SON DAKİKA
header-ad

Emlak alım satım ve kiralamada ’Sözleşme’ uyarısı

Emlak sektöründe oluşan anlaşmazlıkları ortadan kaldırmak için arabuluculuk sisteminin düzenlendiğini hatırlatan GAZEMDER Başkanı Türker, emlakçılarla ev sahibi ve kiracılara seslenerek; alım satım ve kiralama işlemlerinde sözleşme yapılmasını istedi.
Gazipaşa Emlakçılar Derneği (GAZEMDER) Başkanı Savaş Türker, emlak piyasasında yaşanan dalgalanmaların ciddi hukuki sonuçlar doğurmaya başladığını belirterek, ev sahibi ve kiracılar arasında yıllarca süren davaların arabuluculuk sistemi ile 90 günde çözülebileceğini söyledi. Başkan Türker, emlakçılarla ev sahibi ve kiracılara seslenerek; alım satım ve kiralama işlemlerinde sözleşme yapılmasını istedi.

Dava sürecinde hem zaman hem maddi kayıp oraya çıkıyor
Gayrimenkul sektörünün ekonomi açısından büyük öneme sahip olduğunu hatırlatan Türker, “Ülkemiz ekonomisinin en önemli parçalarından birisi olan gayrimenkul sektöründe gayrimenkul hukukuna ilişkin sorunların çözümüne yönelik son yıllarda önemli birçok adım atılmaya devam edilmektedir. Bu çalışmalar ışığında gayrimenkulün inşasından başlayıp; satın alınması, satılması ve kiralanması aşamalarında ortaya çıkan birçok iş ve işlemin çözümüne yönelik düzenlemelere gidilmiştir. Maalesef birçok kişi bu tür işlemler sonucunda oluşan dava süreciyle zaman ve maddi kayıplara uğrayabilmektedir. Özellikle son dönemlerde emlak piyasasındaki dalgalanmalar başta ev sahipleri ve kiracılar arasında ciddi hukuki sonuçlar doğurmaya başlamıştır” dedi.

Çözümü için önemli adımlar atıldı
Sektörde oluşan anlaşmazlıkları ortadan kaldırmak için arabuluculuk sisteminin düzenlendiğini ifade eden Türker, “Oluşan bu durumun önüne geçebilmek için başta kiralamalardan doğan ihtilaflar olmak üzere gayrimenkul sektöründe miras, boşanma, ticari ortaklıkların sonlandırılması, kentsel dönüşüm, paylaşılamayan gayrimenkul ve icra gibi çeşitli sebeplerden oluşan konularda uzlaşma sağlanması konusunda çalışmalar yapılmıştır. Bu konuda Adalet Bakanlığı tarafından yürütülen düzenleme ve kanun ile arabuluculuk sistemi düzenlenmiştir. Böylelikle başta ev sahipleri ile kiracılar arasındaki ihtilaflar dava açılmadan önce arabuluculuk sistemiyle giderilmeye çalışılacaktır. Tarafların 90 gün içerisinde ihtilaflarını çözülmesi beklenecektir. Uzlaşma sağlanamaması durumunda taraflar mahkeme yoluna gidebilecektir” diye konuştu.

Sözleşmeye uyulması gerekir
Emlakçılarla ev sahibi ve kiracılara seslenerek; alım satım ve kiralama işlemlerinde sözleşmeye uyulmasını isteyen GAZEMDER Başkanı Savaş Türker, “Gazipaşa Emlakçılar Derneği olarak, özellikle gayrimenkul hukuku konusunda sorunların önüne geçilebilmesi için tarafların ve meslektaşlarımızın alım satım ve kiralama işlemlerinde sözleşme kullanımına önem vermelerini bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Sözleşme ile kayıt altına alınan işlemlerde tarafların haklarının korunması yönünden hem arabuluculuk sistemi hem de mahkeme sürecinde kendilerine katkı sağlayacağını önemle belirtiyorum” şeklinde konuştu.

Kaynak : İHA
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.04.02 15:47:56
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






ANTGİAD’da markalaşma ve pazarlama konuşuldu

Antalya Genç İş İnsanları Derneği (ANTGİAD) Olağan Genişletilmiş Üye Toplantısı’nda “Markalaşma ve Pazarlama” konuşuldu.
Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren ANTGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Osman Sert, 1,5 hafta önce yapılan seçimlerde seçilen milletvekillerine başarılar diledi. İş dün..

