SON DAKİKA
header-ad

Büyükşehir Yenigün Kreşi eğitime başladı

Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Muratpaşa İlçesi Yenigün Mahallesi’nde hayata geçirdiği kreş ve gündüz bakım evi 2020-2021 Eğitim Öğretim Yılı’nda eğitim faaliyetlerine başladı. Eğitim yılının ilk gününde Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Cansel Tuncer, kreş ve gündüz bakım evini ziyaret ederek, öğrencilere başarı dileklerini iletti. Tuncer, Başkan Muhittin Böcek’in okulun ilk günü için söz verdiği meyve tabaklarını da öğrencilere ikram etti.

Antalya Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nın Yenigün Mahallesi’nde hayata geçirdiği kreş ve gündüz bakım evi pandemi önlemleri alınarak kapılarını minik öğrencilerine açtı. Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Cansel Tuncer, 2020-2021 Eğitim-Öğretim Yılı’nın ilk gününde hizmete giren Yenigün Kreş ve Gündüz Bakım Evi’nde incelemelerde bulundu. Tuncer, minik öğrencileri ilk ders gününde yalnız bırakmayarak onlarla birlikte oyunlar oynadı. Genel Sekreter Tuncer, Başkan Muhittin Böcek’in okulun ilk günü için söz verdiği elma ve muzdan oluşan meyve tabaklarını da miniklere ikram etti.

BAŞARILI BİR YIL DİLEDİ

2020-2021 eğitim öğretim yılının hayırlı olması temennisinde bulunan Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Cansel Tuncer, “Eğitim öğretim yılının ilk gününde büyük çoğunluğu belediyemiz çalışanlarının çocuklarından oluşan Antalya Büyükşehir Belediyesi Yenigün Kreşimizi ziyarete geldik. Yenigün Kreşimizde çocuklarımızın gözlerindeki pırıltıdan gördüğümüz kadarıyla okullarını çok özlemişler. Her şey onların sağlıklı bir eğitim öğretim yılına kavuşmaları için” dedi.
PANDEMİ ÖNLEMLERİNİMİZİ ALDIK

Pandemi önlemlerinin sıkı şekilde alındığını ifade eden Genel Sekreter Cansel Tuncer, “Bizler burada 144 öğrenci hedeflemiştik ancak şu anda pandemi koşulları sebebiyle kapasitemizi 44 öğrenciyle düşürdük. 76 öğrenciye kadar alım yapacağız. Kreş binasındaki mobilya ve tefrişatın Antalya Büyükşehir Belediyesi atölyelerinde yapılmış olmasından ayrıca memnuniyet duyuyorum. Eğer pandemi olmasaydı Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak bu sene 5 bin öğrenciye hizmet verecek 36 kreş açmayı hedeflemiştik. Ancak pandemi koşullarında şu anda sadece sözleşmesini yaptığımız 7 kreşimizi faaliyete geçirmeyi hedefliyoruz. Bu bizim ikinci kreşimiz. Milli Eğitim Bakanlığı’nın açıklamalarını takip ederek 2 hafta içinde diğer 5 kreşimizin de faaliyete geçmesini sağlayacağız. Pandemi sona erip normale dönüldüğünde tüm kreşlerimizde 5 bin öğrenci hedefini gerçekleştirecek şekilde faaliyete geçireceğiz” diye konuştu.

GÜVENLE EMANET EDİYORUZ

3.5 yaşındaki çocuklarının ilk okul deneyimini kızları dersteyken kreşin bahçesinde bekleyerek geçiren Sibel Atabay, kreş hizmetinden çok memnun olduğunu ifade etti. Atabay, “Belediyemizin bizlere bu imkanı sunmasından dolayı çok mutluyuz. Kızımızı, güvenle emanet ediyoruz. Büyükşehir Belediye Başkanımıza öncelikle çok teşekkür ediyoruz ayrıca acil şifalar diliyoruz” ifadelerini kullandı. 


