SON DAKİKA
header-ad

Dağlık alana düşen paraşütçüye jandarma helikopteriyle kurtarma

Antalya’nın Döşemealtı ilçesinde yamaç paraşütü yaparken kayalık alana düşen şahıs, jandarma helikopter desteğiyle kurtarıldı.
Döşemealtı ilçesi Dağbeli Mahallesi Katiller Tepesi mevkiinde yamaç paraşütü yapan A.R.H., rüzgarın etkisi ile paraşütün hakimiyetini kaybetmesi sonucu dağlık alana düştü. Şahsın durumunu bildirmesi üzerine bölgeye Antalya İl Jandarma Komutanlığı JAK timi, AFAD ve 112 ambulans ekipleri sevk edildi. Arazinin engebeli ve sarp olması nedeniyle helikopterden destek istendi. Vücudunun çeşitli yerlerinde kırıklar bulunan A.R.H., kurtarıldığı helikopterle Antalya Akdeniz Üniversitesi Hastanesine kaldırıldı.

Kaynak : İHA
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.04.18 16:02:04
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Kepez’in Anadolu Şehitler Müzesi kapılarını açtı

Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü’nün 3. Dönem için vaat ettiği 123 projenin en önemlilerinden biri olan Anadolu Şehitler Müzesi, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nde DokumaPark’ta kapılarını ziyaretçilere araladı.

Kepez Belediyesi, kültür ve sanat adasına dönüştürdüğü DokumaPark’a bir müze daha kazandırdı. Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü’nün 3. Dönem için vaat ettiği 123 projenin en önemlilerinden biri olan Anadolu Şehitler Müzesi, düzenlenen törenle açıldı. Antalya Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği’nin desteği ile kurulan Anadolu Şehitler Müzesi’nin açılış törenine Antalya Valisi Ersin Yazıcı, Kepez Kaymakamı Hamdullah Suphi Özgödek, AK Parti Antalya İl Başkanı Ethem Taş, Antalya Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Başkanı Cengiz Nizam, Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü, şehit ve gazi aileleri katıldı. Kepez Çocuk ve Gençlik Orkestrası’nın çaldığı ‘Çanakkale Türküsü’ ile başlayan açılış etkinliği, şehitlerimiz için okunan Kuran-ı Kerim Tilaveti ile devam etti.


Dokuma Fabrikası Antalya’nın ilk sanayi tesisi

Açılış konuşmasını  gerçekleştiren Kepez Belediye Başkanı  Hakan Tütüncü, öncelikle müzenin bulunduğu DokumaPark yerleşkesi hakkında bilgi verdi.  Tütüncü, “1950'lerde dünyanın en kaliteli akala pamuklarını üreten şehirlerden birisi olan Antalya'da, Antalyalılar bir araya gelirler ve Cumhuriyet döneminin Antalya'ya ilk sanayi tesisini kazandırmak için kolları sıvarlar. Amaç, burada yetişen pamuğu ekonomiye kazandırmak, böylece 1950'lerin Antalyasına iş, aş ve ekmek kapısı aralamaktır. O yılların Antalyası 35-40 bin nüfusludur. Ve o yıllarda kendilerince büyük bir hedefe soyunan Antalyalıları dönemin iktidarı yalnız bırakmaz. Merhum Başbakan Adnan Menderes, Antalya'nın o dönem kudretli milletvekili Dr Burhanettin Onat, vasıtası ile Antalya'daki bu girişimden haberdar olur. Onların talebine karşı verdiği cevap çok nettir; ‘Siz bu işi bir başınıza yapamazsınız. Olmaz öyle iş, hükümet olarak oraya güzel bir fabrikayı biz kazandıracağız’ der. Takvimler 5 Ocak 1956'yı gösterdiğinde dönemin başbakanı merhum Adnan Menderes, dönemin Cumhurbaşkanı merhum Celal Bayar birlikte Antalyamıza teşrif ederler ve o güne kadar görülmemiş bir heyecan içerisinde Antalyalılar cumhuriyetin nimetlerinden faydalanmaya başlayacaklarını düşünürler, büyük bir sevinç içerisinde 5 Ocak 1956'da buranın temeli atılır. Antalya'nın merkezinde 500 bin metrekarelik bu kıymetli arazi, aslında yıllar içerisinde bu fabrika vasıtasıyla burayı değerlendirecektir. Etrafında çok geniş bir yerleşim oluşturacaktır ve bu yerleşmede 7-8 mahalleden oluşan bu semte de Dokuma ismi verilecektir.”dedi.

