SON DAKİKA
header-ad

Havuzda elektrik akımına kapıldı, sağ kurtuldu

Mersin’in Erdemli ilçesinde bir şahıs, temizlemek istediği evinin havuzunda elektrik akımına kapıldı. 2 gün yoğun bakımda kalan şahıs büyük ölçüde sağlığına kavuşurken, olay anı ise güvenlik kamerasına yansıdı.
Olay, Erdemli ilçesi Karakeşli Mahallesi’nde yaşandı. Şoför Saip Ersin, izin gününde evinin bahçesindeki havuzu temizlemek istedi. Suyun azaldığını görerek havuza inmek üzere metal merdivenlere yönelen Ersin, tuttuğu merdivende elektrik akımına kapılarak havuza düştü. Komşuları tarafından evin elektriği kesilerek, Ersin havuzdan çıkartıldı. Erdemli Devlet Hastanesine kaldırılan Ersin, 2 günü yoğun bakımda olmak üzere gördüğü tedavi ile büyük ölçüde sağlığına kavuştu.

"2 günü hatırlamıyorum"
Yaşananları anlatan Saip Ersin, "Evimin yüzme havuzunu temizliyordum. Topraklama düzgün olmadığı için merdivenlerden inerken havuza ayağım suya değdiği anda elektrik akımına kapıldım. Belli bir süre akımda sabit kalmışım. Ondan sonrasını hatırlamıyorum, suya düşmüşüm. Suya düşünce elektrik merdivende olduğu için akım kesilmiş, belli bir süre baygınlıktan sonra komşular gelmiş çıkarmış. 112’yi aradılar, acile kaldırıldım. 2 gün yoğun bakımda kalmışım. 2 günlük yoğun bakım süreci geçmiş, ondan sonra hatırlıyorum, o 2 günü hatırlayamadım. Evime gittiğimde güvenlik kamerasını izledim. Güvenlik kamerasını izleyince neler yaşadığımı gördüm. Şunu demek istiyorum, topraklama hattının daha iyi yapılmasını öneriyorum. Havuzlarda oluşabilecek kaçaklara karşı daha dikkatli olunmasını istiyorum. Şükür sağlığım yerinde, sağlıklıyım. Sağlık çalışanlarımıza, özellikle devlet hastanesindeki sağlık çalışanlarına ayrı ayrı teşekkür ediyorum" dedi.
Bir süre havuza girmeyi düşünmediğini dile getiren Ersin, iyileşme sürecinin tamamlanmasının ardından işine ise yaklaşık 10 gün sonra başlayabileceğini söyledi.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.07.30 14:26:04
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Serebral Palsili çocukların yaşam konforunu artırmak mümkün

