SON DAKİKA
header-ad

Kent Kon­se­yin­de Göç Kon­fe­ran­sı

An­tal­ya Kent Kon­se­yi ve An­tal­ya Bilim Üni­ver­si­te­si’ne bağlı Sos­yal Eko­no­mik ve Po­li­ti­ka­lar Araş­tır­ma Mer­ke­zi SEPAM’ın iş­bir­li­ğin­de dü­zen­le­nen kon­fe­rans­la­rın bu ayki ko­nu­su Cum­hu­ri­yet ve Göç oldu.

Cum­hu­ri­ye­tin 100. Yıl Kon­fe­rans­la­rı se­ri­si­nin üçün­cü­sü olan kon­fe­rans, 26 Mayıs 2023 ta­ri­hin­de Kent Kon­se­yin­de ger­çek­leş­ti.
An­tal­ya Bilim Üni­ver­si­te­si Si­ya­set Bilmi ve Ulus­la­ra­ra­sı İliş­ki­ler Bö­lü­mü öğ­re­tim üyesi Doç. Dr. Ner­min Ay­de­mir, cum­hu­ri­ye­tin ta­ri­hin­de­ki fark­lı göç­le­ri ele aldı.

Ner­min Ay­de­mir yaptığı açıklama şöyle;

"Tür­ki­ye Bir Göç­ler Ül­ke­si
Ay­de­mir, cum­hu­ri­ye­tin göç­ler­le ku­rul­du­ğu­nu ve göç­ler­le şe­kil­len­di­ği­ne dik­kat çekti. Tür­ki­ye bütün ek­sik­le­ri­ne rağ­men büyük göç ha­re­ket­le­ri­ni ba­şa­rı ile yö­net­me ve çok kül­tür­lü­ğü bir­lik için­de har­man­la­ma tec­rü­be­si­ne sahip.
Göç Ha­re­ket­le­ri Fark­lı Ka­rek­ter­le­re Sahip
Doç. Dr. Ay­de­mir’e göre geç­miş­te­ki göç ha­re­ket­le­ri­ni im­pa­ra­tor­luk­tan ulus dev­le­te geçiş sü­reç­le­ri ve sa­na­yi­leş­me be­lir­le­miş du­rum­da. Bu­gü­nün göç­le­ri­nin temel ka­rak­te­ris­ti­ği ise ça­tış­ma­lar ve eko­no­mik eşit­siz­lik­ler. Kla­sik des­ti­nas­yon­la­rı­nın her geçen gün daha fazla içe ka­pan­ma­sıy­la Tür­ki­ye gibi tran­sit ül­ke­le­re yoğun bir göç ya­şan­mak­ta.
Etkin göç yö­ne­ti­mi ve uyum po­li­ti­ka­la­rı ırk­çı­lık ve ya­ban­cı düş­man­lı­ğı­na dö­nüş­me­me­li.
Yeni dö­nem­de­ki göç pa­tern­le­ri çok fark­lı ve bu göç­le­rin yö­ne­til­me­sin­de ya­ra­tı­cı çö­züm­le­re ih­ti­yaç du­yul­mak­ta.​Ancak bu çö­züm­ler üre­ti­lir­ken çok dik­kat­li olmak gerek. Etkin göç yö­ne­ti­mi ve uyum po­li­ti­ka­la­rı ırk­çı­lık ve ya­ban­cı düş­man­lı­ğı­na dö­nüş­me­me­li dedi.
Bir Son­ra­ki Kon­fe­rans
Cum­hu­ri­ye­tin 100. Yıl Kon­fe­rans­la­rı 16 Ha­zi­ran 2023 ta­ri­hin­de Cum­hu­ri­yet ve Hukuk Kon­fe­ran­sı ile devam edecek. Bu kez An­tal­ya Bilim Üni­ver­si­te­si’nden Prof. Dr. Sez­gin S. Çe­le­bi An­tal­ya­lı­lar­la bir araya ge­lecek." -HABER MERKEZİ


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.05.29 12:24:36
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Depremde 13 akrabasını ve iş yerini kaybetti, 9 metrekarelik konteynerde hayata tutunuyor