DokumaPark’a 10 ayrı müze, 1 Bilim Müzesi

1961’de faaliyete geçen fabrikanın 2003 yılına kadar çalıştığını hatırlatan Başkan Tütüncü, “2003 yılında artık burası çağın ihtiyaçlarını karşılayamayan bir sanayi tesisi olduğundan dolayı Kepez Belediyesi'ne verilmek üzere özelleştirme idaresine bırakıldı. 2004 yılından sonra buranın farklı bir hatırası başlıyor şehirle ilgili… Çok çeşitli spekülasyonlara da konu oldu. Ama 2009'dan itibaren bir hedefimiz vardı. Şehrin merkezindeki çok kıymetli olan bu 500 dönümlük araziyi adeta bir kültür sanat adası haline getirmek, çevresindeki yeşil dokuyu güçlendirerek şehrimiz için nefes alınacak bir park haline getirmek vardı. Ve öylede oldu. Yıllar yılları kovaladı. Burası bir kültür sanat adasına dönüştü. Bünyesinde 10 ayrı müze ve 1 Bilim Merkezi barındıran muhteşem bir yapı oldu. Şu an da günde 35-40 bin hemşehrimizin ziyaret ettiği ve yılda 350-400 binler seviyesinde müzelerimizi ziyaretçilerin kabul edildiği güzel bir yerleşke haline geldi.”diye konuştu.

Antalya’nın şehitleri asla unutulmasın istedik

 Bugün çok güzel bir açılış gerçekleştirdiklerini vurgulayan Tütüncü, “Biz istedik ki; Antalya'nın şehitleri asla unutulmasın. Antalya'nın şehitlerinin hatıraları yaşansın ve sonsuza kadar güzel bir ortamın içerisinde yaşasın. Şehitler derneklerimiz ve başkanlarımızla sürekli iç içeyiz. Şehit ailelerimizi sürekli ziyaret ediyoruz, onların evlerindeyiz. Şehit ailelerimiz de şöyle bir özellik gördüm. Şehitlerimizin en ufak hatıralarını bile çok büyük bir özenle saklıyorlar. Onların talepleri bu hatıraların kendilerinden sonraki kuşaklara da en güzel şekilde aktarılmasıydı. Bu noktada yoğunlaşan taleplerle birlikte arkadaşlarımızla Antalya'nın şehitlerinin hatıralarını kuşaklar boyu geleceğe taşıyacak bir müze kuralım noktasına geldik. Ve bunu da bu müzeler kompleksi'nde Dokuma'da yapmalıyız diye düşündük, ve böyle bir planlama yaptık. Aslında bu müze Anadolu'nun bin yıllık şehitlik tarihini anlatmakla beraber, odağında Antalyalı şehitlerimizin hatıralarını geleceğe taşıma misyonunu üstlenmiş, bu noktada kendine özgü, ayrı özel bir müze. “ dedi.

Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü, 18 Mart 2020'de tamamlayacaklarını ifade ettikleri Anadolu Şehitler Müzesi’nin, söz verilen tarihten birkaç gün önce tamamlandığını, ancak pandemi nedeniyle açılışı bir sonraki tarihe ertelemek zorunda kaldıklarını da sözlerine ekledi.

