SON DAKİKA
header-ad

Başkan Öztürk’ten, adrese teslim güreş davetiyesi

arihi Elmalı Yeşilyayla Yağlı Pehlivan Güreşleri ile ilgili geri sayım sürüyor. 8 - 9 - 10 Eylül 2023 tarihlerinde gerçekleştirecek ve bu yıl 671 nci düzenlenecek tarihi güreşler öncesinde Belediye Başkanı Halil Öztürk, Başkan Yardımcısı Hasan Aydın ve bu yılın güreş ağası Hakan Çetin’le önemli kişi ve kurumların başında bulunanlara makamlarında/işyerlerinde davetiyelerini teslim edip, güreşlere davet ediyor.

İYİ Parti ve CHP Genel Başkanlarını da unutmayan Başkan Öztürk, iki lideri Elmalı’da 8 - 9 - 10 Eylül 2023 tarihlerinde düzenlenecek yağlı pehlivan güreşlerine davet ederken, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Yardımcısı Fatih Kabadayı’yı ziyaret ederek tarihi güreşlere bizzat davet etti. * Ferudun ÖZGÜNSÜR

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.09.01 16:02:57
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Antalya İl Başkanı Düzen’den “Emekli maaşı ve uyuşturucu” eleştirisi

Saadet Partisi Antalya İl Başkanı Ramazan Düzen, gündeme dair açıklamalarda bulundu. Düzen, “Ülkemizde ve Antalya’da değişmeyen bir gündem var. 7’den 77’ye herkes için öncelikli ve önemli, sosyal hayattan kültürel hayata, iç siyasetten uluslararası ilişkilere kadar hayatın her alanını etkileyen bir gündemi ekonomidir” dedi
Gündemdeki son gelişmeleri değerlendiren Düzen, Ülkemizde ve Antalya’mızda değişmeyen bir gündem var. 7’den 77’ye herkes için öncelikli ve önemli, sosyal hayattan kültürel hayata, iç siyasetten uluslararası ilişkilere kadar hayatın her alanını etkileyen bir gündemi ekonomi olduğunu açıklayarak; “Her nedense dizginlenemeyen veya dizginlenmesi istenmeyen enflasyon; sürekli artan hayat pahalılığı; sonuç, birbiri ardına gelen zamlar…
Durum böyle olunca; çarşıda-pazarda, evlerde, iş yerlerinde insanımızın sürekli olarak konuştuğu konular işte bu hayat pahalılığının ötesine bir türlü geçemiyor. Geçim derdine düşen vatandaş, başka hangi konuları konuşsun ki…  
İktidar da, muhtemelen ülkenin karşı karşıya bulunduğu halkımızın diğer hayati problemlerinin tartışılmasını engellemek için, insanımızı böyle bir geçim badiresinin içerisine bilinçli şekilde sürüklemiş gibi görünmektedir.
Peki, iktidar ve yönetim omuzlarına aldıkları bu ağır sorumluluğun farkında mıdır? Buna olumlu  cevap vermeyi herkes arzu ederdi, ancak maalesef bu mümkün değil.
Böyle bir sorumluluğun farkında olsalardı, milyonlarca emekli “7 bin 500 lira maaşla geçinebilir” diye akıl almaz bir anlayışa sahip olmazlardı!
Yine böyle bir sorumluluğun farkında olsalardı, 2-3 ay emeklilerimizi oyalayıp, sonra da şimdi “işin farkındayız”,  “bunu düzelteceğiz”, “bu hoş olmamış” söylemleriyle 2024 yılını işaret edip yaşlı, güçsüz, çalışma gücünü yitirmiş geniş bir emekli kesimin sefaletinden “mahalli seçimlerde oy devşirme” gayreti içinde olmazlardı!” dedi.
Düzen, Emeklilerini 7 bin 500 liraya mahkum etmek devletimize, ülkemize yakışıyor mu? diye İktidarı eleştirdi. 
Düzen, açıklamasını  şu ifadelerle noktaladı: “İktidarın bu tavrı ciddiyetten, samimiyetten, insaftan oldukça uzak bir tavırdır. İktidar bu durumu düzeltene kadar, yüzbinlerce insan ne acılar çekecek; ailesine, evladına, torununa küçük bir hediye bile alamamanın ne hazin duygularını yaşayacaktır, bunlar biliniyor mu? 
Temmuz ayında iktidarın, ekonomi yönetiminin aklı neredeydi? Sonra, neden hala beklenmektedir? En önemlisi, hatayı, haksızlığı, zulmü en kısa zamanda düzeltmek varken, beklenen şey nedir?    Tüm ısrarlara rağmen TBMM’nin devreye girmesi için neden 1 Ekim beklenmektedir?
1 Ekim’de devlet bütçesine sürpriz bir para gelecek de o mu beklenmektedir?
Hani “Alın teri kurumadan emeğin hakkını verin.” ilkesi? Sevgili Peygamberimiz (sav) böyle buyurmuyor mu? İktidara destek veren muhafazakar ve dindar kesim bu konularda neden sessiz kalmayı tercih ediyor?
