Elmalı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nce ilk kez düzenlenen Elmalı Kitap Günleri’nde Elmalı’dan üç yazar kitaplarıyla yer aldı ve kitaplarını imzaladı. Ayşe Tanman, Adem Yorulmaz ve genç yazar Aleyna Merlin Küçük kitap günlerine katılanları büyük ilgisi ile karşılaştı.
AYŞE TANMAN ; “ŞİİR İYİLEŞTİRİR”
İlk kitabı ile kendisini tanıtan, 2. şiir kitabının hazırlıklarını tamamlamak üzere olan ve roman yazmaya da başlayan, şiir yazmanın iyileştirici etkisi olduğuna dikkat çeken Ayşe Tanman, “İlkokul döneminden itibaren kitap okumayı çok severdim. Notlar alıp okuduğum kitapların özetini tutardım. Şiir yazardım ama yırtar atardım. 7 yıl önce kalemle tekrar barıştım.
Şiirle buluştum. Bunu okullarda, söyleşilerde de anlatıyorum. Bu kitabım hayat hikayem gibi bir şey aslında. O dönemde peş peşe bebekler kaybettim. İnsanların mutsuz dönemleri olur. Depresyon, dibe vurma, perdeleri açmama, hayattan kopma gibi üzüntülü dönemimi tekrardan yazarak kendimi topladığımı fark ettim.
Terapi gibi psikoloğa gitmek gibi şiir yazarak iyileşmenin gerçek bir örneği. Psikoloğa gitmeden, ilaç kullanmadan, şiir iyileştirir, o karanlık günleri, o dibe vurduğum, depresif dönemlerden şiire tutunarak tekrar hayata tutunmayı anlattığı için “Güneş Sandım Kendimi” kitabımın ismi. Karanlıkta ışığı ifade ediyor.
Sonrasında da önüme Ayşe Egesoy çıktı. Kitabımda önsözü de var. “Ben dedi sende kendi gençliğimi görüyorum” dedi. Onun büyük katkısı başladı. Sonra dedi ki “Şiirlerini sen başkalarına verme, kendin seslendirebilirsin.” Beni yüreklendirdi, şiir seslendirmeye başladım. Şimdi de programlar yapıyoruz. Programlara gidiyoruz. Hatta şiir temalı radyo programları teklifleri var.
İkinci şiir kitabım yakında çıkacak. Halen seçme aşamasındayım. Çok titiz davranıyorum. Roman yazıyorum. “ dedi.
YORULMAZ'DAN 4. KİTAP GELİYOR
Elmalı Bayralar’da 18 yıllık sınıf öğretmeni olan eğitimci yazar Adem Yorulmaz, “Eğitim yönetimi planlaması alanında tezli yüksek lisans bitirdim. Tezim var. Yerel tarih üzerine araştırmalarım var. Bu konuda Van 100. Yılda bir tane makalem var. Bir kitabım var. Yine tarihi bir roman yazdım. 16-17 yıllık okul yönetme ve teftişi tecrübem var. Okul yönetimi ve teftişi planlaması üzerindeki eğitimimden dolayı “Okul Yönetme Sanatı” kitabımı yayınladım.
“Okul Yönetme Sanatı” Kitabım 2018 yılında yayınlandı. 2019 yılında “Garzan Aşireti Tarihi, Dili ve Kültürü” adlı bir kitap yayınladım.
2022 yılında Anılar Işığında Sason Olayı “ adlı makalem yayınladı.
Bu yıl “Dağlılar” isimli tarihi romanım yayınlandı. Şu anda da yayınevinde yayınlanma hazırlığı olan “Saklı Fikirlerim” deneme kitabım hazırlanıyor.
Okul Yönetme Sanatının ilk baskısı olan 500 tane bitti. İkinci baskısı da geldi. “Garzan Aşireti Tarihi, Dili ve Kültürü” kitabımda 1000 tane basıldı. 50 adet kaldı. İnternette tükendi. Stoklarda kalmadı. Yeniden basılması lazım.
“Dağlılar” romanım 200 tane basıldı. Bir hafta - 10 gün içerisinde 100 tanesi satıldı. Onunda ikinci baskısı yapılacak. “Dağlılar” isimli romanım biraz da töresi ve merkezi hükümet arasında sıkışan bir kavmi anlatıyor.” dedi.
