SON DAKİKA
header-ad

Barınma Projesi Programıyla 57 evin onarımı yapıldı

Antalya’nın Gazipaşa ilçesinde ihtiyaç sahibi vatandaşların oturulamayacak durumda olan evlerini yenisi ile değiştiren SYDV, "Barınma Projesi Programı" çerçevesinde 57 yeni evin yapımını tamamlayarak teslimi gerçekleştirdi.
Gazipaşa Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı (SYDV) otu..

Antalya’nın Gazipaşa ilçesinde ihtiyaç sahibi vatandaşların oturulamayacak durumda olan evlerini yenisi ile değiştiren SYDV, "Barınma Projesi Programı" çerçevesinde 57 yeni evin yapımını tamamlayarak teslimi gerçekleştirdi.
Gazipaşa Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı (SYDV) oturulamayacak durumda olan, insan sağlığı açısından risk teşkil eden evlerde onarım çalışması yapıp ya da evleri yıkıp yenisini inşa ediyor. Bu kapsamda ilçede birçok çalışma gerçekleştiren SYDV, “Barınma Projesi” ile 57 tane evin daha yapımını tamamlayarak teslimi gerçekleştirdi. 4 evin ise inşa süresi devam ediyor.

2 milyon liralık kaynak tahsisi yapıldı
Barınma Projesi Programı hakkında bilgi veren Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı (SYDV) Müdürü Ali Rıza Büyükakça, bu proje ile ihtiyaç sahibi vatandaşları sıcak bir yuvaya kavuşturmayı hedeflediklerini belirterek “2012’de uygulamaya başladığımız Barınma Projelerimiz kapsamında bugüne kadar evleri onarılamayacak derecede hasarlı ve insan sağlığı açısından risk teşkil eden 57 vatandaşımıza yeni evlerinin yapımı tamamlanarak teslim edildi. 4 vatandaşımızın ise ev yapımları ise devam etmektedir. Bu projede ev yapımı için yapmış olduğumuz taleplere istinaden Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından vakfımıza bugüne kadar yaklaşık 2 milyon TL kaynak tahsisi yapılmıştır” dedi.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.07.21 10:55:00
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Hobi olarak başladığı işini şimdi dünyaya pazarlıyor