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2020.09.22 07:10:28
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Başkan Ali Çandır: Zorlu bir dönemi hep birlikte yaşıyoruz

Antalya Ticaret Borsası (ATB) Ağustos ayı Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci başkanlığında ATB Meclis Salonu’nda yapıldı. Üyelerin yönetimin bir aylık çalışmasıyla ilgili bilgilendirildiği toplantıda ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, tarım, ekonomi ve kente dair açıklamalarda bulundu. Sözlerine “Ülkemiz, kentimiz ve sektörümüz zorlu bir dönemden geçiyor” diye başlayan Başkan Çandır, “Faiz, döviz ve enflasyon gibi ekonomik sorunlarla mücadele ediyoruz ve bu durum tedarikten üretime, maliyetten ve pazarlamaya kadar tüm aşamaları olumsuz etkiliyor” dedi.

ANTALYA’DA KARŞILIKSIZ ÇEK TUTARI 3 KAT ARTTI
2023 yılı Ocak ayından itibaren karşılıksız çek ve protestolu senetlerde her ay büyük artışlar olduğunu kaydeden Çandır, 2024 yılının ilk yarısında karşılıksız çek tutarının ülkede yüzde 247, Antalya’da ise yüzde 385 arttığına dikkat çekti. Çandır, “Antalya’da karşılıksız çek oranı, uzun dönem ortalaması olan yüzde 0.5’ten yüzde 1.5’e yükselmiştir, yani yaklaşık üç kat artmıştır. Çekle işlem hacmi Antalya’da Ocak-Temmuz döneminde ülke ortalamasının altında kalmıştır. Öyle ki çekle işlem hacmi Antalya’da yüzde 63 artarken, ülke genelinde bu artış yüzde 81 olmuştur. Temmuz ayındaki yüzde 62’lik enflasyonu göz önüne aldığımızda, kentimizde çekle ticaret neredeyse sıfır büyüme göstermiştir” diye konuştu.
ANTALYA EKONOMİSİ GERİLEDİ
Şirket kurma ve kapanma eğilimlerinin de olumsuz tablo sergilediğini söyleyen Çandır, Ocak-Temmuz döneminde, ülkede kurulan şirket sayısı yüzde 15 azalırken, Antalya’da kurulan şirket sayısının 30 azaldığına dikkat çekti. Çandır, kapanan şirket sayısının ülkede yüzde 28 artarken, Antalya’da yüzde 51 arttığını belirtti.
Finansmana erişimdeki sıkıntıya dikkat çeken Çandır, “Finansmana erişim açısından, Temmuz’dan Temmuz’a yıllık kredi artış oranı hem ülkemizde hem de kentimizde yüzde 50’dir. Ancak, yine yüzde 62‘lik tüketici enflasyonunu göz önüne alındığında, reel kredi artışı sağlanamamıştır. Sektörel kredi kullanımları ise ticaret sektöründe yüzde 37 tarım sektöründe ise yüzde 33 artmıştır. Turizm sektörü kredileri ise yüzde 29 artış göstererek düşük seviyelerde kalmıştır” diye konuştu.
Ekonomik göstergelerin Antalya ekonomisinin Türkiye ekonomisinden negatif ayrıştığını gösterdiğini ifade eden Başkan Çandır, “Antalya ekonomisi 2018-2022 döneminde ülke ekonomisi yüzde 4.5 büyürken, yüzde 8.6 büyümeyi başarmıştır. Antalya’nın son iki yıldır ülke ortalamasının altında kalması birçok nedenle açıklanabilir. Ancak en önemlisi döviz kuru-enflasyon makasıdır. Bu makas son dönemde iki katından fazla açılmıştır” değerlendirmesinde bulundu. Başkan Çandır, Ocak-Temmuz döneminde tüketici enflasyonu yüzde 29 artarken, doların yüzde 11 arttığını, Temmuz’dan Temmuz’a 1 yıllık döneme bakıldığında ise tüketici enflasyonu yüzde 62 artarken, doların yüzde 27 arttığını belirtti. Çandır, “Antalya, dünya genelinde dışa en açık kentlerden biri olarak, yüksek maliyet artışları yaşarken, döviz kuru artışları sınırlı kalmış ve daralan taleple üretim ve ticaret yapmakta zorlanmaktadır. Bu durum sürdürülebilir değildir. Karar vericilerimizin enflasyon tespit ve varsayımlarında mutlaka güncelleme yapmaları gerekmektedir. Böylece dikkatler, maliyet artışlarına daha fazla odaklanacaktır” dedi.
