SON DAKİKA
header-ad

İnsan tacirine tarihin en büyük hapis cezası

Antalya’da 33 yabancı uyruklu şahsı çalışma vaadiyle kandırarak Türkiye’ye getiren, pasaport ve cep telefonlarına zorla el koyarak bilişim sistemleri yoluyla dolandırıcılık suçunu zorla işleten yabancı uyruklu şahıs 220 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 220 yıl hapis cezasının Türkiye’de bir insan t..

Antalya’da 33 yabancı uyruklu şahsı çalışma vaadiyle kandırarak Türkiye’ye getiren, pasaport ve cep telefonlarına zorla el koyarak bilişim sistemleri yoluyla dolandırıcılık suçunu zorla işleten yabancı uyruklu şahıs 220 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 220 yıl hapis cezasının Türkiye’de bir insan tacirine verilen en yüksek ceza olduğu bildirildi.

Jandarma Genel Komutanlığı Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticaretiyle Mücadele Dairesi Başkanlığı ve Antalya İl Jandarma Komutanlığı tarafından 26 Nisan 2021 tarihinde icra edilen operasyonda; 33 Tayvan Uyruklu şahsı çalışma vaadiyle kandırarak Türkiye’ye getiren, pasaport ve cep telefonlarına zorla el koyarak bilişim sistemleri yoluyla dolandırıcılık suçunu zorla işleten ve bu suretle “İnsan Ticareti” suçunu işleyen 1 Tayvan uyruklu şahıs yakalandı. 33 insan ticareti mağduru kurtarıldı. Yakalanan 1 Tayvan uyruklu şahıs için yapılan yargılama sonucunda, kurtarılan her bir mağdur için 6 yıl 8 ay olmak üzere toplamda 220 yıl hapis cezası aldı. Ceza, İstinaf Mahkemesi ve Yargıtay tarafından onandı. 220 yıl hapis cezasının Türkiye’de bir insan tacirine verilen en yüksek ceza olduğu bildirildi.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.08.23 18:40:10
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






2. Uluslararası Food Fest Antalya GAstronomi Festivali kapılarını açtı

Bu yıl ikincisi düzenlenen Uluslararası Food Fest Antalya Gastronomi Festivali, düzenlenen açılış töreniyle kapılarını açtı.
Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin yerel gıdaya sahip çıkmak, Antalya mutfağını ve bölgenin coğrafi işaretli ürünlerini öne çıkarmak amacıyla hayata geçirdiği Uluslararas..