Yıllar önce hobi olarak başladığı taş toplama ve işleme sanatını ticarete döken Mustafa Kemal Koca, hobisini ve sevdasını ticarete dönüştürüp, değerli taşları dünyanın farklı ülkelerine pazarlıyor.
Yıllar önce bulduğu bir değerli taş sonrası kendisine bir hobi edinen Mustafa Kemal Koca, daha sonra taşçılığı bilimsel olarak sorgulamaya ve taşların insanlar üzerindeki etkilerini bilimsel olarak araştırmaya başladı. Bilimsel araştırmaları sonucu bulduğu taşların insan psikolojisi ve sağlığı açısından faydasının bulunduğunu öğrenen Koca, hobisini ticarete dönüştürüp, il il gezerek bulduğu değerli taşları işleyerek bu alanda ticarete başladı.
Çıkarttıkları taşları e-ticaret yöntemi ile satmaya başlayan Koca, bu taşları özellikle yurtdışına pazarlarken, taşları satın alan kişilerin yüzde 90’ının enerjisine ve şifasına inandıkları için aldıklarını ifade etti.
“Dünyanın her tarafına gönderiyoruz”
Türkiye’nin her tarafında değerli taşların peşinde koştuklarını ifade eden Koca, “Aslında çocukluktan başlayan bir meraktı ama ilk başladığı yer polis memuru iken doğuda görev yaptığımda Mardin’de oldu. Orada araştırdığımız taşlar bizi buraya kadar getirdi. Kahramanmaraş’a da geldiğimde de volkanik bacalarda yaptığım araştırmalarda bulduğum taşı kırdığımda içinden çıkan kristaller ve o açığa çıkan enerji bizi bizden aldı. Biz tek bir taşla başladık sonra şu an yurtdışına dünyanın her yerine taş göndermeye başladık. İşlenmiş ya da ham halde taşları dünyanın her tarafına gönderiyoruz ve dünyanın her yerinden bize gelen taşlar var” dedi.
“Kahramanmaraş jeolojik olarak zengin bir il”
Kahramanmaraş’ın taşları, taş camiasında konuşulur durumda olduğunu dile getiren Koca, “Kahramanmaraş jeolojik olarak da gemolojik da çok zengin bir ilimiz. Fakat bilinmeyen bir tarafı var ki gemolojik olarak çok değerli taşlar var. Bunlardan birincisi granattır ve dünyanın pek çok kültüründe bunun enerjisinin çok yüksek olduğu için tercih edilir ve kullanılan bir taştır. Bu taşın Kahramanmaraş’ta çok büyük rezervi vardır ve aynı zamanda Kahramanmaraş’ta genç dönem yakutlar var. Bunlar da enerji ve şifa olarak çok tercih edilir çünkü tam olgunlaşmış gem kalitesi yüksek yakutlar oldukça pahalı olduğu için Kahramanmaraş’taki genç dönem yakutlar fiyat ve işleme açısından daha kolay olduğu için çok tercih edilir. Genç dönem amatistler var, çokça sulu jeotlar var, kristal kuartzlar var. Bunlar bizim tespit ettiklerimiz ama yeni tespit ettiklerimiz baklava desenli aragonit taşı var, bunlar da çok önemli ve çok özel. Ama Kahramanmaraş bu anlamda bilinmiyor” diye konuştu.
“Taşların frekansı ve enerjileri çok önemli”
Bilimde ve dinde taşların faydalarına ve şifalarına yönelik bilgiler var olduğunu söyleyen Koca, “İnsanların yüzde 95’i dünyada ve ülkemizde taşı enerji ve şifası için alıyorlar. Bu ilaç tavsiyesi değildir, biz kadimdeki kullanımı ve bugünümüzdeki kadim toplumlardaki kullanıma bakarak yazılı olan Osmanlı’da 83’e yakın taşların enerji ve şifası ile ilgili yazılı eserler var, işte İbn-i Sina ve Zekeriya Razi’nin eserlerine yer verilen bilgiler var. Biz bunlara dayanaraktan taşların içerisindeki mineral yapısı ve bugün modern eczacılıkta nerede kullanılıyor ve günümüzdeki o uyuşmayı araştırdık. Bunlarla ilgili doktor tedavisine ek olarak verdiğimiz taşlar var. Ben bir egzama hastasıydım, uzun süre geçmeyen bir egzamam vardı ve buna ek olarak kendimde kullandım çünkü bilgisi vardı. Bu hastalık geçti mi, geçmedi ama çok rahatlattı. Özellikle psikolojik olarak sıkıntıya düşmüş çok insan var aslında bu insanların kullandığı taşlar bu kişinin o psikolojik rahatsızlığının zihin alanında olduğu obsesyon olduğu, aslında hepsinin kafasında olduğunun farkına varmasına vesile oluyor. Taşların buradaki frekans ve enerjileri çok önemli tabi ki yine bunu psikologlar eşliğinde yapıyoruz tek başımıza yapmıyoruz. Çünkü bir doktor değiliz, verdiklerimiz de ilaç değil. Ama elde ettiğimiz başarılara yüzde ile bakılırsa, bunların doktorlar ve akademisyenler tarafından da araştırılması gerek” şeklinde konuştu.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.09.14 17:57:08
Son Düzenlenme Tarihi :





Karın ağrısı, bulantı ve kusmayla başlıyor

Dikkat! Yaz aylarında tehlike artıyor! Dünyada her yıl 600 milyon kişiyi etkiliyor! Bir kereden fazla ısıtılan yemek zehre dönüşebilir! Bu hatalar besin zehirlenmesine neden olabilir!

