TIBBİ AROMATİK BİTKİ SEKTÖRÜ DEĞERLENDİRİLDİ
Antalya Ticaret Borsası (ATB), tarım sektörünün gelişimini sağlamak için çalışmalarını sürdürüyor. ATB, “Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Sektörü” Sektörel Analiz Toplantısı düzenledi. Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kenan Turgut moderatörlüğünde online düzenlenen toplantıya, ATB Meclis Başkan Yardımcısı Abdullah İnan, ATB 7. Meslek Komitesi üyeleri, BAKA, Antalya Büyükşehir Belediyesi, Tarım ve Orman Müdürlüğü, BATEM, Orman Müdürlüğü, Ziraat Odası ve sektör temsilcileri katıldı.
Antalya Ticaret Borsası (ATB), tarım sektörünün gelişimini sağlamak için çalışmalarını sürdürüyor. ATB, “Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Sektörü” Sektörel Analiz Toplantısı düzenledi. Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kenan Turgut moderatörlüğünde online düzenlenen toplantıya, ATB Meclis Başkan Yardımcısı Abdullah İnan, ATB 7. Meslek Komitesi üyeleri, BAKA, Antalya Büyükşehir Belediyesi, Tarım ve Orman Müdürlüğü, BATEM, Orman Müdürlüğü, Ziraat Odası ve sektör temsilcileri katıldı.
200 MİLYAR DOLARLIK TİCARET HACMİ
Prof. Dr. Kenan Turgut, tıbbi aromatik bitkilere pandemiden sonra talebin arttığını belirterek, katmadeğeri yüksek ürünler üretilmesi gerektiğini söyledi. Dünyada 200 milyar dolarlık hacme sahip tıbbi aromatik bitki ticaretinden ülkemizin yeterince pay alamadığını kaydeden Turgut, “200 milyar dolarlık pastadan ülkemiz sadece 1 milyar dolarlık bir pay alabiliyor. Potansiyelimiz göz önüne alındığında bu rakamın üzerinde para kazanabiliriz” diye konuştu. Turgut, tıbbi aromatik bitkilerin tarladan işlenmesine kadar sürdürülebilir bir yaklaşımla değerlendirmesi gerektiğini vurguladı.
LAVANTA EKİMİ MODA OLDU
ATB Meclis Başkan Yardımcısı Abdullah İnan, tıbbi aromatik bitkilerin kırsal ekonomide önemli bir yere sahip olduğunu vurgularken, kırsalın boşalmasıyla tıbbi aromatik bitkileri toplama konusunda sıkıntı yaşandığına dikkat çekti. Sektörde planlama sıkıntısını da belirten İnan, “Son dönemde lavanta ekimi moda oldu, her yere lavanta dikildi. Şimdi tüccarlara Ege’den Güneydoğu’ya kadar bir çok ilden lavanta teklifi geliyor. Üretim fazlalığı olunca da ürünün fiyatı ve değerlendirilmesi noktasında sıkıntılar başlıyor. Şu an lavanta yağına 400-500 TL’ye alıcı yok. Gelişi güzel destekler sektöre zarar veriyor. Karar vericilerin piyasa analizi yapıp, planlama yapması şart” diye konuştu.
YANGIN YERİNE KEÇİBOYNUZU
ATB 7. Meslek Komitesi Üyesi Ergin Civan, dünyanın en büyük kekik ihracatçısı olan Türkiye’de en büyük üretimin Denizli’de olduğunu belirtti. İhracatın sürdürülebilir olması için çalışmalar yapılması gerektiğini söyleyen Civan, kekikte rakip ülke sayısının arttığına dikkat çekti.
AİLE İŞLETMESİ ÖNEMLİ
Tıbbi aromatik bitkilerde doğru ekonomik modelin aile işletmesi olduğunu vurgulayan Ergin Civan, “Bu sektörde en büyük girdi işçilik maliyeti. Aile olarak tıbbi aromatik bitki yetiştiriciliğiyle ilgilenenler diğer ürünlere göre daha fazla para kazanıyor” dedi. Civan, Manavgat’ta yanan alanlara özellikle keçiboynuzu dikimini önerirken, “Zaten keçiboynuzu, defne, kekik bölgenin doğal bitki örtüsü. Keçiboynuzu fiyatı dünyada görülmediği kadar arttı. Mutlaka yanan sahalara dikimi yapılmalı” dedi.