Halk arasında beyin felci olarak bilinen serebral palsi, çocuklarda görülmekte ve doğumdan önce, doğumda ya da doğumdan sonra herhangi bir sebeple beyin dokusundaki hasara bağlı ortaya çıkmakta. 
Bu hasar hiçbir zaman “tamamen” iyileşmemektedir ancak iyi rehabilitasyon uygulamaları ile hastalar bağımsız bir yaşam kurabilir, eğitim alabilir ve sosyal rollerine devam edebilir. 
Memorial Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Prof. Dr. Ümit Dinçer, serebral palsi ve fizik tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.
Erken doğan bebeklerde sık görülüyor
Serebral palsi bir çocuğun doğumdan önce, doğumda ya da doğumdan sonra herhangi bir sebeple beyin dokusunda gelişen hasarlar sebebiyle oluşan ilerleyici olmayan bir beyin hastalığıdır. Çocuklarda beyin felci olarak da tanımlanır. Etken beynin oksijenizasyon sorunu, enfeksiyonlar, kanamalar, ağır sarılık, genetik veya nörolojik hastalıklar olabilir. Hastalığın genel karakteri ilerleyici olmamasıdır. Yani sabit, permanent denilen bir beyin hasarından bahsedebiliriz. Ancak hastalığın vücudun periferindeki yani kollarda, bacaklarda ya da sistemler üzerindeki etkileri değişkenlik gösterebilir. En önemli problemlerden biri kas fonksiyonları üzerindeki etkileridir. 
Beyin hasarına bağlı olarak kas güçsüzlüğü, spastisite (istemsiz kas gerginliği),  distoni (istemsiz hareketler) ve ataksi (denge bozukluğu) dediğimiz tablolarla kendini gösterebilir. Her ne kadar beyindeki hasar sabit olsa da bu sayılan tablolarda bazen artış, bazen azalma yaşanabilmektedir. Bu yönüyle dinamiktir ancak beyin hasarı yönüyle dinamik değildir.
Risk gruplarına dikkat
En fazla erken ve düşük doğum ağırlığı ile dünyaya gelmiş olan çocuklarda görülmektedir. Yani prematüre ve 1.5 kg’ın altında doğmuş olan çocuklarda serebral palsi görülme ihtimali diğer çocuklardan çok daha yüksektir ancak her şeyiyle normal dünyaya gelmiş çocuklarda da serebral palsi görülebilmektedir.
Çocuğunuzu iyi gözlemleyin
Serebral palsinin erken ortaya çıkan belirtileri çocukların gelişim evrelerini izlenerek görülebilmektedir. Bir çocuk doğduktan 3 ay sonra en geç baş kontrolünü yapabilmeli, 9 ay sonra oturabilmeli, 12-14. aylarda yürüyebilmelidir. Eğer bir çocuk 5-6. aylarda hala baş kontrolünü sağlayamıyorsa, 8. ve 9. aylarda oturamıyorsa, 1 yaşına geldiğinde adımlama ya da sıralama fonksiyonlarını kazanamamışsa bu çocuklarda bir problem olduğunu düşünmeliyiz. Çoğul gebelik, erken doğum, düşük doğum ağırlığı, kordon dolanması gibi doğum esnasında zorluklar yaşanması durumuna fonksiyon kazanımlarındaki gecikmeler de eklendiğinde çocuğun serebral palsi olma ihtimalinden şüphelenilir.
Tanıda geç kalınmaması önemli
Serebral palsi tanısı şüphelenmekle başlar. Dolayısıyla ilk bulgular ailede veya takiplerini yapan çocuk hastalıkları uzmanının şüphelenmesi ile başlar. Sonra Pediatrik Nöroloji uzmanları tarafından önce çocuktaki motor, nörolojik ve mental gelişimdeki sorunlar değerlendirilir. Bazı klinik değerlendirmelere eşlik eden MR incelemeleri ile beyindeki hasarlar tanınabilir. Nihayetinde belli bir aşamaya gelmiş ve ilerleyici olmayan beyin hasarı netleşirse serebral palsi tanısı klinik olarak da netleşir. Ancak ailelerin izleyebileceği yol şu olabilir. Eğer çocuk çoğul gebelikten biriyse yani ikiz ya da üçüz bebekten biriyse, düşük doğum ağırlığı ile doğmuşsa, erken doğmuşsa (özellikle 28. haftadan önce) ve motor gelişim evrelerinde gecikme varsa bu çocuk geç kalınmadan çocuk nörolojisi uzmanı tarafından değerlendirilmelidir.
Modern tedavi uygulamalarından faydalanın
Serebral palsili hastalarda pek çok problem eşlik edebilir. En önemlisi kas ve kas koordinasyonunu ilgilendiren motor becerilerde yaşanan sorunlardır. Dolayısıyla süreçte en önemli şey rehabilitasyon perspektifiyle bakmaktır. Yani çocuğun başını kontrol edebilir, yürüyebilir, oturabilir ve ayakta durabilir hale getirmek için yapılacak olan rehabilitasyon çalışmalarıdır. Ancak hastalığın ağırlığına bağlı olmak üzere çocuklarda başka nörolojik problemler de olabilir. Örneğin, epileptik ataklar, yutma güçlüğü, solunum ya da otonomik problemler vb. eşlik edebilir. Bu eşlik eden problemler de usulünce tedavi edilmelidir. İlerleyen zamanlarda tedaviye eşlik etmesi gereken uygulamalardan bazıları ortopedik operasyonlardır. 
Yani çocukta kas iskelet sistemi ve ekstremitelerde yani uzuvlarda (kalça, diz, ayak bileği ve ayak) bazen spastisite adı verilen şiddetli kas gerginliklerinin belirlediği deformiteler söz konusu olabilir. Bu tablolar eğer rehabilitasyon ve ortez (yardımcı tıbbi cihazlar) ile kontrol edilemez ise ortopedik cerrahi uygulamalarıyla ortadan kaldırılması gerekebilir. 
Ancak her serebral palsili aynı semptom ve bulgularla doğmaz. Dolayısıyla her çocuğun ihtiyacı onun için yapılacak olan özel değerlendirme ve tedavilerle bertaraf edilmelidir. Hatta temel rehabilitasyon uygulamaları dahi bireyselleştirilmelidir.
Temel amaç motor gelişim aşamalarını tamamlamak ve beceri düzeyini arttırmaktır. Tedavinin ekseni Fizyoterapi yani rehabilitasyondur. Özel rehabilitasyon uygulamaları nörogelişimsel destek sağlarken, spastisitenin sebep olduğu tabloların tedavisinde ortez, yardımcı cihazlar, botulinum toksin ( botoks) ve medikal tedaviler kullanılabilir. Bir fizyoterapistin birebir çalışması ile giden rehabilitasyon çalışmalarında zaman zaman sofistike cihazların (ileri teknoloji cihazları. Robotlar vs.)  kullanımı da söz konusu olabilir. Denge, kas güçlendirme çalışmaları için havuz tedavileri, hippoterapi gibi alternatifler de kullanılabilir.
Çocuğun yaşam kalitesi artırılıyor
Beyindeki lezyon tamamen ortadan kalkmaz. Ancak ilgili sorunlar iyi rehabilitasyon uygulamalarıyla ortadan kaldırılabilir. İyileşmeden kasıt şudur: Hastalar tutulum şekillerine bağlı olmak üzere özellikle hemiplejik ve diplejik olan çocuklar normal gelişimlerini geç de olsa yakalayabilirler, yürüyebilirler, okula gidebilirler, öğrenim hayatlarını tamamlayabilirler, meslek sahibi olabilirler ve sosyal rollerini tamamen oynayabilirler. Tetraplejik olanlarda yani hem kol hem bacak tutulumu olanlarda gerek mental gerekse fiziksel olarak gecikmeler kalıcı olabilir. Dolayısıyla onlardaki beklentiler biraz daha düşüktür. Ancak tam kür yani tamamen iyileşme maalesef bu hastalıkta söz konusu değildir. Amaç mevcut durumda maksimum bağımsızlık seviyesine çıkabilmektir.
* MEMORİAL BASIN

