SON DAKİKA
header-ad

Ekmek parasını 7 köyün ekmeğini dağıtarak kazanıyor

Kahramanmaraş’ta gece 2’de işe başlayan Mehmet Dökme, günlük 700 adet ekmeği yaşadığı Bertiz bölgesindeki 7 mahalleye 7 saat boyunca dağıtarak kendi ekmeğini kazanıyor.
Dulkadiroğlu ilçesi Bertiz bölgesinin Karamanlı Mahallesi’nde yaşayan Mehmet Dökme, 5 yıldır kendi aracı ile kapı kapı dolaşarak ekmek dağıtıyor. 7 yıldır sürdürdüğü işini severek yapan Dökme, 7 köyün günlük 700 ekmeğini 7 saatte dağıttığını ifade etti.
Ekmeğini ekmek dağıtarak kazanan Dökme, "Bertiz mevkiimizdeki 7 köye ekmek dağıtımı yapıyorum. Her gece 2-3 gibi şehir merkezinden ekmekleri alıp çıkarım. Köydeki insanları kapı kapı gezerek tek tek ekmeklerini dağıtırım. İşim bu. Günlük 700 civarında ekmek dağıtımı yapıyoruz. Ekmek dağıtım işi bittikten sonra köydeki insanlarımızın işlerini hallediyorum" dedi.
Çeşitli ürün toplayan köylülerin ürünlerini alıp şehre götürdüğünü de belirten Dökme, onları satan köydeki sakinlerin gelirle kışlık yiyeceklerini aldıklarını, kalanı da harçlık yaptıklarını ifade etti.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.07.28 18:00:52
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Memorial Antalya bilgilendiriyor; Sezaryen sonrası normal doğumun 6 altın kuralı

Ülkemizde sezaryen doğum sayısı her yıl giderek artıyor ve buna paralel olarak bir sonraki doğumun da sezaryen olması ihtimali yükseliyor. Ancak dünyanın her yerinde sezaryen ile doğum yapan annelerin bir sonraki doğumlarını normal doğum olarak yapmaları mümkün oluyor. 
Burada en önemli faktörün anne adayının sezaryen sonrası normal doğumu istemesi ve hekimin bunu desteklemesi olduğu belirtiliyor. Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Koray Duman, sezaryen sonrası normal doğum ile ilgili bilinmesi gerekenleri anlattı. 
SEZARYEN SAYISI DÜŞÜRÜLMEYE ÇALIŞILIYOR
Tüm dünyada sezaryen sayısı artmakta ve bu oranın düşürülmesi için sağlık bakanlıklarının yaptığı çalışmalar bulunmaktadır. Sezaryen sayılarının artmasının en önemli sebepleri arasında annenin ilk doğumunu sezaryen ile yapması ve ikinci bebeğini de sezaryen ile dünyaya getirmesidir. Sezaryen sonrası normal doğum yapılması, sezaryen sayılarının da düşmesinde etkilidir. Sezaryen sonrası normal doğum geçmiş dönemlerde de uygulanan bir yöntemdir. Sezaryen sonrası normal doğum her hastaya uygulanamaz. Öncelikle fizik muayenesinde uygunluk kararı alınması gerekir. 
NORMAL DOĞUMUN AVANTAJLARI
* Sezaryen sonrası normal doğumla idrar torbasında, bağırsaklarda zedelenme, kan kaybının fazlalığı, ameliyat sonrası dikişlerde açılma ve enfeksiyona bağlı tekrar ameliyat olma gibi majör cerrahi riskleri önlenmekte.
* Anne daha hızlı normal yaşantısına geri döner
* Bebek fizyolojik olarak daha kolay nefes alabilir
* Bebek doğduktan sonra daha aktif olur
* Annede kanama daha az olur ve vücut fonksiyonları daha kolay normale döner 
* Doğumdan sonra daha az ilaç kullanılır
* Anne psikolojik olarak bebeğine daha çabuk bağlanır
* Bebeğin ilerideki psikolojik süreçleri daha iyi olur 
SEZARYEN SONRASI NORMAL DOĞUMU ENGELLEYEN NEDENLER
Normal doğumun sezaryene dönmesi gerektiği durumlar, sezaryen sonrası normal doğumlarda da geçerlidir. 
Bebekte;
- Bebeğin kalp atışının düşmesi
- Bebeğin uzun süre doğum kanalında kalıp ilerlememesi
- Bebeğin ters olması
- Çoğul gebelikler
- İri bebekler  
SEZARYEN SONRASI NORMAL DOĞUMA UYGUN ADAYLAR KİMLER ?
Sezaryen sonrası normal doğum ayrı bir takip gerektirmez, gebelik takibi normal sürecinde ilerler. Sezaryen sonrası normal doğum kararını anne tek başına almamalı mutlaka hekimine danışmalıdır.  
* İlk bebeğini sezaryen ile dünyaya getirmiş
* 40 yaş altı
* Kilo problemi olmayan
* Şeker ve tansiyon hastalığı olmayan
* Bebeğin kilolu olmaması
* Bebeğin düz pozisyonda olan anneler sezaryen sonrası normal doğuma oldukça uygun adaylardır. 
* Memorial Antalya Basın

