SON DAKİKA
header-ad

Koyun ve keçi sürüleri villaların bahçelerini talan ediyor

Antalya’nın Manavgat ilçesinde sahiplerinin başıboş bıraktığı keçi sürüsünün, lüks villaların bahçelerine girerek zarar vermesi vatandaşları çileden çıkardı.
Evlerinin bahçesinde bulunan ağaçlar ve ekili sebzeler keçilerin saldırısına uğrayan vatandaşlar, belediyeye ve polise şikayette bulundu. Sorgun Muhtarı İbrahim Etem Şeker, 9 yıldır bu koyun ve keçi sürüsüyle uğraştığını, tüm çabalarına rağmen sonuç alamadığını dile getirdi. Sürü sahibiyle görüştüğünü belirten Şeker; sürü sahibinin “gelsinler ceza yazsınlar. Yazdıkları ceza 1 çuval yem parası. Öder geçeriz” dediğini söyledi.
Sorgun Mahallesinde Kara Belen Mevkiinde ormanlık alanda konuşlanan koyun ve keçi sürüsü, ormandaki ağaçlardan sonra çevresindeki arazi ve evlerin bahçelerindeki ekili alanlara da zarar vermeye başladı. Lüks villaların bulunduğu bölgede villaların bahçesine giren başıboş keçiler, bahçede bulunan ağaçları ve sebzeleri adeta talan ettiler. Keçilerin, villalara girip bahçeye zarar verdiği anlar, yeni ekilmiş zeytin fidanlarını talan etme anları kameralara yansıdı.
Villasının bahçesine giren keçilerin ağaçlarına ve sebzelerine zarar verdiğini belirten İsmail Akdeniz isimli vatandaş, “Manavgat Sorgun Mahallesinde turizm bölgesinde şehrin içerisindeyiz. Burada bir gün koyun bir gün davar sürüsü geliyor. Biz artık bıktık bunlardan. Şikayet etmediğimiz mercii kalmadı. Artık gerekenin yapılmasını istiyoruz. Bugün bahçemize girip talan ettiler. Bir tane yeşil yaprağımız kalmadı. Başıboş keçi sürüsünün bahçemize yaptığı her şeyin kamera kayıtları var. Gidip yeniden şikayetçi olacağız” dedi.
5 yıl aza, 4 yıl muhtar olarak turizm bölgesi olan Sorgun Mahallesinde bu koyun-keçi sürüleri ile uğraştığını belirten Sorgun Mahalle Muhtarı İbrahim Etem Şeker, “Gördüğünüz gibi burada çobanların başıboş bıraktığı koyun ve keçiler vatandaşın bahçesine ektiği ağaçları ve sebzeleri talan ediyor. Yeşil yaprak bile bırakmıyor. Bir an önce bu duruma çözüm bulunmasını istiyoruz” dedi.
Bir süre sonra keçilerin başına gelen ve keçileri otlattığı belirlenen gençten bir daha keçilerini başıboş bırakmamasını isteyen Muhtar İbrahim Etem Şeker, “Bu koyunların konakladığı yer bizim ormanımız. Yanı başında yeni yapılmakta olan villalar var. Ormanda ağaçlara zarar verirken, artık insanların evlerine kadar girmeye bahçelerine zarar vermeye başladılar. Bugüne kadar şikayet etmediğim hiçbir yer kalmamasına rağmen bir şey elde edemedim. Artık çözüm bulunmasını istiyorum. Çobanı bulup birçok kez ikaz ettim. Ama kendisi istediğim yere şikayet edebileceğimi, yazılan cezayı ödemeye hazır olduğunu, yazılan cezanın bir yem çuvalı parası bile olmadığını dile getiriyor” dedi.