Bu yıl ikincisi düzenlenen Uluslararası Food Fest Antalya Gastronomi Festivali, düzenlenen açılış töreniyle kapılarını açtı.
Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin yerel gıdaya sahip çıkmak, Antalya mutfağını ve bölgenin coğrafi işaretli ürünlerini öne çıkarmak amacıyla hayata geçirdiği Uluslararası Food Fest Antalya Gastronomi Festivali, düzenlenen açılış töreniyle kapılarını açtı.
Açılış töreninde ilk olarak söz alan AGYİD Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Özen, Antalya’nın yöresel yemeklerini dünyaya tanıtmanın turizme sağlayacağı faydaya vurgu yaparken, TÜROFED Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Yağcı, Antalya’nın son yıllarda kültürel unsurlarıyla da ön plana çıktığını ve turizmde çeşitliliği arttırmak için gastronominin üzerinde durulması gereken en önemli unsur olduğunu belirtti.
"Bir yenisini daha ekledik"
Konuşmasına Uluslararası Food Fest Antalya Gastronomi Festivali’nin kente değer kattığını belirterek başlayan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek “Bildiğiniz gibi Antalya’mızda 2 festivalimiz vardı. Bunlardan biri özüne döndürdüğümüz Altın Portakal Film Festivali, ikincisi de Uluslararası Piyano Festivali’ydi. Göreve geldiğimiz ilk günden beri Antalya’nın sadece turizmin değil; kültür sanatın ve gastronominin de başkenti olacağı sözünü vermiştik. Bu düşünceyle, 1 milyonun üzerinde ziyaretçisi olan, belediye eliyle yapılan en büyük fuar olan Antalya Kitap Fuarı’nı, herkesin kendinden bir şey bulduğu Türkiye’nin ilk ve tek hobi festivalini, nostaljiyi yaşatan Yeşilçam Festivalini, yörükler diyarı olarak öncülük yaptığımız Yörük Türkmen Festivali’ni başlattık. Kentimize gastronomi alanında da hak ettiği değeri kazandırmak için geçen yıl Uluslararası Food Fest Antalya Gastronomi Festivali’nin ilkini gerçekleştirdik. Böylece kentimize önemli 5 festival daha kazandırarak festival sayımızı 2’den 7’ye çıkarttık. Bir gastronomi şehri olabilmenin ne kadar zor olduğunu, alışkanlıkların oluşmasının ve iyi gıdanın ne kadar önemli olduğunu her birimiz çok iyi biliyoruz. Antalya, gastronomiye verdiği önemin yanında sofraya gelen sebzenin, meyvenin, etin en iyisini üreten bir kenttir. Bu yüzden göreve geldiğimizden beri tarımda sürdürülebilirlik ilkesini çok önemsiyoruz. Adeta bir hediye olan coğrafyamızda yarının sağlıklı nesilleri için ne gibi çalışmalar yapılması gerektiği ile ilgili aralıksız çalışıyoruz"dedi.
Bu festival ile Antalya’nın dünyaya açılan kapılarına bir yenisini daha eklediklerini dile getiren Böcek, " Antalya’mız artık sadece güneşi, denizi ve doğası ile değil; yerel mutfağının cazibesiyle de tercih edilir hale geldi. Çünkü güzel Antalya’mızın Anadolu’yu Akdeniz lezzetleriyle harmanlayan mutfak kültürü ve içinde; barışı, kardeşliği, ata mirası tohumlarımızı, Akdeniz’in büyülü dokusunu ve kadim tarihini barındıran eşsiz lezzetleri ile dünya markası olmayı fazlasıyla hak ediyordu. Antalya’mızı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi dünyanın en güzel şehri yapan da işte taşıdığı bu değerlerdir. Bu değerler, ülke ekonomimiz ve turizmimiz için de birer mihenk taşıdır. Antalya’mız bugün yerli ve yabancı turistin en çok tercih ettiği tatil yerlerinden biriyse, bunda mutfağımızın payı da çok büyüktür. İşte bugün, Antalya’mızın değerlerine sahip çıkmak, onları daha güçlü kılmak ve geleceğe miras bırakmak için çıktığımız bu yolda ulaştığımız başarının mutluluğunu yaşıyoruz. Mutfağımızın adını dünya arenasına altın harflerle yazdırma hedefimizde büyük katkısı olan bu festivale ev sahipliği yapmaktan gurur duyuyoruz. Antalya’mızın verimli topraklarında yetişen ürünlerimizle tarladan sofraya dediğimiz aynı zamanda “Antalya’dan Dünya’ya’’ mottosuyla düzenlediğimiz festivalimizde, Türkiye’den ve Dünya’dan birbirinden ünlü Michelin yıldızlı ve ödüllü şeflerimizi, gurmelerimizi, gastronomi ve turizm yazarlarımızı, sektörün farklı alanlarındaki profesyonellerimizi bir kez daha Antalya’mızda buluşturuyoruz. 3 gün sürecek festivalimizde, hep birlikte özlediğimiz sofraları paylaşacağız" diye konuştu.
"Sadece para kazanmak değil, misafirlerimizin kalbini Kazanmakta önemli"
Konuşmasına Uluslararası Food Fest Antalya Gastronomi Festivali’ni hayata geçiren Başkan Muhittin Böcek ve çalışma arkadaşlarına teşekkür ederek başlayan Antalya Valisi Hulusi Şahin “Göreve geldiğimden bu yana henüz üç ilçeye ziyaret gerçekleştirdim. Turizmin yanı sıra Antalya tarım alanında da çok ciddi öneme sahip bir bölge. Örneğin Korkuteli ilçesi Türkiye’nin mantar ihtiyacının yüzde 50’sinden fazlasını karşılıyor. Turizm başkenti Antalya’da hedefimiz sadece para kazanmak değil, kentimizi ziyaret eden misafirlerimizin kalbini de kazanmaktır. Bunun için öncelikle Türkiye’mizin muhteşem mutfağını tanıtmamız gerekiyor. Bu festivalde birinci hedefimiz Antalya yemeklerini ve Türk mutfağını en iyi şekilde misafirlerimize sunabilmek. Antalya dünyanın önde gelen gastronomi şehirlerinden biri olabilir. Bu festival bu yolda atılmış büyük bir adımdır” dedi.
Açılış konuşmalarının ardından, yörük kostümlü kadınlar coğrafi işaretli Antalya yemeklerinin seçkin örneklerini, bakır kaplarda protokol mensuplarına sundu. Açılışın ardından Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş ve şef Arda Türkmen’in katılımıyla ’Antalya’dan Dünyaya’ isimli workshop gerçekleştirildi. Ünlü şef, hazırladığı tahin soslu tavuğun sunumunu yaptı.
Festival’in ilk günü, binlerce kişinin katılımıyla gerçekleşen Melek Mosso konseriyle son buldu. Sahnede en sevilen şarkılarını seslendiren ünlü sanatçı geceye damgasını vurdu.
Bu yıl “Antalya’dan Dünyaya” mottosuyla ikincisi düzenlenen festivalin açılışına; Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş, ÇUKTOB Yönetim Kurulu Başkanı Tayyar Zaimoğlu, MASTOB Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Barut, ETÜDER Yönetim Kurulu Başkanı Melih Şahinöz, AKTOB Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Kaşif Kavaloğlu, TÜROFED Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Yağcı, AGYİD Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Özen, dünyaca ünlü şefler, STK başkanları ve gastronomi alanında faaliyet gösteren pek çok sektör temsilcisi katıldı.
2.Uluslararası Food Fest Antalya Gastronomi Festivali 3 Eylül tarihine kadar; sergiler, ürün tanıtımları, workshoplar, paneller söyleşiler, yarışmalar ve konserler ile devam edecek.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.09.02 12:43:29
Son Düzenlenme Tarihi :