Antalya Genç İş İnsanları Derneği (ANTGİAD) Olağan Genişletilmiş Üye Toplantısı’nda “Markalaşma ve Pazarlama” konuşuldu.
Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren ANTGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Osman Sert, 1,5 hafta önce yapılan seçimlerde seçilen milletvekillerine başarılar diledi. İş dünyası olarak kısa vadede finansmana erişim sorununun ortadan kalkması ve fiyat istikrarı istediklerini belirten Sert, “Hem işveren olarak hem de tüketici olarak bu durumdan hoşnut değiliz. Merkez Bankası net rezervimiz -60,6 milyar dolar. CDS risk primimiz 700 puanlara ulaşmış durumdadır. Dünyada enflasyon var, bunu kabul ediyoruz. Fakat en yüksek enflasyon olan ülkeler arasında olmayı kabul etmemiz mümkün değildir. Gençler, iş insanları, memur ve emekçilerimizi umutsuz ve mutsuz görmek istemiyoruz. Bağımsızlığını şehit kanlarıyla kazanmış bir ülkenin evlatları olarak ve yarınların yani çocuklarımızın emanetçileri olan bizler elimizden geleni yapıyor fakat ivmenin pozitife yönelemediğini görüyoruz” dedi.
Antalya’nın turizm ve tarımda Türkiye’nin lokomotifi olduğuna işaret eden Sert, “Sanayimiz de çevreci niteliğiyle büyümekte, ismini uluslararası pazarlara duyurmaktadır. Antalya turizmi tek başına ülke turizminin 3’de 1’ini temsil etmektedir. Antalya örtü altı tarımsal üretimi ülkemiz üretiminin yaklaşık yarısı kadardır. Antalya OSB kabına sığmamakta, yeni OSB ihtiyacı ilçelerdeki OSB yatırımlarıyla giderilmeye çalışılmaktadır. Lüks yat üretimi gibi katma değerli sektörlerde bizleri gururlandıran başarılar ortaya konmaktadır. Bu tablo gurur vericidir ve kentimizin her bir ferdinin bu başarıda doğrudan ya da dolaylı emeği vardır. Ancak biliyoruz ki ilimizin ve sektörlerimizin katma değer kapasitesi mevcut verilerin çok üzerindedir. Bunu tam kapasiteye ulaştırmak zorundayız. Bu noktada hepimize büyük bir sorumluluk düşmektedir” ifadelerini kullandı.
Marka konusuna da değinen Sert, şunları söyledi:
“Bildiğiniz üzere kârı, fiyat ve maliyet arasındaki fark belirler. Fiyatı belirleyen unsurların başında da marka değeri gelmektedir. Eğer marka gücün varsa yüksek kar marjıyla, yüksek katma değerle çalışırsın, marka gücün yoksa düşük kar marjıyla, hatta en kötüsü olan fiyat rekabetiyle hayatta kalmaya çalışırsın. Bu durum sadece işletmeler için değil, ülke ekonomileri için de böyledir. Biliyoruz ki marka sayıları ile ülke ekonomileri arasında yüksek bir korelasyon vardır. Güçlü ekonomiler, güçlü markaları ile üretim zincirinin halkalarında yer almaktadırlar, sektörleri yönetmektedirler. Güçlü markalar da yüksek katma değerleri ile kendi toplumlarına gelir artışı ve refah getirmektedirler. Türkiye olarak bu konuda çok daha yoğun çalışmamız, mesafe almamız gerekiyor. Verilere baktığımızda dünyanın en zenginler listesinde gördüğümüz Türk iş insanı sayısını dünyanın en büyük markaları listesinde maalesef göremiyoruz. Diğer taraftan marka başvurularında ve tescilde son 3 yıldır düzenli bir artış gördüğümüzü de söylemeliyiz. Ülke genelinde marka başvuru sayısı 10 yıl önce 110 binlerdeyken, 2022’de 210 bin düzeyinde gerçekleşti. 64 bin düzeyindeki tescil sayısı da 156 binlere çıktı. Antalya verilerine bakacak olursak marka başvuru ve tescil sayısında İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa’dan sonra 5. sırada yer alıyoruz. 2022 yılında 7 bin 109 marka başvurusu, 4 bin 832 marka tescili gerçekleştirmişiz. 10 yılda marka başvuru sayımız 2,7 kata, tescil sayısı da 3,2 kata çıkmış durumdadır. Bunlar olumlu sinyallerdir. Son süreçte yaşanan yükseliş seyri ülke genelinde markalaşma bilincinin düzenli bir artış ivmesi ile yayıldığını gösteriyor. Ancak bu bilicin yaygınlaştırılmasında hem ülke düzeyinde hem de işletmelerimiz düzeyinde arzu ettiğimiz hızı yakalayamadık.”
Sert’in ardından "Markalaşma ve Pazarlama" konulu sunum gerçekleştiren Marka Danışmanı Özel Oytun Türkoğlu, "Kısa vadede satış, orta vadede pazarlama, uzun vadede marka" dedi.
Dünya markası olabilmek için kararlı, sürekli ve birlikte çalışmanın önemini vurgulayan Türkoğlu, sunumunun ardından üyelerin sorularını cevapladı. ANTGİAD Başkanı Osman Sert tarafından günün anısına konuk konuşmacı Özel Oytun Türkoğlu’na teşekkür hediyesi takdim edilirken, yeni üyelere de üyelik belgeleri takdim edildi. Toplantı fotoğraf çekimiyle sona erdi.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.05.26 13:54:05
Son Düzenlenme Tarihi :





Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: “Asrın felaketine asrın dayanışması ile cevap vereceğiz”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Asrın afetine asrın dayanışması ile karşılık vereceğiz, başından beri bu anlayış ile hareket ediyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 6 Şubat’ta yaşanan depremlerin merkez üssü Kahramanmaraş’a geldi. Yılmaz, Kahramanmaraş Afet Koordinasyon Merkezi’ni ziyaret ederek yetkililerden brifing aldı.