Kaynak : İHA
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.04.08 14:23:13
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Doğduğunda üzerine kazan kapatılıp tarlada ölüme terk edildi, şimdi ise herkese ilham kaynağı oluyor

Antalya’da doğuştan elleri olmadığı için bebekken ölüme terk edilen 2 çocuk babası 30 yıllık esnaf Mehmet Temel’in hayat mücadelesi görenlere örnek oluyor.
Antalya’da 30 yıldır esnaflık yapan ve doğuştan elleri olmayan 65 yaşındaki Mehmet Temel, yaptıklarıyla görenleri hayrete düşürürken hayat mücadelesiyle de birçok kişiye ilham kaynağı oluyor. Tarihi Kaleiçi girişinde yerli ve yabancı tatilcilere hediyelik eşya satan Temel, ayaklarıyla yaptığı kahveyi yine ayaklarıyla tutup yudumladıktan sonra mesaisine başlıyor. Ayaklarını elleri gibi kullanarak tespih çeken ve gözlüklerini temizleyen Mehmet Temel, cep telefonunu kullanabiliyor, yazı yazabiliyor, hatta yelpaze ile kendini serinletiyor. Satış gerçekleştirdiği müşterilerinden parayı ayağıyla alıp para üstünü de yine ayağıyla veren Temel’i gören tatilciler ise şaşırıyor.

Henüz bebekken annesi ölüme terk etti
Doğumuyla birlikte hayat mücadelesi başlayan Temel, yaylada doğduğunu dile getirerek, “Komşular anneme ‘Bunu öldür. Başına bela olur, kolu-bacağı yok’ demişler. Annem de genç ve cahil olduğu için beni öldürme kararı vermiş. Tarlaya beni atmışlar ve üzerime bir kazan kapatarak ‘Burada ölsün’ demişler. Kimisi 5 gün diyor, babam 7 gün diyor. Babam köydeymiş ve uzak bir noktaymış. Beni ölüme terk etmişler. Adamın birisi varmış ve babama ‘Senin oğlun oldu ama kadınlar öldürmeyi planlıyordu, kolu bacağı yokmuş’ demiş. Babam bunu duyunca 6-7 saatlik yolu yaya olarak gitmiş. Babam anneme sorunca annem nereye bıraktığını tarif etmiş. Babam dizine kadar çamura girerek benim yanıma ulaşmış. Kazanı kaldırmış ve beni ceketine sarmış. ‘Üzerinde bir çamur dahi yoktu’ dedi. Ben yürüyemiyordum ve yemeğimi onlar yediriyordu. Tuvalete onlar götürüyor. Zaman içinde annem bu duruma katlanamıyor ve babam bir gün beni katıra bindirip bahçeye götürüyor, çadır kuruyor bana bir süre bakıyor. Zamanla her şeyi kendim yapmaya başladım. Ne oldum dememeli, ne olacağım demeli” şeklinde konuştu.

“Şu an yapamayacağım hiçbir iş yok”
Şu anda sakal tıraşını bile kendi kendine olduğunu aktaran Temel, “İlkokula gittim ve şu an yapamayacağım hiçbir iş yok. 8 sene ayaklarımla ayakkabı boyacılığı yaptım. İnsanlar önümde kalabalık oluştururdu, polis gelir beni kaldırırdı. Zabıtaya gittim izin almak için ve o zamanın zabıta müdürü bana, ‘Sen bu şekilde çalışmak istiyorsun da biz sana izin vermeyecek miyiz’ dedi, hatta her gün öğle yemeğimi de onlar getirdi. Zamanla kaset satmaya başladım, hepsini ayaklarımla yaptım. Bir televizyon kanalına çıktım ve evlenmek istediğimi söyledim. Yüzlerce teklif geldi ve bana ilk teklifi yapan kişi şu an eşim. 2 çocuğum, bir de torunum var” dedi.

“Baba, elimi ayağımı kesip sana vereyim”
Hayatında en çok iz bırakan anları da dile getiren 65 yaşındaki Temel, kızı doğduğunda çok mutlu olduğunu aktararak, “Henüz 4-5 yaşlarındayken kızım bana ‘Baba neden elin ayağın yok?’ diye sordu. ‘Baba bir kolumu, bir ayağımı kesip sana vereyim’ dedi. Ben zaten o an koptum. Bir de ben küçükken kardeşim olduğunda benim sorduğum ilk soru ‘Eli ayağı var mı’ olmuş. Var demişler ve benim yüzüm gülmüş, mutlu olmuşum. Küçükken ‘Neden bunun eli ayağı yok?’ dediklerinde bana dokunurdu, ama ben 9 yaşlarında yürüdüm ve her şeyin üstesinden geldim” şeklinde konuştu.