Başkan Çandır: Felakete hazır olmadığımızı gördük

20 Şubat’ta da Hatay’da meydana gelen şiddetli depremlerde yine can kayıplarının olduğunu belirten ATB Başkanı Ali Çandır, “Sözün özü böyle bir felakete hazırlıklı olmadığımızı yaşayarak gördük” dedi.

Antalya Ticaret Borsası (ATB) Şubat Ayı Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci başkanlığında yapıldı. Meclis üyeleri, 6 Şubat’ta merkezi Kahramanmaraş olan ve 10 ilde büyük yıkım ve can kaybına neden olan depremde yaşamını yitirenler için bir dakikalık saygı duruşunda bulundu.

 

Yönetimin bir aylık çalışması hakkında meclis üyelerinin bilgilendirildiği Meclis’te, Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci, depremde can kayıplarından duyduğu üzüntüyü dile getirirken, “Deprem ülkesi olduğumuz gerçeğinin hiçbir zaman unutulmamasını diliyorum. Herkesin şapkasını önüne koyup düşünmesini tavsiye ediyorum. Yapılarımızı sağlam zeminlerde kurallara uygun olarak inşa etmeli ve her aşamada sıkı denetimler uygulamalıyız” dedi. Ekinci, depremde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, aileleri, yakınları ve Türk milletine başsağlığı, yaralılara acil şifa dileğinde bulundu.

 

FELAKETE HAZIRLIKLI OLMADIĞIMIZI GÖRDÜK

ATB Başkanı Ali Çandır, depremin etkileri, yardımlar ve alınması gereken önlemlerle ilgili değerlendirmelerde bulundu. “6 Şubat’tan itibaren hepimiz, kelimelerin yetersiz kaldığı, tarifi olmayan üzüntüye ve acıya uğradık. Ülkemizin şiddetli deprem yeri olduğunu çok ağır bir bedelle hatırladık” diye sözlerine başlayan Başkan Çandır, 13 milyondan fazla insanımızı doğrudan ve derinden etkileyen iki şiddetli depremin 10 ilde eşi benzeri olmayan bir yıkıma neden olduğunu belirtti. 20 Şubat’ta da Hatay’da meydana gelen şiddetli depremlerde yine can kayıplarının olduğunu belirten Çandır, “Sözün özü böyle bir felakete hazırlıklı olmadığımızı yaşayarak gördük” dedi.