“Asrın afetine asrın dayanışması ile karşılık vereceğiz”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, burada yaptığı konuşmada, “İlk yaşandığı andan itibaren Cumhurbaşkanımızın liderliğinde depremle ilgili çalışmalar başlatılmıştır ve bugüne kadar da çalışmalarımız devam etmektedir. İnşallah depremlerin yaralarını devlet ve millet olarak hep birlikte saracağız. Büyük bir afet yaşadık, buna da asrın afeti diyoruz. Asrın afetine asrın dayanışması ile karşılık vereceğiz, başından beri bu anlayış ile hareket ediyoruz. İlk müdahaleler sonrasında geçici barınma çalışmaları aşağı yukarı tamamlandı. Önce çadır kentler sonra konteyner alanları oluşturuldu. Şimdi gündemimizde kalıcı konutlarının oluşturulup vatandaşlarımıza teslime edilmesi var. Ancak en az konutlar kadar önemli olan altyapının yenilenmesi, bu sıkıntıların giderilmesi bir taraftan da sosyal ve ekonomik hayatın normalleşmesi ve canlılığının kazanması. Dolayısı ile önümüzdeki süreçte bir taraftan kalıcı konutları inşa ederken diğer taraftan da altyapıyı geliştirmeye ve ekonomik hayatı canlandırmaya dönük adımlar atmaya hep birlikte devam edeceğiz” dedi.

“Toplamda 650 bin konutu inşa etme hedefimiz var”
Deprem bölgelerinde inşa edilecek olan kalıcı konutların inşası hakkında bilgiler veren Yılmaz, “Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bütün bakan arkadaşlarımızın, kurumlarımızın katkısı ile çalışmaları yürüteceğiz. Bugüne kadar da devlet ve millet el ele çok önemli çalışmalar yapıldı. Uzaktan konuşmak kolay, klavyelerin başına geçip cümleler kurmak da kolay. Ama bu tür olaylarda sahada olmak, vatandaşlarımızın en zor zamanında yanında olmak en değerli durum ve davranış. Kim taş üstüne taş koyduysa, kim depremzede vatandaşlarımızın elinden tuttuysa hepsine şükranlarımızı sunuyoruz. Yılsonuna kadar biliyorsunuz 1 yıl içerisinde 300 binden fazla konutu inşa etme ve toplamda da 650 bin konutu inşa etme hedefimiz var. Bir yandan da diğer yıkılan yapıları da hesaba kattığınızda 850 bine kadar çıkıyor bu rakam. Çok büyük bir faaliyet ama Allah’ın izni ile daha önceki depremlerde nasıl başarılı olduysak, nasıl yaraları sardıysak bu depremin de yaralarını saracağız” diye konuştu.

“Hem sosyal hayat hem de ekonomik hayat sağlam zeminler üzerinde gelişmeye devam edecek”
11 ilde meydana gelen yıkımların ardından hızlı bir toparlanma evresine girildiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Depremin elbette moral bozucu bir tarafı var, ilk dönemlerde özellikle bu iş toparlanabilir mi, bu şehir ne olacak tarzında kaygılar oluşuyor. Ama benim nöbetçi bakan olarak Van’da örnek umutsuzluk örneği vardı, moral bozukluğu vardı. Depremden 2 sene sonra gittiğimde Van’ın nüfusu 50 bin artmıştı. Bu illerimizde de aynı tabloyu göreceğiz. Tabii ki belli bir sürece ihtiyacımız var ama bu sürecin sonunda bu illerimiz bir taraftan depremin yaralarını saracaklar, diğer taraftan gelecekte yaşanabilecek depremlere karşı da çok daha sağlam bir bünyeye kavuşmuş olacaklar. Gerek yüzyıllardır boşalmayan enerjinin boşalması, gerekse bu deprem sonrası yapı stokunun tamamına yakınını sağlıklı hale getirilmesi bu bölgelerimizi Türkiye’nin en güvenli bölgeleri haline getirecek. İnşallah gerek sosyal hayat gerek ekonomik hayat bu sağlam zemin üzerinde gelişmeye devam edecek” şeklinde konuştu.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.06.29 19:25:19
Son Düzenlenme Tarihi :