Şehitlerimize borçlarımızı ödeyemeyiz

 “15 Temmuz hain kalkışmasının her yıl dönümünde 2017'den itibaren Kepez Belediyesi olarak, 15 Temmuz şehitlerimizin hatırasına çok özel bir kültür sanat eseri ortaya koyma düşüncesini geliştirdik. 4 yıldır da bu şekilde devam ediyoruz.” diyerek sözlerine devam eden Başkan Tütüncü, “Her yıl 15 Temmuz’da güzel bir açılış törenimiz oluyor ve o eserlerimizi 15 Temmuz şehitlerimizin hatırasına, gazilerimize hitap ediyoruz. 15 Temmuz'un 2020 yılındaki seneyi devriyesinde böylesi güzel bir açılış töreniyle bir araya gelelim istedik. Şehitlik kurumu ile şehitlik müessesiyle ilgili neler söylesek, neler ifade etsek, onların aziz hatıralarına neler yapsak da, aslında onlara borçlarımızı ödeyemeyeceğimizi biliyoruz. “

Canlarını vatanlarına adadılar

Anadolu Şehitler Müzesi’nin nasıl doğduğunu da anlatan Başkan Tütüncü, “15 Temmuz 2016 hain kalkışmasında canını vatanına adayan bütün ölümsüz kahramanlarımızı bugün bir kez daha hürmetle, minnetle, şükranla yad ediyorum. Aziz gazilerimize de şükranlarımı arz ediyorum. Bin yıldan beri, bu güzel vatan topraklarının, bayrağına kanını katan ölümsüz kahramanlarımızı da hürmetle anıyorum. Bu müze aslında belediyemizin koordinatörlüğünde, şehit ailelerimizle birlikte yaptığımız bir müzeydi. Çünkü buranın içerisinde şehit ailelerimizin hatıralarını göreceğiz. O hatıraları bizlerle paylaşan bütün şehit ailelerimize şükranlarımızı arz ediyorum. Onlara çok teşekkür ediyorum ve bugün onları güçlü bir biçimde alkışlayalım istiyorum.”dedi.

Şehidimiz Çetin’in odasına gözüm gibi bakacağım

Tütüncü konuşması sırasında açılışa katılan konuklara bakarak “Ayşe Annem, son sözüm size” dedi. Tütüncü, “Ellerinizden Öpüyorum. Hani sizi ziyaret ettiğimizde, ‘Yavrum Çetin’imin odasına ben gözüm gibi baktım ama, benden sonra buna kim gözü gibi bakacak?’ diyordunuz ya, işte şehidimiz Çetin’in odasına burada gözümüz gibi bakıyoruz. Geniş gönüllülüğünüz için çok teşekkür ediyoruz. Allah sizlerden razı olsun. O sözümü de yerine getirmekten dolayı büyük bir onur duydum. Artık ölsem de gam yemem annem, tekrar ellerinden öpüyorum” diyerek sözlerini tamamladı.  

Bu ülkenin her ferdi şehitlerine minnettar

Antalya Valisi Ersin Yazıcı’da, “Bu vatana canını koşa koşa feda eden insanlar, sizlere minnettarız. Bu ülkenin her ferdi minnettar. Bu topraklar dünyadaki en kıymetli topraklar. Bulunduğumuz coğrafya bize bazı zorlukları beraberinde getirmiş. Biz sadece bugün değil yüzlerce yıldır, hatta binlerce yıldır, bu vatan uğruna anamızdan, yarimizden, sevdiklerimizden gözümüzü kırpmadan vaz geçebildik. Ve bundan sonra da aynı şekilde polisimizle, askerimizle tüm vatandaşlarımızla vatan uğruna gözümüzü kırpmadan canımızı feda edebileceğiz. Kepez Belediyesi'ni böyle bir şey düşündüğü için, bu güzel insanların, yüce insanların en kıymetli varlıkları bu vatan uğruna şehit olduğunda, onları hatırlatan tüm ayrıntıları düşünerek burada yaşatmak istemesi, topluma mal etmesi gerçekten takdire şayan, başkanım teşekkür ediyorum. Buradan şu mesajı da vermek isterim. Bizim ülkemize içeriden ve dışarıdan haince bakanlar var ise ki varlar,  şunu unutmasınlar; burada birçok şehit ailesi var, gazimiz var, şehit yakınları var. Bundan sonra da olmaya devam edecek. Ey Hainler, Bizim hiç kimseye ama hiç kimseye verecek bir santimetrekare vatanımız, toprağımız yoktur.” diye konuştu.

