SON DAKİKA
header-ad

CHP ‘den Elmalı’da Özel Hal’e son nokta

Ümit Öztekin döneminde Elmalı’ya bir hal yapıldığını ve üreticilerin bu hal’e mal getirmeye mecbur tutulmaya çalışıldığını, ancak bu zorlamanın tutmadığını kaydeden CHP Büyükşehir ve Elmalı Belediye Meclis Üyesi Mehmet Tufan, bu uygulamadan dolayı çiftçinin mağdur olduğunu hatırlattı.

    Seçim döneminde ki projelerden birinin de “Elmalı merkez olsun, 4 tane bölgeye hal yapalım, buralara 40’a-50’şer tane dükkan yapalım. Buralara belediye hizmet araçları konsun,  itfaiye birimi kurulsun ve burada personel görevlendirilerek temizlik ve  bazı belediye hizmetleri verilsin” olduğunu hatırlatan Mehmet Tufan,  “Elmalı Belediye Meclisi’nde tartışılmadan, bu konuda bir bilgiye sahip olmadan Antalya Büyükşehir Belediye Meclisi’nde karşıma Elmalı’ya özel hal kurulması ile ilgili bir gündem maddesi gelince şaşırdım, aynı zamanda Elmalı  Belediye Meclisi üyesi olarak, Elmalı meclsinde duymadan Antalya’da duymaktan üzüntü duydum” dedi. 
    “Biz hiç yerine mi sayılıyoruz” diye bir soru yönelten ve toptancı hallere ilgili önerisini “Eskihisar, Yalnızdam o bölgedeki 7-8 mahalleyi kapsayacak şekilde, insanları yormayacak, çiftçiyi 30 kilometre, 40 kilometre gidip-getirmeyecek bir noktaya hal yapılsın. Bir tanede Gölova, Çukurelma  o bölge ve yakın mahallere hizmet verecek o bölgeye hal yapalım. Bir başka hal İslamlar, Zümrütova o bölgeye hizmet verecek şekilde yapılsın. Bir tanesi de Tekke ile Bayralar arasına yapılsın. Hal yapılacak bu yerlere hizmet birimlerinden 3’er-5’er adam koyalım. Çöpler toplansın, acil durumlarda yangına müdahale edebilecek araç koyalım. Önceki dönemlerde de bu benim projelerim arasındaydı. Bu seçimlerde yola çıkarken de başkan “sizin sözünüz bizim sözümüzdür” demişti ve bizde bu söze istinaden yolumuza devam ettik” dedi.
    Gelinen noktada yem fabrikası yapacağız denilen yere , şimdi ise bir özel hal yapılsın denildiğini ve bu yerin bir vatandaş tarafından satın alındığını hatırlatan Mehmet Tufan, sözkonusu özel hal’in Elmalı coğrafyasına uygun bir proje olmadığını söyledi.
    Hal konusunun direk ya da dolaylı en az 25 bin kişiyi ilgilendirdiğini kaydeden CHP Belediye Meclis Üyesi Mehmet Tufan şöyle devam etti:
    “Elmalı’ya özel hal yapmayı düşünen arsa sahibi ile bizi görüşmeye çağırdılar. Ya kardeşim biz kendi aramızda bu işi değerlendirmeden , vatandaşla niye yüz-göz olalım. Adam yapabilecekse yapsın, biz kendi işimize bakalım. İnsanları oraya taşımak kolay bir iş değil. Herkesin oradan dükkan alma imkanıda yok. CHP grubu olarak sözkonusu yere özel hal yapılmasına karşıyız. Mevcut hal merkez olsun. Hal yapmayalım demiyoruz, uygun yerlere yapalım düşüncesini savunuyoruz. İnsanlara eziyet olacak yerlere yapmayalım diyoruz. Çukurelma’dan bir vatandaş, nasıl götürecek oraya malını. Başkandan ricamız böyle düşünceleri önce bu meclisle paylaşması, sonra dışarıyla paylaşması.” 

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2021.01.17 18:54:27
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Belediye Başkanı Halil Öztürk sorumlu olmayacak mıydı ?

Elmalı’da düzenlenen Tuning Festivali’nde bir değil, adeta ihmaller zinciri yaşanırken, yaralanan ya da ölenlerin olmaması kelimenin tam anlamı ile mucizeydi. Acaba o ihmaller zincirinde yaralanma ya da ölüm yaşansaydı, Belediye Başkanı Halil Öztürk sorumlu olmayacak mıydı ?

