SON DAKİKA
header-ad

Başkan Çetin: Pandeminin etkisinden halen çıkamadık

ATSO Başkanı Davut Çetin, Antalya ekonomisinin halen pandemi etkisinden tam olarak kurtulamadığını dile getirdi. Antalya’nın lokomotif sektörünün turizm olduğunu dile getiren Başkan Davut Çetin, “Turizmde kent olarak toparlanma dönemine girdik. Rakiplerimizin üzerinde bir turisti ağırlıyoruz. Umarım yılsonu itibarıyla 9-9,5 milyon civarında turisti ağırlamış olacağız. Bu Antalya için oldukça sevindirici olsa da halen 2019 yılında aldığımız turist sayısının yüzde 60’a yakın bir kısmını misafir edebildik. Önümüzdeki yıl için artık normal seyrimize dönmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Halkbank Yönetim Kurulu Başkanı Recep Süleyman Özdil, Akdeniz Bölge Müdürü Mikail Özdemir ve Bölge Ticari ve KOBİ Pazarlama Bölüm Müdürü Hacı Bekdur, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Davut Çetin’i ziyaret etti. ATSO Başkan Yardımcıları Mustafa Atılgan ve Cihangir Deniz’in de katıldığı görüşmede Antalya ekonomisi, sektörler, ATSO üyelerinin talep ve beklentileri konuşuldu.

Antalya’nın tarım konusunda da öncü bir kent olduğunu söyleyen Başkan Davut Çetin, “Antalya turizmin yanında tarımıyla da bir marka kent. Bunun yanında her geçen gün gelişmekte olan sanayisi, serbest bölgesi ve cazip yatırım fırsatlarıyla ekonomik anlamda çok önemli yere sahip bir kent” dedi.

Antalya pandemide yüzde 15 küçüldü

Antalya ekonomisinin pandemiden en çok zarar gören kent olduğunu da ifade eden Başkan Davut Çetin, “Ekonomimiz geçtiğimiz yıl yüzde 15 küçüldü. Bu çok büyük bir rakam. Bu küçülme kentte yaşan herkesin ekonomik anlamda küçülmesine yol açtı. Bu dönemi atlatırken üyelerimizin en önemli destekçisi bankalar oldu ve olmaya devam ediyor. Özellikle kamu bankalarımız bu süreçte oldukça önemli destekler verdi. Ben her tüm üyelerimize her fırsatta en az bir kamu bankası ile çalışmalarını öneriyorum. Sizlerden beklentimiz ertelemeler ve yapılandırmalar konusunda üyelerimize yardımcı olmanız yönünde. Antalya ekonomisinin pandemi etkisinden çıkana kadar bu destekleri vermeniz çok önemli” diye konuştu.

Destek olmaya devam edeceğiz

Antalya’nın Türkiye’nin en önemli ekonomilerinden birine sahip olduğunu ifade eden Halkbank Yönetim Kurulu Başkanı Recep Süleyman Özdil, banka olarak da kente özel bir önem verdiklerini dile getirdi. Antalya ekonomisinin güçlenmesi için ellerinden gelen her desteği vermeye hazır olduklarını da söyleyen Özdil, “Özellikle pandemi döneminde Antalya’daki yatırımcılara olabileceğimiz kadar destek olmaya özen gösterdik. Bunu önümüzdeki süreçlerde de göstereceğiz” dedi.

Görüşmenin sonunda ATSO Başkanı Davut Çetin, Halkbank Yönetim Kurulu Başkanı Recep Süleyman Özdil’e günün anısına seramik Antalya Güneşi armağan etti.


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2021.11.04 13:27:25
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Bakan Ersoy: "ABD ile yapılan protokol gereği yurt dışına kaçırılan eserler alıcı bulamaz hale geldi"

Türkiye’den geçmiş yıllarda ABD’ye kaçırılan 12 tarihi eser, Kültür ve Turizm Bakanlığının girişimiyle yurda döndü. Antalya Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen eserlerin açılışı gerçekleştiren Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, ABD ile imzalanan ikili protokol gereği Anadolu’dan çıkarılmış kültür varlıklarının yurt dışında alıcı bulamaz hale gelmeye başladığı bildirdi.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğüne bağlı kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadele ekipleri tarafından 1980 yılından bugüne kadar yurt dışına kaçırılan binlerce tarihi eserin Türkiye’ye iadesine yönelik çalışmalar çerçevesinde, ABD’ye kaçırılan 12 eser daha geçtiğimiz günlerde hava yolu ile yurduna geri döndü. Eserlerin yurduna geri dönmesinde ABD Manhattan Bölge Savcılığı ve ABD İç Güvenlik ve İstihbarat Birimi (HSI) tarafından gerçekleştirilen soruşturmalar önemli rol aldı.
12 tarihi eser, 22 Mart Çarşamba günü Türk Hava Yollarının kargo birimi aracılığıyla Antalya’ya getirildi. Aralarında Roma İmparatoru Lucius Verus’un gerçek boyutlarda nadir bir bronz heykeli, 2 adet tunç boğa arabası, Roma dönemi askeri diploma, Urartu dönemine ait terakota vazo, Perge Antik Kenti’nden heykel başı, Killia mermeri, Neolitik Hacılar Ana Tanrıça figürü gibi eserlerin yer aldığı toplam 12 tarihi eser için Antalya Müzesi’nde açılış töreni düzenlendi.