Bu vatanın bir çakıl taşını dahi kimseye vermeyiz

Vali Yazıcı’nın konuşması sırasında alkış tufanı koparak,‘Helal Olsun’, ‘Şehitler Ölmez Vatan Bölünmez’ sesleri yükseldi. Yazıcı, “Bu vatanın bir çakıl taşını daha kimseye vermeyiz. Ama bu millet öyle büyük bir millettir ki; Aman dilerseniz, yardım dilerseniz, dinine, ırkına, mezhebine bakmaksızın bu yüce Millet size yardım elini uzatır. Bu büyük Millet herkese yardım elini uzatmıştır. Ama toprağımızda kimsenin gözü lütfen olmasın. Biz tüm kararlılığımızla 83 milyonun hepsi bu vatan için canımızı gözümüzü kırpmadan teslim edebiliriz. inşallah bundan sonra daha fazla şehidimiz olmaz. Ama bayrağıyla, sancağıyla aynı kumaştan üretilmiş polisimiz, askerimiz ve sizler varsınız. Bu ülkenin teminatı sizlersiniz, bizleriz. Allah'ın izniyle kıyamete kadar bu topraklarda başımız dik bir şekilde bayrağımız en yüce de durarak yolumuza devam edeceğiz.” dedi. 

Konuşmaların ardından Anadolu Şehitler Müzesi kurdele kesimi ile açıldı. Başkan Tütüncü ve konuklar büyük bir özenle hazırlanan ve şehitlerimizin anılarını taşıyan müzeyi gezdi.


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2020.07.16 09:08:28
Son Düzenlenme Tarihi :





Geleneksel Antalya Turunç ve Bergamot Kabuğu Reçelleri Tescillendi

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Davut Çetin, Antalya gastronomi kültürünün en tanınmış ürünlerinden olan Turunç Kabuğu ve Bergamot Kabuğu reçellerinin Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescil edildiğini bildirdi. Piyaz, Kabak Tatlısı ve Serpme Börek’le birlikte ATSO’nun coğrafi işaret aldığı ürün sayısı 5’e yükseldi.

    Başkan Davut Çetin, ATSO olarak kentin coğrafi ve kültürel değerlerinin tescil ettirilmesi çalışmalarını sürdüklerini belirterek, “Çalışmalarımız sonucu Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından önce Antalya piyazı, ardından kabak tatlısı ve geleneksel serpme böreğimiz tescil edilmişti. Son olarak Antalya gastronomisinin en önemli zenginliklerinden olan Turunç Kabuğu ve Bergamot Kabuğu reçellerinin coğrafi tescil işareti aldığını öğrenmekten büyük memnuniyet duyuyoruz” dedi.

Antalya’nın En Popüler Hediyelik Eşyaları

    Turunç Kabuğu ve Bergamot Kabuğu reçellerinin Antalya sofralarının vazgeçilmezi olmasının yanı sıra, Antalya’nın en popüler hediyelik ürünleri olduğunu da vurgulayan Davut Çetin, “Antalya’dan nereye gitsek, yanımızda mutlaka turunç ve bergamot kabuğu reçeli götürürüz. Yine Antalya’ya gelen ister yerli ister yabancı olsun neredeyse tüm misafirlerimizin yanlarında Antalya reçeli götürdüklerine tanık oluruz. Reçellerimizin coğrafi tescil alması bu bakımdan da büyük önem taşıyor” ifadesini kullandı.

Coğrafi İşaret Ürünün Ekonomik Değerini Artırıyor

    Coğrafi işaret tescilinin hem ürünlerin korunması, toplumda farkındalık oluşması ve gelecek kuşaklara aktarılması, hem de ekonomik olarak daha da değerli bir ürün haline gelmesi bakımından önemli olduğuna dikkat çeken Davut Çetin, “Oda olarak beşinci ürünümüze Coğrafi tescil belgesi aldık. Biz bu duyuruları yaptıkça yurt içinde ve yurt dışından güzel tepkiler alıyoruz. Hemşehrilerimiz yanıksı dondurma, hibeş gibi ürünlere ne zaman tescil alacaksınız diye soruyor. Coğrafi tescil süreci çok titizlik isteyen bir süreç. Arkadaşlarımız tarihi, yapılışı, geleneksel yöntemleri, hikayesi gibi bir çok konuda titiz araştırmalar yapıyor. Bu araştırmalardan sonra Türk Patent ve Marka Kurumumuza başvuruyoruz” dedi.

