SON DAKİKA
header-ad

Arkeolojinin annesine Elmalı Belediyesi’nden vefa

Elmalı Belediye Meclisi’nin Şubat ayı olağan toplantısı dün gerçekleştirildi. İlçenin Gündoğan Mahallesi’nde bulunan Çamlık Belediye Evleri Caddesi’nin isminin değiştirilmesi konusu da mecliste görüşülürken, isminin verilmesi düşünülen Prof. Dr. Machteld Johanna Mellink ile ilgili Belediye Kültür Müdürü Durmuş Altan bir sunum yaptı.

    “Arkeolojinin annesi” olarak nitelenen Prof. Machdelt Mellink’in, 86 yıllık yaşamının önemli bir kısmını Elmalı arkeolojisine adadığını kaydeden Altan, Mellink’in Elmalı ile tanışmasının 1963 yılında  Karataş Semahöyük kazıları ile başladığını ve tam 40 yıl kazı çalışmaları yaptığını kaydetti. Elmalı Belediyesi Kültür Müdürü Durmuş Altan, Elmalı Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen eserlerin neredeyse tamamının Mellink tarafından yapılan kazılarda bulunduğunu söyledi.
    Mellink’in Milattan önce 3000  yıla tarihlenen 500 küp mezarı bulduğunu hatırlatan Elmalı Belediyesi Kültür Müdürü Durmuş Altan, Milattan Önce 475 yıllarına dayanan Karaburun tümülüsü bulduğunu ve Anadolu’daki Pers istilasını gösteren en önemli eser olduğuna dikkat çekti. Kızılbel Tümülüsü’nün de Mellink tarafından bulunduğunu kaydeden Altan,   bu değerli ismin tam bir Elmalı aşığı olduğunu kaydetti.

    Çamlık Belediye Evleri Caddesi’nin ismi Prof. Dr. M. Mellink olarak değiştirilmesi ile ilgili gündem CHP’li Meclis üyelerinin oylarıyla kabul edildi. 
*Abdültalip GÜNGÖR
. 
Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2026.02.04 08:14:24
Son Düzenlenme Tarihi : 2026.02.04 08:16:28

Yorum Yap






Bu soruyu sormanın zamanı şimdi değilse ne zaman?

Kepez Belediyesi tarafından yapılan yazılı açıklamada: 2009'da göreve geldiğimizde ağır bir borç yükü altında devraldığımız Belediyeyi, kimseye borcu olmayan ve her yıl bütçe fazlası ile yeni yıla devreden, kasası paralarla dolu bir Belediye haline getirdik. Yolsuzluk, usulsüzlük ve istismarın olduğu yerde borçlar ödenip kasalar parayla dolar mı? , diye soruldu

Kamuoyunun Dikkatine!

Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü, belediyesi ile ilgili asılsız haberlerle kamuoyunun meşgul edildiğini söyledi.

Başkan Tütüncü, “Bir internet sitesi ve bazı partilerin ilçe başkanları tarafından şahsım ve belediyemin adı kullanılarak yapılan açıklamalar asılsızdır.” dedi. Kepez Belediye Başkanı Tütüncü, 2009 yılında göreve geldiğinde ağır bir borç yükü altında devraldıkları Kepez Belediyesi’nin bugün kimseye borcu olmayan ve her yıl bütçe fazlası ile yeni bir yıla giren bir belediye olduğunu hatırlattı.

Başkan Tütüncü, sözlerini şöyle sürdürdü;   

05.11.2018 günü Basında yer alan " KEPEZ BELEDİYESİ DENETLENDİ, HESAPLAR ALT ÜST EDİLDİ,  SAYIŞTAY SORDU PARALAR NEREDE ?" başlıklı bir haberde, rutin bir denetim sonucu düzenlenen Sayıştay Raporu üzerinden asılsız iddia ve iftiralarla bir takım polemiklerin başlatılmış olduğu görülmüş, belli bir algı oluşturmaya dönük ortaya atılan bu iddia ve iftiralara karşı cevap verme zorunluluğumuz doğmuştur.