Kahramanmaraş merkezli depremlerde anne-babası dahil 13 yakınını ve iş yerini kaybeden kuyumcu Hikmet Kumru, 9 metrekarelik konteyneri iş yerine çevirip hizmet vermeye başladı. Kumru, kolay taşınabilmesi nedeniyle işçiliksiz bileziğe talebin olduğunu bildirdi.
6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremler 11 il içinde en büyük yıkımı Hatay’da yaptı. Kentte binlerce ev ve işi yeri enkaza döndü ya da ağır hasar aldı. Hatay ekonomisinin can damarı olan Antakya ilçesinde de binlerce esnafın iş yeri yıkıldı. Ticaretin en önemli unsurlarından olan kuyumculuk alanında, yaklaşık 200 işletmeden atölyeci dahil bugün çok azı hizmet verebiliyor. Depremde babası Hakkı Kumru dahil 13 yakın akrabasını kaybeden 44 yaşındaki Hicret Kumru da müşterilerinin yoğun telefonu karşısında kısa bir süre önce iş yerini açmaya karar verdi. Eskiden büyük dükkanında cam vitrininde müşterilerine ziynet eşyaları sunan Kumru, bugün 6 metrekarelik küçük bir dükkanda yarım asra yaklaşan baba mesleğini yürütmeye çalışıyor.
43 yıldır Hatay’da kuyumculuk yaptıklarını dile getiren 4 çocuk babası Hicret Kumru, 6 Şubat gecesini anlatmaya kelimelerinin yetmeyeceğini bildirdi.

"9 metrekarelik konteynerde hizmet"
Hem ailesinden hem de mesleğinden çok sayıda değerli meslek büyüğünü kaybettiklerini anlatan Kumru, "Depremden sonra 2 aya yakın kendimizi toparlamaya çalıştık, hem manevi hem de psikolojik olarak. Telefondan müşterilerimizden gelen talepler doğrultusunda, seyyar olarak bir anlamda öyle diyeyim, araçla, ihtiyacı olanlar için, altınını satmak isteyenlere hizmet verdik. Nakit parası olup yatırım yapmak isteyen veya altınını bozdurmak isteyenler bizlere ulaştılar. Belli bir süre seyyar idare ettik 10-15 gün. Konteynerde bu işi başlatma kararı aldık. Yaklaşık 1 aydır konteynerdeyiz. Şu an daha yeni yeni başlıyor hareket ve güvenlik önlemi alınacağını düşünüyorum. Şu an 9 metrekare 3’e 3 bir konteynerdeyiz. Ama Allah’a şükür toparlanıyoruz" diye konuştu.

"200’e yakın kuyumcu vardı"
Eski iş yerlerinin yerle bir olduğunu ifade eden Kumru, "90 saniyede her şeyin bittiğini ki biz can kayıpları yaşadığımız için bazı kayıplarımızı çok düşünmüyoruz. Onlar da oldu ama can kayıplarımızın yanında pek bir değeri yok. 90 saniyede her şey bambaşka bir hale geldi, kötü bir hale geldi. Allah beterinden saklasın. Memleketimizi daha beter afetlerden korusun. Atölyeler dahil 200’e yakın kuyumcu vardı. Şu anda kendini toparlayıp açmaya çalışan, açan 30 civarında atölyeci ve kuyumcu var. Hataylılar özellikle tarım şehri olduğumuz için altına düşkündür. Yatırımını dövizden ziyade altın üzerinde yapar. Deprem sonrası yavaş yavaş toparlanırken ellerindeki birikimleri, yardımları, kendi paraları olsun bunları altın olarak değerlendirip bir tarafa koymaya çalışıyorlar" dedi.

"Hüznün yerini umut almalı"
İşçiliksiz bilezik ve cumhuriyet altınının daha çok tercih edildiğini belirten Hicret Kumru, "Ama bileziğin bir avantajı var. Bilezik alan insanlar en azından konteynerde ya da çadırdayken altınını yanında taşıyabiliyor. O yüzden ona daha çok talep var. Eski günler bir daha gelmez. Eski günleri özlesek, özlemek kelimesi yetersiz kalır ama şükür insanımız kendini toparlamaya çalışıyor. Yani şunu öğrendik, insanın başına her şey gelebilir. Bunu düşünerek yaşamak lazım. Babam yıllardır çarşı esnafıydı. Annemi babamla birlikte kaybettik. Birinci derece 13 yakın akrabamı kaybettim. Acısı olmayan yok diyebilirim. Toparlanmaya çalışıyoruz, anılarımız var. Üzülüyoruz. Ama şu anda hüznün yerini umut almalı" ifadelerine yer verdi.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.05.25 14:49:56
Son Düzenlenme Tarihi :