"Bu depremden sonra devletimizin bütün kurumlarıyla sahada, milletimizin yanındaydık"
Törende konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “Ülkemizin yaşadığı en büyük doğal felaketlerden biri olan depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet ve kalanlara sabırlar diliyorum. Bu depremden sonra devletimizin bütün kurumlarıyla sahada, milletimizin yanındaydık. Ben Malatya merkezli başta olmak üzere birçok deprem bölgesinde çalışmalar gerçekleştirdim. Bakanlıktaki arkadaşlarım da müzelerimizin ve kültür varlıklarımızın güvenliğini en kısa sürede sağladı. Depremden etkilenen şehirlerimizde tespitlerimiz, planlamalarımız ve uygulamalarımız sürüyor. Bakanlık olarak kendi sorumluluğumuzda olan varlıkların korunması için emek veren tüm mesai arkadaşlarımı tebrik ediyorum” dedi.

"Kültür varlıklarımızdan 12’sinin daha iadesini sağlamış olduk"
Kültür varlıklarının korunmasıyla ilgili tavizsiz politikaları, tüm platformlarda aynı titizlikte devam ettirdiklerini belirten Bakan Ersoy, “Bugün burada bu stratejimizin önemli bir boyutu olan ‘kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadele’ alanında sağladığımız çok önemli bir başarı vesilesiyle toplandık. Ülkemizin farklı bölgelerinden kaçak kazılar yoluyla elde edilen, yasa dışı olarak yurt dışına kaçırılan ve Amerika Birleşik Devletleri’nde tespit edilerek el konan kültür varlıklarımızdan 12’sinin daha iadesini sağlamış olduk. Manhattan Bölge Savcılık Ofisi, Amerikan İç Güvenlik ve İstihbarat Birimi (HSI) ve Bakanlığımız arasında geliştirilen iş birliğinin bir başka başarılı sonucu olarak iadesi sağlanan kültür varlıklarının, çok nitelikli eserler olduğunu da ayrıca belirtmek isterim. Bunlardan Perge Antik Kenti’mizden çıkarılmış iki heykele ait başlar, bilim insanlarınca yapılan değerlendirmelere göre M.S. 3’üncü yüzyılda yontulmuştur. Söz konusu heykellerin gövdelerinin daha erken dönemlerde işlenmiş olduğu ve imparatorları tasvir ettikleri; başların ise Geç Antik Çağ’da yeniden çalışıldığı anlaşılmıştır. Bu başlar uzun yıllardır yurt dışında, iki ayrı koleksiyonda bulunuyordu” sözlerine yer verdi.

"ABD’den iadesi sağlanan heykel başlarından ilkini gövdesiyle birleştirdiler"
Bakan Ersoy, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:
"Bunların kazılardan çıkan hangi gövdelere ait olabileceğine yönelik daha önce yapılan çalışmalar ışığında araştırmalarımızı sürdürüyoruz. Bu araştırmalar bu eserlerden şu an için biri hakkında net bir sonuç verdi. Antalya Arkeoloji Müzesi uzmanlarımız ile Antalya Restorasyon ve Konservasyon Laboratuvarı uzmanlarımız yaptıkları çalışmalar sayesinde ABD’den iadesi sağlanan heykel başlarından ilkini gövdesiyle birleştirdiler. Bu sayede bugün bu eseri bir bütün olarak görebiliyoruz. İadesi sağlanan eserler hakkında gerçekleştirilen soruşturma çerçevesinde, ‘kazı kayıtları’, ‘kazı envanteri’ ve ‘belgeleme’ dosya açısından son derece belirleyici olmuştur."

