SON DAKİKA
header-ad

KIRSAL KALKINMANIN ANAHTARI YÖRESEL ÜRÜNLER YÖREX’TE

Antalya Ticaret Borsası (ATB) öncülüğünde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) desteğiyle Anadolu’nun binlerce yöresel ürünü Antalya’da buluşturan YÖREX, bu yıl 9-13 Ekim tarihlerinde ANFAŞ Fuarı Merkezi’nde düzenlenecek.

Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Antalya Ticaret Borsası olarak TOBB’un desteğiyle yerel ve yöresel ürünlere sahip çıkmak, kaybolmaya yüz tutan ürünleri gün yüzüne çıkarıp ekonomiye kazandırmak için 16 yıl önce Yöresel Ürünler Projesi’ni hayata geçirdiklerini belirterek, 12 yıldır da Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX’i düzenlediklerini kaydetti. Çandır, YÖREX’i 13’üncü kez bu yıl 9-13 Ekim tarihlerinde ANFAŞ Fuar Merkezi’nde düzenleyeceklerini kaydetti.

 YERELDEN KALKINMA KIRSALI GÜÇLENDİRİR

Yöresel ürünlerin ekonomiye kazandırılmasının önemli olduğunu, kırdan kente göçü engellemenin yolunun yöresel ürünlere sahip çıkmaktan geçtiğini söyleyen Çandır, YÖREX’in yerel, yöresel ürün üreticilerinin ekonomik gelişimine katkı sağladığını kaydetti. Çandır, “Yöresel ürünler, yerinde istihdam sağlayan geleneksel üretim biçimleriyle hem yerel ekonomiyi ayakta tutan, hem de kültürel zenginliğimizi gelecek kuşaklara aktaran mirasımızdır. Bizlere düşen de bu değeri gelecek kuşaklara aktarmaktır. İşte Yöresel Ürünler Projemiz ve YÖREX’in gerçek hedefi budur” diye konuştu.

 Yöresel ürünlerin üretiminde kadınların rolünü vurgulayan Başkan Çandır, yöresel ürünlerin kadın istihdamını artırdığına dikkat çekti. Çandır, “Anadolu’nun tüketim alışkanlıklarının harekete geçirilmesiyle, yerli üretime yönelir, bize ait olanı tüketiriz, istihdamı artırır, ekonomiyi canlandırırız” diye konuştu. Çandır, dünyada coğrafi işaretli ürünlerin ekonomik değerinin 200 milyar Dolar düzeyinde olduğunu belirterek, 3 binin üzerinde coğrafi işaret alabilecek yöresel ürüne sahip ülkemizin bu paydan hak ettiği payı alması gerektiğini vurguladı.

 YEREL ÜRÜNLER ZİNCİR MARKETLERE GİRDİ

Başkan Ali Çandır, YÖREX’te TOBB organizasyonuyla yapılan ikili görüşmelerde büyük market zincirleri ve -e ticaret siteleriyle yerel üreticilerin bir araya geldiğini ve iş bağlantıları sağladığını kaydetti. Çandır, “Geçen 12 yılda, yöresel ürünlerin ekonomiye kazandırılmasında önemli gelişme sağlandı. Gerek sanal ortamda gerekse fiziki alanda yöresel ürünlerin satışı canlandı, bu konuda önemli yatırımlar yapıldı. Geçen yıllarda olduğu gibi bu yıl da YÖREX’te çok sayıda iş bağlantısı sağlanmasını bekliyoruz. YÖREX yerel ürünlerin büyük market raflarında yer almasında önemli bir platform” diye konuştu.