Bal gibi olacaktı.. Umarım bundan sonra bu tür organizasyonlarda herşey en ince ayrıntısına kadar hesaplanır, etkinlik öncesi ve sonrası her türlü güvenlik tedbirleri bizzat belediye tarafından alınır.
BALKON DEĞİL
SUNDURMA ÇÖKTÜ
Yazılı ya da görsel basında balkon çöktü diye duyurulan haberde konu olan çökmenin yaşandığı o yer balkon değil, 4 demir direk üzerine oturtulmuş  sebze ve meyvaları  güneşten ya da yağmurdan koruyacak olan ana binaya dayalı bir sundurma çatıydı. 
İnsanların oraya çıkmalarına ses çıkarmayan ya da çıkan insanları oluşabilecek tehlikeye karşı oradan indirmeyen özellikle belediye ve festival organizasyonunu yapanlar kadar elbette, çıktıkları şeyin kendilerini dayayıp- dayamıyacağını düşünemeyen seyircilerde suçludur.
DRİFT ATILIRKEN,
SEYİRCİNİN ALANDA 
İŞİ NE ?
Görüntülere yansıyan ve dikkatimi çeken bir başka ihmal, drift atılırken bazı kişilerin alanda görüntü almaya çalışmalarıydı. 
Sürücülerin biran direksiyon hakimiyetlerini kaybetmesi mümkünken, belediye ya da festivali düzenleyenler bu kişileri daha güvenli bir alana neden çıkarmadılar, tehlikeye gözyumdular ?
Bu da ayrı bir konu.
Tuning Festivali’nde ihmaller zincirine son halka ödül töreninde eklenirken, töreninin yapıldığı platformun çökmesi de “pes artık”dedirten cinstendi.
Umarım Belediye Başkanı Halil Öztürk, Tuning Festivali’nde yaşananlardan, ihmallerden ders alır, yaralananlar ya da ölenler olmadığı için şükreder ve herşeyin reklamdan ibaret olmadığını da anlamış olur.  * Erkin ÖZGÜNSÜR
    

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2022.05.05 14:31:12
Son Düzenlenme Tarihi :





ATSO Başkan Yardımcısı Cihangir M. Deniz, Gübre, ilaç, plastik, mazot Avrupa fiyatındaysa, domates ve biberin fiyatı da Avrupa'ya eşit olmak zorundadır.

ATSO Başkan Yardımcısı Cihangir M. Deniz, Gübre, ilaç, plastik, mazot Avrupa fiyatındaysa, domates ve biberin fiyatı da Avrupa'ya eşit olmak zorundadır.

Sebze ve meyva fiyatları sadece İstanbul ya da Ankara gibi büyükşehirlerde değil, sebze ve meyvanın üretim merkezi Antalya’da da el yakarken, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Yardımcısı Cihangir M. Deniz,  mecis toplantısında yaptığı konuşmada sorunu ortaya koymakla kalmadı, bu sorunun aşılması için neler yapılması gerektiğini de basit ve herkesin anlayabileceği bir dille aktardı.
“Bizde sebze ve meyve fiyatları bazen Avrupa'ya yakın, bazen de Avrupa'nın çok altında. Gübre, ilaç, plastik, mazot Avrupa fiyatındaysa, domates ve biberin fiyatı da Avrupa'ya eşit olmak zorundadır” diyen Cihangir M. Deniz,  marketlerde diş macunu, diş fırçası, deterjan, sucuk ve salam fiyatlarının Avrupa ayarında, hatta bazen daha da yüksek olduğunu, araba fiyatları, elektronik, hatta internet fiyatını da Avrupa'dan daha yüksek olduğunu hatırlattı.
“Ama sıra sebze ve meyveye gelince istiyoruz ki, ucuz olsun. İstiyoruz ki, köylü eskisi gibi düşük fiyata çalışsın, biz de düşük fiyatla alalım” diye bir gerçeği dillendiren ATSO Başkan Yardımcısı Deniz şunları söyledi:
“Bugün üretici bir kilo portakaldan kazandığıyla sahilde bir çay içemez. Eskiden kahvelerde çay kuruşla satılırdı. Şimdi kafelere geçtik çay ve kahve Euro üzerinden fiyatlandı. Bütün bunlara nasıl alıştıysak, sebze ve meyvenin Avrupa fiyatına gelmesine de alışacağız. Türkiye'nin sorunu ekonominin ve ücretlerin Avrupa düzeyine gelememesidir. 
Türkiye'de tarım alanlarını koruyamıyoruz. Antalya'da bile tarım alanlarını kendi elimizle konut alanlarına çeviriyoruz. Kooperatiflerimiz yok. Ambalaj sorunu var, ambalaj maliyeti yüksek. Seralarımız modern değil, lojistik modern değil.  Kış aylarında sera üretimi yetersiz olduğu için tüketici, yaz aylarında ürün bol olduğu için üretici kaybet-mektedir. Taşıma sırasında, market ve pazarda ürünün dörtte biri çöpe gidiyor. Her 100 metrede bir market var, marketlerin işletme maliyeti yüksek. Semt pazarlarına üretici giremiyor, farklı bir yapı oluşmuş durumda, bu nedenle pazar maliyetleri de yüksek. 
Seraların modernize edilmesi, organize sera bölgeleri kurulması, büyük ölçekli seralara geçilmesi, küçük üreticilerin modern kooperatiflerle birleştirilmesi gibi büyük hamleler yapmak, köyleri kalkındırmak, eğitimli gençleri tarım üretimine yönlendirmek zorundayız. 
Bu konuları artık herkes ezbere biliyor, bu gerçekler ortada iken, devletin veya belediyelerin bütçeden farkı ödeyerek ucuz sebze ve meyve satması mümkün değildir. Türkiye geçmişte KİT zararlarından, belediye zararlarından, banka zararlarından çok çekti. Geçmişteki hataları tekrar etmemeliyiz.

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2019.02.27 07:05:16
Son Düzenlenme Tarihi :