 

KÖTÜ MÜHENDİSLİK VE MÜTEAHHİTLİK ÖLDÜRDÜ

Depremin değil, kötü mühendislik ve müteahhitliğin öldürdüğü bir afeti yaşadığımızı ifade eden Çandır, şunları söyledi:

 

“Yaşadığımız yıkım ve kayıplarımız o kadar büyük ki “bu bize ders olsun” sözü çok yetersiz ve yersiz kalmıştır. Bunun yerine “deprem öldürmez, kötü mühendislik ve kötü müteahhitlik öldürür” tespiti acı bir gerçek olarak karşımızda durmaktadır. Kaybettiğimiz canlarımız, yerine konulamaz kayıplarımızdır. Allah’tan rahmet diliyorum. Acılı ailelerine ve milletimize baş sağlığı diliyorum. Allah, yaralılarımıza şifalar versin. Tarifsiz acılar yaşayan kardeşlerimizin acılarını tüm kalbimizle paylaşıyoruz. Şimdi dayanışma zamanı, bu zor günleri dayanışma ile atlatacağız. Hep birlikte yaralarımızı sarmaya odaklanmalıyız. Deprem sabahından itibaren Antalya’mız, bir taraftan bölgeye insani yardım ve uzman ekiplerini gönderirken diğer taraftan da sonraki adımlar için destek faaliyetlerine bir bütün olarak başlamıştır. Kentimiz, bölgeden tahliye edilen afetzede kardeşlerimize en fazla kucak açan kent olmuştur.”

 

BİRLİKTE HAREKET ETTİK

Merkezi ve yerel yönetimler, sivil inisiyatif kurumları ile yardım seferberliğinin başlatıldığını belirten Çandır, yardımların yerine sağlıklı bir şekilde ulaşmasında koordinasyonun önemine dikkat çekti. Çandır, yardımların koordinasyonunu sağlamak için yapılan toplantılara katılarak görüş ve önerilerini dile getirdiklerini anlattı.

 

Eskiden olduğu gibi, ‘farklılıklarımız zenginliğimizdir’ ve “birlikte hareket etmek çözüm getirir” tespitlerinin hayata geçirilebileceğini söyleyen Ali Çandır, “Ortak amacımız ve paydamız bu büyük felaketi birlikte aşmaya çalışmaktır. Felaketin ilk anlarından itibaren Antalya’mızın tüm kurum ve kuruluşları bir bütün olarak var gücüyle hem kentimizde hem de felaket bölgesinde seferber olmuşlardır. Bu seferberlikte öne çıkan ve borsamıza düşen faaliyetleri yerine getirdik ve getirmeye devam edeceğiz.

Bu kapsamda felaketzede kardeşlerimizin neye ihtiyaçları olduğu bilgisine göre Antalya’daki oda ve borsalar olarak başlattığımız ve Antalya Ticaret ve Sanayi Odamız koordinasyonunda organize ettiğimiz ayni yardım kampanyasına üyelerimiz ve hemşerilerimiz olağanüstü yakınlık göstermişlerdir. Toplanan yardımlar afetin ilk anından itibaren bölgeye ulaştırılmıştır. Üyelerimize, hemşerilerimize ve Antalya iş dünyamıza duyarlılığından dolayı teşekkür ediyorum” diye konuştu.

 

BORSA OLARAK ÜZERİMİZE DÜŞENİ YAPACAĞIZ

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği tarafından, bir ay süreli bir maddi yardım kampanyası başlatıldığını anımsatan Başkan Çandır, iş dünyasını ve tüm hayırseverleri kampanyaya destek olmaya davet etti. TOBB’un deprem bölgesine kalıcı konut yapımıyla ilgili de kampanya başlattığını anımsatan Çandır, “Borsa olarak kurumsal açıdan kalıcı konut seferberliğinde de üzerimize düşeni yapacağız. Detayları önümüzdeki günlerde açıklanacak olan kampanyaya üyelerimizi ve kentimiz iş dünyasını destek olmaya davet ediyoruz. Gün bölgedeki insanımızın yanında olma ve yaralarımızı birlikte sarma günüdür. Allah bize bir daha böyle acılar yaşatmasın. Dualarımızın kabulü için bizlerin de azimle, bilgiyle ve doğru biçimde çalışmamız gerektiği gerçeğini hiç aklımızdan çıkarmamalıyız” dedi.