 KALKINMA AJANSLARI İTİCİ GÜÇ

Ali Çandır, geçen yıllarda kalkınma ajanslarının da desteğiyle çok sayıda il ve yerel üreticinin YÖREX’e katıldığını belirterek, “Kalkınma ajanslarının en önemli hedefi kırsalı güçlendirmek. Kalkınma ajansları YÖREX’te yerel üreticiyi destekleyerek itici güç oldu. Kırsal kalkınmanın anahtarı yöresel ürünlerdir. Yöresel ürünler de her yıl olduğu gibi bu yıl yine YÖREX’te ekonomik canlılığı sağlayacak” dedi. Çandır, bu yıl YÖREX’e oda ve borsalar, belediyeler, kooperatifler, üretici birlikleri ve firmalardan oluşan çok sayıda katılımcının yer alacağını söylerken, “YÖREX her yıl olduğu gibi bu yıl da Anadolu’nun kuzeyinden güneyine, doğusundan batısına kültürlerin, yöresel ürünlerin buluşma noktası olacak” dedi. Çandır, YÖREX’te 10 bin metrekare alanda binlerce ürünün 5 gün boyunca ziyaretçiyle buluşacağını, girişin ücretsiz olacağını vurguladı.

 TESCİLLİ ÜRÜN SAYISI ARTTI

YÖREX başladığında 109 olan coğrafi işaretli ürün sayısının 1627’ye ulaştığını, 614 yöresel ürünün de tescil için beklediğini belirten Ali Çandır, yöresel ürünlerin korunması, gelecek nesillere aktarılması, ekonomiye kazandırılmasında coğrafi işaretin önemini vurguladı. Coğrafi işaretle ilgili farkındalığı artıran YÖREX’in ardından Avrupa Birliği’nde tescillenen yöresel ürün sayımızın da arttığına işaret eden Çandır, Türkiye’nin 24 yöresel ürününün AB’den tescillendiğine dikkat çekti.


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2024.08.27 12:14:03
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Süper Lig’de 2025-26 Sezonu Tarihe Geçecek Yeniliklerle Başlıyor

Süper Lig’de 2025-26 Sezonu Tarihe Geçecek Yeniliklerle Başlıyor


Türkiye Süper Lig’i, 68. sezonuna pek çok “ilk” ve önemli değişiklikle merhaba dedi. Futbolseverler bu sezon sahada sadece mücadeleye değil, tarihe geçen yeniliklere de tanıklık edecek.





18 Takımlı Yeni Format



Geçtiğimiz sezon 19 takımla oynanan Süper Lig, 2025-26 sezonuyla birlikte yeniden 18 takımlı formata geçti. Bu değişiklik, fikstür yoğunluğunu azaltırken rekabetin daha dengeli dağılmasını hedefliyor. Daha az takım, daha az maç anlamına gelse de, her puanın önemi artık çok daha büyük.





Yıllar Sonra Gelen Dönüşler



Bu sezon üç köklü kulüp yeniden Süper Lig sahnesinde:


  • Kocaelispor – Yeşil-Siyahlılar, tam 16 yıl aradan sonra Süper Lig’e dönerek taraftarına büyük gurur yaşattı.
  • Fatih Karagümrük – İstanbul ekibi, kısa bir aradan sonra tekrar elit ligde boy gösterecek.
  • Gençlerbirliği – Başkent Ankara’nın Süper Lig hasreti sona erdi, kırmızı-siyahlılar yeniden en üst seviyede mücadele edecek.






Süper Kupa’da Devrim Gibi Değişiklik



Türkiye Futbol Federasyonu, 2025 TFF Süper Kupa formatında köklü bir değişikliğe gitti. İlk kez iki takım yerine dört takım kupaya katılacak. Yarı final ve final maçları tek maç üzerinden, tarafsız sahada oynanacak. Bu yenilik, Süper Kupa’yı mini bir turnuva havasına büründürerek izleyici heyecanını artırmayı hedefliyor.





Futbolseverleri Bekleyen Sezon



Hem sahadaki rekabet hem de organizasyonel yenilikler, 2025-26 Süper Lig sezonunu unutulmaz kılmaya aday. Gerek Ankara’nın lige dönüşü, gerek Süper Kupa’daki format devrimi, gerekse 18 takımlı sisteme geçiş, bu sezonu futbol tarihinde özel bir yere taşıyacak gibi görünüyor.



Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2025.08.09 13:03:42
Son Düzenlenme Tarihi :





Antalya'nın göbeğinde obrukta canlı tespit edildi

Öğrencileriyle birlikte obruğa dalış yapıp içindeki canlıları görüntüleyen profesör, bu canlıların gen bankası olarak kullanılabileceğini söyledi

- Antalya’nın jeolojik yapısı açısından önemli bir bulgu olarak kayıtlara geçti
- Eski tarihlerde sulama ve içme suyu olarak kullanılan obruk, duyarsız vatandaşların çöplüğü haline geldi
- Deniz seviyesinin oldukça altında bulunan obruğun içinde Antalya’ya ait endemik çiçek balığı, yılan balığı, tatlı su karidesi, tatlı su kaplumbağası ve kurbağa görüntülendi
- Öğrencileriyle birlikte obruğa dalış yapıp içindeki canlıları görüntüleyen profesör, bu canlıların gen bankası olarak kullanılabileceğini söyledi

(Fotoğraflı)

Suat Metin - Fırat Demir
ANTALYA (İHA) - Antalya’da kentin göbeğinde bulunan ve içi tatlı suyla dolu 35 metre derinlikteki obrukta, birçok tatlı su canlısının yaşadığı ortaya çıktı. Daha önce bölgede yaşayan halk tarafından sulama ve içme suyu olarak kullanılan obruk ise şu sıralar etrafı tellerle çevrili olmasına rağmen bazı duyarsız vatandaşların çöplüğü haline geldi.
Sualtı dalışları ve yaptığı bilimsel çalışmalarla bilinen Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, Konyaaltı ilçesi Arapsuyu Mahallesi’ndeki tatlı suyla dolu bir obruğa öğrencileriyle birlikte daldı. Biyolojik çeşitliliğe bağlı bilimsel bir çalışma yapmak için yaklaşık 30-35 metre derinliğe dalan Gökoğlu, obruğun içinde Antalya’ya endemik çiçek balığı, yılan balığı, tatlı su karidesi, tatlı su kaplumbağası ve kurbağayı görüntüledi. Suyun oldukça berrak olduğuna dikkati çeken Gökoğlu, içerideki canlı türlerin bir gen bankası olarak kullanılıp sıkıntı yaşayan bölgelere aşılama amacıyla kullanılabileceğine işaret etti.

“Buradaki canlılar bizim gen bankamız”
Obruk içindeki canlıları görüntüleyip bilimsel verilere oturtmak için böyle bir çalışma yaptıklarını kaydeden Prof. Dr. Gökoğlu, “Burada Antalya’ya has endemik çiçek balığı var, yılan balığı ve tatlı su karidesi, kurbağa ve kaplumbağa tespit ettik. Buradaki yerli balıklar ve diğer canlılar bizim gen bankamız. Diğer yerlere aşılama maksatlı kullanılabilir. Çok fazla bir popülasyon olmasa da işimizi görür derecede” dedi.

“Çöplük gibi kullanmışlar”
1980’li yıllarda obruğun hafriyatla kapatılmaya çalışıldığını, daha önceki dönemlerde ise bölge halkının burayı sulama ve içme suyu olarak kullandığını belirten Gökoğlu, “Su çok berrak ve temiz. Fakat burayı insanlar çöplük gibi kullanılmış. 1980’li yıllarda burayı kamyonlarla doldurup kapatmaya çalışmışlar. Eğer doldurulmasaydı mükemmel bir yermiş” ifadesine yer verdi.

“Antalya’nın jeolojik yapısı açısından önemli bir bulgu”
Gökoğlu, obruğun Antalya’nın jeolojik yapısı açısından önemli bir bulgu olduğuna vurgu yaparak, “Antalya’nın jeolojik olarak nasıl bir şehir olduğunu gösteren güzel bir örnek burası. Deniz seviyesinin çok çok altında. Turkuaz bir rengi var ve buraya dalış yaparken keyif alıyoruz. Buranın korunması gerekiyor” diye konuştu.

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.03.16 10:06:28
Son Düzenlenme Tarihi :