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.08.23 11:00:00
Son Düzenlenme Tarihi :





OSB Başkanı Bahar'dan, SEKTÖR ÇÖKER uyarısı

Gübre üreticileri, Ticaret Bakanlığı tarafından getirilen ihracat yasağına isyan etti. Sanayiciler ihracat yasağının birçok firmayı iflasa sürükleyeceğini savunarak, kararın iptalini talep etti.

    Bir süre önce ihracatı kayda bağlı mallar listesine alınan gübre ve gübre hammaddeleri için bu kez doğrudan ihracat yasağı getiriliyor. İhracatçı birliklerine ve gümrüklere gönderilen yazıyla söz konusu ürünlerin ihracat işleminin kayda alınmayacağı bildirildi. Ticaret Bakanlığı’nın gübre ihracatını yasaklaması, sektörde infiale neden oldu. Gübre üreticilerialınan kararının birçok firmayı iflasın eşiğine getireceğini belirtti. Gübre üretiminde Türkiye’nin öncü firmalarının yer aldığı Antalya Organize Sanayi Bölgesi sanayicileri, sahaya sorulmadan, sektör temsilcileri ile istişare edilmeden masa başında alınan bu kararın, hem ülke ekonomisinde, hem ihracatta hem de istihdamda çok büyük kayıplar yaşanmasına neden olacağını aktardı.

SEKTÖR ÇÖKER

    Yasak kararını değerlendiren Antalya Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Ali Bahar, konunun önemini ‘Burada bir sektörün çöküşünden bahsediyoruz’ sözleri ile özetledi. Söz konusu yasak kararının fiyatları düşürmeyeceğini tam aksine bir artışa neden olacağına dikkat çeken Başkan Bahar, “Sektörün ihtiyacı olan toplam hammaddenin yüzde 95’i yurt dışından temin edilmektedir. Dolayısıyla ithalat yapmaya mecburuz. Bu ithalatını yaptığımız hammaddelerin fiyatları tüm dünya piyasalarında enerji, lojistik ve temel girdi fiyatlarına bağlı olarak yüzde 300 ile yüzde 500 arasında artmıştır. Ayrıca son zamanlarda döviz kurunda yaşanan yükselişler de gübre fiyatlarının artmasında önemli bir etken olmuştur. Yurtiçindeki gübre fiyatlarının artışının temel sebepleri bunlardır” dedi.

LİDERLİĞİ ALTIN TEPSİDE SUNUYORUZ

    İthal edilen ürünlerin ülkede işlenerek ihraç ediliyor olmasının, cari açığı kapatan önemli bir faktöre dönüştürüldüğünü anlatan Bahar, “Sektör yıllarca emek vererek hammaddesini tedarik ettiği Çin gibi çok zor bir pazara dahi ihracat yapar hale gelmişken, bu kazanımları yok etmek değil kendi ayağımıza, kafamıza kurşun sıkmakla eş değerdir. İspanya dünyada pazarlideri konumdayken, Türk gübre üreticileri son zamanda yaptığı çalışmalar ile Avrupa’daki firmalara rakip olmuşlardır. Yasak kararı ile liderliği yabancı firmalara altın tepsi içinde sunuyoruz. Bunun nedenini anlamak mümkün değildir” şeklinde konuştu.

SANAYİCİ BATSIN MI?

    Sektörün uzun uğraşlar sonucunda ihracat alanında büyük başarılara imza attığını aktaran Bahar, “Yıllarca çalışılıp yurt dışında yeni pazarlar yaratıldı. Devlet diyor ki ‘ihracat yapın, döviz kazandırıcı hizmetleri artırın’ benim sanayicim de bunu gerçekleştirmek için makinalar alıyor, istihdam sağlıyor, borçlanıyor, yeni yatırımlar yapıyor, tam ihracata başlıyor ve siz bunu yasaklıyorsunuz. Ne yapsın benim sanayicim, batsın mı? Böyle şey mi olur” diye sordu.