 

DEPREM BÖLGESİNDE TARIM DESTEKLENMELİ

Başkan Ali Çandır, deprem bölgesinin tarım varlığıyla ilgili de bilgi verirken, yapılması gerekenleri söyledi. Ülkede bitkisel üretim değerinin yüzde 20’si, işlenen tarım alanlarının yüzde 14’ü, büyükbaş hayvan varlığının yüzde 12’si, küçükbaş hayvan varlığının yüzde 16’sını deprem bölgesindeki illerin oluşturduğunu söyleyen Çandır, “Rakamlardan da anlaşılacağı gibi bölge hem tarımsal üretim hem hayvancılıkta ülkemiz tarımı için önemli bir konumdadır” dedi.

 

Depremden hasar gören köylerde genel hayatı etkileyen yardım ve faaliyetlere ek olarak tarım ve hayvancılığın devamlılığı için 2023-2024 yıllarını kapsayacak şekilde, doğrudan gelir desteği, girdi, enerji, sulama, alet-ekipman ve mekanizasyon destekleri sunulması, iki yılı kapsayan BAĞ-KUR ve sigorta primlerinin kamu tarafından üstlenilmesi ve bankalara olan borçların silinmesini öneren Çandır, “Tarım alanları imara kesinlikle açılmamalıdır. Kalkınmayı hızlandıracak krediler ve hibeler sunulmalıdır. Kamu eliyle ortak ihtiyaca cevap verecek projeler uygulanmalıdır” dedi.

 

YEREL YÖNETİMLER DESTEKLENMELİ

Antalya’nın en çok depremzede ağırlayan kentlerin başında geldiğini söyleyen Çandır, resmi kayıtlara göre Antalya’ya yaklaşık olarak 150 bin depremzede geldiğini, oteller, öğrenci yurtları, misafirhanelerin depremzedelerin kullanımına sunulduğunu belirtti. Çandır, sayısını bilemediğimiz kadar depremzedenin de kendi imkanlarıyla Antalya’ya gelerek yakınlarının yanında ya da yine kendi imkanlarıyla şehirde kaldığını kaydetti.

 

Depremzedelerin günlük iaşeleri ve ihtiyaçlarının sürdürülebilir şekilde karşılanması için yerel yönetimlere hazine, bütçe ya da İller Bankası gibi kamu kurumlarından ilave maddi destek sağlanması gerektiğini kaydeden Başkan Çandır, şunları söyledi:

 

“Başta kentimiz olmak üzere pek çok kentte depremzede kardeşlerimize yardımcı olmak ve acılarını paylaşmak çabası hat safhadadır. İnsanlar ve kurumlar destek olmaya ve görev almaya çabalıyorlar. Ancak belirtmek gerekir ki yüzbinlerin ve milyonların günlük iaşeleri ve ihtiyaçları sürdürülebilir şekilde karşılanmalıdır. Bu konuda en büyük yük doğal olarak yerel yönetimlerin üzerindedir. İvedilikle ve yeterlilikle başta deprem bölgesindeki yerel yönetimlerimiz olmak üzere depremzede ağırlayan tüm yerel yönetimlere hiçbir ayırım yapmaksızın hazine, bütçe ya da İller Bankası gibi kamu kurumlarından ilave maddi destek sağlanmalıdır. Bu kapsamdaki kaynak aktarımlarının kamu ile sürekli paylaşılması şarttır. Bu paylaşım hepimize ilave motivasyon sağlayacaktır. Hangi kaynaktan ne kadar kaynak nereye aktarıldı bilmek hepimize şevk verecektir. Bakın sizinle bir örnek paylaşayım; 2021 yılında Almanya’da bir sel felaketi oldu ve 186 kişi hayatını kaybetti. Olayı hatırlarsınız. Alman Hükümeti, birkaç gün içinde ‘federal bütçeden ve eyaletlerin bütçelerinden acil ihtiyaçlar için 35 milyar Avro aktardık’ dedi. Eminim bizim hazinemizin de bütçemizin de acil ihtiyaçlar için böyle bir gücü vardır.”