Su içseniz bile yarıyorsa nedeni metabolizma hızınız olabilir

Bazal metabolizma hızının kimi bireylerde oldukça düşük olabileceğini belirten İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Aktaş, “Bu kişilerin yediklerine dikkat etmeleri ve hareketli bir yaşam tarzını benimsemelerine rağmen kilo almalarının sebebi metabolizma hızlarının yavaş olmasıdır” dedi.
Medline Adana Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Aktaş, aşırı kilonun kişide diyabet, kalp ve koroner damar hastalıkları, erken yaşta hipertansiyon, estetik, psikolojik ve sosyal sorunlar ile kanser riskine yol açabildiğini belirterek, obezite ile mücadelede yapılması gerekenleri anlattı. Şişmanlığın ‘Vücut Kitle İndeksi’ ölçümüne göre hesaplandığını kaydeden Doç. Dr. Aktaş, “Kişinin kilogram cinsinden terazide ölçülen kilosu, boyunun metre cinsinden karesine bölünüyor. Eğer kişinin vücut kitle indeksi 18,5-25 arasındaysa ideal kiloda, 25-30 arasındaysa kilo fazlası olduğu anlamına geliyor. 30-40 arası obez ya da şişman olarak kabul edilirken, vücut kitle indeksi 40’ın üzerindeyse morbid obez şeklinde tanımlanıyor” dedi.

Genetik yatkınlığa dikkat
Genetik yatkınlık, metebolizmanın yavaş olması, hormonal problemler, stres, yanlış beslenme ve hareketsizlik gibi faktörlerin bireylerin kilo durumlarını etkileyerek obeziteye kapı aralayabildiğini ifade eden Doç. Dr. Aktaş, “Bireyde söz konusu faktörler varsa yağ dokusu hızla artarak şişmanlık problemi ortaya çıkabiliyor. Özellikle genetik yatkınlığı olan kişiler, yaşam tarzlarına dikkat etmemeleri halinde zaman içerisinde sürekli şişmanlayacaklardır. Bundan dolayı bu kişilerin sağlıklarını korumak için normal bireylere göre çok daha özenli bir hayat tarzına sahip olmaları gerekir” diye konuştu.

"Metabolizmanız yavaş olabilir"
Toplumda sıkça karşılaşılan ’Su içsem bile yarıyor’ diyen bireylerin varlığına değinen Doç. Dr. Aktaş, “Bazal metabolizma hızı kimi bireylerde oldukça düşük olabilir. Bu kişilerin yediklerine dikkat etmeleri ve hareketli bir yaşam tarzını benimsemelerine rağmen kilo almalarının sebebi metabolizma hızlarının yavaş olmasıdır. Şu anda olmasa bile ileride obezite sorunu yaşamamaları için gerekli testleri yaptırarak bir hekim ve beslenme uzmanı desteği almaları önerilir” şeklinde konuştu.
Yaş ve cinsiyet gibi değiştirilemez faktörlerin yanında beslenme alışkanlığı, fiziksel aktivite yapmak gibi kişilerin müdahale edebileceği faktörler de bulunduğunu söyleyen Aktaş, “Bireylerin kendi değiştirebilecekleri bu faktörler yardımıyla metabolizmanın hızlandırılması sonucu daha fazla enerji üretimi ve yapıtaşı kullanımı gerçekleşir. Bu sayede de vücuttaki kas kütlesi artarken yağ miktarı azalır ve hızı artan metabolizma ile bir yandan kilo verilebilirken, bir yandan da sağlıklı bir vücut elde edilebilir” dedi.

"İnsülin direncini gözden kaçırmayın"
Kimi bireylerin ise ’Herkesten az yiyorum, spor yapıyorum ama asla kilo veremiyorum. Üstelik zor verdiğim kiloları da hızla geri alıyorum’ şeklinde yakındıklarını dile getiren Aktaş, “Sağlıklı beslenmenize ve spor yapmanıza rağmen kilo veremiyor, hatta alıyorsanız sebebinin insülin direnci olması muhtemeldir. İnsülin çok fazla salgılandığında gıdaların yağ olarak depolanmasına neden olur. Bu da kilo artışına veya kilo verememe gibi sorunlara yol açar. İnsülin direnci yaşam kalitesini düşüren, bu nedenle kontrol altına alınması gereken ciddi bir sorundur ve tespit edilmesi durumunda gerekli tedaviye vakit kaybetmeden başlanmalıdır” ifadelerini kullandı.
Aktaş, insülin direncinin kırılmasına yönelik ilaç tedavisi, kalorisi hesaplanmış kişiye özel bir diyet programı ve düzenli egzersiz yapılması gerektiğine dikkat çekti.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.06.08 22:31:11
Son Düzenlenme Tarihi :