ette bulunan demirin vücutta kullanılabilirliği yüksek olduğundan demir eksikliği anemisini önlemede önemli yeri vardır. Bu nedenle özellikle çocukların, gebelerin, emziren kadınların, gençlerin ve yaşlıların diyetlerinde mutlaka bir miktar et bulunmalıdır. Ancak etin yağ içeriğine dikkat etmek gerekir. Yağlı etler obezite ve kalp damar hastalıkları başta olmak üzere kronik hastalıklar için risk faktörü oluşturabilir. Koroner arter hastalığı, diyabet, hipertansiyon gibi hastalıkları olanlar kırmızı eti yağsız veya az yağlı olarak tercih etmeli, diyetisyen kontrolünde kısıtlı miktarlarda ve aşırıya kaçmadan tüketmelidirler” dedi.
Etin yanında, salata, söğüş, ayran veya yoğurt gibi kalsiyum ve vitamin değeri yüksek ürünlerin tüketilmesi gerektiğinin altını çizen Doç. Dr. Soylu, böylelikle etin de besleyici değerini artıracağını belirtti.

Etler tereyağı ve kuyruk yağıyla pişirilmemeli
Kurban etlerinin hazırlanması konusunda da önemli bilgiler veren Doç. Dr. Soylu, kurbanlıkların kesildikten hemen sonra tüketilmesinin pişirme ve sindirimi zorlaştırdığına değinerek sağlık açısından uygun olmadığını dile getirdi. Doç. Dr. Soylu, bu durumun olmaması için etin büyük parçalar halinde 12 ila 24 saate arasında buzdolabında bekletilmesi gerektiğini belirtti. Özellikle mide-bağırsak hastalığı olan kişiler kurban etlerini hemen tüketmemesi gerektiği uyarılarında da bulunan Soylu, “Kurban etin hazırlanırken; haşlama, ızgara, fırında pişirme gibi yöntemler kullanılmalı, kızartmadan kaçınılmalıdır. Etle yapılan yemekler kendi yağı ile pişirilmeli ve ilave yağ eklenmemelidir. Özellikle kuyruk yağı veya tereyağının et yemeklerinde kullanılmasından kaçınılmalıdır. Etlerin haşlanarak pişirilmesi, sağlıklı olmasının yanı sıra ette olması muhtemel “bağırsak parazitlerinin” insana bulaşmasını da büyük ölçüde engellemektedir. Etler ızgara veya mangalda pişirilirken öncesinde terbiye edilmesi, sarımsak, çeşitli baharatlar, maydanoz, kekik gibi malzemeler eklenerek tatlandırılması kanser yapıcı maddelerin oluşumunu azaltır. Etlerin çok yüksek sıcaklıkta, uzun süre pişirilmemesine çok dikkat edilmelidir. Mangal etlerinin yanında mutlaka söğüş sebze, salata, meyve gibi besinler tüketilmelidir. Etlerin ‘çiğ ya da az pişmiş’ olarak tüketimi sonucu, hayvanlardan insanlara birçok hastalığın bulaştığı unutulmamalıdır.

En fazla 3-4 ay saklanmalı
Etlerin saklanması konusuna değinen Doç. Dr. Soylu, “Kurban etleri, büyük parçalar şeklinde değil, birer yemeklik olacak şekilde küçük parçalara ayrılarak buzdolabı poşetine veya yağlı kâğıda sarılmalı; hemen tüketilmeyecekse buzdolabında 2-3 gün, derin dondurucuda ise (-18C) en fazla 3-4 ay saklanmalıdır. Etler çözdürüldükten sonra yeniden dondurulmamalı. Ayrıca et çözdürülmesi oda sıcaklığında değil, buzdolabının içinde yapılmalı. Kurban etinin en güzel tüketimi, sevdiklerimizle ve ete ulaşamayan kişilerle paylaşılmasıdır. Tüm İslam aleminin sağlıklı ve mutlu bir bayram geçirilmesi dileği ile” diyerek sözlerine son verdi.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.06.24 10:53:51
Son Düzenlenme Tarihi :