"6 bin yıllık bir de Kiliya tipi bulunmaktadır"
Yurda getirilen bir başka eserin 1960’lı yıllarda çok yoğun kaçak kazıya maruz kalan Bubon Antik Kenti kökenli Septimius Severus Heykeli olduğunu belirten Ersoy, şu bilgileri verdi:
“Geçen sene Kasım ayında iadesini sağladığımız ve yine aynı alandan yasa dışı olarak götürülmüş olan Lucius Verus Heykeli’mizde olduğu gibi, ‘eserin kaidesi’, ‘kaidesi üzerindeki kitabe’ ve ‘ayaklarının oturması için hazırlanmış yuvaların ölçüsünün tutarlılığı’, ‘bir kaçak kazıcının günlüğündeki ifadeler’ öne çıkan kanıtlarımız arasında bulunuyor. Çok kıymetli hocamız Prof. Dr. Jale İnan tarafından 1970’lerden itibaren gerçekleştirilen araştırmalar, soruşturma safhasında kullandığımız dayanaklarımız arasında büyük öneme sahiptir. Bu eserler arasında, tek üretim merkezinin Manisa ili Kulaksızlar köyü olduğu bilinen, 6 bin yıllık bir de Kiliya tipi bulunmaktadır. Benzer bir Kiliya Heykeli için ABD Hukuk Mahkemeleri nezdindeki mücadele devam ediyor."

“Binlerce yıllık kültür varlıklarını burada sizlerle buluşturabilmiş olmak, bizler için büyük memnuniyet vesilesi”
Büst Çelenkli Bronz Portre hakkında da bilgi veren Ersoy, “Ülkemiz kültürel mirası açısından büyük kıymeti olan bir eserdir. M.S. 3’üncü yüzyıla tarihlenen eserin, bir ‘imparator kültü rahibi’ olabileceği veya ‘yarışları düzenleyen bir kişiye ait’ olabileceği düşünülüyor. Batı Anadolu kökenli olduğu stilistik olarak belirlenen büstün iadesinde; ait olduğu bölgede meydana gelmiş kaçak kazı ve benzeri adli kayıtların detaylı olarak derlenmesi ve incelenmesi ile bilimsel raporlar etkili olmuştur. Ayrıca, Şanlıurfa kökenli boğa arabası, Çatalhöyük, Hacılar kökenli heykelcikler, M.Ö. 2 bine tarihlenen Doğu Anadolu bezemeli vazo, Roma Dönemi’ne ait askeri diploma gibi Anadolu’ya ait binlerce yıllık kültür varlıklarını burada sizlerle buluşturabilmiş olmak, bizler için büyük memnuniyet vesilesi” ifadelerine yer verdi.

“Artık alıcı bulamaz hale gelmeye başladı”
Kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadeledeki kararlılığın, önümüzdeki dönemde de artarak devam edeceğini belirten Ersoy, “Bu çerçevede, arkeolojik alanlar ve müzelerde güvenliğin artırılmasına, sınır ve gümrük kontrollerinde uzman bilgi paylaşımına, uluslararası ve ikili ilişkilerin geliştirilmesine büyük önem veriyoruz. Bakanlık olarak yaptığımız düzenlemelerle, kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadele faaliyetine sağladığımız ilave imkanların da olumlu sonuçlarını görmekten büyük memnuniyet duyuyoruz. İki ülke arasına son 5 yıldır ikili protokol yapıyoruz. Bu protokol sonucunda yıllarca sürecek hukuk mücadelesini aylar içiresinde sonuçlandırabiliyoruz. Öncelikli gayemiz eserin geri getirilmesini sağlamak ve daha öncelikli amacımız artık yasa dışı yollarla Anadolu’dan çıkarılmış kültür varlıklarının piyasa değerini yurt dışında düşürmek. Artık alıcı bulamaz hale gelmeye başladı. Definecilerin önünü kesmenin en önemli yolu da bu. İzinsiz yurt dışına çıkarılmış Anadolu kültür varlıklarını artık alıcısı bu protokollerle çok düşük. Bu eserler günışığına çıktığı zaman Bakanlığımız anında fark ediyor ve çok büyük hukuk müdahalesi başlıyor. Bu protokoller sayesinde kısa sürede bu varlıklar ülkemize geri getiriyoruz. ABD ile imzaladığımız ve 2021 yılında yürürlüğe giren Mutabakat Zaptı, bu kıymetli eserlerin ait oldukları topraklara dönmesinde hayati bir rol oynamıştır” ifadelerini kullandı.