ÇAREMİZ KALMAZSA SEKTÖRDEN ÇEKİLİRİZ
Tarımın uzun üretim dönemi ve kısa tüketim süreleriyle tanımlanan bir sektör olduğunu, üretim kararı aldıktan sonra koşullar değişirse yeni bir karara geçiş yapılamadığını belirten Çandır, “Diğer sektörler bu konuda daha esnektir ve değişen koşullara hızlıca uyum sağlarlar Tarımda ise hasat zamanı geldiğinde ürünü hemen toplamak ve değerlendirmek zorundasınız. Koşullardaki sık değişiklikler veya artan istikrarsızlık, tarım sektörünü doğrudan ve şiddetli şekilde etkiler. Bu durum tüm dünyada benzer şekildedir, ancak bizim ülkemizdeki etkisi çok daha yıkıcıdır. Bu nedenle etkin işleyen piyasa koşullarına acil ihtiyacımız var” dedi.
Yaşanan ekonomik sıkıntının tarım sektörünü etkilediğini belirten Çandır, ”Ekonomide yaşadığımız zorlukların en ağır yükünü tarım sektörü taşıyor” dedi. Tarımda fiyatların maliyete göre belirlenemediğini, tamamen piyasa koşullarına bağlı olduğunu, maliyetlerin altında bir fiyat oluştuğunda ya öz kaynaklar ya da kredi imkanlarıyla faaliyetlerin devam ettiğini anlatan Çandır, “Bunları başaramazsak tarımdan çekilmek zorunda kalıyoruz. Son birkaç yıldır sektörde yaşanan kayıplar ve çekilmeler bu sebepten kaynaklanmaktadır. Tarımsal faaliyetler bizim için sadece bir iş değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi ve gelenektir. Sektörde kalabilmek için sonuna kadar direnmek zorundayız. Başka çaremiz kalmazsa batık bir şekilde sektörden çekilmek zorunda kalırız. Sektörümüz için bu gidişatın acilen tersine döndürülmesi gerekmektedir.”
ENFLASYON MUHASEBELİ GEÇİCİ VERGİ TARIMI ZORA SOKAR
Ağustos ayı sonunda enflasyon muhasebeli geçici vergilendirmeler yapılacağını anımsatan Çandır, mevzuat ve ekonomik yapıya uygun olmayan bu geçici uygulamalar yerine, yıllık düzeyde enflasyon muhasebesinin uygulanmasını talep ettiklerini vurguladı. Çandır, “Tarım sektörü genel olarak özsermaye yoksunu bir yapıdadır. Bu nedenle borçluluk oranları nispeten yüksektir. Stoklar sezon başında tedarik edilirken, ürünler sezon sonunda biriktirilir. Bu yüzden stok yapısı diğer sektörlerde olduğu gibi aylara göre dağılmamaktadır. Sabit kıymetlerimiz toprak, araç ve makina ağırlıklıdır. Bu varlıklara uygulanan amortisman sınırlandırılmışken ilk 6 ay için en az yüzde 19.5 değer artışı, zaten çok zor durumda olan sektörümüzü ciddi boyutta sık boğaz edecektir. Fiktif yani ekonomik gerçekliği olmayan değer artışları, zarardaki işletmeleri karda gösterecek ve fiili zarara vergi yükü getirecektir. Bu durum, sektörümüze de özel değildir, genel ve yaygındır. Sektörümüzdeki pek çok işletmenin kapanma riskiyle karşı karşıya kalmasına neden olacaktır. Zarar etmiş işletmelere ya da faaliyet hacminden çok daha yüksek vergi yükü ile karşılaşan işletmeler üzerine ödenmesi imkansız yükler getirecektir” diye konuştu.