Bu bir hak değil midir? Yüz binlerce emeklimizin yıllarca döktüğü alın terinin karşılığını vermek için hem de oy amacıyla aylarca bekletmek de neyin nesidir?
Cumhuriyetimizin 100. yılında, iktidarın o çok sevdiği sloganla, “Türkiye Yüzyılı”nda; emeklilerini 7 bin 500 lirayla yaşamaya mahkum eden bu politika, bu sessizlik, duymazlıktan gelmek  devletimize, ülkemize yakışıyor mu Allah aşkına?
Yine soruyorum, vatandaşlarımızın %90’ından fazlasını yoksulluk sınırının altında bir gelirle yaşamaya mahkum etmek gerçekten yakışıyor mu?
Gençlerini işsizliğe, emeklilerini ve çalışanlarını yoksulluğa, esnafını, çiftçisini borca mahkum etmek doğru bir şey mi?
Tarımda her geçen gün daha çok dışa bağımlı hale gelmek, binlerce yıllık devlet tecrübesine sahip ülkemize yakışıyor mu?
Eğitimde ve sağlıkta gün be gün kalite kaybı yaşamak, umutsuzluk içine sürüklenmek  “Türkiye Yüzyılı” söylemleriyle çelişmiyor mu, Allah aşkına?
“İtibardan tasarruf olmaz.” anlayışını benimseyen bir iktidarın, vatandaşlarının “İnsanca Yaşam” standartlarından tasarruf etmeye çalışması, böylece vatandaşının itibarını düşünmemesi, hatta düşürmesi büyük bir çelişki değil midir? Bütün bu belirttiğimiz hususlar “Hikmet-i Hükümet” ile bağdaşır mı? 
Hayat pahalılığına, fahiş fiyat uygulayanların sebep olduğunu iddia eden bir iktidar, yine kendisinin vergi ve harçlarda fahiş artışlara gitmesi hangi mantıkla nasıl açıklanabilir ki?
İktidar, bir yandan millete kemer sıktırırken; diğer yandan kendisi kemer gevşetmeye devam ediyor. Çünkü, obez hale gelmiş bir insan gibi, iktidar da obezleşince başka türlü olmayacağını  herkes bilir.
İktidarın ahlak anlayışı, bilgisi ve söylemleri ile tutum ve davranışları arasında bir uyumsuzluk vardır. Sanki farklı merkezlerden komut alan iki organ arasındaki uyuşmazlık gibi. 
GENÇLERİMİZ BATAKLIĞA ÇEKİLİYOR
Sözün burasında akıllara ilk gelen konu nedir? Gençlerimizi bataklığa çeken, anne-babaları da perişan eden uyuşturucu illeti!
Maalesef son yıllarda bu konu, gençliğimizi tehdit eden en önemli konu haline gelmiştir.
Uyuşturucu madde kullanım yaşı lise, hatta ortaokul seviyelerine kadar inmiştir. Artık sadece birkaç muhitte değil, ülkemizin 81 ilinde, her mahalle ve sokakta yaygın hale gelmiş bulunmaktadır.
Bu işin şakası yok, ihmale gelecek tarafı da yok!
Terörle mücadele hangi ciddiyette ele alınıyorsa; uyuşturucu ile mücadele de bir o kadar ciddi olarak ele alınmalıdır.
Öyle 3-5 sokak satıcısını yakalayıp, birkaç ay içerisinde serbest bırakmakla bu iş çözüme kavuşmaz, kavuşturulamaz!
Limanlarımıza gelen gemilerde, emniyet güçlerimizce kaç ton uyuşturucu yakalandığına ilişkin henüz kamuoyuna bir bilgi verilmiş değildir. 
Bu gemilerin sahipleri kimlerdir? Nereden gelmişlerdir? Kimlerle, hangi kesimlerle  irtibatları vardır? Yakalanan bu adamların bırakılması için kimler ricacı olmuştur ve halen olmaktadır?
Bankaya para yatırdığı için, çocuğunu bir dershaneye gönderdiği için yüzlerce insanı 6-7 yıldır cezaevinde tutanlar, işinden edenler, irtibat ve iltisak gibi kavramlarla binlerce insana terörist damgası vuranlar, uyuşturucu tacirleri ile irtibat ve iltisakları olanlara hangi yaptırımları uyguladılar?
Gençlerimiz göz göre göre elimizden kayıp giderken, bugüne kadar hangi ciddi tedbirler alınmıştır? Gençlerimiz nasıl oldu da bu kadar kolay bir şekilde bu illete ulaşır hale getirildi, ya da getirilmesine müsaade edildi?
İşte her kademedeki okullar açılacak; okul önlerinde evlatlarımıza bu zehirleri satanlara karşı, aslında bu zehirleri binlerce kilometre öteden ülkemize getirenlere karşı, hangi somut adımlar atılacak, ne tür tedbirler alınacak, hep birlikte bakacak  ve göreceğiz.
Saadet Partisi olarak bu problemlerin ve tüm bu sorunların her zaman olduğu gibi ciddi takipçisi olacağız.” dedi.
* SP Basın

