SON DAKİKA
header-ad

Depremde yarılan devasa kaya kontrollü yıkıldı

Adana’nın Feke ilçesinde deprem sonrasında ikiye yarılan dev kayanın artçılarla iyice açılması üzerine tedbir alan AFAD ekipleri, kontrollü yıkımını gerçekleştirdi. O anlar kameraya da yansıdı.
Kahramanmaraş’ta meydana gelen depremler 11 ili derinden etkiledi. Etkilenen iller arasından yer alan Adana’da birçok yıkım gerçekleşirken, Feke ilçesine bağlı İslam Mahallesi Kocaoğlan mevkiinde ortadan yarılan ancak artçılarla birlikte her geçen gün daha da ayrışan devasa kayalar yöre sakinlerini tedirgin etti. Tedirgin olan mahalle sakinlerinin haber vermesi üzerine belediye ve AFAD ekipleri iki hafta önce inceleme yaptı. İnceleme sonrasında tehlike oluşturan bölgedeki kayaların parçalanarak tehlikenin giderilmesi planlandı. Bugün bölgeye giden ekipler, önce yarılan kayanın çevresini kepçe ile açtı arından da yıkımı gerçekleştirdi. Devasa kaya evin yanında devrildi. O anlar ise cep telefonları ile saniye saniye görüntülendi.

Kaynak : İHA
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.04.18 18:46:59
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Festivalin son 2 oyunundan birisi “Kafkas Tebeşir Dairesi”

Devlet Tiyatrolarının düzenlediği Antalya Uluslararası Tiyatro Festivali bugün sona eriyor.
Haşim İşçan Kültür Merkezi salonlarında gerçekleşen etkinliği, gelecek yıllardan itibaren tarihi tiyatrolarda gerçekleştirilmesi bekleniyor.
Yarın sona erecek olan Festivalin son etkinliklerinden birisi İstanbul Devlet Tiyatrosu’nun sahneleyeceği “Kafkas Tebeşir Dairesi” olacak.
2 Perde - 2 saat 45 dakika olan oyunun yazarı Bertolt Brecht, çeviren Can Yücel, yöneten Kubilay Karslıoğlu.
OYUNUN KONUSU
Alman şair ve yazar Bertolt Brecht, 1940’lı yıllarda sürgün olduğu dönemde Çin efsanelerinden oluşan “Tebeşir Dairesi” masalından esinlenerek yazdığı bu oyunu ile II. Dünya Savaşı’nın insanlığı nasıl etkilediğini ve savaş sonrasında “insanlık” yararına ne olması gerektiğini anlatmaktadır.
Brecht “iyilik, vicdan ve adalet” gibi değerlerin kaos anında sınıf fark etmeksizin duruma göre nasıl değiştiğini, Gruşa ve Azdak hikayelerinde tartışılan “Emek ve Mülkiyet” üzerinden vererek sınıfsal tercihleri gösterir.
Oyun, savaş zamanı Gürcistan’daki iç karışıklıktan faydalanılarak hain bir tuzak ile yıkılan düzenin soylu mirasının bir köylü kızda kalmasını ve savaş sonrası mülk sahibinin dönüp düzenini yeniden kurmak istediğinde analığın mahkemelik oluşunu gösterirken; koltuğunda Azdak’ın oturduğu “adaletin”, mülkiyetten mi yoksa emekten mi yana olduğunu heyecanlı, eğlenceli ve maceralı bir kaçış yolculuğunda birlikte bulduruyor.
İki hikâye Gruşa ve Azdak.
Yeni miras ne olacak?
OYUNCULAR:
Azdak Mehmet Ali Kaptanlar, Şişman Prens / Yusuf  Can Şıkyıldız, Tolga Kortunay, Kaynana / Aşçı-Hizmetçi Jale Yücel, Ozan / Lavrenti / İhtiyar Adam / Hancı Sertel Uğur, Ozan / Gelin / İhtiyar Kadın Duygu Urhan, Valinin Karısı Demet İyigün, Gruşa Zeynep Deniz Denker, Pusatlı / II. Hekim / Mimar / Topal / II. Avukat / Köylü Burak Çağlar, Simon / Pusatlı / Atlı Emir Üstündağ, Onbaşı / Yeğen / Keşiş / Vali / Atlı / Seyis Mert Asker, I. Hekim / Mimar / İhtiyar / Avukat / Sakat  / Kaçak / Tacir Kamil Gençtürk, Pusatlı / Seyis / Atlı  Burak Aksak, Ludovika / Genç Hanım / Hizmetçi / Mişel Tuğçe Topçu, Hizmetçi / Köylü Kadın Duygu Başkaya, Pusatlı / Seyis / Aşçı / Şava Atlas Karan Tumluer, Yaver / Pusatlı / Şantajcı Arda Kaptanlar, Hizmetçi / Yaşlı Hanım / Tacir Kadın Saliha Cansu Saka, Pusatlı / Doktor Selim Ata Polat.
* ABDÜLTALİP GÜNGÖR

Kaynak : Abdültalip GÜNGÖR
Ekleme Tarihi : 2023.05.25 18:14:32
Son Düzenlenme Tarihi :





Bin 500 yıl önce depremle birlikte denizin yuttuğu şehir tekne turlarının merkezi oldu

Akdeniz’de 6. yüzyılda yaşanan iki büyük deprem sonrası sulara gömülen Kekova Bölgesi-Batık Şehir-her yıl yüzlerce yerli yabancı turistin uğrak yeri oluyor. Neredeyse bir uygarlığı sonlandıran bu büyük felaket sonrası sahil kesimleri su altında kalan şehrin üzerinden bugün tekneler geçiyor. Bölgen..

