DSİ Bölge Müdür Yardımcısı Özhan Erdanışman, Yeraltı Şube Müdürü Atilla Turabi, Barajlar Şube Müdürü Mehmet Emre Ünal, Elmalı Çukurelma Mahallesi’ndeki sondaj çalışmalarını yerinde incelediler. İncelemeye AK Parti Elmalı İlçe Başkanı Haluk Altunkaya ile DSİ Elmalı Şube Müdürü Gökhan Cebeci’de katıldılar.
5 SONDAJ
KAZILACAK
Gazetemize bir açıklama yapan Ak Parti İlçe Başkanı Haluk Altunkaya, Çukurelma’da daha önce açılan 5 sondaj kuyusunun zamanla çökerek kullanılamaz hale geldiğini, geçtiğimiz yıl bu kuyulardan sadece biri ile mahallenin sulama suyu sorununun çözümlenmeye çalışıldığını kaydederek, “Yaptığımız girişimler neticesinde DSİ tarafından çöken 5 sondaj kuyusunun yanlarına 5 adet yeni sondaj kuyusu açılacak. Gerekli kaynak sağlandı ve şu anda bu kuyulardan ilkinin açımına başlandı. Bölge Müdür Yardımcımız ve iki şube müdürümüz çalışmaları yerinde görmek amacıyla Çukurelma mahallemize geldiler. Yeni sondaj kuyuları ile Çukurelma’nın sulama suyu sorununu çözmüş olacağız. Çukurelmalı çiftçilerimize hayırlı olsun” dedi.
Başkan Uysal: ‘Geleceğimiz için geçmişe bakıyoruz’
Antalya’nın Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, ‘Balkanların Acı Hatırası: Mora Katliamı’ başlıklı söyleşide “Biz, geçmişin bilgileriyle geleceği yorumluyoruz. Kin ve intikam almak için değil, rövanşist bir bakış açısıyla değil. Sadece geleceğimiz, toplumumuz, ülkemiz ve insanlık için geçmişi d..
Antalya’nın Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, ‘Balkanların Acı Hatırası: Mora Katliamı’ başlıklı söyleşide “Biz, geçmişin bilgileriyle geleceği yorumluyoruz. Kin ve intikam almak için değil, rövanşist bir bakış açısıyla değil. Sadece geleceğimiz, toplumumuz, ülkemiz ve insanlık için geçmişi doğru yorumlamak istiyoruz” diye konuştu.
Yazar ve emekli Albay Atilla Güler’in, 1821 yılında Mora yarımadasında, Türklerin yaşadığı katliamı anlattığı ‘Balkanların Acı Hatırası: Mora Katliamı’ başlıklı söyleşisi, Muratpaşa Belediyesi Kültür Salonu’nda gerçekleşti.
Başkan Uysal, söyleşi öncesi yaptığı konuşmada yazar Güler’le ilk söyleşiyi ‘Balkanlara Hüzünlü Veda 1912-1913’ başlığıyla geçen yıl yine ağustos ayında yaptıklarını hatırlattı. 19’uncu yüzyıl Balkanların, akademik yayınlar dışında çok konuşulmadığına dikkat çeken Başkan Uysal, şunları söyledi: “Tarihi aslında, ‘Neydi o günler’ demek için konuşmuyoruz. İntikam almak, öç almak için de konuşmuyoruz. Aslında tarihi konuşmamızın bir tek nedeni var. Geleceğimizi yönetirken fikir almak. Tabii atalarımızı anarız, kaybettiklerimizi yad ederiz. İçleniriz, duygulanırız. Bunlar da insani. Ama asıl faydası o değil, asıl faydası bugünü ve yarını yorumlamak, soğukkanlı bir şekilde değerlendirmek”
Bu çerçevede geçmişi unutmadıklarını belirten Başkan Uysal, “Geçmişi unutmayıp geçmişin bilgileriyle geleceği yorumluyoruz. Kin duygusuyla değil, İntikam almak için değil, rövanşist bir bakış açısıyla değil. Biz sadece geçmişten ders alıp geleceğimiz, toplumumuz, ülkemiz ve insanlık için insanlık ailesinden de kopmadan geçmişi doğru yorumlamak istiyoruz” diye konuştu.