Mönülerde Daha Çok Antalya Lezzeti Olmalı

    Türkiye’nin en önemli turizm markası Antalya’da gerek turistik işletmeler gerekse restoranların mönülerinde geleneksel lezzetlerin daha fazla yer bulması gerektiğini vurgulayan Davut Çetin, “Neredeyse her konuşmamda turistik tesislerimize ve restoranlarımıza çağrıda bulunuyorum. Antalya’mız sadece kumu, denizi, güneşi, tarihi ve doğal güzellikleriyle değil Gazipaşa’dan Kaş’a, Elmalı’dan Akseki’ye müthiş bir gastronomi zenginliğine sahip. Ancak bu zenginliği biz turistik işletmelerimizin restoranlarında göremiyoruz. Konuklarımıza Antalya’nın lezzetlerini yeterince sunamadığımızı düşünüyorum. Bence bu büyük bir eksiklik. Umarım coğrafi tescilli ürünlerimizin sayısının artması ve kamuoyunda oluşan farkındalıkla beraber işletmelerimiz de kentimizin bu zenginliğini ön plana çıkaracaklardır.”

 

    Türk Patent ve Marka Kurumu Ürünlerin Ayırt Edici Özelliklerini şu şekilde açıkladı;

 

Bergamot Kabuğu Reçeli;

    Antalya Bergamot Kabuğu Reçeli yüzyıldan fazla geçmişi ile il sınırlarını aşan bir üne sahiptir. Hoş kokusu ve damakta bıraktığı kendine özgü aromasıyla Antalya’ya gelen yerli ve yabancı turistlerin tercih ettikleri bir üründür.

    Bergamot (citrus bergamia) sedef otugiller (Rutaceae) ailesine ait olan ve tohumları kapalı olan bir bitki türüdür. Çiçekleri beyaz renkli ve küçük olup meyveleri küre veya armut biçiminde, 5-7 cm çapındaki etli kısmı ekşi ve kabuk kısmı limon sarısı renklidir. Antalya Bergamot Kabuğu Reçelinin en belirgin özelliği bergamot kabuklarının beyaz etli kısımlarının acılığı gidene kadar su ile işlemden geçirilmesidir.

 

Turunç Kabuğu Reçeli;

    Antalya Turunç Kabuğu Reçeli yüzyıldan fazla geçmişi ile il sınırlarını aşan bir üne sahiptir. Hoş kokusu ve damakta bıraktığı kendine özgü aromasıyla Antalya’ya gelen yerli ve yabancı turistlerin tercih ettikleri bir üründür.

    Turunç sedefotu familyasında 1 ila 6 metre boylarında kışın yapraklarını dökmeyen bir ağaçtır. Turunçgillerin anası olup adından anlaşılacağı üzere turunçgiller familyasına adını veren asıl meyvedir. Antalya Turunç Kabuğu Reçeli üretiminde Antalya ilinde üretilen, hasat dönemi kasım-nisan ayları arası olan, yüksek pH ve kirece toleranslı, meyve kabuğu turuncu koyu renkli ve pürüzlü, meyve ağırlığı ortalama 140-170 g olan yerli turunç  çeşidi kullanılır.  

    Antalya Turunç Kabuğu Reçelinin en önemli özelliği hazırlama işlemidir. Diğer reçeller gibi meyvenin kendinden değil meyvenin kabuk kısmı yani meyvenin bir dokusu kullanılarak hazırlanır. Dış kabuğu rendelenen meyvenin 8-10 dilimine ayrılmış incelikteki kabukları acısı alındıktan sonra süzülerek kıvrılır ve şeker şurubunda kaynatmadan önce pamuktan iplere dizilir. İpe dizme işlemi makine ile yapılmaz.

 

 

...

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2021.05.28 10:47:00
Son Düzenlenme Tarihi :