 

İDDİALAR VE CEVAPLAR

2017 'DE DE HESAPLARLA İLGİLİ ZOR SORULAR GELDİ, PARALAR NEREDE adı altında verilen haberde ;

İDDİA 1: "14 milyon 968 bin TL tutarındaki bazı arsa, arazi ve bina gelirlerinin muhasebe kaydının yapılmadığı" iddiası.

CEVAP 1: Bu iddia, idaremizin 14 milyon 968 bin TL bir bedeli iç ettiği algısını oluşturmaya dönüktür. Halbuki işin hakikati şudur:

Raporda 14 milyon 968 bin TL tutarındaki bazı arsa, arazi ve bina gelirlerinin muhasebe kayıtlarının yapılmaması gibi bir durum söz konusu değildir. Sayıştay Raporunda tenkit edilen husus, Devlet kurumlarına yapılan tahsislerin (OKUL ALANI, SAĞLIK OCAĞI, TRAFO ve CAMİ ALANI v.b.) bilançonun tahsis ile ilgili hesaplarına aktarılmasıyla ilgili teknik bir konu olup Belediyenin her hangi gelir kaybı ve suistimal söz konusu değildir. Zaten Denetim Raporunun bu kısmında gelir ile ilgili bir ifade de bulunmamaktadır.

 

Belediyemizin bu konulardaki uygulaması, kamu kurumlarına yönelik bu tip tahsis kayıtlarının bilançonun 500 nolu "Net Değer / Sermaye Hesabı"nda takip edilmesi yönündedir. Sayıştay, iddiaya konu tenkidinde, bu tür kamu tahsislerinin 500 nolu hesabın tahsislere yönelik yardımcı kodlarında takip edilmesini öngörmüştür.

 

Görüldüğü gibi bu tenkit, Belediyenin gelir kaybı ile ilgili herhangi bir içerik taşımamaktadır. Dolaysıyla tamamen muhasebe tekniği açısından yapılan tenkidin, iddia edildiği gibi gelir kaybına yada herhangi bir istismara yönelik yanı bulunmamaktadır.

 

Birinci iddia tamamen asılsızdır.

 

 

İDDİA 2: "Belediyede çalışan kadrolu işçi ve personelin kıdem tazminatı karşılığı ayrılması gereken 8 milyon 895 bin TL’nin de ilgili hesaplarda bulunmadığı" iddiası,

CEVAP 2: Bu iddia, idaremizin 8 Milyon 895 TL bir bedeli iç ettiği algısını oluşturmaya dönüktür. Halbuki işin hakikati şudur:

Sayıştay'ın bu tenkidi, Belediyemizde çalışan tüm kadrolu ve Belediye Şirketi işçilerinin 2017 yılına dair emeklilik kıdem tazminatı karşılığının, bilançonun 472 nolu kıdem tazminatı karşılığı hesabında gösterilmesi ile ilgilidir.

Belediyemizin konuya ilişkin uygulaması, o yıla ait kıdem tazminatı karşılıklarının her takvim yılının sonunda ilgili hesapta gösterilmesi yönündedir.

Bu tenkit, var olan bir hakkın iç edilmesine yönelik değil; muhasebe tekniği açısından farklı bir uygulamanın tavsiye edilmesi ile ilgilidir. Dolaysıyla bu konu da kamu zararına yönelik bir husus olmayıp ikinci iddia da asılsızdır.

 

İDDİA 3: "584 bin 049 TL Faiz nerede" iddiası,

CEVAP 3: Bu iddia, idaremizin 584 bin 049 TL faiz gelirini iç ettiği algısını oluşturmaya dönüktür. Halbuki işin hakikati şudur:

Belediyemiz mevduatlarının teftiş yılına ilişkin faiz geliri brüt 3.893.665,62 TL'dir. Bu gelirin vergisi 584.049 TL'dir. Bu vergi, belediyemiz adına ilgili bankalar tarafından vergi dairelerine ödenmiştir.