Akdeniz’de 6. yüzyılda yaşanan iki büyük deprem sonrası sulara gömülen Kekova Bölgesi-Batık Şehir-her yıl yüzlerce yerli yabancı turistin uğrak yeri oluyor. Neredeyse bir uygarlığı sonlandıran bu büyük felaket sonrası sahil kesimleri su altında kalan şehrin üzerinden bugün tekneler geçiyor. Bölgenin tarihi konusunda bilgiler paylaşan Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nevzat Çevik, “O dönemden sonra hayatın azaldığını, uygarlığın önceki gibi ilerlemediğini ve neredeyse terk edildiğini arkeolojik verilerden ve Sionlu Nikolaos’un Vitası’ndan anlayabiliyoruz” dedi.

Her ne kadar M.S. 141’deki gibi büyük depremler olduysa da sonrasında kentlerin onarılıp hayatın devam ettiği biliniyor. Ancak özellikle 529 ve 540 yıllarında yaşanan büyük depremler sonucu Demre ilçesi Kekova Yarımadası’nı da içeren Orta Likya’daki büyük bir bölge sular altında kaldı. Depremler sonrası oluşan tsunami ve salgın hastalıklar bölgede yaşayan uygarlığı neredeyse yok etti. Batık Şehir adı verilen bölge bugün yerli yabancı turistlerin akınına uğruyor. Karadan ulaşımın olmadığı bölgeye turlar düzenlenip tekneler şehrin üzerinden geçiyor. Denizin altında kalan şehrin yapıları ise gözle görülüyor ve turistler o anları fotoğraflıyor.

"Plakalar denize doğru 2 metreden fazla kayarak bütün bölgedeki kentleri içine gömülmesine sebep olmuş"
Antalya’nın Demre ilçesinde sürdürülen Myra - Andriake Kazıları Başkanlığını yapan Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Prof. Dr. Nevzat Çevik, tarihi olayın yaşandığı bölge hakkında bilgiler paylaştı. Kekova’daki yerleşimlerin batmadan önce üzerinde yoğun yaşamın olduğu bir bölge olduğunu kaydeden Prof. Dr. Çevik, 529 ile 540 yıllarında yaşanan büyük depremler ve sonrasında yaşanan tsunami ile salgın hastalıklarla neredeyse 200 yıl boyunca bölgenin sessizliğe büründüğünü söyledi. Çevik, “Sadece Kekova bölgesi değil, Andriake, Finike, Kaş çevresinde bütün bölge batmış. Bu batığın da en erken ne zaman olabileceğine dair fikirlerimiz var. Batık kentlerin sulara gömülmüş yapılarının tarihleri felaket için bir alt tarih sınırı veriyor. Kapağına dek sulara batmış lahit ya da Andriake Limanı’nın tamamı batmış rıhtım caddesinde lentosuna kadar sulara gömülmüş yapılar bölgenin battığını gösteriyor. 6. yüzyıldaki büyük depremlerde, plakalar denize doğru 2 metreden fazla kayarak bütün bölgedeki kentlerin sulara gömülmesine sebep olmuş. Bundan sonra o kentlerin sahil kısımlarındaki hayatın bittiğini özellikle denize yakın limana ya da sivil yerleşime ilişkin konut gibi diğer yapıların sulara gömülmüş olmasından anlıyoruz. Üst kısımlarına Hristiyanlık döneminde hayatın devam ettiğini görüyoruz ancak klasik ve Helenistik Çağ ile Roma’nın bir kısmında o kentlerin sahil kısmı kullanılıyordu, özellikle Simena, Teimiussa, Aperlai ve Kekova Adası ve çevrelerindeki yapıların sahile yakın olanları tamamen sular altında kaldı. Bugün tekne gezginlerinin gördüğü yarısı sular altında kalmış basamaklar ve yapılar bu batışın sonucudur” dedi.

"Dönemin Akdeniz’deki en büyük limanı da işlevini yitirdi"
Oluşan tablo sonrası batık ve dolgularla beraber Akdeniz’in en büyük antik limanı Andriake’nin de işlevini kaybettiğini aktaran Çevik, “Andriake’deki kazılarda MS 7. Yüzyıl sonrasına ilişkin buluntu ele geçmemesi bu nedenledir. Kekova’da çok sayıda liman ve sığınaklar var. Özellikle Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde yoğun bir deniz trafiği var. Andriake antik Akdeniz’in en büyük limanlarından biri olduğu için orada çok büyük bir uluslararası gemi trafiği yaşanıyordu. Liman işlevini yitirince bu kullanım çok azaldı. Bunun temel nedeni depremler. Binlerce deprem oluyor. Özellikle Fethiye – Burdur hattında ana bir hat var. O hattaki büyük depremler de Likya’yı etkilemiş. Akdeniz içindeki büyük depremler de bütün bu kentlerin etkilenmesine yol açmış. Depremler sonrası tsunami ve salgınlar gibi etkenler de oradaki uygarlığı, kültürü ve yerleşim popülasyonunu derinden etkiliyor ve hayatı değiştiriyor. O dönemden sonra hayatın azaldığını, uygarlığın önceki gibi ilerlemediğini ve yerleşimlerin terk edildiğini arkeolojik verilerden de görebiliyoruz. Bu oluşumlar şimdi muhteşem görüntüler oluşturan pitoresklere dönüşmüş durumda. Doğanın ve kültürel kalıntıların terkediliş sonrası oluşturduğu doğal sarmal eşsiz bir kültürel peyzaj oluşturmuş durumdadır. Bu nedenle Kekova sadece en berrak denizi ve Dalmaçya tipi etkileyici doğası ile değil su altında kalmış kalıntıları ile de akıl almaz bir görsellik oluşturuyor” ifadelerini kullandı.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.09.04 14:31:53
Son Düzenlenme Tarihi :