Yazar ve emekli Albay Atilla Güler’in, 1821 yılında Mora yarımadasında, Türklerin yaşadığı katliamı anlattığı ‘Balkanların Acı Hatırası: Mora Katliamı’ başlıklı söyleşisi, Muratpaşa Belediyesi Kültür Salonu’nda gerçekleşti.
Başkan Uysal, söyleşi öncesi yaptığı konuşmada yazar Güler’le ilk söyleşiyi ‘Balkanlara Hüzünlü Veda 1912-1913’ başlığıyla geçen yıl yine ağustos ayında yaptıklarını hatırlattı. 19’uncu yüzyıl Balkanların, akademik yayınlar dışında çok konuşulmadığına dikkat çeken Başkan Uysal, şunları söyledi: “Tarihi aslında, ‘Neydi o günler’ demek için konuşmuyoruz. İntikam almak, öç almak için de konuşmuyoruz. Aslında tarihi konuşmamızın bir tek nedeni var. Geleceğimizi yönetirken fikir almak. Tabii atalarımızı anarız, kaybettiklerimizi yad ederiz. İçleniriz, duygulanırız. Bunlar da insani. Ama asıl faydası o değil, asıl faydası bugünü ve yarını yorumlamak, soğukkanlı bir şekilde değerlendirmek”
Bu çerçevede geçmişi unutmadıklarını belirten Başkan Uysal, “Geçmişi unutmayıp geçmişin bilgileriyle geleceği yorumluyoruz. Kin duygusuyla değil, İntikam almak için değil, rövanşist bir bakış açısıyla değil. Biz sadece geçmişten ders alıp geleceğimiz, toplumumuz, ülkemiz ve insanlık için insanlık ailesinden de kopmadan geçmişi doğru yorumlamak istiyoruz” diye konuştu.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.08.28 12:16:10
Son Düzenlenme Tarihi :
Mersin’de tropikal meyve guavanın hasadına başlandı
Mersin’in Silifke ilçesinde emekli ziraat mühendisi Mustafa Levent tarafından yetiştirilen, anavatanı Güney Amerika ve Hindistan olan meyvelerin kralı ve kraliçesi olarak adlandırılan guava meyvesinin hasadına başlandı. Guavanın kilosu 15 liradan alıcı buluyor.
Birçok tropik ve subtropik meyvenin yetiştiği Silifke’de 10 yıl önce guava fidanlarını toprakla buluşturan ve Türkiye’nin ilk guava üreticisi olan Levent, yaklaşık 12 ton ürün elde etmeyi hedefliyor. Bu ürünlerin hasadına başlayan Levent, meyvenin özelliklerinden ve kullanım alanlarından söz etti.
Guavanın dünya genelinde 110 çeşidinin bulunduğunu, kendisinin de 14 farklı çeşit guava ürettiğini belirten Levent, “Bahçem Türkiye’de ilk olduğu için gelecekteki yetiştiriciler için örnek bir bahçe konumunda. Narenciyeden mutlu olamadığımız için değişik arayışlara girdim ve bu meyveyi buldum. Yetiştirmesi kolay ve kaliteli bir meyve. Şu an yaklaşık bin ağacım var. Fidanı da kendim yetiştiriyorum ve insanlara parasız olarak fidan dağıtıyorum. İstiyorum ki ülkemize bu güzel meyve kazandırılsın ve gelecekte meyve suyu sanayisi için çilek kadar değerli olsun” dedi.
Guavanın tamamen doğal bir ürün olduğunun altını çizen Levent, guavanın dünyada en çok sevilen meyve suyu maddesi olduğunu, bu ürünün kemoterapi alan insanlar üzerinde de olumlu sonuçlar doğurduğunu söyledi.
Guava meyvesinin gıda ve kozmetik sanayinde yaygın olarak kullanıldığını vurgulayan Levent, likopen oranı yüksek olan meyvenin kanser türlerine karşı koruyucu olduğu gibi birçok hastalığa da iyi geldiğinin yapılan araştırmalarla kanıtlandığını belirtti.