YENİ OVP’DE TARIMLA İLGİLİ RİSKLER GİDERİLSİN
Eylül ayında 2025-2027 dönemini kapsayacak Orta Vadeli Programın (OVP) yayınlanacağını belirten Ali Çandır, bir önceki OVP’nin tarım ile ilgili eksikliklerinin ve risklerinin ortadan kaldırılmasını talep etti. Çandır, 2025-2027 OVP ile ilgili önerilerini maddeler halinde şöyle sıraladı:
“Temel amaçlar bölümünde, tarımsal faaliyetleri, stratejik ve öncelikli faaliyet alanlarından biri olarak belirlemekte büyük fayda bulunmaktadır. Hedefler bölümünde, tarım sektörünün ortalama yıllık büyümesini, genel ekonomik büyümenin üzerinde hedeflemek önemli bir adım olacaktır. Politika ve tedbirler bölümündeki özellikle istihdam bölümünde, tarımsal faaliyetlerin kırda sürdürülebilirliği sağlamak için uyumlu ve avantajlı bir istihdam politikası belirlemek hayati ve stratejik bir önem taşımaktadır. Kırsal kesimi ve tarımda çalışmayı cazip kılacak sosyal güvenlik ve sosyal yardım koordinasyonunu sağlayacak düzenleme şarttır. Kırsal kesimi ve tarımda çalışmayı cazip kılacak uygulamalı mesleki eğitim politikası geliştirmek sektörün ve kırsal kesimin sürdürülebilirliği için şarttır. Fiyat istikrarı bölümünde, etkin işleyen bir yaş meyve sebze piyasasının oluşturulması için kapsayıcı bir düzenleme yapılması, fiyat istikrarının sağlanmasında büyük fayda sağlayacaktır. Kamu maliyesi bölümünde, tarımsal desteklerin öngörülebilir zamanlamayla ve anlamlı büyüklükle yeniden tasarlanması ve ekonomik etki analizlerinin yapılması tarımda kalışı olumlu etkileyecektir. Tarımsal teşvikler, tarım sektörü ehliyetine sahip olanlara sağlanmalıdır. Böylece tarımsal sürdürülebilir büyümeye olumlu katkı sağlanacaktır. Tarımsal üretimi büyütmek kamu maliyesinin önemli bir politikası olarak tanımlanmalı ve teşvikler buna zemin hazırlamalıdır. Mevcut kurulu tarımsal kapasitenin sürdürülebilirliğine odaklanmış bir destekleme politikası tanımlanmalıdır. Afet yönetimi bölümünde, tarımsal alanların korunması konusu, afet yönetimi kapsamında özel olarak tanımlanmalı ve afet bakımından riskli yerlerdeki tarımsal alanlar özel koruma alanı olarak tanımlanmalıdır. Yeşil dönüşüm bölümünde, tarımsal üretimdeki yeşil mutabakat şartları için özel uyumlandırma politika uygulamalarına ihtiyaç bulunmaktadır. Dijital dönüşüm bölümünde, tarımsal üretim ve ürünler için özel bir dijital alt yapı uygulamasına ihtiyaç bulunmaktadır. İş ve yatırım ortamının iyileştirilmesi bölümünde, tarımsal yatırım projeleri için teminat, finansman, süre ve ehliyet konularında uygun koşullar ve önlemler tanımlanmalıdır.”
URGE PROJELERİ TİCARETİ GÜÇLENDİRİYOR
Antalya Ticaret Borsası olarak, üyelerinin tarımsal ihracat kapasitelerini ve bilgi birikimlerini artırmak amacıyla Ticaret Bakanlığı destekli Ur-Ge projelerini başarıyla yürüttüklerini söyleyen Başkan Ali Çandır, “Yaş Meyve Sebze İhracatının Geliştirilmesi Ur-Ge projemiz kapsamında üyelerimiz, 2022 Kasım ayında Tayland, 2023 yılında ise Litvanya, Letonya ve Estonya'yı ziyaret etmişlerdi. Bu yıl Mart ayında İngiltere’yi, geçtiğimiz hafta ise Meclis Başkanımız Erdoğan Ekinci'nin liderliğinde Norveç ve İsveç’i de ziyaret ettiler. Bu