 

BÖLGENİN ÜRETİM GÜCÜ AYAKTA TUTULMALI

Depremden etkilenen illerin boşaltılmaması gerektiğini vurgulayan Başkan Çandır, gerek tarım gerekse sanayide ekonomik potansiyeli yüksek olan bölgenin üretim gücünün ayakta tutulması gerektiğini ifade etti. Çandır, şu değerlendirme bulundu:

 

“Nüfusu 13.5 milyon olan deprem bölgesinde, bu nüfusun yaklaşık üçte birinin, büyük ölçüde kalıcı olarak diğer illere dağılması bekleniyor. Gerek tarım gerekse sanayide ekonomik potansiyeli yüksek olan bölgenin üretim gücü ayakta tutulmalıdır. Bölgede güvenli yaşam alanları oluşturulmalı, zemini sağlam tüm yerleşim yerlerine yaygınlaştırılmış konteyner kentler ve kalıcı konutlar inşa edilmeli, insanlarımız yaşadıkları yerlerden koparılmamalıdır. Yerleşik hafızayı unutmalarına yol açılmamalıdır. Kentlerimiz, tarihi ve medeniyet zenginliği itibariyle kadim kentlerdir. Hiçbirinin yalnızlaştırılmasına ve yabancılaştırılmasına izin verilmemelidir.”

 

KAMU ÖNCÜ OLMALI, HERKES HAZIRLIĞINI YAPMALI

Artık deprem ve benzeri doğa olaylarını aklımızdan ve faaliyetlerimizden çıkarmamamız gerektiğini vurgulayan Çandır, bunun hayati bir zorunluluk haline getirilmesi gerektiğini söyledi. Kamudan şirketlere toplumun her kesiminin afet hazırlığını yapması gerektiğini kaydeden Çandır, “Kamu yönetimi, bu konuda tavizsiz düzenlemeler ve benzeri çalışmalar yapmalıdır. Bizler de doğal afetlere her an hazırlıklı olma konusunda yeni bir tutum sahibi olmalıyız. Aileden ve evimizden başlayan sokağımızdan mahallemize genişleyen bir kapsamla mutlaka afet anlarında yapmamız gerekenlerle ilgili bir afet eylem planına ve hareket kabiliyetine sahip olmalıyız. Şirketlerimiz de bu kapsamdaki acil eylem planlarına sahip olmalı ve bir afet anında hepimiz görevlerimizi eksiksiz uygulayabiliyor olmalıyız. Bunun için yerel yönetimler hepimize yol gösterici olmalı ve kolaylaştırıcı adımlar atmalıdır” dedi.

 

Merkezi ve yerel yönetimlerin etkili ve gerçekçi düzenlemeleri ile toplumun duyarlılığını artırması, herkesin birbirini olumlu yönde etkilemesi ve motive etmesini isteyen Çandır, “Yani afete duyarlılığı, yeni bir insani itibar kaynağı olarak kabullenmeliyiz. Afete hazırlıklı olma konusunun bizler için en canlı göstergesi, hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olarak ezberimize almamızdır. Bunu başarabilirsek ancak o zaman bu tür afetlerdeki kayıplarımızı en aza indirmemiz mümkün olacak ve birbirimize çok daha etkili destek olabileceğiz diye düşünmekteyim” diye konuştu.         

 

ANTALYA’DAKİ BİNALARIN DURUMU DEĞERLENDİRİLMELİ

Her ne kadar 2.derece deprem bölgesi olsa da Antalya’da özellikle şehir merkezinde ömrünü tamamlamış binaların tedirginlik yarattığını belirten Başkan Ali Çandır, “Antalya’daki binaların depreme dayanıklılık durumu değerlendirilmeli,  olası bir depremde can kaybı olmadan afeti atlatmamız sağlanmalıdır. Bu konuda hazırlanacak Deprem Master Planı yol göstericimiz olacaktır” dedi.

 

GEREKLİ ADIMLAR ATILMALI

Yaşanan deprem felaketinin unutulmayacağını söylerken, “Şubat ayı, hepimiz için tarifi imkansız acılarla tarihteki yerini alıyor. Bu yaşadıklarımızı unutmayacağız. Allah, bir daha böylesi acıları milletimize yaşatmasın inşallah. Fakat biz de artık gerekli adımları zamanında ve doğru bir biçimde atmayı öğrenmeliyiz ve bu konuda çalışmalıyız” dedi.

 

Meclis’te üyeler, sektörlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.02.22 20:21:37
Son Düzenlenme Tarihi :