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.08.24 12:42:10
Son Düzenlenme Tarihi :





Antalya’da turistlerin yeni cazibesi noktası dünyaca ünlü falezlerin mağaraları

Antalya’nın dünyaca ünlü falezlerinin denizle buluştuğu noktada bulunan onlarca mağara, kente gelen turistlerin yeni çekim noktası oldu. Dünyanın dört bir tarafından gelen tatilciler bir yandan tatillerini yaparken diğer taraftan da dalgıçların rehberliğinde mağaralara dalış yaparak su altını keşf..

Antalya’nın dünyaca ünlü falezlerinin denizle buluştuğu noktada bulunan onlarca mağara, kente gelen turistlerin yeni çekim noktası oldu. Dünyanın dört bir tarafından gelen tatilciler bir yandan tatillerini yaparken diğer taraftan da dalgıçların rehberliğinde mağaralara dalış yaparak su altını keşfetmenin keyfini sürüyor.
Turizm kenti Antalya’da her yıl onlarca ülkeden milyonlarca turist ağırlamaya devam ediyor. Denizi, kumu, güneşi ve tatil merkezleri ile adeta birçok şehri kıskandıran Antalya’da bu yıl beklenen turist sayısı ise 17 milyon. Turizmi kenti Antalya’ya gelen milyonlarca turist bir yandan en güzel tatil merkezlerinde tatillerini yaparken diğer taraftan da dünyaca ünlü falezlerin denizle buluştuğu noktada bulunan onlarca mağaraya dalış yapıyor. Deniz canlıları açısından da birçok türü barındıran mağaralar şehre gelen turistlerin yeni çekim ve cazibe merkezi oldu. Özellikle Rus ve Avrupalı turistler mağara dalışlarına ilgi gösteriyor.

“Mağaralara dalış yapmak için çok sayıda turist geliyor”
Antalya’da uzun zamandır su altına dalış yapmak isteyen turistlere rehberlik yapan Antalya Sualtı Derneği Başkanı Semih Başaran, “Kaleiçi yat limanında dalışlarımızı yapıyoruz. Antalya su altı güzellikleri ile de öne çıkıyor. Bizim tarihimiz var, bu liman 2 bin yıl önce yapıldığı biliniyor. Aynı zamanda falezlerin doğal yapısından kaynaklanan mağaralar turistlerin ilgisini çekiyor. Mağaralara dalış yapmak için çok sayıda turist geliyor. Hiç eğitim almadan tanıtım dalışı şeklinde dalış da yapabiliyorlar. Bunlar da ayrı bir deneyim oluyor. Bu şekilde şehrimizin denizaltı güzelliklerini görme fırsatı buluyorlar” dedi.

“Çöplere çok sık rastlıyoruz”
Zaman zaman deniz altında istenmeyen görüntüler de gördüklerini belirten Başaran, “Çöplere çok sık rastlıyoruz. Pandemi döneminde daha çok maske ve eldiven görürken şimdi karasal çöpleri görmeye başladık. Özellikle pet şişeler canlılar için çok zararlıdır. Bunun yanında içecek kutularını çok sık görüyoruz. Diğer taraftan su altı canlılarına da zarar veriyoruz. Özellikle falezleri yaşam alanı haline getiren Akdeniz Fokları etkileniyor. Plastikler yaşamlarını tehdit ediyor” açıklamasını yaptı.

Daha çok Avrupalı turistler ilgi gösteriyor
Antalya’da su altına daha çok Avrupalı turistlerin ilgi gösterdiğini belirten Başaran, “Rus turistlerde azımsanmayacak derece fazla var. Arap ülkelerinden de gelenler var. Bir dalış 40 dakikaya yakın sürer. Daha önce eğitim aldı ise uzun da sürebilir. Mağaralara girmek için uzmanlık gerektiriyor. Bunu eğitimini almak gerekiyor. Oralara girince de yine çöp görüyoruz” sözlerine yer verdi.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.06.25 13:49:09
Son Düzenlenme Tarihi :