ziyaretlerde, yerel ithalatçı firmalarla bire bir görüşmeler gerçekleştirerek ticari işbirliği fırsatlarını değerlendirdiler. Yaş meyve ve sebze sektöründeki işleyişi yerinde görmek amacıyla firma, hal ve lojistik merkezleri gibi saha ziyaretlerinde bulundular. Norveç ve İsveç büyükelçilerimizle yapılan ziyaretler sayesinde, bu ülkelerin ticaret sistemleri hakkında da kapsamlı bilgiler edindiler. Üyelerimizin bu önemli ziyaretler ve görüşmeler sonucunda elde ettikleri kazanımların, ticaret ve Ar-Ge faaliyetlerimize olumlu katkılarda bulunmasını diliyorum. Projemiz ile sağlanan uluslararası işbirliği fırsatları, yaş meyce sebze sektörümüzün küresel pazarlarda daha rekabetçi ve güçlü bir konumda olmasını sağlayacaktır.” diye konuştu.
YEREL ÜRÜNLERİN DEĞERİNİ ARTIRAN YÖREX BAŞLIYOR
Başkan Çandır, Antalya Ticaret Borsası olarak, 16 yıldır yürüttükleri Yöresel Ürünler Projesi ve YÖREX Fuarı ile kırsal kalkınmayı desteklediklerini, yöresel ve coğrafi işaretli ürünleri tanıttıklarını belirterek, “Küçük üreticiler ve kooperatifler için iş fırsatları yaratarak tarımsal çeşitliliği koruyor ve yerel ekonomilere katkıda bulunuyoruz. YÖREX’in başarısı, birliğimizin, kalkınma ajanslarının, yerel ve ulusal kurumların değerli destekleriyle mümkün oldu. Sağlanan destekler sayesinde kırsal bölgelerdeki ürünlerin tanıtımı artırıldı, kültür turizmi teşvik edildi ve ürünlerin ticari değerleri yükseltildi. Bu yıl, 9-13 Ekim tarihlerinde düzenleyeceğimiz 13. YÖREX'te, ‘Sizin Oraların Nesi Meşhur?’ sloganıyla üreticileri, ticaret erbabını ve ilgili kurumları davet ediyoruz. 10 bin metrekarelik alanda, 81 ilimizi bir araya getirerek yöresel ürünlerimizi sergileyecek ve ticari değerlerini artıracağız. YÖREX’e destekleri için Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanımız Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu ve camiamıza, Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Sayın Mehmet Fatih Kacır ve kalkınma ajanslarımız ile tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum. Yöresel ürünlerimizi korumaya ve değerini artırma konusundaki çalışmalarımıza hız kesmeden devam ettireceğiz” diye konuştu.
Kumluca Belediyesi tarafından tescil ettirilen Antalya Topak Kızartması ile Antalya’nın coğrafi işaretli ürün sayısının 18’e çıktığını belirten Çandır, “Yöresel yemeğimize coğrafi işaret tescili kazandırarak değerlerimize sahip çıkan belediyemize teşekkür ediyorum. Antalya’mıza hayırlı olsun” dedi.
Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin liderliğinde, Borsa ve diğer paydaşların desteğiyle bu yıl 6-8 Eylül tarihlerinde düzenlenecek 3. Uluslararası Food Fest Antalya Gastronomi Festivali’nin coğrafi işaretli ürünlerin tanıtımına, gastronomi dünyasına ve kent ekonomisine katkı sağladığını söyleyen Çandır, “Tüm dünyada yükselen trend olan gastronomiye önem veren ve bu vizyonu gösteren Muhitin Böcek başkanımıza teşekkür ediyorum” dedi.
Çandır, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutlarken, “Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere memleketimiz uğruna canlarını feda eden şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum” dedi.