“Amerikan İç Güvenlik ve İstihbarat Birimine titiz çalışmaları için bir kez daha teşekkür ediyorum”
Eserlerin yurda kazandırılmasında emeği geçenlere teşekkür eden Bakan Ersoy, “Bu vesileyle kültür mirasının korunması ve kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadele alanında Amerika Birleşik Devletleri’nin ilgili makamlarına ve özellikle bir süredir ortaklaşa çalışmalarımızla tüm dünyaya örnek teşkil edecek bir işbirliği tesis ettiğimiz Manhattan Bölge Savcılık Ofisinden Bölge Savcı Yardımcısı Albay Matthew Bogdanos ile kıymetli ekibine; Amerikan İç Güvenlik ve İstihbarat Birimine titiz çalışmaları için bir kez daha teşekkür ediyorum. Bu çalışmalara araştırma, inceleme, kanıt toplama ve tanık ifadelerini sağlama konularında büyük katkılar yapan Bakanlığımızın ilgili birimlerini de tebrik ediyorum. Bu iade süreçlerinin olumlu neticelendirilmesine vesile olan başta merhum Prof. Dr. Jale İnan’ı rahmetle anıyor; katkılarından dolayı akademisyenlerimiz Prof. Dr. Turan Takaoğlu, Prof. Dr. Sedef Çokay Kepçe, Prof. Dr. Ertekin Doksanaltı, Prof. Dr. Kaan İren ve Prof. Dr. Hans Rupprecht Goette ile aramızdan ayrılan Prof. Dr. Brigitte Freyer-Schauenburg, Mimar Arzu Öztürk ve Dr. İsmail Fazlıoğlu’na, Antalya Arkeoloji, Anadolu Medeniyetleri ve Burdur Müzelerimize, Dışişleri Bakanlığımıza, New York Kültür ve Tanıtma Ataşeliğimize, eserlerimizi ücretsiz ve büyük özenle ülkemize ulaştıran THY ailesine sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum” şeklinde konuştu.

“Kültür mirasımızın çok önemli parçalarıdır”
Bakan Ersoy, konuşmasını şu sözler ile tamamladı:
“Bu iş birliği sayesinde iadesi sağlanan ve bugünden itibaren Antalya Müzesi’nde sergilenecek 12 adet eser, kültür mirasımızın çok önemli parçalarıdır. Ancak bundan daha önemli olan çok boyutlu, titiz inceleme ve analiz gerektiren bu çalışmaların ne kadar meşakkatli olduğu hakkındaki yerel ve global farkındalığı artırmaktır. Bunun için de çabalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz."

“Türkiye’nin kültür varlıklarına son derece saygı duyduğumuzu bildirmek isteriz”
ABD Ankara Büyükelçisi Jeff Flake ise konuşmasında, Antalya Müzesi’nde bulunmaktan çok keyif aldığını söyledi. Kültür varlıklarının ülkeye geri gönderilmesiyle ilgili sürecin bir parçası olduğu için mutluluk duyduğunu belirten Flake, "Yıllar sonra buradalar, ait olduğu yerdeler. Ülkelere döndürülen bu kültür varlıklarıyla ilgili olarak biz Türkiye’nin kültür varlıklarına son derece saygı duyduğumuzu bildirmek isteriz. Anadolu’ya ait olan eşsiz eserler öyle ya da böyle ait oldukları yere, yuvalarına geri dönecektir. Bu varlıklardan bazıları yağmalanarak uzaklaştırıldığını biliyoruz. Bu parçaların buraya dönmesi çok önemlidir. ABD ve Türkiye kültür varlıkların geri döndürülmesi ve korumasıyla ilgili bir protokol imzaladı. Bugün bu vesileyle bu iş birliğimizi devam ettiriyoruz. Yağmaya kültür varlıkların kaçırılmasına karşı mücadele ediyoruz. Tekrar ülkelerine dönmesiyle ilgili gerekli baskıyı kurmaya çalışıyoruz. Türkiye’de turizm açısında gelip görülecek çok değerli yerler var, bu değerler korunmalıdır” açıklamasına yer verdi.
Eserlerin lansman toplantısına; Antalya Valisi Ersin Yazıcı, AK Parti Antalya İl Başkanı Ali Çelik, Antalya Müze Müdürü Mustafa Demirel, İl Kültür ve Turizm Müdürü Candemir Zoroğlu ve çok sayıda davetli katıldı.

Kaynak : İHA
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.03.31 13:48:30
Son Düzenlenme Tarihi :





Çöl sıcaklarında klima kullanımı nedeniyle oluşabilecek sırt ve eklem ağrılarına dikkat

Uzmanlar son günlerde etkili olan sıcak havalara karşı klima kullanan vatandaşları, klimaların yanlış kullanımının sırt ve eklem ağrılarına, boyun ve bel tutulmalarına yol açabileceği konusunda uyardı.
Türkiye, temmuz ayının başından bu yana sıcak hava dalgalarıyla boğuşuyor. Mevsim normalleri..