SANAYİCİ TAZMİNAT ÖDEMEK ZORUNDA KALACAK

    Şu an ihracat yapılan ülkelerde dikim zamanı olduğuna vurgu yapan Bahar, “Sanayicinin taahhüdü var, sanayici ön ödeme almış, sözleşme imzalamış, bunu sabahtan akşama iptal ederseniz benim sanayicim tazminat ödemek zorunda kalacak. Bu ülke ekonomisine zarardır, dolayısıyla hepimizin cebinden çıkacaktır. Sektörün kullandığı birçok emtia borsada işlem görmektedir. Bakır sülfat, çinko, mangan ve demir gibiemtiaların borsada fiyatı artıyorsa, diğer bir yandan da enerji ve lojistikte maliyetler artıyorsa, yurt dışından getirilen bu ürünler, nasıl daha ucuza temin edilebilir?Hiç kimse fiyatı sürekli artan bir ürünü daha ucuza satmaz. Bu ticaretin kanununa aykırıdır” ifadelerini kullandı.

TARIMDA SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

    İhracatın ülke tarımında sürdürülebilirliği sağladığını söyleyen Bahar, “Sanayici ihracattan sağladığı kaynak ile yurtiçinde çiftçimize vadeli verdiği ürünü sübvanse ediyor, yani tarımın sürdürülebilirliğini sağlıyor. İhracat olmazsa elindeki finansman gücünü kaybedecek, maliyet yükü artacak, bunu da çiftçiye yansıtmak zorunda kalacaktır. Ülkece, fiyat düşürmeye çalışırken tam aksine fiyatların artmasına neden olacak bir yanlışın eşiğindeyiz. Bu yasak uygulanırsa fiyatların artması kaçınılmazdır. Bu gerçekleşirse kapanan işletmeler olacak istihdamda zarar görecektir. Bu riski nasıl göze alıyorsunuz?” şeklinde konuştu.

GÜMRÜK VERGİSİ SIFIRLANSIN

    Konu hakkında çözüm önerilerini sıralayan Başkan Bahar, “Eğer bir yasak konulacaksa bu yasak katma değer sağlanmış ürünlere konmamalıdır. GTİP numaraları detaylandırılmalı, hammaddeler buradan ayrıştırılmalı, gerekirse Devletimiz ithal edilen hammaddelerin gümrük vergilerini belirli bir süreliğine sıfırlamalı, gelecekse sadece hammaddelerin ihracatına yasak getirilmelidir. Ancak hammaddeler katma değerli özel bir ürüne dönüştürülmüşse buna yasak getirilmesi büyük bir yanlış içermektedir.Çiftçinin yoğun olarak kullandığı taban gübrelerinin sübvanse edilmesi de bir başka çözüm odaklı hamle olacaktır.Ayrıca gübre üreten büyük tesislerin hammaddelerine sübvansiyon uygulanarak fiyat artışı önlenebilir. Bu kadar çeşitli GTİP numarası ile ihracat engeli dünyanın hiçbir yerinde yoktur. Yabancı ülkeler hammaddeler üzerinden engellemeler ile kendilerine bir koruma kalkanı oluşturmaktadır. Rakip ülkelerin bir araya gelip bize yapamayacağı kötülüğü şu an biz kendi elimiz ile ülkemizin başına musallat ediyoruz” dedi.

HİSARCIKLIOĞLU İLE GÖRÜŞTÜLER

    Yasak kararının neden olacağı sorunları ve çözüm önerilerini bir rapor halinde, bir dizi programa katılmak için Antalya’ya gelen Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı RifatHisarcıklıoğlu’na sunan Başkan Ali Bahar’a, Antalya OSB’de gübre üretimi yapan sanayiciler ile sektör temsilcileri de eşlik etti.Gübre Üreticileri İthalatçıları ve İhracatçıları Derneği Başkanı Metin Güneş, Antalya OSB’de gübre üretimi yapan firmaların yönetim kurulu başkanları Osman Bahçe, Barış Büyükyörük, Hakan Pakalın, Harun Öztürk ve Sami Dilek, Başkan Ali Bahar ile birlikte alınan kararın firmalarda, sektörde, ekonomide ve Türk tarımında neden olacağı tahribat ile ilgili Hisarcıklıoğlu’na kapsamlı bilgiler verdi. 


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2021.10.21 09:35:17
Son Düzenlenme Tarihi :