Besin zehirlenmesi her yıl milyonlarca insanı etkileyen yaygın bir sağlık sorunu. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre; dünya genelinde her yıl yaklaşık 600 milyon kişi besin zehirlenmesi sorunu yaşıyor ve bu kişilerden 420 bini hayatını kaybediyor. Ülkemizde de Sağlık Bakanlığı’nın kayıtları, her yıl binlerce besin zehirlenmesi tablosuyla karşılaşıldığını gösteriyor. Özellikle yaz aylarında artış gösteren besin zehirlenmesi, genellikle bakteri, virüs ile parazit gibi mikroorganizmaların veya bunların ürettikleri toksinlerin gıdalar aracılığıyla vücuda girmeleriyle oluşuyor. Gıdanın uygun şekilde saklanmaması ve hazırlanmaması, yeterince pişirilmemesi veya çapraz bulaşma gibi durumlar besin zehirlenmesine zemin hazırlıyor. Acıbadem Ataşehir Tıp Merkezi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ferhat Çetin,   sağlık durumu iyi olan kişilerde çoğunlukla bulantı ve kusma gibi hafif belirtilerle seyretse de karşılaşılan doz ve zehirlenmeye neden olan etkenin özelliğine göre klinik tablonun ağırlaşabileceği uyarısında bulunarak, “Özellikle çocuklar, yaşlılar, hamileler ile bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde zehirlenme hayati risk taşıyabilir. Zamanında müdahale edilmemiş ileri tablolarda vücutta aşırı su kaybı, böbrek yetmezliği, hatta ölüm gibi ciddi komplikasyonlara bile neden olabilir” diyor.

 

Sıcak havada mikroplar hızla çoğalıyor

 

Besin zehirlenmesi yaz aylarında daha sık görülüyor. Bunun başlıca nedeni, sıcak ve nemli havanın mikropların daha hızlı çoğalmaları için uygun bir ortam sağlaması. Piknik ve barbekü gibi dış mekan aktivitelerinde hijyen şartlarının düşük olması, suya erişim kısıtlılığı, besinlerin çevre ortamla teması ve sıcak hava maruziyeti nedeniyle besin zehirlenmesi riski artabiliyor.  Bunun yanı sıra gıdaların uzun süre oda sıcaklığında kalmaları ve soğuk zincirin bozulması, vakaların artmasında etkili rol oynuyor. Az pişmiş veya çiğ et, tavuk ve yumurta, pastörize edilmemiş süt ve süt ürünleri, tazeliğini yitirmiş deniz ürünleri, hazırlanmaları   esnasında iyi yıkanmamış salatalar ile soğuk sandviçler, uzun süre beklemiş olan pişmiş pirinç ürünleri, saklama koşulları yetersiz olan kremalı ve mayonezli pastane ürünleri, besin zehirlenmesine yol açan etkenler arasında ön sıralarda yer alıyor. 

 

 

Karın ağrısı, bulantı ve kusmayla başlıyor


Besin zehirlenmesinin belirtileri, zehirlenmeye neden olan mikroorganizmaya ve kişinin bağışıklık sistemine bağlı olarak değişiklik gösteriyor. İlk belirtiler genellikle karın ağrısı, bulantı ve kusma şeklinde oluyor. İlerleyen aşamalarda bazen kanlı veya mukuslu olabilen ishal, ateş, baş ağrısı, kas ağrıları ve genel halsizlik görülebiliyor. Tüketilen gıdadaki mikroorganizmanın türüne ve miktarına bağlı olarak belirtilerin ortaya çıkma süresi birkaç saat ile birkaç gün (genellikle 6-48 saat) arasında değişebiliyor. Bazı nadir durumlarda bu süre daha da uzayabiliyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ferhat Çetin, besin zehirlenmesinde erken teşhisin büyük bir önem taşıdığına işaret ederek, “Zamanında müdahale, dehidrasyon, yani vücutta aşırı su kaybı ve diğer ciddi komplikasyonların önlenmesine yardımcı olur, iyileşme sürecini hızlandırır ve bulaşıcılık ihtimali olan durumlarda, hastalığın başkalarına yayılma riskini azaltır” bilgisin veriyor.

 

BESİN ZEHİRLENMESİNE KARŞI 18 ÖNEMLİ ÖNERİ! 