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.07.23 15:26:07
Son Düzenlenme Tarihi : 2023.07.23 15:26:33





Depremde sisteme ’ölü’ olarak kaydedilen çocuklarının yaşadığını kanıtlamaya çalışıyorlar

Mersin’de yaşayan Abouras ailesi, Kahramanmaraş merkezli depremlerde ’ölü’ olarak sisteme girilen ortanca çocukları Bakrı’nin yaşadığını kanıtlamak için hukuk mücadelesi başlattı. Depremde Gaziantep’te bulunan evlerinin zarar görmesinden dolayı Mersin’e yerleşen aile, Hatay’da çocuklarının ölü olarak sisteme girilmesinden dolayı yetkililerden yardım bekliyor.
6 Şubat’ta Kahramanmaraş merkezli depremlerde Gaziantep’te yaşayan 4 çocuk sahibi Abouras ailesi, çocuklarından biri için sıkıntı yaşıyor. Deprem sonrası ortanca çocukları Bakrı Abouras’un hiç gitmedikleri Hatay’da sisteme ’ölü’ olarak kaydedildiğini söyleyen aile, yaptıkları başvurulardan sonuç alamadı. Çocuklarının yaşadığını kanıtlamak için hukuk mücadelesi başlatan aile, yetkililerden yardım bekliyor.

"Türk adaletine güveniyorum"
Başlarından geçen olayla ilgili açıklamalarda bulunan baba Yaser Abouras, normalde Gaziantep’te yaşadıklarını ve depremden dolayı Mersin’e gelmek zorunda kaldıklarını söyledi. Bir süre sonra Gaziantep’e ikametlerini yenilemeye gittiklerini belirten Abouras, “Aile üyelerinin tamamının ikametlerini yenilemek için Gaziantep İl Göç İdaresi Müdürlüğüne gittik. Orada ortanca çocuğumuz Bakrı Abouras’un kayıtlarda ölü olarak görüldüğünü söylediler. Biz Gaziantep İl Göç İdaresi Müdürlüğüne dilekçe vererek çocuğumuzun yaşadığını söyledik. Ankara’ya da dilekçe yazdık. Oğlum sistemde Hatay’da ölü olarak görüldüğü için oraya gitmemizi söylediler. Biz de ailece oraya gittik ve çocuğumuzun ölü olmadığına dair başvuruda bulunduk. Hatta Hatay’da adliyeye de gittik. Oğlum okula kayıt olacak ama şu anda okul kaydını yapmıyorlar. Hastaneye girişini yapamıyoruz. Yaz tatili için yurt dışına gideceğiz ama kayıtlarda ölü diye gidemiyoruz. Biz Hatay’da hiç bulunmadık. Bu konuda mağduriyet yaşıyoruz. Çocuğumun başına bir şey gelse biz çok mağdur olacağız. Ben yetkililerden bir çözüm sağlanmasını bekliyorum. Türk adaletine güveniyorum” dedi.

"Gerekli hukuksal süreci başlattık"
Avukat Hibe Gökalp ise ailenin Gaziantep’te ikamet ettiğini kaydederek, "Gaziantep’te yabancılara verilen kimliklerin yenilenmesi için İl Göç İdaresi Müdürlüğüne başvuruda bulundular. 3 çocuk, anne ve baba kayıtlarını yeniledi fakat ortanca çocuk Bakrı, resmi kayıtlarda ölü olduğu için ikamet iznini yenileyemedi. Çocuk aslında hayatta ama resmi kayıtlarda ölü olarak görünüyor. Bununla ilgili aile birçok yere müracaatta bulundu, hatta hiç ilgileri olmadığı halde Hatay ilinde ölü olarak görüldüğü için aile oraya da gitti. Oradaki yetkililere ve resmi makamlara müracaat ettiler fakat bu konuda bir çözüm sağlayamadılar. Aile şu anda Mersin’de yaşamaktadır. Bakrı ölü olarak görüldüğü için resmi işlerin hiçbirini yapamıyor. Bakrı’nın hayatta olduğunu kanıtlamak için biz gerekli hukuksal süreci başlattık. Umarım en yakın zamanda kimliğine ve hüviyetine kavuşmasını ümit ediyoruz" diye konuştu.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.07.17 16:16:15
Son Düzenlenme Tarihi :