Bu ödemeler kayıt altındadır. Belediyemizin muhasebe kaydı uygulaması şu şekildedir: Muhasebe kayıtlarımıza faiz gelirinin net tutarı kaydedilmektedir. Bu uygulama, ilgili yönetmelik ve daha evvelki denetimlerde Sayıştay Denetçilerinin yönlendirmeleri ışığında muhasebe kayıtlarında mükerrerliğe sebebiyet vermemek amacıylaöngörülmüştür. O sebeple idaremiz bu yöntemi benimsemiştir.

"Paralar Nerede" sorusunun cevabı, "Paralar Devletin Vergi Dairesi Hesaplarındadır. Makbuzlar Belediyemizdedir.". Belediyemizin tüm evrak ve kayıtları, açıklık, şeffaflık ve hesap verilebilirlik ilkesi gereği herkese açıktır. Dileyen, isteyen herkes gelip görebilir.

Görüldüğü gibi, bu iddia da asılsız, mesnetten yoksun ve iftiraya yöneliktir.

 

İDDİA 4: "Kurumun kiraya verdiği ve kayıtlı değeri 13.126.000,00 TL olan 122 adet taşınmazın ilgili hesaplara kaydedildiği, kayıtlı değeri 3.763.460,00 TL olan 67 adet taşınmazın ise ilgili hesaplarda izlenmediğinin görüldüğü" iddiası

CEVAP 4: Bu iddia idaremizin 3.763.460,00 TL değerinde 67 adet taşınmazının kayıtlarda olmadığı algısını oluşturmaya dönüktür. Halbuki işin hakikati şudur:

Söz konusu 67 adet taşınmazın tamamı muhasebe kayıtlarımızda mevcuttur. Belediyemizin uygulaması, bu taşınmazları bilançomuzun 252 nolu hesabına kaydedip takibi yönündedir.  Konuya ilişkin Sayıştay tenkidinde, söz konusu 67 taşınmazın "Bilançonun Aktif ve Pasifini Etkilemeyen Nazım Hesaplar" grubunda yer alan 990 nolu hesabın altında takip edilmesi öngörülmektedir.

 

Bu tenkit, herhangi bir kamu zararı, istismar ve belediyenin gelir kaybına yönelik değildir. Dolaysıyla bu iddia da mesnetten yoksun ve asılsızdır.

İDDİA 5: "Bedelsiz tahsis olmaz."  iddiası,

Kepez ilçesi Fabrikalar Mahallesi Kır Çiçeği Parkı içerisinde bulunan sosyal tesis alanı ve idari binanın 03.07.2017 tarih ve 182 sayılı Belediye Meclis Kararı ile Türkiye Yeşilay Cemiyeti Antalya Şube Başkanlığına 10 yıllığına bedelsiz tahsis edildiği,  mevzuat hükümlerine göre belediyelerin kamu yararına çalışan dernekler ile sadece ortak hizmet projeleri gerçekleştirebileceği, bunun dışında söz konusu derneklere herhangi bir taşınmaz tahsis edilmesinin mümkün olmadığı" belirtilmektedir.

CEVAP 5: Bu iddia, idaremizin kamu mülklerini bedelsiz, gelişigüzel tahsise konu ettiği algısını oluşturmaya yöneliktir. Halbuki işin hakikati şudur:

Söz konusu tenkide konu gayrimenkul, kamu yararına çalışan ve Türkiye'nin en köklü cemiyetlerinden olan Türkiye Yeşilay Cemiyeti'ne kullandırdığımız Kırçiçeği Parkı içindeki yapıdır.

Belediyemiz bu yapıyı, 03.07.2017 tarih ve 182 sayılı Belediye Meclis Kararı ile Türkiye Yeşilay Cemiyetine bedelsiz olarak tahsis etmiştir. Sonrasında bu karar, belediyelerin bu tür kamu yararına çalışan derneklerle ortak proje yapmasına imkan veren 5393 sayılı Belediye Kanununun 75-C maddesi uyarınca 02.07.2018 tarih ve 188 sayılı meclis kararı ile tashih edilmiştir.