HEDEFİM KALEMİ GÜÇLÜ BİR YAZAR OLMAK
Elmalı Kitap Günleri’nin en genç yazarı olan, Fen Lisesi 11. sınıfa giden Merhaba ben Aleyna Merlin Küçük, 17 yaşında olmasına rağmen bugüne kadar 2 kitap yazdı.
İlk kitabını 2021 yılında yazarak okurlarıyla buluşan Aleyna Merlin Küçük, “ Kitaplara okumaya ve yazmaya olan sevgim beni yazarlığa giden yolumu aydınlattı şu anda 2 tane yayınlanmış romanım var.
“Şafağın Melodisi ve Kimsesizler Şafağın Melodisi” olaylardan ziyade bizim iç dünyamıza odaklanıyor. Bu dünyadaki yalnızlığımızla ve içsel hesaplaşmalarımızla yüzleşiyor. O kitap 2021 senesindeyken basıldı ve benim yayımlanmış ilk eserim.
“Kimsesizler Kıyameti” ise bizi bir fantastik evrene götürüyor ve orada yaşatıyor. Kimsesizler Kıyameti 2024 senesindeyken yayın hayatına girdi.
Hedefim kalemi güçlü, sadece şu anki insanlara değil gelecekteki insanlara da seslenen ve onlara katkı sağlayan, her geçen gün kendini geliştirebilen bir yazar olmak.” ifadelerini kullandı.
* FERUDUN ÖZGÜNSÜR
Kavurucu sıcakta maymunlar özel buzlu meyve kokteyliyle, boz ayı ailesi ise havuzda serinliyor
Hava sıcaklığının 30 dereceye ulaştığı Antalya’da, yüksek nem ve sıcak havadan bunalan Antalya Büyükşehir Belediyesi Doğal Yaşam Parkı’nın sevimli sakinleri sıcak havalardan olumsuz etkilenmemeleri için enerji deposu olan buzlu meyvelerle besleniyor. Boz ayılar, ise kendileri için hazırlanan doğal..
Hava sıcaklığının 30 dereceye ulaştığı Antalya’da, yüksek nem ve sıcak havadan bunalan Antalya Büyükşehir Belediyesi Doğal Yaşam Parkı’nın sevimli sakinleri sıcak havalardan olumsuz etkilenmemeleri için enerji deposu olan buzlu meyvelerle besleniyor. Boz ayılar, ise kendileri için hazırlanan doğal su havuzlarında serinliyor.
Geniş doğal yaşam alanlarıyla Türkiye’nin en büyük hayvanat bahçelerinden biri olan Antalya Büyükşehir Belediyesi Doğal Yaşam Parkı’nda bulunan 127 türde bin 400’ün üzerindeki hayvan, Antalya’daki aşırı hava sıcaklığından olumsuz etkilenmemeleri için özel olarak serinletiliyor.
Buzlu meyveli ve fıskiyeli serinlik
Türkiye’yi etkisi altına alan bunaltıcı sıcak hava hayvanları da zor durumda bırakıyor. Doğal Yaşam Parkı’ndaki görevliler sıcaktan bunalan hayvanları özel hazırlanmış buz kalıpları içinde meyve ve sebze kokteylleri ile besliyor. Her hayvanın beslenme alışkanlıklarına göre farklı meyvelerin konulduğu buz kalıplarındaki meyve kokteylleri, özellikle maymun türleri için lezzetli bir serinleme yaşatıyor. Doğal Yaşam Parkı’nda sıcaklara karşı ayrıca hayvanların kafeslere konulan fıskiye sistemi, havuzlar, koyu gölgelik alanlar aracılığıyla da serinlemeleri sağlanıyor. Hayvanat bahçesindeki boz ayı ailesi ise yaşadıkları alana kurulan havuzlarda suyla serinlemesi objektiflere yansıdı. Kalın deri ve tüylerinin etkisiyle sıcak havadan daha çok etkilenen ayılar, uzun süre havuz içerisinde serinledi.
İsteyen meyveyle isteyen ise havuzda serinliyor
Büyükşehir Belediyesi Doğal Yaşam Parkı Şube Müdürü Veteriner Hekim Dr. Aygül Arsun, Doğal Yaşam Parkı’nın Türkiye’nin 5 büyük parkından birisi olduğunu belirtti. Doğal yaşam alanının 650 dönüm arazi üzerine kurulduğunu belirten Arsun, “Bin 400 hayvanımızı koruma altında tutuyoruz. 127 ayrı turumuz var. Bazıları Antalya sıcağına hassas olabiliyorlar. Aslında barınaklar planlanırken tüm bu doğal şartlar da göz önüne alınarak yapılıyor. Hayvanlar soğuk ve sıcak stresten korunuyorlar. Yazın sıcağı şu günlerde daha çok hissedilmeye başladı. Bunun için çeşitli serinletme çalışmalarımız bulunuyor. Kapalı alanlar, inler, gölge alanlar bulunuyor. Hayvanlar nasıl isterse öyle kullanıyorlar. İsteyenler de havuzlarında serinliyor” dedi.
