Antalya Fotoğrafçılar Kırtasiyeciler ve Kitapçılar Esnaf ve Sanatkarlar Odası’nın genel kuruluna katılan CHP Antalya İl Başkanı Nail Kamacı, yaptığı konuşmanın merkezine zincir marketleri koydu. Ancak, en önemli konuya ‘oraya girmeyeyim’ diyerek nokta koydu.
Tütüncü: Nereden geldiğimizi iyi bilmeliyiz ki, nereye varacağımızı da iyi bilelim.
Antalya Yörük Türkmen Gençliği Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin 1. Yörük Yaşam Kültürü Buluşmasında konuşan Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü, “İşte! Bu toprakları vatan kılan kültürün temeli budur. Nereden geldiğimizi iyi bilmeliyiz ki, nereye varacağımızı da iyi bilelim.” dedi.
Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü, Antalya Yörük Türkmen Gençliği Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin 1. Yörük Yaşam Kültürü Buluşmasına katıldı. Varsak Altıayak’taki buluşmada Başkan Tütüncü, Yörüklerin göçebe hayatının simgesi kıl çadırda oturdu, omzuna Yörük ve Türkmenlerin asaletini temsil eden Poşu bağladı. Yörük yaşamının simgesi olan kıl çadırın Atalarımızın Söğüt’e kurdukları çadır olduğuna değinen Başkan Tütüncü, “Kara Osman’ın, onun ataları Ertuğrul’un, Ebadalı’nın Söğüt’te kurduğu ve göğsünden bir çınarı çıkardığı, bir ulu çınarın gölgesinin 3 kıtaya 7 iklime yayıldığı çadır işte bu çadır. Bu hikayeyi çok iyi bilmemiz ve gelecek kuşaklara da bunu çok iyi anlatmamız lazım. “ dedi.
KÜLTÜR VE MEDENİYETİN GELECEĞE AKTARILMASI
“Geçmişimizi unutmamalıyız ki, geleceğimize emin adımlarla yürüyebilelim.” diyerek sözlerini sürdüren Başkan Tütüncü, “O itibarla buralara gelmek, buralarda kalplerimizi, gönüllerimizi birbirleriyle birleştirmek, Atalarımızın hatıralarını anmak, ananelerimizi, kültürümüzü tekrar bizden sonraki kuşaklara aktarır mahiyette yaşatmak, gündelik hayatın içine almak bizim için çok çok önemli. Aslında bu topraklardaki hakimiyetimiz için önemli. Bu toprakları vatan kılan duygunun ve düşüncenin cihan şümul bir devlete dönüşmesi noktasındaki etkisi çok çok önemli… Onun için bu tip buluşmalar hep kalplerimizi birbirine yakınlaştırıyor, sevgimizi saygımızı artırıyor. Toplumsal barışa, kardeşliğe dostluğa katkı sağlıyor. Bu faydaları sebebiyle de bir kültürün, bir medeniyetin gelecek kuşaklara aktarılması ve böylelikle yaşaması konusunda da çok önemli. Bu dünyanın en güzel topraklarında yaşama idealimizi, azmimizi, kararlılığımızı, ecdadımızın bu güzel toprakları bize, aziz milletimize ebediyete kadar vatan kılma iradelerini güçlendirmeyi burada hep birlikte başaracağız. Burada bütün dünyaya söyleyecek sözleri olan bir millet olduğumuzu tekrar insanlığa göstereceğiz. Bizim damarlarımızda dolaşan asil kan ecdadımızdan miras olarak aldığımız en büyük gücümüz. “diye konuştu.
Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü, Yörük Türkmen kültürünün yaşatılması konusunda her türlü gayreti gösterdiklerini ve gösteremeye de devam edeceklerini de sözlerine ekledi.
Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.01.23 11:33:40
Son Düzenlenme Tarihi :
JMO ANTALYA: GERİ DÖNÜŞÜ OLMAYACAK!
Antalya’nın Akseki ilçesinde, Değirmenlik Havzası’nı doğrudan etkileyen 34107 ruhsat numaralı boksit ocağı kapasite artışı projesine yönelik hazırlanan ÇED raporu, TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şubesi tarafından kapsamlı şekilde incelendi. Oda yönetimi, projenin mevcut haliyle uygulanmasının bölgenin yeraltı su sistemi üzerinde geri dönüşü zor etkiler yaratabileceği uyarısında bulundu.
Yapılan açıklamada, meslek hayatlarının önemli bölümünü Devlet Su İşleri’nde geçiren ve bölgenin jeolojisi ile yeraltı su sistemleri üzerine uzun yıllar saha çalışmaları bulunan İbradı Ürünlü doğumlu Jeoloji Mühendisi Önder Yazıcı ile Akseki Emiraşıklar doğumlu önceki dönem şube başkanı Jeoloji Yüksek Mühendisi Ali Keleş tarafından hazırlanan teknik raporun esas alındığı belirtildi.