Guavanın taze olarak tüketildiğini, sağlık açısından çok yüksek oranda içinde likopen barındırdığını, ayrıca reçel, tatlı ve turşu üretiminde de kullanıldığını ifade eden Levent, güzel aroması nedeniyle meyve sularında da sıkça kullanılabildiğini kaydetti.
Rus vatandaşların özellikle guava tükettiğini belirten Levent, “Silifke’nin iklimi müsait geldi. Yıllar içerisinde uğraşarak bin ağaca kadar çıktım. Yurt içinde tanıtıp satmaya başladım. Güzel doğal bir meyve lezzeti güzel. Vitamin ve mineraller yönünden zengin içeriğe sahip bir meyvedir. Her meyve gibi bu da bazı hastalıklara iyi gelmektedir. İçinde likopen oranı yüksek. İçinde bulunan mineral ve vitaminlerin vücuttaki probiyotikleri destekliyor. Bu sayede hastalıkları geçirmesi açısından önemli. Hoş, keskin bir kokusu var. Dünyada en çok bunun meyve suyu tutuluyor. Eylül ayında başladığımız hasadımız Kasım ayına kadar devam edecek” dedi.
Birçok tropik ve subtropik meyvenin yetiştiği Silifke’de 10 yıl önce guava fidanlarını toprakla buluşturan ve Türkiye’nin ilk guava üreticisi olan Levent, yaklaşık 12 ton ürün elde etmeyi hedefliyor. Bu ürünlerin hasadına başlayan Levent, meyvenin özelliklerinden ve kullanım alanlarından söz etti.
Guavanın dünya genelinde 110 çeşidinin bulunduğunu, kendisinin de 14 farklı çeşit guava ürettiğini belirten Levent, “Bahçem Türkiye’de ilk olduğu için gelecekteki yetiştiriciler için örnek bir bahçe konumunda. Narenciyeden mutlu olamadığımız için değişik arayışlara girdim ve bu meyveyi buldum. Yetiştirmesi kolay ve kaliteli bir meyve. Şu an yaklaşık bin ağacım var. Fidanı da kendim yetiştiriyorum ve insanlara parasız olarak fidan dağıtıyorum. İstiyorum ki ülkemize bu güzel meyve kazandırılsın ve gelecekte meyve suyu sanayisi için çilek kadar değerli olsun” dedi.
Guavanın tamamen doğal bir ürün olduğunun altını çizen Levent, guavanın dünyada en çok sevilen meyve suyu maddesi olduğunu, bu ürünün kemoterapi alan insanlar üzerinde de olumlu sonuçlar doğurduğunu söyledi.
Guava meyvesinin gıda ve kozmetik sanayinde yaygın olarak kullanıldığını vurgulayan Levent, likopen oranı yüksek olan meyvenin kanser türlerine karşı koruyucu olduğu gibi birçok hastalığa da iyi geldiğinin yapılan araştırmalarla kanıtlandığını belirtti.
Guavanın taze olarak tüketildiğini, sağlık açısından çok yüksek oranda içinde likopen barındırdığını, ayrıca reçel, tatlı ve turşu üretiminde de kullanıldığını ifade eden Levent, güzel aroması nedeniyle meyve sularında da sıkça kullanılabildiğini kaydetti.
Rus vatandaşların özellikle guava tükettiğini belirten Levent, “Silifke’nin iklimi müsait geldi. Yıllar içerisinde uğraşarak bin ağaca kadar çıktım. Yurt içinde tanıtıp satmaya başladım. Güzel doğal bir meyve lezzeti güzel. Vitamin ve mineraller yönünden zengin içeriğe sahip bir meyvedir. Her meyve gibi bu da bazı hastalıklara iyi gelmektedir. İçinde likopen oranı yüksek. İçinde bulunan mineral ve vitaminlerin vücuttaki probiyotikleri destekliyor. Bu sayede hastalıkları geçirmesi açısından önemli. Hoş, keskin bir kokusu var. Dünyada en çok bunun meyve suyu tutuluyor. Eylül ayında başladığımız hasadımız Kasım ayına kadar devam edecek” dedi.