MANAVGAT’A TIBBİ AROMATİK BİTKİ BANDI TALEBİ
Manavgat Ziraat Odası Başkanı Rasim Metin, Manavgat’ın keçiboynuzu ve defne konusunda önemli bir yer olduğunu belirtirken, yangında tıbbi aromatik bitki varlığını kaybettiğini belirtti. Manavgat’ta yanan bölgedeki 7 köyde halkın geçiminin defneden sağladığını söyleyen Metin, bölgede köyle orman alanı arasına 500-600 metre bandında keçiboynuzu, defne, kekik ekimi ve dikimini önerdi. Metin, ücretsiz fidan desteği talebinde bulundu.
ERKEN HASAT UYARISI
Toplantıya katılanlar, tıbbi aromatik bitkilerde tarla üretimine geçilmesini önerirken, erken hasadın tıbbi aromatik bitkilerde kalite ve verim kaybına neden olduğuna dikkat çekti. Toplantıya katılan kurum temsilcileri de tıbbi aromatik bitkilerle ilgili yaptıkları çalışmaları anlatırken, Manavgat yangınından etkilerin alanların tekrar üretime kazandırılması konusundaki çalışmaları hakkında bilgi verdi.
Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2021.09.23 13:31:09
Son Düzenlenme Tarihi :
Bir dakikada 30 milyonluk birikimleri enkaz oldu
6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremler, 11 il içinde en büyük yıkımı medeniyetler şehri Hatay’da meydana getirdi. Defne Elektrik Mahallesi’nde yaşayan Hallum, 3 çocuğu ve eşiyle depremi burunları bile kanamadan atlattı. Buna rağmen Hallum’n Defne ve Antakya olmak üzere 3 dükkanı ve 6 dairesi ağır hasar aldı ve kullanılamayacak duruma geldi. Ailesinden 12 kişiyi toprağa veren Levent Hallum, depremin ardından Mersin iline yakınlarının yanına taşındı. Sık sık doğup büyüdüğü Hatay’a gelen Hallum, enkaza dönen 30 yıllık birikimlerini görünce derin bir üzüntü yaşadı. Ailesine sarılabilmesinin en büyük tesellisi olduğunu dile getiren Levent Hallum’un tek isteği yeniden doğup büyüdüğü topraklarda yaşamak.
12 akrabasını kaybetti
Depremden birkaç dakika önce su içmeye kalktığını, sarsıntının başladığını anlatan Hallum, “Kızlarım kapıyı açtı, oğlumu uyandırdım. Aşağıya inmedik, dama çıktık. Damda yerimizde duramıyorduk, gelen uğultunun ardından tüm binalar arka arkaya yıkılmaya başladı. Kıyamet koptu, bomba atmış gibi. Hiçbir yer sağlam kalmadı. Allah’a binlerce şükür bize ömür verdi. Binamız ağır hasarlı oldu. Depremde 12 akrabamı kaybettim” dedi.
"30 milyona yakın kayıp"
Kasap ve kebap üzerine işletmelerinin olduğunu dile getiren Hallum, "Hatay’ın sayılı esnaflarındandım. 6 dairem 3 dükkanım gitti. Maddi zararım 30 milyona yakın ama Allah’tan gelen bir şey. Bizim tek dileğimiz Cumhurbaşkanımızdan Allah razı olsun, yapılaşmada bize yardım eder ayaklanırız. Hatay halkı olarak biz memleketimizden gitmek istemiyor kendi topraklarımızda yaşamak istiyoruz. Mersin bize kucak açtı ama kendi topraklarımızı istiyoruz" diye konuştu.
"Depremden 1 dakika önce kral gibiydim"
Çocuklarını sarabilmenin en büyükse serveti olduğunu dile getiren Hallum, "Zengin kardeşlerim vardı durumları kötü, birçok arkadaşım vefat etti. Dükkanımın bulunduğu apartmanda 76 kişi hayatını kaybetti. Ben binadan burnum kanamadan indim, her gün çocuklarımı sarıp koklayabiliyorum o bana yeter. Benim tek dileğim kendi topraklarımda ölmek. Depremden önce kral gibi yaşarken, eşime dostuma yardım ederken hiçbir şekilde kimseyi kapımdan geri çevirmedim. Allah razı olsun herkese yardım ediyorduk ama şimdi bu duruma düştük. Yolda bulduğum kaba bile ihtiyacım var" ifadelerine yer verdi.