İncelemelere göre projede mevcut 0,26 hektarlık çalışma alanının yaklaşık 1295 kat büyütülerek 340,9 hektara çıkarılması ve yıllık üretimin 33,8 milyon tona yükseltilmesi planlanıyor. Ancak oda yönetimi, asıl riskin üretim miktarından değil, uygulanacak açık ocak ve patlatmalı üretim yönteminden kaynaklandığını ifade etti.
ÇED dosyasındaki bilgilere göre sahada delme–patlatma yöntemiyle üretim yapılacak. Birinci ocakta 10 metre yüksekliğinde 37 basamakla yaklaşık 375 metre derinliğe inilerek taban kotunun 950 metreye düşürülmesi, ikinci ocakta ise 13 metre yüksekliğinde 15 basamakla yaklaşık 190 metre derinliğe inilerek 1040 metre kotuna kadar kazı yapılması planlanıyor.
Açıklamada, bölgede yeraltı su seviyesinin 1147–1155 metre kotları arasında bulunduğuna dikkat çekilerek, her iki ocakta da kazıların yeraltı su seviyesinin onlarca metre altına ineceği vurgulandı. Bu durumun yoğun susuzlaştırma faaliyetlerini zorunlu hale getireceği ve doğal hidrojeolojik dengenin bozulmasına neden olabileceği kaydedildi.
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şubesi, başta Değirmenlik Kaynağı olmak üzere Akseki’nin içme ve kullanma suyu kaynaklarının ciddi risk altında olduğunu belirtti. Bölgenin ileri derecede karstlaşmış bir yapıya sahip olduğuna işaret edilen açıklamada, yeraltı sularının klasik akifer sistemlerinden farklı olarak düdenler, çatlaklar ve yeraltı kanalları boyunca hareket ettiği, bu nedenle yapılacak müdahalelerin etkisinin geniş bir coğrafyaya yayılabileceği ifade edildi.
Ortalama 1900 litre/saniye debiye sahip Değirmenlik Kaynağı’nın mevsimsel olarak 50 litre/saniyeden 15 bin litre/saniyeye kadar değişebilen güçlü bir karstik sistemin ürünü olduğu belirtilirken, boya izleme çalışmaları ve bilimsel araştırmaların bu suların bir bölümünün Manavgat Vadisi’nde Pamuklu ve Karamiyarlar kaynakları olarak yeniden yüzeye çıktığını ortaya koyduğu aktarıldı.
Açıklamada, sistemin tüm boşalım noktalarının hâlen tam olarak bilinmediği vurgulanarak, böylesine hassas bir hidrojeolojik yapı içerisinde planlanan patlatmalı açık ocak işletmesinin etkisinin yalnızca ocak sahasıyla sınırlı kalmayacağı ifade edildi. Yeraltı su yollarının değişmesi, kaynak debilerinin azalması veya tamamen kuruması gibi risklerin Manavgat Irmağı’na kadar uzanabileceği belirtildi.
Jeoloji Mühendisleri Odası ayrıca, ÇED raporunda yer alan hidrojeolojik modelleme çalışmalarında Değirmenlik Kaynağı’nın beslenim alanının bölgesel ölçekte olduğunun ortaya konulmasına rağmen, sonuç bölümünde “yeraltı sularına olumsuz etki olmayacaktır” değerlendirmesinin yapılmasının ciddi bir bilimsel çelişki oluşturduğunu savundu.
Açıklamada, Değirmenlik Kaynağı ve bölgedeki içme suyu kuyuları için mevzuat gereği belirlenmesi zorunlu olan mutlak, birinci ve ikinci derece koruma alanlarının Devlet Su İşleri tarafından henüz tanımlanmamış olmasının da önemli bir eksiklik olduğuna dikkat çekildi.
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şubesi, madencilik faaliyetlerinin ülke açısından gerekli olduğunu ancak bu faaliyetlerin yalnızca ekonomik kazanç odaklı değil; kamusal yarar, çevresel değerler ve doğal kaynakların sürdürülebilirliği gözetilerek yürütülmesi gerektiğini belirtti.
Oda yönetimi, projenin mevcut haliyle ilerletilmemesi, yeniden değerlendirilmesi, karst hidrojeolojisine uygun detaylı çalışmalar yapılması ve DSİ tarafından koruma alanları belirlenmeden herhangi bir karar verilmemesi çağrısında bulundu.
Açıklamanın sonunda ise “Aksi halde geri dönüşü mümkün olmayan çevresel ve toplumsal sonuçlarla karşı karşıya kalınacağı açıktır” ifadelerine yer verildi.