Yeşilay Cemiyeti, 1920 yılından bu yana her türlü bağımlılıkla mücadele eden, 1934 yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından Kamu Yararına Çalışan Dernek statüsü verilen bir kurumdur. Belediyenin böyle bir kurumla işbirliği yapması, ortak proje yürütmesi kamu zararı doğuran değil, tam tersine kamu yararını hedef alan bir sosyal belediyecilik yaklaşımıdır. 

Bu iddia da, diğer bütün iddialarda olduğu gibi mesnetten yoksun ve asılsızdır.

 

 

SONUÇ OLARAK;

Yukarıda ifade ettiğimiz şekliyle,  sözkonusu Haber İnternet Sitesindeki haber ve yoruma konu edilen 2017 yılı Belediyemiz Sayıştay Denetim raporunda konusu suç teşkil eden hiç bir eylem, işlem ve uygulamaya rastlanılmamıştır. Bu husus raporda açıkça ifade edilmektedir.

Esasen 2017 Denetim Raporu gibi, 2009'dan bu yana Belediyemiz geçirdiği bütün teftişlerden alnının akı ile çıkmıştır. Göreve geldiğimiz 2009'dan beri yapılan tüm denetimlerde kamu zararına yönelik Belediyemiz adına herhangi bir Sayıştay İlamı düzenlenmemiştir. Cumhuriyet Savcılıklarında konusu suç teşkil eden bir soruşturma ve kovuşturmamız olmamıştır. Veremeyeceğimiz hiç bir hesabımız da yoktur.

İdaremiz, açıklığı, şeffaflığı ve hesap verilebilirliği temel bir yönetim ilkesi olarak görmektedir. Yukarıda ifade ettiğimiz tüm hususlarla ilgili bilgi, belge ve kayıtlar cevaplarımızı teyit etmek isteyen herkese açıktır.

Söz konusu haberde yer alan iddialar, yorumlar, takip eden tüm açıklamalar, en hafif ifadeyle seçime beş kala Belediyemizin itibarını zedelemeye yönelik art niyetli kasıtlı bir girişim değilse bilgisizlik ve cehaletin ta kendisidir.

2009'da göreve geldiğimizde ağır bir borç yükü altında devraldığımız Belediyeyi, kimseye borcu olmayan ve her yıl bütçe fazlası ile yeni yıla devreden, kasası paralarla dolu bir Belediye haline getirdik. Yolsuzluk, usulsüzlük ve istismarın olduğu yerde borçlar ödenip kasalar parayla dolar mı? 

Bu soruyu sormanın zamanı şimdi değilse ne zaman?

Kamuoyuna Saygıyla duyurulur.


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2018.11.08 18:13:58
Son Düzenlenme Tarihi :





"Çay kaşığı ile verir gibi yapıp kepçeyle geri aldılar”