 

Acıbadem Ataşehir Tıp Merkezi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ferhat Çetin, aslında doğru gıda hijyeni ve uygulamalarıyla besin zehirlenmesinin büyük ölçüde önlenebildiğine dikkat çekiyor. Dr. Ferhat Çetin, besin zehirlenmesine karşı almamız gereken önlemleri şöyle sıralıyor: 

 

BESİNLERİ SATIN ALIRKEN 

 

 

Ambalajı hasar görmüş ürünleri almayın

Hasarlı ambalajlar, mikroorganizmaların gıdaya bulaşmalarına ve çoğalmalarına imkan tanıyor. Bu nedenle, ambalajı yırtılmış, ezilmiş, şişkin veya delinmiş ürünleri almaktan kaçının. Konserve kutularının şişkin olmamasına dikkat edin.

Soğuk zincir ürünlerini taşırken, dikkat! 

Sıcaklık artışı, bakterilerin hızla çoğalmalarına neden oluyor. Soğuk zincirin kırılması, gıdaların bozulma sürecini hızlandırıyor.  Dolayısıyla, buzdolabında veya dondurucuda tutulması gereken ürünleri alışverişin sonunda alın ve eve varır varmaz buzdolabına veya dondurucuya yerleştirin. Soğuk zincir ürünlerini marketten eve taşırken buz aküsü ya da termal çanta kullanmanızda fayda var. 


Son kullanma tarihlerini kontrol edin

Son kullanma tarihleri gıdanın güvenli ve kaliteli olduğu süreyi belirtiyor. Tarihi geçmiş ürünler kötü görünmeyip veya kokmayıp yine de salmonella gibi zararlı bakteri içerebiliyorlar. Ürünlerin son kullanma veya tavsiye edilen tüketim tarihlerini kontrol edin ve tarihi geçmiş ürünleri almayın.

Taze, canlı renkli ve ezilmemiş olanlarını seçin

Görünüm, gıdanın tazeliği ve potansiyel bozulma durumu hakkında ipuçları veriyor. Dolayısıyla, sebze ile meyveleri taze, canlı renkli ve ezilmemiş olanlardan seçin. Et ile balık ürünlerinin parlak ve doğal renginde olduklarından emin olun. Bozulmuş gıdayı koku, görünüm, doku ve tadında değişimlerle fark edebilirsiniz. 


 

BESİNLERİ SAKLARKEN
 

Doğru soğuklukta saklayın

Bakteriler 5°C ile 60°C arasındaki tehlikeli sıcaklık bölgesinde hızla çoğalıyorlar. Doğru soğutma, bu çoğalmayı yavaşlatıyor veya durduruyor. Pişmiş yiyecekleri 2 saat içinde buzdolabına kaldırın. Buzdolabı sıcaklığı 0-4°C, dondurucu sıcaklığı ise -18°C veya daha düşük olmalı.

Çapraz bulaşmayı önleyin

Çiğ gıdalardan sızan sıvılar, pişirilmeden tüketilecek olan diğer gıdalara bakteri bulaştırabiliyor.  Bu nedenle, çiğ kırmızı et, tavuk ve balığı, buzdolabında diğer gıdalardan ayrı, alt raflarda ve kapalı kaplarda saklayın. Sebze ile meyveleri yıkamadan buzdolabına yerleştirmeyin.

Hava almayacak kaplarda saklayın

Hava teması, gıdaların kurumalarına ve mikroorganizmaların üremelerine zemin hazırlıyor. Dolayısıyla, açıkta kalan veya artan yiyecekleri hava almayacak kaplarda veya streç filmle sararak saklayın.

BESİNLERİ HAZIRLARKEN 

 

Ellerinizi mutlaka yıkayın

Eller, mikropların gıdalara bulaşmalarında önemli bir taşıyıcıdır. Yemeklerin hazırlığına başlamadan önce ve çiğ gıdalara dokunduktan sonra ellerinizi en az 20 saniye sabun ve ılık suyla yıkayın. 