“Meyve kokteylinin içerisi mevsimine göre hazırlanıyor”
Doğal Yaşam Parkı’nda hayvan refahının her şeyin üstünde tutulduğunu belirten Arsun, “Hayvanlarımızın beslenmesi uzman arkadaşlarımız tarafından belirleniyor. Bazı hayvanlarımıza soğutulmuş meyveler veriyoruz. Bu sayede çözülme esnasında hayvanın beklemesi sağlanarak, onun merak etmesiyle çeşitli sosyal davranışlarını uyandırıyoruz. Bu onların hoşuna gidiyor. Bu şekilde beslenirken ziyaretçilerin izlemesi de hoşuna gidiyor. Meyve kokteylinin içerisi mevsimine göre hazırlanıyor. Bazıları meyve bazıları ise sebze ağırlıklı besleniyor. İçerisinde elma, armut, muz, ananas, erik, şeftali kivi başta olmak üzere çok sayıda meyve ver. Ziyaretçilerimiz burada mangal ve piknik yapabiliyorlar. Çok güzel sosyal alanlarımız var” sözlerine yer verdi.
Geniş doğal yaşam alanlarıyla Türkiye’nin en büyük hayvanat bahçelerinden biri olan Antalya Büyükşehir Belediyesi Doğal Yaşam Parkı’nda bulunan 127 türde bin 400’ün üzerindeki hayvan, Antalya’daki aşırı hava sıcaklığından olumsuz etkilenmemeleri için özel olarak serinletiliyor.
Buzlu meyveli ve fıskiyeli serinlik
Türkiye’yi etkisi altına alan bunaltıcı sıcak hava hayvanları da zor durumda bırakıyor. Doğal Yaşam Parkı’ndaki görevliler sıcaktan bunalan hayvanları özel hazırlanmış buz kalıpları içinde meyve ve sebze kokteylleri ile besliyor. Her hayvanın beslenme alışkanlıklarına göre farklı meyvelerin konulduğu buz kalıplarındaki meyve kokteylleri, özellikle maymun türleri için lezzetli bir serinleme yaşatıyor. Doğal Yaşam Parkı’nda sıcaklara karşı ayrıca hayvanların kafeslere konulan fıskiye sistemi, havuzlar, koyu gölgelik alanlar aracılığıyla da serinlemeleri sağlanıyor. Hayvanat bahçesindeki boz ayı ailesi ise yaşadıkları alana kurulan havuzlarda suyla serinlemesi objektiflere yansıdı. Kalın deri ve tüylerinin etkisiyle sıcak havadan daha çok etkilenen ayılar, uzun süre havuz içerisinde serinledi.
İsteyen meyveyle isteyen ise havuzda serinliyor
Büyükşehir Belediyesi Doğal Yaşam Parkı Şube Müdürü Veteriner Hekim Dr. Aygül Arsun, Doğal Yaşam Parkı’nın Türkiye’nin 5 büyük parkından birisi olduğunu belirtti. Doğal yaşam alanının 650 dönüm arazi üzerine kurulduğunu belirten Arsun, “Bin 400 hayvanımızı koruma altında tutuyoruz. 127 ayrı turumuz var. Bazıları Antalya sıcağına hassas olabiliyorlar. Aslında barınaklar planlanırken tüm bu doğal şartlar da göz önüne alınarak yapılıyor. Hayvanlar soğuk ve sıcak stresten korunuyorlar. Yazın sıcağı şu günlerde daha çok hissedilmeye başladı. Bunun için çeşitli serinletme çalışmalarımız bulunuyor. Kapalı alanlar, inler, gölge alanlar bulunuyor. Hayvanlar nasıl isterse öyle kullanıyorlar. İsteyenler de havuzlarında serinliyor” dedi.
