Muratpaşa ve Deşemaltı Belediyeleri’nin destekleriyle Abdullah Sevimçok Sivil Toplum ve İnovasyon Merkezleri (ASSİM) Çevre Komitesi’nin Antalya’nın doğal su kaynaklarından Kırkgöz Göleti’nde yapılan sualtı ve çevre temizliğinde tek bacağı kırılmış masa, tuğladan kapıya inşaat atıkları, çam şişeler, plastik atıklar ve çok daha fazlası çıkartılmış ya da toplandı..
Lara Sahili’ndeki mavi bayraklı Ekdağ tesislerine ait sahil bandında Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen etkinlikte; cam, plastik, metal, maske ve izmarit gibi çöpler toplanmakla kalmamış, farkındalık oluşturmak amacıyla da ayrıştırılarak sahilde sergilendi.
Çevreye karşı son derece duyarsız olunmasının nedeni ne ?
Adam ya da kadın, çocuk ya da genç elindeki çöpü sokağa atıyor, koronadan korunmak amacıyla taktığı maskeyi denize fırlatıyor. Dükkanını süpürüyor, pisliğini kaldırımın kenarına yığıyor. Parkta oturduğu bankın çevresinde çekirdek kabuğu dağı oluşturuyor. Kendince işe yaramaz ne varsa, ya denize atıyor ya da yol kenarına. İnşaat atıkları küçük tepeler halinde boş bulunan her yerde.
Kullanılan tarım ilaçlarının boş kapları tarlaların kenarında, su kanallarının başında..Hatta ekinin ya da sebzenin yanıbaşında.
Eğitim diyeceğim de...Hadi çocukları eğittik, bilinçlendirdik. Ya büyükler...Onları ne yapacağız, onları nasıl çevre kirliliğine karşı duyarlı hale getirteceğiz ? Elindekini gelişi güzel sokağa, kaldırıma, sahile, parka atmamayı öğreteceğiz?
Ceza bence tek çözüm.
Para cezası da değil.
Eline süpürge verip sokak sokak temizlik yaptıracağız, kendisi gibi çevreye karşı son derece duyarsız olanların gelişigüzel sağa-sola attıklarını onlara temizlettireceğiz.
Karayollarının kenarlarında ise özellikle pet şişelerden geçilmiyor. Karayolalrı sürekli temizletmekten ya da temzilendikten kısa bir süre sonra pet şişe deposuna dönmesinden bıkmış ki, kısa aralıklarla peşpeşe iki tabela ile sürücüleri ve araç içinde bulunanları pet şişe başta çöplerini yol kenarına atmamaları konusunda uyarıcı tabelalar koyuyor.
Bir değil, kısa aralıkla iki uyarıcı tabela...Sürücü ya da yolcu duyarsız ki,o tabela yazılanı yorumlayacak kapasite de olsa, zaten elindeki çöpü karayolunun kenarına fırlatmaz.
Sahi elinize ne geçiyor, çöpünüzü gelişi güzel atmakla ?
******
Birde kağıt toplayıcı meselesi var. Bazılarının ekonomiye katkı sağlıyor dediği kağıt toplayıcıları. Ama sadece kağıt toplamıyorlar, çöp bidonlarından pet şişe, teneke, plastik ne bulurlarsa topluyorlar.
Bunu yaparkende genelde ev hanımlarının çöp torbasının içinde biriktirdikleri ve ağızlarını bağlayarak kendileri, eş ya da çocukları veya apartman görevlileri tarafından çöp bidonlarına atılan çöplerin poşetlerini yırtıyorlar. Hatta bazen o poşetleri almak için çöpleri çöp bidonuna boşaltıyorlar.
Yani kağıt toplayıcıları geri dönüşüme materyal bulurken, bir yandan da çevre kirliğine neden oluyorlar, hatta sağlık açısından tehdit oluşmasına aracılık ediyorlar.
Kötü koku, sinek....
Yırttıkları ve boşaltıkları o poşetlerle bir bakıma haşerenin de yaşam ve üreme alanı bulmasını sağlıyorlar.
*******
Semt pazarlarını hiç, pazarcı tezgahını topladıktan sonra gördünüz mü ? Görmediyseniz, görmenizi tavsiye etmem. Naylon poşetleri, sebze ve meyva atıkları...
Adeta pazar alanı kaplamış..
Sanki şehir çöplüğü...
Gelin semt pazarlarında tezgah açanlara çevre temizliği bilincini aşılamaktan işe başlayalım...
Sonra da genele yayalım...
Tarihi kentte unutulmaz festival
Muratpaşa Belediyesi’nin bu yıl 8’incisini düzenlediği Uluslararası Kaleiçi Old Town Festivali’nde tarihi kent merkezinin sokakları şenlik alanına dönüştü. Festivalde Kaleiçi’nin 33 ayrı noktasında 103 etkinlik gerçekleştirildi.
