Ligde 6 hafta geride kaldı. Antalyaspor bu süreçte 2 galibiyet, 4 mağlubiyet alarak hanesine yalnızca 6 puan yazdırabildi.
Ancak kırmızı-beyazlılar açısından asıl düşündürücü olan sadece puan tablosundaki rakamlar değil, haftalardır ortaya konulan futbol.
Sezon başından bu yana Antalyaspor camiasının önüne sürekli aynı gerekçeler konuldu: Kadro eksik, bazı mevkilerde oyuncu yok, bireysel hatalar yapılıyor…
Peki şimdi?
Kadro eksikliği gerekçesi büyük ölçüde ortadan kalktı. Teknik direktör Bülent Korkmaz’ın özellikle istediği kaleci ve santrafor transfer edildi. Üstelik bu iki oyuncu Sivasspor karşılaşmasında kadroda yer aldı.
Ancak sonuç değişmedi.
Antalyaspor bir kez daha kendi sahasında mağlup oldu.
Daha da önemlisi, kırmızı-beyazlı takım sahada kazanmak isteyen, rakibini zorlayan, oyunun kontrolünü eline almak isteyen bir görüntü ortaya koyamadı.
4 İÇ SAHA MAÇINDA 1 GALİBİYET
Antalyaspor’un iç saha performansı ise artık ciddi anlamda alarm veriyor.
Kırmızı-beyazlılar oynadığı 4 iç saha karşılaşmasının yalnızca birini kazanabildi.
Taraftarının önünde daha cesur, daha agresif ve daha istekli bir takım beklenirken Antalyaspor’un özellikle son karşılaşmada ortaya koyduğu futbol, camianın umutlarını daha da azalttı.
Bir takım kaybedebilir.
Futbolda mağlubiyet elbette vardır.
Ama mesele yalnızca kaybetmek değil, kaybederken ne yaptığınızdır.
Antalyaspor rakibini maçın büyük bölümünde rahatsız edemiyorsa, hücumda üretken olamıyorsa, kazanmak için gerekli reaksiyonu gösteremiyorsa ve savunmada her hafta benzer hatalardan gol yiyorsa burada artık sadece futbolcuların bireysel hatalarından söz etmek yeterli değildir.
“BİREYSEL HATA” DEMEK KOLAY
Bülent Korkmaz’ın haftalardır bireysel hataları ön plana çıkarması dikkat çekiyor.
Elbette futbolcunun yaptığı bireysel hatanın sorumluluğu vardır.
Ancak aynı sorunlar tekrar tekrar yaşanıyorsa, teknik adamın da dönüp kendi sistemine bakması gerekir.
Çünkü teknik direktörün görevi yalnızca maç sonrasında yapılan hataları göstermek değil, o hataların tekrar yaşanmasını engelleyecek düzeni sahaya yerleştirmektir.
Antalyaspor’da ise savunma organizasyonu haftalardır değişmeyen bir sorun olarak karşımıza çıkıyor.
Beşli savunmaya dönülüyor.
Oyuncu sayısı artırılıyor.
Ancak savunma güvenliği bir türlü sağlanamıyor.
Demek ki mesele sadece kaç futbolcunun savunmada oynadığı değil, o futbolcuların ne yapacağını ne kadar iyi bildiğidir.
KALECİ VE SANTRAFOR İSTEDİ, İKİSİ DE GELDİ
Bülent Korkmaz’ın en çok dile getirdiği konulardan biri kaleci ve santrafor ihtiyacıydı.
Yönetim bu talepler doğrultusunda transfer yaptı.
Korkmaz, Sivasspor maçında hem kalecisini hem de santraforunu kadrosunda gördü.
Yani teknik heyetin önüne koyduğu önemli iki gerekçe ortadan kaldırılmış oldu.
Fakat Antalyaspor’un futbolunda beklenen değişim yaşanmadı.
İşte tam bu noktada artık şu sorunun sorulması gerekiyor:
Sorun gerçekten sadece kadro muydu?
Eğer kaleci ve santrafor transfer edildiği halde takımın oyununda ciddi bir değişiklik olmuyorsa, rakip tehdit edilemiyorsa, savunma sorunları devam ediyorsa ve takım kazanmak için gerekli reaksiyonu gösteremiyorsa, teknik heyetin de kendisini sorgulaması gerekir.
FUTBOLCULARDA OLDUĞU GİBİ KORKMAZ’DA DA MENTAL YORGUNLUK MU VAR?
Sivasspor karşılaşmasında Antalyaspor’un saha içerisindeki görüntüsü ayrıca düşündürücüydü.
Uzun süredir kırmızı-beyazlı formayı giyen ve mücadeleci yapısıyla bilinen Streek’in dahi Pazar günü sahada “olmuyor” görüntüsü vermesi, takımın mental durumunu sorgulatıyor.
Futbolcuların oyundan kopması, kazanma arzusunun yeterince ortaya konulamaması ve takımın maç içerisinde reaksiyon üretememesi sadece fiziksel bir problem olarak değerlendirilemez.
Burada mental bir yorgunluktan da söz etmek gerekiyor.
Ancak daha ilginç olan, bu görüntünün yedek kulübesine de yansımış izlenimi vermesiydi.
Bülent Korkmaz’ın maçın bazı bölümlerinde kulübede oturması, Antalyaspor’un attığı golde dahi yedek kulübesinde kalması, penaltı pozisyonunda yine kulübeye gömülmesi dikkat çekti.
Elbette bir teknik direktörün maç içerisindeki beden dili tek başına karar vermek için yeterli değildir.
Fakat takımın genel görüntüsüyle birlikte değerlendirildiğinde ortaya ciddi bir soru çıkıyor:
Bülent Korkmaz da artık Antalyaspor’u zihninde bitirmiş olabilir mi?
İLK ADIMI KENDİSİ ATMALI
Bülent Korkmaz’ın artık sürekli futbolcuların yaptığı bireysel hataları anlatmak yerine, “Bu takım neden kazanamıyor?” sorusunun cevabını kendi üzerinden de vermesi gerekiyor.
Çünkü teknik direktörlük, sadece iyi günlerde takımın başında durmak değildir. Kötü gidişatta sorumluluk almak, gerektiğinde “Ben bu takıma artık fayda sağlayamıyorum” diyebilmek de teknik adamlık cesaretidir.
Bugün Antalyaspor’da 6 haftada 6 puan vardır.
4 mağlubiyet vardır.
4 iç saha maçında yalnızca 1 galibiyet vardır.
Ve bütün bunların yanında her geçen hafta daha fazla sorgulanan bir oyun vardır.
Bu tablo karşısında hâlâ sadece bireysel hataları konuşmak, sorunun tamamını açıklamıyor.
Bülent Korkmaz artık gereğini yapmalı.
Eğer kendisinin de Antalyaspor’a verebileceği katkının tükendiğini düşünüyorsa, ilk adımı kendisi atmalı ve görevini başka bir teknik adama bırakmalıdır.
Bazen istifa etmek başarısızlığı kabul etmek değil, takımın önünü açmak anlamına gelir.
Antalyaspor’un şu anda ihtiyacı olan şey ise yeni bir bahane değil, yeni bir heyecan, yeni bir enerji ve kazanma duygusunu yeniden sahaya taşıyacak bir değişimdir.
Çünkü ligde daha yolun başındayken kaybedilen puanlar telafi edilebilir.
Ama aynı sorunlarda ısrar edilirse, ilerleyen haftalarda telafisi çok daha zor bir tablo ortaya çıkabilir.
* FERUDUN ÖZGÜNSÜR