Uzmanlar son günlerde etkili olan sıcak havalara karşı klima kullanan vatandaşları, klimaların yanlış kullanımının sırt ve eklem ağrılarına, boyun ve bel tutulmalarına yol açabileceği konusunda uyardı.
Türkiye, temmuz ayının başından bu yana sıcak hava dalgalarıyla boğuşuyor. Mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcak havalara karşı klima, deniz, havuz gibi serinleme yöntemleri tercih edilirken; uzmanlar kas ve eklem ağrılarına dikkat çekti. Sırt ve eklem ağrılarının, pek çok insanın günlük yaşam kalitesini olumsuz etkileyen yaygın bir sorun olduğu ifade edildi. Çeşitli faktörler, uzun süreli oturma, yanlış pozisyonda çalışma, hareketsizlik, kötü uyku düzeni, yetersiz egzersiz, obezite ve stres gibi nedenlerle sırt ve eklem ağrıları ortaya çıkabileceği belirtildi. Özellikle yaz aylarında, sıcak hava ve nem, bu tür ağrıların daha şiddetli bir hal almasına sebep olabildiği uyarısında bulunuldu.

Sırt ve eklem ağrılarından kurtulma yolları
Uzmanlar, yaz aylarında sırt ve eklem ağrılarından kurtulma yöntemleri konusunda önemli ipuçları paylaşıyor. Haftada en az 150 dakika orta düzeyde egzersiz yapmak ve güçlendirme egzersizlerine zaman ayırmak, sırt ve eklem ağrılarını azaltmaya yardımcı olabilir. Egzersiz öncesi ve sonrası yapılacak ısınma ve soğuma egzersizleri, kasları esnetmek ve ağrıları azaltmak için faydalı olduğu ifade edildi. Uzun süreli oturma veya yanlış duruş pozisyonları, sırt ve eklem ağrılarını artırabilir, bu nedenle doğru duruşa ve hareket etmeye dikkat etmek önemlidir. Vücut ağırlığınızı kontrol altında tutmak, sırt ve eklem sağlığınızı desteklerken, stresle başa çıkmak için yoga, nefes egzersizleri, masaj gibi rahatlatıcı çalışmalara yönelmek faydalı olacağı üzerinde duruldu.
Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Zekai Kutlubay, ülkeyi etkisi altına alan Afrika sıcaklarının özellikle 20 Ağustos’a kadar devam edeceğini belirtti. Kutluay, klimaların yanlış kullanımının sırt ve eklem ağrılarına, boyun ve bel tutulmalarına yol açabileceğini aktardı.
Klimaların gerekenden daha düşük sıcaklıklarda çalıştırılması ve klimaların karşısında ıslak kıyafetlerle veya ıslak saçla oturulmasının bu ağrılara neden olabileceğine dikkat çekti. Ayrıca, dış mekândan iç mekâna girildiğinde vücudun sıcaklık değişimini düzenlemek için klimaların belirli bir süre sonra çalıştırılmasının önemine değindi. Bu yanlış uygulamalara karşı dikkat edilmesi gereken önemli noktaları sıralayarak, kas gevşemesine yardımcı olacak doğal ve bitkisel topikal kremlerle masaj yapmanın faydalı olabileceğini belirtti.

Sırt ve eklem ağrılarına karşı arı zehrini önerisi
BEE’O Apicare Kurucusu Dr. Aslı Elif Tanuğur Samancı ise sırt ve eklem ağrılarına karşı arı zehrini önerdi. Samancı, “Bilimsel çalışmalara göre, arı zehri eklem rahatsızlıklarında olumlu etkilere sahiptir. Osteoartritli 660 katılımcının yer aldığı bir çalışmada, katılımcıların büyük bir kısmının tamamen iyileştiği veya iyileşme sürecinde olduğu gözlemlenmiştir. Romatoid artrit üzerine yapılan araştırmada, arı zehri ile akupunktur terapisi uygulanan deney grubunda, medikal tedavi alan kontrol grubu ile benzer olumlu sonuçlar elde edilmiştir. Tedavi sonrasında, sabah tutukluğu süresinde, romatoid faktör (RF), C reaktif protein (CRP), şiş/hassas eklem sayıları (indeksler), el kavrama kuvveti ve diğer semptom ve bulgular üzerinde olumlu etkiler gözlemlenmiştir” dedi.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.07.27 10:57:05
Son Düzenlenme Tarihi :