“Mücadele etmeden hiçbir şey olmaz”
Hayat zorluk ve mücadelelerle süren Mehmet Temel, günümüz gençlerine de tavsiyelerde bulundu. Gençlerin kendisini örnek almasını isteyen Temel, “Önce şükretmesini bilsinler, sonra da mücadele etsinler. Mücadele etmeden hiçbir şey olmaz. Engel beyindedir. Benim kolum yok ben çalışamam dememeleri lazım. Önce yokuşu çıkacaksın, sonra inişe geçeksin. Beni örnek alsınlar” diyerek sözlerini noktaladı.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.08.01 15:01:21
Son Düzenlenme Tarihi :





Turizm ile değil, lezzetleriyle de öne çıkıyor

Antalya'nın bugün üzerinde bulunduğu alan, eski Pamfilya Bölgesi'dir. Bu coğrafya, yüzyıllar boyu çetin savaşlar sonucu çeşitli ırkların gelip bölgeye yerleşmesi ve "Irkların Ülkesi" anlamına gelen “Pamfilya” olarak anılmasına neden olmuştur. 
Bunun doğal sonucu olarak, Antalya'nın mutfağı da diğer yörelere göre daha fazla çeşitlilik göstermiştir. Özellikle son iki yüzyıl içinde zorunlu göçlerle Antalya'ya yerleşen Türk kökenli Kıbrıslılar, Giritliler, Moralılar  ve Selanikliler Antalya yemeklerine yeni renkler katmıştır. Bunların yanında Mısır'ın Dimyat Yöresi'nden Antalya'ya göçenler Arap mutfağının en önemli malzemesi olan susamyağını da (tahini) Antalya yemeklerine ilave etmiştir.
Toros Dağları'ndaki Yörük kültürünün ürünleri yoğurt, peynir ve buğdaydan yapılan çeşitli yemek türleri bu çeşitliliğe eklenince Antalya Mutfağı, Türkiye'nin belli başlı mutfaklarından biri oldu. 
Antalya'nın değişik malzemeleri ile yapılan bir çok yemeği vardır. Bölgede 43 çeşit sebze ve 50'ye yakın çeşit meyve yetişir. Böylece yemeklerinde, tatlılarında diğer yörelerde görülmeyen çeşitlilik görülür.  
Bunlardan Antalya Piyazı, Antalya Usulü Kabak Tatlısı, Arap Kadayıfı,  Balık Ekşilemesi, Cevizli Baklava, Domates Civesi, Ekşi Tarhana Çorbası, Filisli Lapa, Hülüklü Çorba, Güveçte Oğlak Tandır, Hibeş, Holuşka, Kabuklu Kuru Fasulye, Kömbe, Sütlü Bulgur, Sütlü Kabak Çorbası, Tatlı Tarhana, Turunç Reçeli, Un Helvası ve Yörük Kebabı… Antalya'nın doğal güzellikleri ve zengin kültürüyle biçimlenen lezzet yelpazesinin yalnızca küçük bir bölümünü oluşturmakta.
Bunlar arasında Antalya Piyazı, Serpme Börek, Antalya Usulü Kabak Tatlısı Antalya’nın coğrafi işaret tescilli özel lezzetlerinden.
Mutfakların köklü bir kültürün, coğrafyanın hazinelerinden oluştuğu düşünüldüğünde Antalya yemekleri, sebze ve deniz ürünleriyle sağlık içerir. Bir de C vitamini deposu narenciye çeşitlerinden yapılan reçelleri, dünyaca ünlenmektedir. Bunların en önemlileri portakal, bergamot ve  turunçtur. Bergamot meyvesinin kabuklarından yapılan bergamut tozu, siyah çayın içine karıştırıldığında dünyaca ünlü “earl grey” çayı elde edilir. Torosların üzerinde yetişen Toros Kekiği hem çay olarak içilir hem de alınan kekik suyu anti-kollestrol olarak kullanılır. Ayrıca  Bergamot Reçeli ve Turunç Reçeli Antalya’nın coğrafi işaret tescilli özel lezzetlerinden.
* Haber merkezi

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.04.21 11:52:54
Son Düzenlenme Tarihi :