Muratpaşa Belediyesi’nin bu yıl 8’incisini düzenlediği Uluslararası Kaleiçi Old Town Festivali’nde tarihi kent merkezinin sokakları şenlik alanına dönüştü. Festivalde Kaleiçi’nin 33 ayrı noktasında 103 etkinlik gerçekleştirildi.
Kaleiçi Old Town Festivali, Antalya’nın simgelerinden tarihi Üç Kapılar’da küratörlüğünü Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Güzel Sanatlar Fakültesi’nden Doç. Dr. Terlan Mehdiyeva Azizade’nin yaptığı “Üç Kapılar’da Buluşalım” etkinlikleri ile başladı. 130 yılında Roma İmparatoru Hadrianus’un Antalya’yı ziyareti onuruna yapılan kapıda müzik dinletileri, canlı performanslar, resim çalışmaları gerçekleştirildi. Üç Kapılar’ın ünlü konuğu ise oyuncu, yönetmen, sanat yönetmeni ve oyun yazarı Tamer Levent oldu. Levent eğitmenliğindeki gösteride AÜ öğrencileri doğaçlama drama gösterisi sundu. Oyuna seyirciler de dahil oldu.
Kaleiçi’nde yıllar önce ‘Sanata Evet’ festivali düzenlediklerini söyleyen Tamer Levent, Uluslararası Kaleiçi Old Town Festivali’yle 2’nci kez Kaleiçi sokaklarında olduğunu belirtti. Levent, “Çok geniş bir katılım oldu ve interaktif oldu. Hem görüşlerini belirttiler hem de izleyicilerimizin içinden oyun oynayanlar oldu. Ben buna çok mutlu oldum” dedi.
Dramayı "kendini fark etmek" olarak tanımlayan Levent, “Kendimizi ayakta sağlıklı tutabilmek için sanat kavramına yeniden ve bu çağa özgü bir vizyonla sahip çıkmamız gerekiyor. Sanata evet diyoruz” diye konuştu.
Gösteride rol alan Bilge Göze Bal, festival için Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal’a teşekkür etti. 52 yaşındaki Nurgül Yüksel ise gösteriden çok keyif aldığını söyleyerek, “Aslında sürpriz oldu. Müzik dinletisi için gelmiştik” dedi.
Yüksel, festival hakkında ise şunları söyledi:
“Kesinlikle çok güzel. Hem halka açık hem keyifli hem Antalya’nın tanıtımı için çok güzel ve çok renkli. Özellikle de bu 100’üncü yılın kutlamalarının döneminde bence çok çok başarılı ve çok güzel.”
Festival çerçevesinde Balıkpazarı Sokak’ta 35 yıllık Antalya Olgunlaşma Enstitüsü de ‘biberli ekmek’ yapımının anlatıldığı mutfak atölyesine ev sahipliği yaptı. Ayrıca Mescit Sokak’ta mandala boyama, Hesapçı Sokak’ta son dönemin popüler perküsyon aleti hang drum atölyeleri düzenlendi. Başka bir sokakta tarihi bir konağın bahçesinde bir grup Antalyalı sanatçı düzenlenen çalıştayda bir araya gelirken, gazeteci, yazar ve belgeselci Tuluhan Tekelioğlu, Antalya’da Selçuklu dönemine ait tek medrese olan Karatay Medresesi’nde ‘Görmek İstediğin D’eğişimin Kendisi Sen Ol’ başlıklı söyleşi ve imza günü gerçekleştirdi.
Festival, her gün saat 09.00’da Kaleiçi’nde yoga ile başladı. Festivalde Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Antalya’sı, Alacahöyük’ten Göbeklitepe’ye Cumhuriyet dönemi
arkeoloji çalışmaları ve Antalya’nın endemik bitkileri de düzenlenen konferans ve söyleşilerde ele alındı. Doğaçlama komedi, konserler, ritim atölyeleri, dans gösterileri ve çocuklara yönelik etkinlikler festivale renk kattı.
Festivalin ana teması: “Cumhuriyet’in Işığı”
Cumhuriyetin kuruluşunun 100’üncü yılında gerçekleşen festivalde etkinliklerin ana teması “Cumhuriyet’in Işığı” oldu. Resim, müzik, heykel ve daha birçok alanda sanatsal çalışmalar bu başlık etrafında gerçekleşti. Bu çalışmalardan biri de tekstil, seramik ve heykel disiplinlerinden üç sanatçının bir araya gelerek oluşturduğu eğitim çalışması oldu. Öğretim Üyesi Mine Aydoğan, seramik sanatçısı Emel Mülayim ve heykel sanatçısı Cem Güney Çevikbaş, kadın ve eğitim üzerinden Cumhuriyet’in 100’üncü yılında Atatürk devrimlerini anlattı. Çevikbaş, “Eserlerimiz kinetik, heykel diye geçiyor. Kendi etrafında dönerken, insanlar etrafında gezerken sorma, sorgulama ve izleme fırsatı buluyor. Ortak temamız olan Cumhuriyeti üç farklı sanatçımızla nasıl bir araya getirebiliriz diye bir çalışma yaptık” diye konuştu.