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2024.08.28 15:43:30
Son Düzenlenme Tarihi :





Antalya’da bulunan Türkiye’nin en derin 10. mağarası haritalandırıldı

Akdeniz Üniversitesi Mağara Araştırmaları Topluluğu, 2018’de keşfettikleri Manavgat Köprüçay Milli Parkı Bozburun Dağı’ndaki Gıççekecek Düdeni’ni 635 metre derinliğe kadar keşfederek haritalandırdı. Gıççekecek Düdeni, Türkiye’nin en derin 10. mağarası oldu.
Akdeniz Üniversitesi Mağara Araştırm..

Akdeniz Üniversitesi Mağara Araştırmaları Topluluğu, 2018’de keşfettikleri Manavgat Köprüçay Milli Parkı Bozburun Dağı’ndaki Gıççekecek Düdeni’ni 635 metre derinliğe kadar keşfederek haritalandırdı. Gıççekecek Düdeni, Türkiye’nin en derin 10. mağarası oldu.
Akdeniz Üniversitesi Mağara Araştırmaları Topluluğu (AKÜMAK), 2018’de bulduğu Gıççekecek Düdeni’nin keşfine devam etmek için yeni bir ekspedisyon organize etti. Mağaracılar 635 metre derinliğe kadar indikleri mağarayı keşfederek haritaladı. Böylelikle Gıççekecek Düdeni, Türkiye’nin en derin 10. mağarası oldu. Akdeniz Üniversitesi Mağara Araştırmaları Topluluğu, Ankara Üniversitesi Mağara Araştırma Topluluğu, Dokuz Eylül Üniversitesi Mağara Araştırma Topluluğu, Ege Üniversitesi Mağara Araştırmaları Kolu, Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Mağara Araştırma Topluluğu, İsrail Speleoloji Derneği, İstanbul Teknik Üniversitesi Mağara Araştırma Kulübü ve Obruk Mağara Araştırma Grubu mağarada ortak araştırma gerçekleştirdi. Organizasyon çalışmalarına nisan ayında başlayan ekibin teknik malzeme ve lojistik kaynaklarını Akdeniz Üniversitesi karşıladı. Muratpaşa Belediyesi ise yemek desteğinde bulundu.

635 metre derinliğe kadar keşif yapıldı
Ekspedisyonun ana kampı Ballıbucak Mahallesi’nin Kurucova Yaylası’nda yer aldı. Yaylaya çıkmak için Doğa Koruma Milli Parklar Beşkonak Şubesi mağaracılara arazi araçları ile destek oldu. Ekspedisyon sırasında Doğa Koruma Milli Parklar Mağara Koruma Şube Müdürlüğü ekipleri araştırma bölgesine gelerek, ekibe ziyarette bulundu. Mağaraya yapılan ilk girişlerde kuraklık nedeniyle mağara su seviyesinin az olması dikkat çekti. Ekip, geçen yıl mağarada bıraktıkları kampı ve sarf teknik malzemelerini sel döneminde zarar görmemiş şekilde buldu. Bu sayede ekiplerin çalışması aksamazken, 635 metre derinliğe kadar keşif yapan ekip mağaranın iki farklı koldan inişlerle bittiği noktada keşfi sonlandırdı.
Mağaranın darlığı, mağara ağzının ana kampa olan uzaklığı gibi zorluklar yüzünden araştırmayı kolaylaştırmak ve daha güvenli hale getirmek için mağaraya ve mağara ağzına iki farklı kamp daha kuruldu. 225 metre derinlikteki kampta kalan mağaracılar, 10 gün kadar mağaradan çıkmayarak keşif ve haritalama çalışmalarında bulundu. Haritalama bittikten sonra ekip ekspedisyonu sonlandırdı.
Akdeniz Üniversitesi Mağara Araştırmaları Topluluğu Akademik Danışmanı Öğr. Gör. Mustafa Çelik, “Eksi 180 metreden sonra başlayan dar menderesler mağarayı zor kılan yanı oluyor. 4 gün süren haritalama ölçümlerinde mendereslerin 27-40 cm genişliğinde, 150-200 metre boyunca devam ettiği anlaşıldı. Mendereslere farklı derinliklerde birçok yan kol ve su kaynağı bağlanıyor. Önümüzdeki yıllarda bu yan kollar araştırıldığında bu yeraltı su sistemi daha iyi anlaşılacaktır. 360 metre derinlikte duvarda pembe karideslere rastlandı. 2 bin 80 metre yükseklikte bulunan mağaranın yönelimi doğu-güneydoğu istikametinde Köprüçay’a doğru ilerliyor. Jeolojik incelemeler mağaranın bin 600 metre derinliğe ulaşabileceğini yazıyor” dedi.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.10.02 17:05:05
Son Düzenlenme Tarihi :