Etler için ayrı bir kesme tahtası ve bıçak kullanın

Çiğ gıdalardaki bakteriler, aynı yüzey ve aletler aracılığıyla pişmiş veya çiğ tüketilecek diğer gıdalara bulaşabiliyor ve buna çapraz bulaşma deniliyor. Çiğ et, tavuk ve balık için ayrı bir kesme tahtası ile bıçak kullanın. Kesme tahtası ve bıçakları kullandıktan sonra sıcak sabunlu suyla iyice yıkayın veya dezenfekte edin.

Yüzeyleri düzenli olarak temizleyin

Gıda hazırlığı yapacağınız tezgah ile lavabo gibi tüm yüzeyleri düzenli olarak temizleyin ve dezenfekte edin. Yüzeylerde kalan gıda kalıntıları ve mikroplar, yeni hazırlanan gıdalara bulaşabiliyor.

Sebze ve meyveleri bol su altında iyice yıkayın

Yüzeylerindeki toprak, böcek ilacı kalıntıları ve mikroorganizmaların çok iyi temizlenmeleri  için tüm sebze ve meyveleri (kabuklarını soyacak olsanız bile) bol su altında iyice yıkayın.

BESİNLERİ PİŞİRİRKEN
 

Et, tavuk, balık ve yumurtayı iyice pişirin

Yüksek ısı, gıdalardaki zararlı bakterileri öldürürken, yetersiz pişirme ise bakterilerin hayatta kalmalarına neden olabiliyor. Et, tavuk, balık ve yumurtayı iç sıcaklıkları güvenli seviyeye ulaşana kadar iyice pişirin. Et termometresi kullanarak iç sıcaklıkları kontrol edin (örneğin, tavuk için en az 74°C).

Donmuş gıdaları oda sıcaklığında çözdürmeyin

Donmuş gıdaları oda sıcaklığında çözdürmekten kaçının. Zira, oda sıcaklığında çözdürülen gıdaların yüzeyi hızlıca tehlikeli sıcaklık bölgesine ulaşıyor ve bakteriler çoğalmaya başlıyor. Donmuş gıdaları buzdolabında, soğuk su altında veya mikrodalgada çözdürün

Pişmiş gıdaları bir kereden fazla ısıtmayın

Artan yemekleri tekrar ısıtırken tamamının buhar çıkana kadar iyice ısındığından emin olun ve mümkünse bir kereden fazla ısıtmaktan kaçının. Yetersiz ısıtmanın yanı sıra aynı gıdayı bir kereden fazla ısıtmak bakterilerin hayatta kalmalarına ve çoğalmalarına neden olabiliyor, yani yemek adeta bir zehre dönüşüyor. 

 

DIŞARIDA BESİN TÜKETİRKEN


Güvenilir yerleri tercih edin

Hijyen kurallarına uyulmaması besin zehirlenmesi riskini artırıyor. Bu nedenle, temizlik standartlarına dikkat eden işletmeleri tercih edin. Açıkta satılan ve kaynağı belirsiz gıdalardan kaçının. 


Tamamen pişmiş ve sıcak olsun

Yetersiz pişirme ve sıcak servis yapılmaması, bakterilerin hayatta kalmalarına ve çoğalmalarına olanak tanıyor. Özellikle et ve tavuk gibi riskli gıdaların tamamen pişmiş ve sıcak olarak servis edildiğinden emin olun.

Çiğ veya az pişmiş gıdalardan kaçının

Dışarıda çiğ et, az pişmiş deniz ürünleri veya pastörize edilmemiş süt ürünleri tüketirken çok dikkatli olun veya mümkünse kaçının. Bu tür gıdalar, çiğ hallerinde yüksek bakteri yükü taşıyabiliyor.

Açık büfelerdeki gıdalara dikkat!

Açık büfelerde gıdaların sıcak tutulup tutulmadığını (60°C üzeri) veya soğuk servis ediliyorsa (5°C altı) uygun soğuklukta olup olmadıklarını kontrol edin. Gıdaların uzun süre dışarıda kalmış olmamalarına dikkat edin. Uzun süre "tehlikeli sıcaklık bölgesinde" kalan gıdalarda bakteri üremesi hızlanıyor.
 

 


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2025.08.05 10:04:51
Son Düzenlenme Tarihi :