Kaleiçi Old Town Festivali, Antalya’nın simgelerinden tarihi Üç Kapılar’da küratörlüğünü Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Güzel Sanatlar Fakültesi’nden Doç. Dr. Terlan Mehdiyeva Azizade’nin yaptığı “Üç Kapılar’da Buluşalım” etkinlikleri ile başladı. 130 yılında Roma İmparatoru Hadrianus’un Antalya’yı ziyareti onuruna yapılan kapıda müzik dinletileri, canlı performanslar, resim çalışmaları gerçekleştirildi. Üç Kapılar’ın ünlü konuğu ise oyuncu, yönetmen, sanat yönetmeni ve oyun yazarı Tamer Levent oldu. Levent eğitmenliğindeki gösteride AÜ öğrencileri doğaçlama drama gösterisi sundu. Oyuna seyirciler de dahil oldu.
Kaleiçi’nde yıllar önce ‘Sanata Evet’ festivali düzenlediklerini söyleyen Tamer Levent, Uluslararası Kaleiçi Old Town Festivali’yle 2’nci kez Kaleiçi sokaklarında olduğunu belirtti. Levent, “Çok geniş bir katılım oldu ve interaktif oldu. Hem görüşlerini belirttiler hem de izleyicilerimizin içinden oyun oynayanlar oldu. Ben buna çok mutlu oldum” dedi.
Dramayı "kendini fark etmek" olarak tanımlayan Levent, “Kendimizi ayakta sağlıklı tutabilmek için sanat kavramına yeniden ve bu çağa özgü bir vizyonla sahip çıkmamız gerekiyor. Sanata evet diyoruz” diye konuştu.
Gösteride rol alan Bilge Göze Bal, festival için Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal’a teşekkür etti. 52 yaşındaki Nurgül Yüksel ise gösteriden çok keyif aldığını söyleyerek, “Aslında sürpriz oldu. Müzik dinletisi için gelmiştik” dedi.
Yüksel, festival hakkında ise şunları söyledi:
“Kesinlikle çok güzel. Hem halka açık hem keyifli hem Antalya’nın tanıtımı için çok güzel ve çok renkli. Özellikle de bu 100’üncü yılın kutlamalarının döneminde bence çok çok başarılı ve çok güzel.”
Festival çerçevesinde Balıkpazarı Sokak’ta 35 yıllık Antalya Olgunlaşma Enstitüsü de ‘biberli ekmek’ yapımının anlatıldığı mutfak atölyesine ev sahipliği yaptı. Ayrıca Mescit Sokak’ta mandala boyama, Hesapçı Sokak’ta son dönemin popüler perküsyon aleti hang drum atölyeleri düzenlendi. Başka bir sokakta tarihi bir konağın bahçesinde bir grup Antalyalı sanatçı düzenlenen çalıştayda bir araya gelirken, gazeteci, yazar ve belgeselci Tuluhan Tekelioğlu, Antalya’da Selçuklu dönemine ait tek medrese olan Karatay Medresesi’nde ‘Görmek İstediğin D’eğişimin Kendisi Sen Ol’ başlıklı söyleşi ve imza günü gerçekleştirdi.
Festival, her gün saat 09.00’da Kaleiçi’nde yoga ile başladı. Festivalde Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Antalya’sı, Alacahöyük’ten Göbeklitepe’ye Cumhuriyet dönemi
arkeoloji çalışmaları ve Antalya’nın endemik bitkileri de düzenlenen konferans ve söyleşilerde ele alındı. Doğaçlama komedi, konserler, ritim atölyeleri, dans gösterileri ve çocuklara yönelik etkinlikler festivale renk kattı.
Festivalin ana teması: “Cumhuriyet’in Işığı”
Cumhuriyetin kuruluşunun 100’üncü yılında gerçekleşen festivalde etkinliklerin ana teması “Cumhuriyet’in Işığı” oldu. Resim, müzik, heykel ve daha birçok alanda sanatsal çalışmalar bu başlık etrafında gerçekleşti. Bu çalışmalardan biri de tekstil, seramik ve heykel disiplinlerinden üç sanatçının bir araya gelerek oluşturduğu eğitim çalışması oldu. Öğretim Üyesi Mine Aydoğan, seramik sanatçısı Emel Mülayim ve heykel sanatçısı Cem Güney Çevikbaş, kadın ve eğitim üzerinden Cumhuriyet’in 100’üncü yılında Atatürk devrimlerini anlattı. Çevikbaş, “Eserlerimiz kinetik, heykel diye geçiyor. Kendi etrafında dönerken, insanlar etrafında gezerken sorma, sorgulama ve izleme fırsatı buluyor. Ortak temamız olan Cumhuriyeti üç farklı sanatçımızla nasıl bir araya getirebiliriz diye bir çalışma yaptık” diye konuştu.