Saadet Partisi Demre İlçe Teşkilatı ülkemizde yaşanan ve vatandaşlara zor günler yaşatan ekonomik sıkıntılara ilişkin basın toplantısı düzenledi. 
Çok sayıda vatandaş ve teşkilat mensubunun katıldığı basın açıklamasında milyonlarca insanın muzdarip olduğu konular ele alındı.
"Çay Kaşığı ile Verir Gibi Yapıp Kepçeyle Geri Aldılar /Almaya Devam Ediyorlar" diyen Saadet Partisi Demre İlçe Başkanı Nuri Tural, "Sözde fahiş fiyatlarla mücadele ettiklerini söyleyenler, en fahiş vergi zamlarını yine kendileri yapıyorlar." ifadelerini kullandı.
Saadet Partisi Demre İlçe Başkanı Nuri Tural açıklamasında şunları söyledi: " Yılın ilk yedi ayını, seçim sonrasının ilk iki ayını geride bıraktık. Üç ay sonra da Cumhuriyetimizin 100. yılını idrak etmiş olacağız.
Çok iyi hatırlıyorsunuzdur. Seçimden önce, iktidarın sürekli tekrar ettiği bir sloganı vardı. 21. Yüzyıl “Türkiye Yüzyılı” olacak. Ancak, seçimlerden hemen sonra bambaşka bir süreç yaşıyoruz. Yaşadığımız bu süreçteki gelişmeler şunu göstermektedir:
Bu yıl, “ZAM YILI”, “VERGİ YILI” ve “ENFLASYON YILI”, en önemlisi “BELİRSİZLİKLER YILI” olacak. Demokrasi tarihimizde Milletimizin zihinlerine öyle kazınmış olacak.
Başta ekmek olmak üzere temel gıda maddelerine gelen zamlar; enerji ve akaryakıt ürünlerine gelen zamlar;. Tüm ulaşım hizmetlerine gelen zamlar; şuna zam, buna zam, ona zam… Önündeki kelime değişiyor, ardından gelen zam kelimesi ise hiç değişmiyor. Zam kavramı milletimizin üzerine çökmüş adeta bir “karabasan” haline geldi maalesef.
ÇAY KAŞIĞIYLA VERİP, KEPÇEYLE GERİ ALDILAR
İktidarın söylemleri ile yaptıkları arasındaki makas her geçen gün daha çok açılıyor.
- Sözde fahiş fiyatlarla mücadele ettiklerini söyleyenler, en fahiş vergi zamlarını yine kendileri yapıyorlar.
- Sözde faize karşı olduklarını söyleyenler, hem faiz oranlarını insafsızca yükseltiyorlar hem de faizci rantiye kesimine ödenen miktarı sürekli artırıyorlar. Unutulan nass hükümleri ise hala bir tarafta duruyor.
- Sözde IMF’den kurtulduk diye algı politikası uygulayanlar, IMF’den daha beter, daha acı reçeteler uyguluyorlar. Uyguladıkları yanlış ve verimsiz politikaların bütün yükünü de dar gelirlinin sırtına yükleyerek.
- Bu arada, sözde “enflasyonun boynu” da seçimden sonra kırılacaktı; ancak enflasyon yeniden şahlandı, isabetsiz politikalarla daha da palazlanan enflasyonun boynunun kırılması daha da güç hale getirildi. 
Sonuçta Merkez Bankası enflasyon tahminlerini “güncelledi”, şimdilik %61 olarak tespit etti. Yarın nasıl bir tespitte bulunacağını hep birlikte göreceğiz. Yapılan ve insafla bağdaşmayan akaryakıt zamlarının maliyet etkilerinin ne kadar olacağı ise henüz belli değildir.
Seçim döneminde 20 tl olan mazot bugün itibarıyla 40 tl olmuştur
ÇİFTÇİNİN ÜRETEMEZ DURUMA GELMESİ SÜRPRİZ OLMAZ
Başta enflasyon olmak üzere ekonomide 2023 öngörülerinin hiçbiri tutmayınca, şimdilerde artık iyileşme için 2025 ve sonrası işaret edilmeye başlandı.
Kira fiyatları ortada, çarşı-pazarın durumu ortada! Yani, durum gayet açık ve net. Durumu vatandaşlarımızın takdirlerine bırakıyorum.
Söz gelimi, Büyükşehirlerde 8 ila 10 bin, diğer şehirlerimizde ise 5-6 bin lira kira yardımı muhakkak verilmelidir.
Kötü ekonomi yönetimi artık toplumun huzur ve barışını da bozar hale gelmiştir.
Her gün bir başka yerden ev sahibi-kiracı tartışması, alacak verecek kavgası haberlerini duyuyoruz, okuyoruz. Arkası yazılan çek ve senetler her gecen gün hızla artmaktadır