“Meyve kokteylinin içerisi mevsimine göre hazırlanıyor”
Doğal Yaşam Parkı’nda hayvan refahının her şeyin üstünde tutulduğunu belirten Arsun, “Hayvanlarımızın beslenmesi uzman arkadaşlarımız tarafından belirleniyor. Bazı hayvanlarımıza soğutulmuş meyveler veriyoruz. Bu sayede çözülme esnasında hayvanın beklemesi sağlanarak, onun merak etmesiyle çeşitli sosyal davranışlarını uyandırıyoruz. Bu onların hoşuna gidiyor. Bu şekilde beslenirken ziyaretçilerin izlemesi de hoşuna gidiyor. Meyve kokteylinin içerisi mevsimine göre hazırlanıyor. Bazıları meyve bazıları ise sebze ağırlıklı besleniyor. İçerisinde elma, armut, muz, ananas, erik, şeftali kivi başta olmak üzere çok sayıda meyve ver. Ziyaretçilerimiz burada mangal ve piknik yapabiliyorlar. Çok güzel sosyal alanlarımız var” sözlerine yer verdi.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.07.07 14:08:49
Son Düzenlenme Tarihi :
Falez ve deniz artık can almasın
Her Yaz Artan Sayıda yerli ve yabancı turist, denizde, akar sular ve falezlerde hayatını kaybediyor.
Antalya, güzellikleri ve eşsiz doğal manzaralarıyla dünya genelinde ün kazanmış bir turizm bölgesid. Ancak, son yıllarda artan bir endişe kaynağı olarak yerli ve yabancı turistler arasında denizde ve akar sularda boğulma olayları ile falezlerden düşme vakalarının sayısında kayda değer bir artış gözlemleniyor.
Konuyla ilgili uzmanlar, alınması gereken önlemler hakkında uyarılarda bulunuyor. Antalya kıyılarında turistlerin boğularak hayatını kaybetmesi, yaz aylarında özellikle yüksek sıcaklık ve yoğun plaj trafiği gibi faktörlerle ilişkilendiriliyor.
Denizde yeterli yüzme becerilerine sahip olmayan yerli ve yabancı turistlerin, dalgalanma ve akıntı gibi tehlikelerle başa çıkma konusunda yetersiz oldukları görülüyor.
Ayrıca, cankurtaran ekiplerinin yetersizliği veya denetimlerin yetersiz olması da bu tür olayların yaşanmasına zemin hazırlıyor. Öte yandan sarhoş bir şekilde denize giren kişilerin boğulma riskiyle daha yüksek oranda karşı karşıya kaldığı aşikar!Falezlerden düşerek hayatını kaybeden, yaralanan insanların da sayısı da endişe verici! Yerli ve yabancı turistlerin, fotoğraf çekimi veya manzara izleme amacıyla tehlikeli bölgelere yaklaşmaları sonucu kazalar meydana geliyor. Falezlerin kenarlarının yeterince güvenlik önlemleriyle donatılmaması, insanların düşme riskini arttırıyor.
Konuyla ilgili olarak açıklamalarda bulunan uzmanlar, turistlerin güvenlik bilincinin artırılması gerektiğini ve cankurtaran ekiplerinin sayılarının artırılması veya daha etkin hale getirilmesi gerektiğini vurguladı. Uzman, turistlere yönelik güvenlik eğitimlerinin ve bilgilendirme kampanyalarının düzenlenmesinin önemini vurguluyor.
Vatandaş ne diyor?
Mehmet K.: "Bu durum gerçekten endişe verici. İnsanların güvenliği için daha fazla önlem alınmalı. Denizde yüzme bilmeyenler için yüzme eğitimleri düzenlenmeli ve daha fazla cankurtaran görevlendirilmeli.”
Ayşe T.: "Falezlerdeki güvenlik önlemleri kesinlikle artırılmalı. İnsanların can güvenliği her şeyden önce gelmeli. Yeterli uyarı levhaları ve koruyucu bariyerler konulmalı.”
Ali Y.: "Antalya turizmi için bu tür olaylar ciddi bir tehdit oluşturuyor. Hem insanların hayatları tehlikeye atılıyor hem de turizm sektörü olumsuz etkileniyor. Acilen önlem alınmalı.”
Antalya turizm bölgesinde yaşanan turist ölümleri, hem insanların can güvenliği hem de turizm sektörünün geleceği açısından önemli bir konudur. Uzmanların ve vatandaşların ortak çağrısı, alınması gereken önlemlerin bir an önce hayata geçirilmesi ve güvenliğin sağlanması yönündedir.