Yanlış dış politika, ardından hatalı göç politikası ve üstüne bir de yanlış iç güvenlik politikaları eklenince sokaklar güvensiz hale gelmiştir. İnsanımız  endişelidir, tedirgindir. Ülkede gittikçe artan bir karamsarlık  havası oluşmaktadır.
Biz Milli Görüş Hareketi olarak ilk adımımızı “Önce Ahlak ve Maneviyat” diyerek atmış bir siyasi hareketiz.
Yarım asrı aşkın bir süredir ahlaki ve manevi değerlerimizin önemini her daim vurguluyoruz. Bugün yaşadığımız problemlerin temelinde, yine ahlaki ve manevi değerlerimizin tahrip edilmesi yatmaktadır.
Maalesef en tepeden en alt kademelere varıncaya dek bir bozulmuşluk, bir kokuşmuşluk söz konusu.. Rüşvet ve yolsuzluk adeta kanıksanmış, uyuşturucu meselesi bir kangrene dönüşmüş, mafyalar ülkemizde cirit atar hale gelmiştir. Veya bir takım mihraklar tarafından bilinçli şekilde bu hale getirilmiştir.
İktidar, en ufak bir eleştiriye dahi tahammül edemezken, en cılız sesle dile getirilen hak taleplerini en sert şekilde sustururken, köyünü, ağaçlarını koruyan insanlara TOMA’larla, biber gazıyla en ağır şekilde müdahale ederken; diğer tarafta belinde silah, elinde uyuşturucu paketleri olan gruplar elini kolunu sallayarak sokaklarda, aramızda gezer hale gelmektedir.
Ama işte biz burada, milletimizin problemlerini ve bunlara dair çözüm tekliflerimizi dile getirmeye devam ediyoruz ve getirmeye de devam edeceğiz.
Ülkemizin problemleri bir bütündür. Dolayısıyla çözümler de bütüncül bir yaklaşımla ele alınmalıdır.
İlk adım; “Önce Ahlak ve Maneviyat” olmalıdır. Siyasi hayatımızdan iş ve toplum hayatımıza varıncaya dek her sahada ahlaki ve manevi değerlerimiz esas alınmalıdır. Toplumsal ahlak ve sorumluluk bilincini geliştirmemiz ve yerleştirmemiz gerekmektedir.
Ardından “Üretim ve İstihdam Odaklı” yatırımlara öncelik verilmeli; en önemli kaynağımız olan insan kaynağımız başta olmak üzere kaynaklarımızın israfına bir an evvel son verilmelidir.
Gençlerimizi işsiz bırakan hatalı eğitim ve ekonomi anlayışı son bulmalı; ülkemiz genelinde “Hızlı ve Yaygın Kalkınma Hamleleri” başlatılmalı, “Nitelikli Eğitim”e ağırlık verilmelidir.
Tarım, acilen bir “milli güvenlik meselesi” olarak ele alınmalı; üreticimiz, çiftçimiz, besicimiz mutlaka desteklenmelidir. Maliyet artışları altında ezilmesine engel olunmalıdır.
Tüm bunları gerçekleştirebilmek için kuşkusuz ehliyet ve liyakat sahibi insanlarımızın önünün açılması gerekir; partizanlığa, adam kayırmaya derhal son verilmesi gerekir.
Unutulmamalıdır ki, yoksulluğu bitirebilmenin ilk şartı yolsuzlukların kökünü kazımaktır! Bu da ehliyet ve liyakat sahibi kadrolarla olur.
Herkes bilir ki, bir yerde yoksulluk hızla artış gösteriyorsa, orada “sistematik bir yolsuzluk düzeni” hâkimdir ve siyasetle özdeşleşen bir yönü vardır.
 “Yaşanabilir ve Yeniden Büyük Türkiye’yi inşa etmenin yolu işte buralardan geçmektedir. Ardından  “Şahsiyetli Bir Dış Politika” gelir ki o da “Adil ve Yeni Bir Dünya’nın kurulabilmesi için gerekmektedir.
Saadet Partisi olarak bizler, her zaman iktidarı ve sorumluları uyardık, bugün de uyarıyoruz. Yarın da uyarmaya devam edeceğiz.
İnsanımızın haklı talep ve beklentilerinin destekçisi, verilen sözlerin, yapılan işlerin doğru, verimli ve gerekli olup olmadığının  takipçisi olmaya devam edeceğiz.”
* SP Basın

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.08.13 15:35:56
Son Düzenlenme Tarihi :